
17 Mart 2011
güldüm

1 Mart 2011
lale ablaya
lale abla bak oğlum bu günlerde hayatına başka kadınlar alayım demesin acayip kıskanırım. o popoları ben ısıracam,o yanakları ben öpecem, o iki minik dişi ile beni ısırırsa ben kahkaha atacam ona göre.
sonrasını bilmiyorum:))) ama bu yorum bana ikinci geliyor yeni doğum yaptığımdada bir arkadaşım sakın ha böyle kayınvalide olayım deme, olacak gibi görünüyorsun, bak bizde kızlar var dediydi:)))
kimbilir de ben kayınvalide olana kadar cadılık yapacak halim deyim kalmaz diyorum ben ama???
çok sessiz bir görümce olduydum, öncelikle kardeşimin huzuru ve mutluluğu için. susmam, dayanmam diyeceğim nelere susuyor, sabrediyorum amma velakin ilerisi allah kerim:))))))))))
ben listenle ilgili şaka yaptım, hiç düşünmedim :)))
24 Şubat 2011
günler geçiyor/ sıkılan okumasın yine oğlum r




10 Şubat 2011
günler...
onun dışında mutfak hiç boş durmuyor. benim yemek demelerim sanki başarıya ulaşmış gibi, şimdi oğlumun denemeleri mutfağımda. sanki kimya deneyi. azıcık çorbalar, yemekler... herkes her ne kadar tatsız tuzsuz yiyor bu çocuk deselerde tadınca şok oluyorlar. evet şeker tuz yok ama buharda pişen, ve harika karışımalr sayesinde bence oğlum bizden bile lezzetli şeyler yiyor daha önemlisi yediklerinin gerçek tadını alıyor. gurme olabilir. dayısı çok duygusal şair mair gibi bir şey olacak? diyor. bende yokk sehpalara öyel vuruyor ki görmeyin ünlü piyanistler gibi bride ayaklarıyla ritim tutuyor, doğduğundan beri klasik müzik ve radyo 3 dinliyorum demiyorum bile. o piyanist olacak diyorum. anneannesi ona beyaz yakışıyor o dr olacak bakın görün diyor:)))))))) neyse ben nelermi yapıyorum. kocacışıma ve gece yarısı kurt gibi acıkmış bana atıştırmalık hamur işi yapıyorum. öncelikle çikolatalı ve kakaolu browny fix. başka kurabiyeler, irmik helvası, un helvası ama ağır geldi beni şişirdi ona ara verdim. zeytin yağlılara kocacışın oğluşuna süt için yaptıkları var ki... kısaca mutfağımın kokusu bitmez oldu. sucuklar, balıklar, pastırmalar, tavuklar, yumurtalar... her gece pilav yada makarna... ben bu yıl yediğimi 40 yıldır yememişimdir. her şey süt için. oğlum bu günlerde yine yemek yemiyor masaya gelince daha istemiyor, önlük taktırmıyor dahada önemlisi yemiyor ve çok aç bile olsa durmadan mem, meme diye sızlanıyor. su ve papatya çayı içiyor onların arasında neyi kakıtır yedirebilirsem canımı sıkıyor oğlum böyle değildi. dilerim geçicidir...
ev işi hala sorun... ya kemiklerim birbirine giriyor, kan ter içinde kalıyorum o ağlamadan bitsin diye yada yapmıyorum ki buda kötü çünkü ne yaparsam yapayım eve sanki toz yağıyor. ev 1 saat temiz kalmıyor gibi geliyor bana... her gün temizlik yetmez bu eve günde 2-3 kere yapak gerekki o zamanda tahmin edersiniz başka iş olmaz... şehrin dışında yaşamanın sonucu mu bu ki?
kitabım daha bitmedi, hemende bitmez...
seyredecek film bulamıyorum keyfime göre, ama çocuklar duymasın benim için haftada 2 gün oluyor da o başladığında ben oğlumu uyutuyor oluyorum. sonrasındada yemek işi var. artık mutfakta yiyoruz 1 yılı aşkın süredir. mutfağa tv almayı kocacışa söylüyordum ki pişman oldum zaten bir masada iki laf ediyoruz diye kocacış bir başladı .... :))
ancak hala diş buğdayı yapmadım...
4 Şubat 2011
diş iznindeydim
oğlumla nezle olduk gibi olduk, hani eskiden olsa nezle bile demiyeceğim kadar hafif ancak söz konusu oğlum olunca iş ciddi. hani bununla bitse iyi bizim evde tazecik 2 diş var:)))
kış dolayısıyle kapalıyız. soğukta gezecek keyifli bir yer yok, ev gezmelerini virüs dolayısıyla askıya aldık. oğlumun bu günlerinde, okumalar, seyretmelerde askıya alındı. ev toplandıysa, yemek yapıldıysa işler bitmiştir. geri kalan tüm zaman oğlumun. hani pek öyle eziyet etmedi ama bendende ayrılmadı. yanağını yanağıma, elime, koluma dayadı, bacağımda yattı durdu. tebessümü eksik olmada neşesi tamda olmadı.
şimdi diş buğdayı yapacaz oğluma...
28 Ocak 2011
20 Ocak 2011
pazar
17 Ocak 2011
blog arkadaşlarıma
ha birazdanda mail atacam sana ona göre bir yerden ses ver. msn dede hiç yoksun bak...
lale ablayı çook kaçırmışım fırsat bulsamda o tadı damakta kalan yazılarını kaçırdığım maceralarını okusam
duygu hep aklımda, onda kendimi tekrar ediyorum gibi oldum. alışverişlerimi, doğum sancımı yaşadım şimdi sayfasında. ona öyle çok yazmak istiyorumki. sonra müdahale etmemek adına vazgeçiyorum nede olsa herkes kendi doğrultusunda yaşasın diyorum. mesela sancın gelince başın kalabalık olmasın diyecem vaz geçiyorum. belki onun için zor olmaz demi ama
oğlum iyileşti.
saçlarım kesildi, eve geldim kcoacış dahada kısa kestirseymişin dedi. ama tekrar gidemem oradaki saç kurutma makineleri oğluşumu çok üzüyor korkuyor oğluşum. ayrıcada artık bensiz olamıyor. kış gelip çok başbaşa kalınca bana çok düştü.
yazacak çok ama zaman yok
uyku uyku...
6 Ocak 2011
yeni yeni

bu sabah kocacışa bozuldum. oğluş doğduğunda bana şöyle dokunmatik ekranlı falan bir telefon almıştı. bu sabah kalktım baktım ki benim telefon gidiyor. daha iyisini beğenmişmiş bana ne ben onu istiyorum daha iyisini değil demedim bile çünkü böyle bir şeye kalkışırken bana sormadı bile.
sabah iştimalarımız gittikçe erkenleşiyor da, asılsorun gece nöbetleri onlar belirsiz...
uykusuz günlerdeyim hiç olmadığı kadar.
yinede her şey normal gibi yaşımaya çabalıyorum. en büyük sorunum hala elektrik süpürgesi kullanımı. yemek zaman zaman sorun olabiliyor da o çok önemli değil bir şekilde hal oluyor. hala kitap alamadım. çevremde nezle grip salgını nedeni ile pek evden çıkmıyorum. planladığım bu değildi her durumda dışarı çıkacakım sözde ben ama gelin görünki her şey plana uymadı. oğluşumun nezle kaptığını düşündüğüm bebek 15 gündür iğneye giidyor düşmeyen ateş nedeni ile olunca gözüm korktu.
oğluşum tam bir luli hastası oldu. bizede onun oyuncağını aramak düştü. kırık yumurtadan bezi olan üçgen suratlı o civciv çıkınca her şey yoluna giriyor oyuncağınıda sever dedik. her dışarı çıktığımda arıyorum hala bulamadım. bir yandanda sanki müziğine hayran mı acaba diye düşünüyorum. çünkü arkası dönükken bile fark edip ağzı açılıyor, eller çırpılıyor sonrada eller ağza gidiyor. hala çılgın gibi kaşınıyorlar ama gelen giden yok.
misafir tempomda ciddi bir düşüş var. benim de gezmelerime engel olan hastalık kadar birde bebeklere davranışlar. gittiğim yerde eliyle dişini kontrol eden, küçük çocuğuna oğluşu vermeye kalkan hatta yediklerimizden tattırmaya kalkan. insnalara şaşıyorum. kimsenin bebeğini değil çocuğunu bile izin almadan elimi sürmeyen benim için bunlar hayret verici. korkarım bir gün o ikramlardan çiğneyip veren çıkacak diye. insanlar ne düşünüyor bilmiyorum. tamam çok evhamla bebek büyütmemek kararındayım da bu kadarı... yani en azından bana sorabilirler demi ama. ki benim korkularım arasın enfeksiyon kadar alerjide var o nedenle her tattırdığımda korku ile takip ediyorum...
birde bir bilen varsa lütfen söylesin her çocukta böyle tutarsızlık olurmu? günü gününe tutmuyor. kimi gün yemeklerini yiyor uykusunu uyuyor kimi gün ağzı su için bile açmayıp uyumamak için resmen direniyor ve gece uykusuda en çok 1 saat deliksiz oluyor. saat başı uyanıyor. lütfen fikri olan yazsın her fikre açığım.
