EVİME HOŞ GELDİNİZ

SİZİNLE GERÇEK HAYATIMI PAYLAŞMAK İÇİN SEÇTİĞİM BU SANAL EVİME HOŞ GELDİNİZ...
YAŞADIKLARIM, YAŞAMAK İSTEDİKLERİM, DÜŞÜNDÜKLERİM GÖRDÜKLERİM DİNLEDİKLERİM GEZDİKLERİM NE VARSA KENDİM İÇİN YAZIP SİZLERLE PAYLAŞIYORUM.

Powered By Blogger
OĞLUM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
OĞLUM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2011

diş iznindeydim

yine yokum, çok işim var çok... daha doğrusu işimiz var.
oğlumla nezle olduk gibi olduk, hani eskiden olsa nezle bile demiyeceğim kadar hafif ancak söz konusu oğlum olunca iş ciddi. hani bununla bitse iyi bizim evde tazecik 2 diş var:)))
kış dolayısıyle kapalıyız. soğukta gezecek keyifli bir yer yok, ev gezmelerini virüs dolayısıyla askıya aldık. oğlumun bu günlerinde, okumalar, seyretmelerde askıya alındı. ev toplandıysa, yemek yapıldıysa işler bitmiştir. geri kalan tüm zaman oğlumun. hani pek öyle eziyet etmedi ama bendende ayrılmadı. yanağını yanağıma, elime, koluma dayadı, bacağımda yattı durdu. tebessümü eksik olmada neşesi tamda olmadı.
şimdi diş buğdayı yapacaz oğluma...

24 Kasım 2010

ayıp etmişim

ay ne ayıp etmişim, ben oğlum döndü demiş gitmişim
geçen zamanda oğlum döndü, oturdu hatta ayakta durma çabalarında, hoppala şeklinde zıplamaya bile çabalıyor.
bu sürede internet sorunu yaşadık, yeni bir bağlantıya geçtik, onun kablosuzu yokmuş, eskisine geri döndük falan, bu arada derede yine girmişim yazılarım yarım kalmış yayınlamamışım falan..
bu arada merak ettim sizleri, lale abla neler pişirdi taşırdı, nereleri gezdi, evinde neler oldu,vs...
duygu nun hamileliği nasıl gidiyor aklımda hep...
ilknur bir türlü gelmemişti diyordum ki gelmiş yorum yazmış, onun kızları merak ediyorum...
ha ben mi, bende artık pişiriyorum, hatta ben gerçekten bol bol taşıyorum birazda yakıyorum:))) ama genelde beceriyorum, hani ev hanımı olmadan anne olunca bu yaşta eee hani normal:))) daha düne kadar temizliğe ütüye yardımcım varken şimdi hepsi bende birde oğlum. aslında öncelikle oğlum varda yanında işler var. gittikçe daha rahat davranıyorum ben rahat davrandıkça işler daha yoluna giriyor. eski titizliğimi bırakmaya çalışsamda zaman zaman eski hallerimin geldiğide oluyor. yeni ve basit tatlı, kek tarifleri deniyorum da bu gün yıllarıdr yaptığım ilmik helvasını birazcık yaktım:)))
oğlumun bu kadar hızlı büyüyeceğini hiç düşünmemişim eğer düşünseydim geçen zamanda elimden bırakmazmışım dediğim an, artık her şey önemini yitirdi artık. zamanımı enerjimi ona veriyorum kalanlarla idare edior herşey ve herkes... hani bana verilen hep sakın kucağa alıştırma sen zorlanırsın, şunu yapma bunu yapma dediler. ben öncelikle duygu ya ve okuyan üm hamilelere diyorum. onu mümkün olduğunca yanınızda tutun, herşeyi boşverin, herkesi boşverin onunla yanak yanağa olun çünkü o kadar kısa zamanda kafasını diğer yana çevirip başka şeyle ilgilenmeyi öğreniyormuş ki, inanılmaz. seyrettirmesemde tv yi görüyor, gelen sese, ışığa, oyuncağına dönüyor. kendi kendine yat yuvarlan yapıyor veee bunlar giderek artacak biliyorum. bu oğlumun her nekadar büyümesi olması nedeni ile beni sevindiriyor olsada, diğer yandan onunla geçirdiğim zaman azalıyor, azalacak.
ancak tüm zamanların en bakımsız halini almışım, benim klasik kış geliyor modumda bunda etkili. hava birazcık serinlese benimkanım donar, canım bir şe yapmak istemez. kuaför zul gelir, hatta evde banyoya girmek bile keyif vermez gibi olurum bir süre. hani ilkbahar yorgunluğu bende sonbahar depresyonu gibi yaşanıyor sanırım. saç boyamıyorum zaten. gerçi allahtan bayram geldide hani birazcık elime yüzüme bakılır oldum:))
bu arada gecede bir sayfada olsada kitap okuyorum. koloni bitti hani nasıl dı diyen olurmu bilmem ama bana göre başınd aiyi gitsede, sonu hani tvde seyretmediğim türden bir bir hal aldı... şimdi melekler ve şeytanlara başladım. neden mi? ev de elimin altında ilk onu buldum şimdilik ortalara doğru geliyorum iyi gidiyor. hala kitap alamadım. dışarı çıkma, alışveirş konusunda oğluşumla sık sık sorun yaşamaya başladık. ek gıdalara geçişimiz bazı sorunlar çıkardı ee hadi onu başka yazıda yazayım...
şimdilik kaçtım

20 Eylül 2010

erkeklere acıyorum

oğlumun hayatımıza girişinin haberini almamızın yıldönümüydü (yaptığımızın yıldönümünüde kutladık kocacışla ama onu buraya yazmadım ayşe a r mandan farkım olsun diye) geçen yıl bu zamanlar onu kaybetme korkusunu yaşıyorduk ve aradan 1 yıl geçti.tombul tombul 1 yıl, dip boyasını geçtim saç boyasız bir yıl. en kocaman göbeklihallerim, hatta sırt yanlarımda sarkmalar başladı galiba... ama takıyormuyum hayır, hatta buna en dikkat eden kişi kocacış bile hiç takmıyor çünkü hayatımızdaki o minicik şey herşeye değiyor. ama bu yıl en çok erkeklere acıdım bunca şeye rağmen. acıdım çünkü ilk olarak karnında oynayan o canlıyı hissedemedikleri içindi, şimdide emziremedikleri için acıyorum. gerçekten acıyorum. gecenin bir yarısı normalde duymadığım bir sese uykumun en tatlı yerinde uyanıyorum evet ama o ses o minicik şeye ait, derdini normalde söyleyemeyen ama anlatan o sese. sonra derdini söyleyemesede açlığı ile geceliği çekebilecek kadar oldu oğlum onun altından emeceğini biliyor ve memesini alıyor cuk cuk... işte o an herşeye değiyor yok böyle bir şey, yok böyle bir zevk işte o zaman orada yatan kocacışa acıyorum o oğlunu seviyor, oynuyor, yıkıyor... ancak benim o an yaşadığım zevki yaşayamıyor...

12 Eylül 2010

yatağım halka açıldığında, saçlarım

not: oğluşum arkaSI KEL DEĞİL:))ben kestim hatıra olarak
yatağım halka açıldı, saçsız kalabilirim...


evde yeni yeni sesler var, en planlı plansızlığım, en dağınık hallerime hayranım,




en sevmediğim şey birilerinin yatak odasına girmekti, hele hele evli bir çiftin yatak odası, yatağına oturmak en sinir olduğum şeylerdi, bakın yatmanın adını bile anladım. bu durumda kendi yatağımada böyle davrandım. evlendiğimde ilginçlikler vardı evimde kaldığım ilk gece kocacış yoktu biz evi yerleştiriyorduk, eşim yok diye yerde küçücük bir minderde yattım. yani batıl inanç değil, totem değil ama inanılmaz dika ettiğim bir şeydi.ee bu gün oğlum o yatakta yerini aldı, hemde ne almak. koskocam yatakta o gelince biz düşmeden önce duruyoruz iki kenarda o kalan yerde:))))))) buna denecek bir şey yok. bu arada yatak wc yerine kllanılıyor gibi oğluşum. mesela banyodan çıkınca, yada faz emince kusuyor, hatta hatalı bebek bezi sayesinde kaka bile oldu:)))))) bunlar bize hoş tebessüm ettirmekle birlikte oğluşum hayatımıza girmesi, yatağının yatak odamıza girmesi ile cümle alem atak odama girdi çıktee hadi buda tamamda bi,rde oğluşumla birlikte yatağıma uzanmalar, yatmalar çıktı. annem oğluş nefes alsa odamıza dalıyor, oğluşu bana getiriyor, yatakta oturuyor, oğluşu seviyor. babanem ben onu utırken benim yataka yatıyor, uyumasını bekliyor,onunla oynuyor. en tak odamdayken her gelen ir bakıyorum yan yatıp dirseğine dayanıp konuşuyor:)))))) beni düşünmek istermisiniz????

yakında kel kalacağım bence kesinde, hani o saçları bi,r ,ht,yacı olana verebilsem. oğlum dik duruyor, oturma eğzersizleri yapıyor, dönmeyi düşünmüyor ama:))) kucağıma gelir gelmez, o yatarken ben ona eğilince kısaca her fırsatta saçlarımı yakalıyor. hatta kucağımdayken tutup asılı kalıyor:)))))) her seferinde saçlarımı kurtarmak yetmiyor, birde elindeki saçları temzilemek gerek. hal böyle olunca evin her yeri saçım çıldırtıcı bir şey... temizlik yapınca artık süpürgede tozdan çok saç var. ama oğlum bundan vazgeçecek gibi görünmüyor, benimse geleceğimde kellik görülüyor:)))))))

hayatımda plan yapamamanın planını yapar oldum. yarın saat 12 de evden çıkabilirmiyim? bilmiyorum. yada öğleden sonra dışarı çıkalım mı? oğlum ne derse, veee bunu hangi saatte derse. bu bana göremi? hayır. bu gece yemekten sonra ütü yapabilirmiyim diye konuşurken. ben nasip bilmem diyorum. gerçektende mesela bu gece oğluşumum içi bulandı kustu. ve yatması gereken saatte yatamadı, saat 22:00 de hala uyumamıştı. o saatten sonra yemek yedim veee tabiiki ütü yapılamdı. şimdi yatma planındayım. nednese oğlum artık geceleri kalkıyor, hele dün gece 1,5 saatte bir uynadı, oysa bukadar sık kalkmıyordu.

evimin en dağınık halleri. hani düzenli biriydim ama kendimi çok germezdim. gece yatarken sehpayı hep kocaıcş toplardı ben bırakır yatardım ama dolaplarımı, çekmecelerimi deli gibi düzenlerim, hani kiralarda gzdikçe bu imkanım azaldı. düzenleyecek dolap çekmece olmadığından:))) şimdi mi? asla olmaz dediklerim oluyor. mesela bebek bezleri için banyoda arı bir çöp kovası var ama banyo doluyken eşiğinde bir kirli bebek bezi görebilirsiniz, salonda bebek sepeti, içinde oyuncaklar, oğluşu koltuğa aldığımda kullandığım çarşafı, üstünü değiştirdiklerim yatağının ayak ucunda asılı, yada yere düşmüş olabiliyor, benim yatağımda alt değiştirme minderi yanında mendil kutusunu bırakmış olabilirim, ilaçlar masada, benim terlikler bir yerde, dılarıdan gelince çıkarılmış giyisiler bir yerde, kuruduğu halde toplanmamış çamaşırlık, ütülenecekler bekliyor.... ha bu böylemi kalıyor hayır, mesela saba ben kahvaltı ettikten sonra oğluş uyursa hemencecik her şey yerli yerine giriyor ama siz kapıyı o saatten önce çalarsanız?:) yada bayramda ve sonrasında gezdiğim gibi her gün evden çıkarsam bir kısmı süreklilik kazanmış gibi olabilir. bayramda her gün sabah sıra ile duş alıp hazırlandık çıktık. gece geldik oğlanı uyuttuk yemek yedik ve sızdık. pazartesi deli gibi tezmilik yaptım evi topladım, ütü yapmadım ama dünle bu günde gezince yayılmacı politika hızla evimize girdi... işin ilginci her akşam sehpayı toplamadan yapmayan kocam, onun işi çekmece dolap değildir. onun iş görüntüyü toplamaktır ki, neyse o bu durumdan o kadar mutluki inanılma zkeyif alıyor bu dağınıklıktan çünkü evde bebek kokusu var bayılıyorum, vee bu dağınıklıkta ona ait gittikçede artacak yaşasın, oğlum geldi evimize, yerleşti, yaşıyor veee bunlarda bunun izi diyor:))))

oğlum kahkalar atıyor, siren sesleri çıkarıyor, gülüyor.

dr larının deyişiyle çok mutlu bir bebek. elbetteki bir yeri ağrıyınca ağlıyor, acıkınca, yada... ancak o sorun giderilir giderilmez gülebiliyor bebek masumluğu ile. iki gecedir saat 8 gibi kusuyor. ondan önce içi bulanırken mızıklanıyor, kusuyor, ve sıkıntısı bitince gülücükler dağıtıyor.... onun bu masumluğuna hem aşığım, hemde içim eriyor...


hala saçlarımı boyamadım. ama evden makyajlı çıkıyorum. kendime basit bir kaç giyecek aldım. artık parfümümü kullanıyorum. ama terlik yada ayakkabılar bu sene sorunlu oysaki hamileikte hiç sorun olmamıştı. kilolarımı epey verdim ama hala göbeğim eski haline dönmedi ama iyimserim umut vaad ediyor. ameliyat izimde oldukça ümit vaat eidyor sanırım dr umun dediği gibi seneye hiç belliolmayacak gibi ama benim en sevdiğim izim o.... hatta üztüne oğlumun doğum gününü yazan bir dövme düşündüm???? yada ilk ismini yazdıran bir dövme istiyorum bir yerime ama öyle her an görünebiliecek bir yerime değil:))))) vee oğlumun ilk ismi kocacışın tek ismi:))))) bir taşla iki kuş!!!!

bir sinirle face e üye oldum. uzun hikaye...

ev işlerini yetiştiriyorum ama bir yerime motor takılmış gibi:))))))))))))))


3 Eylül 2010

inanılmaz ama bu gün yine dışarılardaydık.
arka arkaya bizi bozmasın derken, dayısının yanına uğradığımızda oğluşum önce huysuzlandı, sonr ağlamaklı oldu, oradaki tecrübeli anneler bu çok sıcaklamış ( oda ne demekse) deyince soluğu sağlık ocağında aldım, ateşini ölçtürdüm, dr a dinlettim falan sonra orada emzirdim bri ara sakinledi eve geldim. ondan önce yengemle buluştuk oda oğluşuma bayramlık aldı. ay bunca bayramlığı bayramda giymeye bayram yetmeyecek gibi:)))

bayramlık alışverişi sürprizdi asıl digi-türk ün dekoderini iadeye gittim. doğum yaptığım saatlerd earayan görevliye kızmış ertesi günkü ile delirmiştim ve iptal ettirdim o iş yapmakta o telaştan ve sıcaklardan sonra bu güne kaldı. digidigi ile 11 yıllık beraberliğimiz oğlumun ilk saatinde bitti:) çokda önemli değil şu aralar tv ye ayırdığım zaman önceden planlanamıyor zaten.
oğluşum iki gecedir beden ayrılamıyor, dün gece aşıdan dedik, bu gece sebebsiz yarın akşama ya nasip.
ilknurcum ilk kahkahsı geldi, evet harika bir şey, çıldırdım:)))))))) hemde banyoda geldi. banyo yaparken kahkaha atıyor katılacak diye korkuyoruz:)) sesini duyunca bile nasıl hareketleniyor, heyecanlanıyor ve gülmeye başlıyor görme gitsin:))))

son durum bitti ben çamaşırları asmaya gidiyorum, hayatı yoluna koyuyorum derken gece yarılarından sonra iş yaptıpımıda yazmışmıydım:))
olsun gündüz oğlumla oynarım, onun yüzündeki gülüş herşeye değer

1 Eylül 2010

40 bitti bile...

aslında tamamen ihmal hani o kadarda buraya giremeyecek kadar değilim:))
hani eskisi kadar gezmeyebilirim ama bu kadar değil.
evden çıkmayalı 36 gün oldu, egenin sıcaklarında ev hapsimiz uzun sürdü...
ama bu gün gezmenin dibini bulduk, oğluşun aşısı vardı sabah sabah evden çıktıkç dayısı, anneannesi telefon ettiler çıkma diye,
aaa yeter dedim, sıcaktı, yağmurdu bune ya bitmez bunlar önümüz kış yağmur soğuk olacak. sonrası yaz yine sıcaklar gelecek allah izin verirse bu böyle sürer çıkmadan olurmu. üniversite bir hocam vardı kötü hava yoktur insanın hazırlıksız olduğu hava vardır derdi de, 40 dereceyi aşkın sıcaklıkta nemi ekleyince yapılması gereken hazırlık nasıl olacakki dışarı çıkmadan:)))
neyse kısaca ben kimseyi dinlemedim, benim dinlemeyeceğimi anlayan kocacış tık çıkarmadı:)) aşıdan sonra gezdim nihayet yaz biterken kendime bir kaç parça giyecek aldım. 2 gün önceki doğum günüm içinde bir kaç şey gelmişti:)) kitap baktım dolandım.
oğluşumla ilk doğum günümü kutladım. aslında bir bakıma oğlumun da doğum günüydü çünkü biz onu geçen yıl doğum günümde yapmıştık. benim için en anlamlı doğum günümdü, ben hiççç hediye beklemedim bu yıl, en güzel hediye kucağımdaydı. bu yıl bize oğluşumun büyük abiside katıldı. artık sık uğrar oldu bunda oğluşumum etkisi?
oğluşum harika bir bebek oluyor en azından benim için, gelişimi iyi, küçük ve komik adam, amma benim için en güzeli şu günlerde bana olan düşkünlüğü gururumu egomu inanılmaz okşuyor. ağlarken kimseye değil bana gelmesi, başkasındayken beni takip etmesi sesime tepki vermesi her ne kadar bunda memenin bende olması etkili olsada olsun ben inanılmaz mutlu oluyorum:)))
bu arada neler mi yaptım. geçen gün yine lale ablanın kulaklarını çınlatarak tarifi olmayan uydurma kek yaptım. her seferinde yazıyorum ve bıkmayacam her seferinde yazacam. kek yapmanın bana mantığını kısaca yazarak bana kek dünyasının kapılarını açtığı için teşekkürler lala abla. bu seferki özellikle doğum günü tebriklerine gelenlerle çoktan bitti ve herkes beğendi.
sonramı bir sabahattin ali bitirdim, kürk montolu madonna. nasıl olmuş bilmem ama ben bu yazarı hiç okumamışım işte!!! şaşırdım. taaa ABD dan hediye geldi:))) kocaıcşın arkadaşları tatile gelirken oğluşa bir sürü hediye getrimişler, biraz ayıptır söylemesi koca koca markalar ( bu arada laf aramızda onlarla küçük adam oluyor) biraz gündelik ve ilk yıl anı dosyası bebeğe falan ama bizede bir şeyler getirirken bir kitapta eklemişler. hani eskiye, okuduklarıma göre roman sayılmaz hikaye kitabı gibi ama olsun ara verince hafifi başlamak iyi oldu yani, sonra yarın kalmışa devam ettim. veee dedimya bu gün de kitap baktım bir kaç kitap var aklımda... evde temizliği, yemeği yapıyorum da malum ramazan nedeni ile misafire ara verdim ve daha derin temzilikte annemden yardım alıyorum ancak eskisine göre çok nadir. annem dönüş yapar gibi, gibi çünkü babanem bizda hala bu arada bu süre bu gün 4 ay bitti yani oğluşumda 4. ayını bitirdi...
bu serinliğin fırsatını kaçırmadan gidip yatmalı, oğluşum aşının etkisi ile gece uyanabilir, o uynamadan uykunun dibini bulsam:)))
ancak her fırsatta buradan merak ettiklerim var. lala ablanın tatilini okuyamadım, kızlar ve o neler yaptılar, neler okudular, nereleri gezdiler. duygunun hamileliği nasıl, sık sık içimden onunla okunuşuyorum. ona bir şeyler anlatıyorum akıl veriyorum haddim değil ama olsun bak ben bunları yanlış yapmışım bunları düşünmemişim gibi... ilknur u kızlarını sağlık durumunu ve yazın neler yaptıklarını heeppp merak ettim ediyorum

1 Ağustos 2010

temmuz biterken sıcaklarda

temmuz biterken bu sıcaklarda evdeyiz, aşılar tamamlanmadığı için tatil planları askıda, oğluş denize giremeyecekse diye...
geçen hafta oğlumuda alıp kahvaltı için evden erkenden evden çıktık. serin serin kahvaltımızı yapıp pazara gittik. pek iyi bir plan değildi belki, zaten pek bir şeyde bulamadık kuru pazarda. mutfak perdem kötü durumdaydı. yine taşınmaktan bahsetmeye başlayan bir kocayıda düşününce pazardan kocacışın berber perdesi dediği bir perde aldım. onun dışında sebzelerimiz alıp öğlen eve döndük kan ter içerisinde. geçen hafta öyle döndüğümü düşündükçe bu hafta dışarı çıkanların allah yardımcısı olsun. ben pazardan döndüğümden beri hiç çıkmadım. evde yemek, temizlik falan... annem tatile gitti çanakkale ye yiğenine gittiler. babanem benimle kaldı. yeni yaşamıma uygun planlar düzenlemler geliştirmeye çalışıyorum. gündüzleri oğlumla geçiriyorum. akşam o yattıktan sonra işlere zaman ayırıyorum. yani annem gitti ama evim temiz, dolapta yemek var, çamaşırlar yıkanmış, ütüler yapılmış vee gündüzleri oğlumla uyunmuş, oynanmış... ama burası ihmal edilmiş durumdayım. oğlum sıcaklarla yeni yeni huylar geliştirdi öğlen uykusunu memede emerek uyuyor veee sık sık elini emiyor. ben yalancı meme vermedim bıraktırmak zor olacak diye şimdi ise o elini emiyor bunu bıraktırmak dahada zor olacak yani her şey doğru yapılamıyor yada her şey düşünülemiyor:(((
benden en kısa haberler bunlar anlatacak çok şey var belki, yaptığım bamyanın tarifi vermesemde, keklerden kurabiyelerden bahsedebilirdim. gelenlerden, konuşulanlardan bahsedebilirdim. eee her şeyi yavaş yavaş ayatıma tekrardan sokuyor ve düzen kuruyorum.
şikayetçimiyim ASLAAAA
hamileyken en güzel günlerim bunlar diyordum, oğlumu kucağıma aldım o minik halinin en güzeli olabileceğini düşünüyordumki bu hallerine geldik, gümeye agulamaya başladı. her yeni durum yeni bir planlamayıda beraberinde getirdi... şimdilik bu kadarını becerebiliyorum
görüşene kadar...

15 Temmuz 2010

oradan buradan geçen günlerden

bu günlerde çokkk yoğunuz
buralarda havalar bir serinledi fırsat bildik gezdik
sonra ısındı mecburi çıkışlarımız oldu
pazartesi kocacışın doğum gününü kutladık, daha doğrusu kutlamaya çalıştık bebekli ve benli ilk doğum günü, onun önceleride bebekli doğum günleri olmuş ama bu benim için yeni, oğluum evd ebir şeye izin vermedi attımkendimi yola şehre gittimki o ne çok sıcak kocaıcşa hediye bakacaz sokaklar kaynar kazan, dükkanlar buz devri, olmaz dedim, oğluşumkıpkırmızı oldu, kanter içinde kaldı.eee valla kocaıcş kusura bakma dedim hemen döndüm eve, eve dönünce o sıcağı yiyen oğluşla ilgilendim kocacışa bir pasta bile yapamadım. akşam eve gelince kocaman öptük, özür diledim biraz kapris yapar gibi oldu sonra olsun en güzel hediye kucağımızda dedi bizi öptü, sonra odasına gittik koyduk bir şarkı üçümüz dans ettik:)))))))
salı doktor kontrolü vardı denize karşı harika bir muayenehaneye gittik ohh pöhür pöhür esiyor dayımız geldi ama o aşağıdaki cafede oturdu dr ağlatırsa diye... anneannesi bizimleydi ve nitekim ağlattı, öncelikle düğmesini açmadan tulumu çıkarmak isteyen dr a sinirlendi, e bride üstüne mingaldağına bakınca kızılca kıyametler koptu muayenesi bitince anneannesini aldı çıktı biz dr u ile konuştuk. allahıma çok şükür sağlıklı ufak tefek şeyler var ama mesela annesi gibi alerjik bünyeli, gıda hassasiyeti var, hidreseri var falan ama hiç biri önemli değil dedik... orada ishal aşısını da olduk çıktık. hep birlikte esintili kordonda bir sefa yapıp, kemaraltında iskender yiyip veee mother&care den yeni boyumuza kilomuza uygun bir kaç şey alıp döndük.
asıl dün 3 aşı oldu biri koldan verem aşısı, diğerleir bacaktan. aşıdan sonra biraz dolandırıp arabasında uyuttuk geldik ama evde bir 1 saat geçirdik aman allahım aklım çıktı:( bir kaç kere katılacak sandım. her ne kadar dr lar katılmazda deseler insan bebeğinin o helini elinde görünce hani hiçde dr un dediklerini düşünemiyor panik oluyor:((( geceyi çok hassas geçirdi oğlum o mırıldandıkça kucağıma aldım, emzirdim. her gecekinden fazla şevkat gösterdim. neyseki bu sabah ev esiyor arada şekerleme yapıyor oğlum....
bu haftaya sığanlar bunlar geçen haftayı düşünmem gerek ama önce oğlum sitesini düzenlemeye fırsat bulamadım ağırlık oraya keşke bazı günler geçiyor, bazı kareler kaçıyor ama oğluma bebekliği ile ilgili gerçek bir şeyler vermek istiyorum...
bu akşam küçük abisi bizlere katılacak, oğlum küçük abizi ile yeni tanışacak, bakalım... ???
ben kendime ucundan kıyısından zaman ayırmaya çalışıyorum ama hala tam düzene giremediğimiz için olmuyor. dr 4 ayı doldurmadan fazla bir şey bekleme dedi... oğlumun canı sağ olsun. o sağlıklı olsunda gerisi hal olur.

30 Haziran 2010

gag / tarifsiz tarifler

herkese gag geldi bu sayfada bebekte bebek, hani hamilelikte yine bir şeyler yazardım ama oğlum doğdu doğalı dünyam güneşin değil onun çevresinde döner oldu:)))))

ama ona yeni blog yapıyorum buraya yine yemek tarifleri gezmeler gelecekte... işte... gezmeler de hala 40 gezmeleri... ay anlayacağınız ben fena halde, evli mutlu ve çocuklu olup ev hanımı oldum. bu gün küçük halamdaydık ondan çıkarken oda sen epeycene anne olmuşun dedi... pek benden beklenen bir durum değildi anlayacağınız, ben özgür kız durumlarında olmasamada ona yakın geçirdim eee bu bebekte 90.dk golu gibi gelince son dakikada beklenmezken umutlar kesilmişken benim durumlarda sürpriz niteliğinde:))))))))
neyse buralarda çok gezemesemde mutfağa ara ara giriyorum pek yemek yapamıyorum ama ataıştırmalıklarda ilerledim:)) harika bir tahinli kurabiye tarifi buldum, sonra ben kek yapamayan ben lale abla sayesinde tarifsiz kekler yapmaya başladım, hem pişirebiliyorum, anlayacağınız ben kendimi aşıyorum. lale abla bir yazısında hani kek yumaşak olsun isterseniz, kabarsın isterseniz, gevrek olsun isterseniz şunu bunu koyuyorum diye kek mantığını anlattığı bir tarif vermişti ha işte o benim dünyamı değiştirdi:)))))))))) artık kek yapabilir oldum. eskiden tarifleri beceremeyen işin ilmi anlatılınca tarifsiz tarifler yapmaya b sıralarda her şeyde olduğu gibi onuda yine canım çekti kalktım yapayım diye, evde annem yoktu babanem bana 1 kg limona 1 kg şeker dedi, yok dedim fazla gelir yok yok dedi ben biliyorum. onu dinledim tahmin ettiğinzi gibi limonlu şerbetim oldu:))))) bunu kanat dedi rengi limonataya benzemedi ama ben yaptığım hatalardan ders aldım. şimdi o şerbet konsantresi bitsin ben ne limonatlar yaparım durum siz:))))) o sıradaki limon kabuklarını atmadım kocacış sever bens hiç sevmem limonlu kek yaptım işte o tarifsiz tarifle, içinede zencefil koydum ve muflin gibi pişirdim ellerime sağlık bepenmeyen kalmadı, o sırada çanakkaleden bebek için gelen kuzenim bile bayıldı tarifi dedi, yok ki dedim inanmadı:)))))) doğum yapmadan bir kaç saat önce sardığım sigara börekleri gelen gidenle debini bulmak özere:))))))hani pek bir şey değil ama şartlara göre yine bir şeyler işte:))))) gezmeklerin yazılacak bir şeyi yok, gezmeklerle ilgili esas anlatılacaklar oğlumun sokaklarda benisoktuğu durumlar orta yerde kendini yırtıyor karnı acıkınca:))) arabamızı almıyorum evden çıkınca ha dolmuş ha arabamız; eğer arabada uyandı ise derdi açlık dolayısıyla durum her halukarda vahim:)))))))))

veee oğluşum bu gün 2. ayını doldurdu

oğlum uyandı ve aç bendne şimdilik bu kadar...

18 Haziran 2010

40 ımızın dr kontrolü

40 ımın dr kontrolüde yapıldı dün.

dikiş almada olmadığından hastaneden beri dr umu görmemiştim, dün dr daydık, aman aman buranın sıcaklarında bittik, resmen bittik.

dün sabah evden çıktık, önce bebeğimin doğduğu hastaneye gittik, onun 6 haftalıkken yapılması gereken 2.kalça ultrasonu yapıldı. kalça çıkığı riski yoktu ama yapılmıştı şçimdide 2.si yapıldı. herşey normal çok şükür beklendiği gibi. oradan çıkıp bir şeyler yedik. aslında her dr a gittiğimizde bir şeyler yediğimzi yere gittik yine ama bu sefer oğluşum karnımda değil arabasındaydı:))) en komiği ise yemek yediğimiz yerin sahibi aaa siz hamileymiydiniz demesi güne damgasını vurdu, oradada güldük, sonrada sık sık aklımıza geldi güldük:))) sonra dr vardık ki, oğluma jest:)) bebekli hastalar sıra beklemiyormuş:))) ama içerideki hastayı beklerken uyuyan oğlum hiç uyanmadı, gözünü açıp dr una bile bakmadı, ayıp ettin dedik ama hiççç oralı olmadı, dr kıyamadı olurmu ayıp o dedesinin evinde ya ondan çok rahat o burayı tanıyorda uyuyor dedi:))) oğluşumu sevdi bol bol koktu, dünyadaki en güzel kokudan daha güze diye diye:))) sonra onu anne annesi ile dışarı aldık vee benim muayeneme geçtik. herşey güzel, hiç bir sorun yok çok şükür, ikinci bebeği bile konuşmaya başladılar orada arada:) yinede sıamer için örnek aldı dr um, bir şey çıkacağından değil ama olsun dedi. dışarı çıktığımızda tipik izmir sıcağı yine bizi bekliyordu. arabada araç koltuğu kullanıyoruz ama, korktuğum oluyor acıkınca durmuyor veee daha önemlisi o sıcakta arabada yüzüne güneş gelmesi sorunu var, malum araba tek yöne gitmediğinden koltuğunu ayarlayamıyoruz vee güneş geldiğinden asıl sorun başlıyor, perdeli araba lazım bize, bunu fark edince anneannesi ile hareketli perde görevi gördük:)) eve gelince hemen hepimiz gibi oda banyosunu aldı, karnını doyurdu, çünkü arabada emdikleirni hemen çıkarmıştı, hemenderin bir uykuya daldı kıyamam oğluşuma.
bu gün se sanırım 4. kez tırnaklarını kesiyordum ki nasıl oldu ise etine kaydı, yani siz siz olun o eti kesmez güvencesi ile satılan makaslara güvenmeyin. normalde aşırı güneşte gözlüklerimi takıp yaptığım işi ben nasılsa öğrendim cesareti ile sanırım biraz daha loş bir yerd euyuduğu halde yapmaya kalkınca, uykusunda canı yanan bebeğim direk katıldıki, hamilelikte bebeklerin katılmalarına rağmen asla nefessiz kalamayacağını öğrenmiş olmama rağmen aklım çıktı. mosmor kaskatı olmuş bir bebekten insanın korkmaması çok zor, hele ilk bebeğinizin ilk günlerinde iseniz yinede soğuk kanlılığımı koruyorumda sonra çokmu duygusuz ve vicdansız bir anneyim ben diye içim içimi yiyor:((( bir yandan kucağımdan ayırmamak istiyorum, ne yani askere giderken mikucağımda sevecem demi ama, diğer yandanda çocuk yetiştirme kurallarında karnı tok, gazı alınmış ve altı temiz bebeği yatağında bırakın uyusun deniliyor olmasıda var????? bilmiyorum kısaca....... ama kucağımdan bırakıp bu hallerini bu mimiklerini kaçırmak... ben babası için bile üzülüyorum, gündüz pek çok şeyi kaçırıyor evde olmadığı için. harika mimikler geliştirdi... :))))
evde hayat hala tam olarak normale dönmedi, hala yeni bebek gelmesinin şaşkınlıkları var üzerimizde... ben düzenli bir uykuya geçemedim, biraz oğlumdan olduğu kadar birazda benim normal hayata geçişte yarattığım baskıdanda oldu, geri tepti. ben gezerim, misafird eağırlarım, kendimede bakarım, ev işide yaparım falan ihtiraslarım sayesinde, geçen akşam kocacış bebek uyurken hemen yat yoksa şimdi bayılacaksın sen dediğinde fark ettim kendime yaptığım baskıyı... yani evet hayat normale dönecek ama öncelikle asla eskisi gibi olmayacak ve bu iş yavaş yavaş olacak bunu kabul etmem gerek. yani bazen aksaklıklar olacak, her yere gidemeyeceğim şu an sonra yavaş yavaş bunlarda normale dönecek ama biz artık 3 kişiyiz yani asla 2 kişilik olmayacak hayatımız. bunu geçen akşam akşam oğluşum biraz keyfi yokken kusmaya başladığı sırada fark ettim. ben uyumaya yatağa yattığımda her sesine fırlamaya başladım, yetmedi uynadığımda kocağımda onu arar oldum yatağına koyduğumu unutup ve gözümü kapadığımda ona bir şey olduğunu düşünüp sıçramaya başladım ki, o an o sorumluluğu, o sevgiyi ve artık umarsız hayatım olmayacağı gerçeği ete kemiğe bürünmüşte karşıma çıkmış gibi oldum. evet eskidende uykusuz gecelerim endişelerim olurdu ama onların hep bir sonu olurdu, bunun yok ama bu endişe şimdi kusuğundan olacak, yarın başka şeyden ama hep olacak. belki hep aynı düzeyde olmayacak bazen çok bazen az ama hep olacak... olsun ben bunu o kadar beklemiştim... ben o kadar bekledim de 3.kez yaşayan kocacış çok mu farklı? hayır değil. o da çılgınlar gibi seviyor oğlunu, ne yapacağını şaşırıyor, onun sesini duyan bebek bir an durup onu dinliyor resmen tanıyor, benim sesimi duyunca yalanıyor ama teyzemin sesi ona resmen ninni gibi geliyor:)))))
şimdi yatağında yatıyor zor bir gaz çıakrma seansından uyuyor. bende telsizi yanımda buradayım. onun yanında çalan radyoyu telsizinden dinleyerek. oğluşum yıllar sonra evimize radyoyu soktu:)))))))))

6 Haziran 2010

40 uçurduk

ön not: bu yazı yazılalı 10 gün olmuş ancak tamamlanmadığı için yayınlanmamış:(((

bu 40 uçurması nedir bilmem ama bizde uçurduk dün. işin ilginç yanı 40 uçurmak için bebeğin 40 günlük olmasını beklememek gerekiyormuş o zaman 40 basıyormuş. ay ne kadar garip bir durum. bu efsaneyi bilen varsa lütfen paylaşsın...

sadece hafta sonları müsait olan dayısının eşinden dolayı dün çıktık dayısının evine gittik ilk kez. evine gitmeden ilk önce dayısının iş yerine uğradık, onu gördük kendimizi öptürdük. oradan gelen hediyelerden değişecekler vardı onu hal ettik, ha birde bilmece halindeki bebek arabası ve araba koltuğunun kullanımını sorduk aldığımız yere. araba koltuğu mecburiyeti çıkalı adamlar sersem gibi olmuş müşterilerden güldüm:))) bizmi? biz mecburi olmadan almıştık, babamız bu konuda çok hassas zaten. neyse, yani bir sürü iş yeri gezdik öyle gittik dayısının evine. bize bir sürü hazırlık yapmış. evi serinletmiş biz gelince yatak odasının pencerelerini kapattı oğluşum rahat rahat uyudu bir güzel dayısı ile teyzesinin yatağında:))) bulaşsın inşallah dedik bol bol...

bizde hazırlanan mantıları, ikramları yedik, çaylarımızı içtik. oğluşum uyanınca ben emzirmek dışında teyzesine yıktım:))) son uykuya daldığında çıktık döndük. oğluşum bizim evin asansörüne kadar gayet sakin dayandı, asansörden eve koşa koşa girdik emzirmeye:)))

bu günde misafirleri geldi yine, babasının iş gereği tanışıklığı olan hoca vari biri vardı gelenler arasında oğluşuma okudu üfledi. zaten hamileliğimde babanem neredeyse hatim indirmişti ona:))) bu günde okundu üflendi oğlum, nazar değmiş dendi. haaa birde doktor olacak bu çocuk dedi. ha işte bunu buraya kayıt düştüm ileride kendi okusun değerlendirsin????

yarın yine misafirlerimiz gelecek. uzaktan gelecekleri için bu gün temizlik ve yemek işini halletti annem. ama çok yorgun, yorgunlukta gerginlik yapıyor onda. oğluşum bu gün gaz sancısı çektiğinden ben pek yardım edemedim, genelde oğluşumla burun burunaydım. birde dün gece hiç uyumadım ama annem yüzünden. gece yatarken hava serinledi biz çocuk ince gezdik dönüşte inşallah üşütmez demesiyle ben bütün gece oğlum gak dedi koş ateşine bak, kustu aman kusuğunu kok üşütmüş diye? guk dedi fırla modunda geçirdim. aklım oynadı hastalanırsa diye. sonra herkesi sabah haşladım. bir daha kimse olumsuz cümle kurmasın diye



karnım kocaman hala... dr korse, hareket neyim her şey yasak dedi ona kontrole gidene kadar... herkes içinde bir tane varmış unutmuşlar esprisi yapıyor, ama bu espiri bayatladı resmen...

1 Haziran 2010

1 ayımız

oğluşumu kollarımıza alışımız 1 ayını doldurdu, bize rüya gibi 1 ay yaşattı. ona binlerce teşekkürler, allaha binlerce şükürler...

duygularımı anlatmaya çalıştım, kelimeler yetmesede...

bu arada pek çok soru fiziksel durumumla ilgili oldu, pek çok bayan bunu merak ediyor:))))

ben hamileliğimde 7,5 kilo almıştımki, hastaneden dönünce bunun 6,5 vermiştim. hamileliğimin son 3 ayında şeker diyeti yapmıştım, hastaneden çıkarkende doktor şeker diyeti verdi. önceki yememek, sonraki yemek üzerineydi. hastaneden çıkarken dr um bol bol lahusa şerbeti iç, tatlı ye sakın diyet yok dedi... bende dönünce resmen boşalda semerimi ye durumuna girdim:))) bebeği emzirirken öncelikle buranın yazının gelmesi ilede çılgın gibi terliyor, içim eriyor ve bebeğim emer emmez ben soluğu mutfakta alıyorum. gelsin tahinli pekmez, gitsin üzüm hoşafı, kurabiye, üç öğün yediklerimden bahsetmiyorum bile... bunun sonu nereye varır hiç düşünen yok ama ara ara, daha çokda bana soruldukça aklıma geldiğinde sizlere kilo durumumu da bildiririm:))))

hamile bile kalmadan hep doğum yaptığımda hastaneden eve dönmeden kuaföre giderim derdim hastaneden eve döndüm hatta 1 ayda oldu ama hamilelikte özellikle babanemin istediğini kırmayıp kocamın deyimiyle rapunzel haldeydim. bu konuda lale abla şahidim, doğumdan az önceki halimi gördü:))) 1 ayımızı dolduruken aşımızın zamanı geldi, fırsat bu fırsaytır dedim evden çıkarken iyi planlama yapmak gerek... öncelikle dr ve hastaneye önceki gidişlerimizde öğrendim. benim çıkış saatim için planlama yapmak zor. planlamayı oğluşum yapıyor şöyleki; bebeğim uyunacak, altı alınacak, beslenecek ve uyuyacak ve o uykuya dalar dalmaz evden fırlanacak. çünkü uyandığında hemen meme isteyecek nerede olduğumuzun hiç önemi yok ve başka türlü susturulması mümkün değil. dr a ilk gidişimizde muayehaneye vardığımızda hemen emzirildi, dr bekledi:))) ikincisi daha kötü çıkmıştık ki arabaya binerken çıldırdı, şehrin göbeğinde arabada ben emzirmeye başladım:))) babası bebeğin emdiği memeye bakacak sapıklar için yapılacak bir şey yok diyecek kadar rahat:))) hani sokakta çıkarıp emzirmiyorum ama, arabaya biner binmez usturupla emzirdim. şimdi bu tecrübe ile plan yaptım. o uyuyunca çıktık ama biz şehre varınca sağlık ocağı öğle tatiline girince oraya yakın kuaförüme gitim fırsatı değerlendirdim yani. öğlen hiç kimsede yoktu. içerideki onların özel odasında uyudu annem başında. tam işim bitti uyandı, emzirdim oradan fırladık. fırlarken ben inanılmaz hafifilemiştim tabii:))) artık eskisine göre kısacık saçlarım var, bana kalsa ben çok kısa kesecektim ama kocacış hemen yapma önce gözümüz alışsın, hem başka başka modeller kullan dedi, bende hay hay dedim:;)) neyse fırladık çıktık. annem bir kaç yerde vitrin bakmaya kalktı aman dedim ama sağlık ocağına vardığımızda daha uyanmamıştı, zorla uyandırır gibi yaptık ki aşı oldu, çok ağladı bu sefer. çıktık eczaneden ilacımızı alırken tam uyandı ağlaması artı, tanıdık eczanenin arkasına geçtik emzirme için:))) ))) o uyuyunca hiç kusura bakmayın ben hemen gidiyorum dedim güldüler:))))))) orada hamileliğimi bildiklerindende inanılmaz bir ilgi ile karşılandık, bir sürü hediye aldık:) dayımıza merhaba dedik, döndük. veee sandığımdan çok daha kolay oldu herşey. oğluşumun bu güne kadar ki tüm gezmeleri iş yerlerine oldu:)) erkek adamın ev gezmesinde ne işi var demi ama, adam işine gücüne bakar:))))))

ben çoktan gezmelere başlarız babamınız sayesinde diyordum ki dr, hastane dışında çıkmadık şaşırtıcı:))) ancak ben lahusalık, ve bunun 40 gün sürmesi nedir? neredendir? merak ettim. nedne 40 gün? neden 1 ay değil? yada 2 ay değil? yada ne bileyim 41 gün değil? lohusalık nedir? ama istemedende olsa ona yaklaştım:)) kocacış oğluşu gelince inanılmaz oldu. ben onun çocuklarını sevdiğini biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum. kıyamıyor oğluşuna, kalabalığa çıkarmak istemiyor, çok dolaştırıp ısı farkından hasta etmeye korkuyor! inanamıyorum ama öyle... o daha çok küçük diyor.
biz oğluşuma sürkeli onu ne kadar sevdiğimiz söylüyoruz. ona kendimizce şarkı yazıp besteliyoruz. ninnilerimizde çok yaratıcıyız yani. ancak şaka gibi gelecek ama tv de heecanlı bir şeyler varsa, birileri yanında gerildiyse resmen huzursuzlaşıyor sanki... ancak romantik komedilerin müziğinde rahatlıyor gibi:))) bizde ona buna uygn ninniler besteliyoruz. onu sevdiğimizi, ne kadar beklediğimizi anlatıyoruz. evet sizlerinde yazdığı gibi biz o kadar uzun süre onu bekledik ki... o sürelerde kocacış bana hep allah bize bir bebek verecek, hemde öyle bir bebek verecekki bu kaybedilenlerin hepsinin ruhu onda buluşacak inanılmaz bir şey olacak diyordu... ben çok kızıyordum içimden. belki hepsinin ruhu ile ilgili değil ama inanılmaz bir bebeğimiz oldu... kocacışın dediği oldu yani...
ancak böyle bir bebeğim olacaksa ben daha 10 tane doğurabilirim:)) hamileliğimdeki uykusuz gecelerimi, ona bir bir şey olacak diye döktüğüm göz yaşlarını unuttum bile. doğum sancısı uçup gitti, ameliyat sanki hiç olmamış gibi, sanki beni hiç kesmediler :))) zaten dikmediler de yapıştırdılar:)))
günlerim kendimde değil gibi geçiyor. bu gün kendi dr umundan kontrol için randevu alacaktım unuttum, avukatı arayacaktım unuttum. akşam kocacış soruyor yaptınmı diye. benden iş beklemeyin dedim. onca işi yapan, onca organizasyonu 2 dk da yapan, o iş bitirici ben değildim sanki. şapşal bir şey oldum. işin içinde oğlum yoksa salla gitsin modundayım kendiğimden. memnun muyun? kesinlikle evet. bunca yıl yaptığım hiç bir şey bana bu kadar keyif vermemişti. hiç bir şeyin içinde kendimi kaybetmemiştim oğluşuma kadar. şimdi hayat benim dışımda akıyor biz ikimiz başka boyuttayız sanki. evet evet görüntüm tam bir buldukçuk oldum modu:))))))))
bu hafta sonu yada hafta başı büyük abimizde bize katılacak. oğluşum içn gelenler, arayanlar inanılmaz oldu. beklediğim hastanedne göreceğime emin olduğum ama gelmeyenler olduğu gibi, belçikadan kuzenim geldi, abisi geliyor, mersinden misafirlerimiz gelmişti... oğluşum ark edmeiyor olsada olsun, ben sonra anlatırım yada buradan okur belki:)))))
sizde tahmin edersinizki 1 aylık bir anne olarak, heleki son yılları bebek için hamililikle geçmiş bir anne olarak şu günlerde başka şeylerden bahsedemiyorum, başka şey yapmıyorum çünkü. yapmayada niyetim yok:)) hatta aynı şeyleri sürekli yazıyor bile olabilirim. çünkü o şeyler hep aklımda dilimde... sıkılanlar için üzgünüm, aslında üzgünüm değilimde lafın gelişi bir süre daha böyle geçecek, o süre ne kadar olur bilmiyorum.

30 Mayıs 2010

günler geçiyor...

günler geçiyor ancak bana sanki hastaneden daha dün gelmişiz gibi geliyor, o gün sanki bitmemiş gibi geceler gündüzler birbirini takip ediyor ama sanki hepsi aynı gün gibi garip durum hissettiklerim:))))
oğlum değişiyor, gelişiyor. elbette gelişmesi güzel bir şey ama ben zaman dursun yaşadıklarıma doyayım istiyorum:))) ben hamileliğimide böyle sevmiştim. şimdi bebeğimle yaşadıklarımıda öyle seviyorum, oğluşumu ne kadar sevdiğimi yazmıyorum, gerek görmüyorum bile:))) onunla olan duygularımı anlatacak kelime bulmak imkansız. ilk günlerimizi anlatacak kelime hayal gibi bir şey olurdu. çünkü hala içimde bebeğim var ama elimdede oğlum var gibi durumundaydım. ameliyathanede bile inanamadım. bunu en iyi hisseden kocacış oldu, sen inanamadın dedi durdu bana, o böyle dedikçe ben gerçeğe ulaştım:)) şimdi oğlum diye seviyorum, öpmek değil neredeyse yiyesim geliyor...
şimdi ben bunları yazıyorum, ama elbette gece kalkıp emziriyorum ki bunu yapabildiğim içinde allaha şükrediyorum. bu bir anneye verilmiş en büyük lütuf bence. elbette oğlum gaz sancısı çekiyor ve bizi ayağa dikiyor, elbetteki kusuyor, elbiselerim kusmuk kokulu ve lekeli oluyor ama bunlar bana inanılmaz keyifli geliyor çünkü bebekle ilgili anlatılan hep bu konulardı, diğer keyfin yanında bunların lafı bile olmaz. mesela tam altını değiştiriyorsunuz hoppp kakasını yapıyor diyeceğimde bundan beteri şu ki; tam altını açıyorsunuz kakasını o an yapıyor bacaklarıma yaptı, hatta geçen gün eğilmiştim ki yüzüme yapacaktı. hani ağzıma etti denir ya ha işte öyle:)))))) ben ne mi yapıyorum basıyorum kahkahayı veee badem şekerinden yapılmışa benzettiğim ayak parmaklarını öpüyorum yalıyorum ki, bundan inanılmaz bir keyif alıyor oğlum:))))) altını alıp, gazını çıkarıp, karnını doyurmuş halde uykusu gelmediyse ha işte gün içinde o anı yakaladıysanız tüm gün yapılan işler unutuluyor, hayat duruyor, zaman sadece o an oluyor...
bu gün akşam üzeri dayısı geldi, dayısı kapıdan girdiğinde oğlum emmesini bitiyorudu, o oturur oturmaz hop attım kucağına. bu gün ilk kez ellerine aldı diyebilirim ve o an aralarında özel bir şey yaşandı, oğluşum tıpki benim gögsümde yatarmış gibi huzurlu mutlu yattı bir sürü kur yaptı dayısına:))) bugüne kadar hep bizim kucağımızda doğru dürüst dokunamadan seven dayısı bir kaç saatini tamamen ona ayırdı, gögsünde uyuttu yiğenini:)) inanılmazda keyif aldı bundan. bir yandan da çocuk sahibi olmayan ancak olabilmek için çırpındığını bildiğim kardeşimin bu yaşadıkları bir yandan burnumuzun direğini sızlattı...
ben oğluşumdan ayrılamıyorum. bu gün babası ile markete gittik, kapıdan çıkmamızla gitmemiz arasındaki 45 dk boyunca bir kere onu bıraktığım için huzursuzdum. hatta özledim bile. oğlumu gögsümden mümkün olsa 1 dk ayırmak istemiyorum. biliyorum ki bir gün gelecek bu günlerin çooook geride kaldığını göreceğim. o gün bir rüyadan uyanmış olmak ama o ana kadar geçen zamanda yaşananları kaçırmış olmak istemiyorum. veee bu günlerden aklımda kalanların uykusuz geceler, perişan hallerim, ağlama sesleri olmasın istiyorum. o nedenle keyif almak tadını çıkarmak istiyorum. bunlar benim hayatımın en mutlu günleri, yaptığım en güzel şey, en iyi şey:)) vee bu duyguyu 3. kez yaşayan babasınada bunca zaman haksızlık etmişim o da en az benim kadar heyecanlı ve mutlu...
ve sanırım dr umun hamileliğimde, anestesi uzmanımın ameliyattan sonra dediği gibi benim pozitif olmam, tüm hastanenin anladığı ve söylediği gibi oğluşumun beklenen, istenen bir bebek olması sonucu bebeğim genel olarak huzurlu bir bebek oldu, genelde de mutlu bir bebek gibi geliyor bana bu nedenle allaha binlerce kere şükür. allah nazardan saklasın ve hep böyle olsun, mutlu bir bebek ve mutlu bir insan olsun... ve hep dilekerimin dualarımın sonuna eklediğim gibi allaha isteyen herkese göstersin, yaşatsın bunları hayırlısı ile...

24 Mayıs 2010

22.gün

haftaları sayıyorduk aylardır, artık günlerimiz var, inşallah aylarımız yıllarımız olacak bundan sonra...
oğluşum 22 günlük oldu, doğduğu güne göre çok değişti. önce inceldi, sonra kilo aldı, ten rengi normale dönüyor. evde konu emdi mi, gazı çıktı mı, kakasını yaptımı, altı alındımı????
bizkocacışla bazen oturup onu seyrediyoruz, bunu biz mi yaptık diye şaşıyoruz. ben hala bir oğlum olduğuna inanamıyorum zaman zaman... şaşkımın...
kesin karar verdim anne olmaya karar vermek demek, dünyanın en bencil şeyi...
ki ben pek çok olumsuz özelliğe sahibimdir agrasifim, zaman zaman lafımı bilmem, son söylenceği ilk başta söyler yakarım gemileri, ama asla bencilolmamıştım bunca yıl. bencillik bana uğramamıştı şimdi ilk kez karşılaştım bu duygu ile... oğluşum beni sevmeyi seviyorum. onu tamamen kendi bencil istekleirm için yapmışım anladım... o kadar bencilimki, mümkün olsa şu an bir kere daha hamile kalabilirim. hep hamile olsam şikayet etmeyecek gibiyim. veee oğluşuma sahip olmak. onunlayken dünya duruyor. kim ne yapmış, dünyada neler olmuş, kim gelmiş kim gelmemiş kısaca hiç bir şey umrumda değil. sadece o ve ben varız sanki bu dünyada... birden fazla aşk yaşadım ama aslıda yaşadığımı zannetmişim, şu an aşkın ne olduğunu anladım oğlum sayesinde... yaşadığım en büyük aşk...
bu arada biz bunca sevişme arasında nelermi yaptık. sondan başlayayım cumartesi günü mevlüdü yapıldı oğluşumun, bizim minik evimize 44 misafir geldi, ağırlandı, dualar edildi...
ondan önce bir kaç kere dr hastane yapıldı. oğluşum biliyorsunuz inversiyon9 du. bendede olduğundan sütümden ona geçebilecek ve hastalık yapabilecek şeylere karşı tahlil verdik. minik oğluşumun kolundaki damardan kan aldılar bu hafta çıkacak sonuçları dr umuz klinik olarak ihtimal vermiyor ama doğduğu hafta idrarındaki kızıl renkten dolayı içimizi rahatlatalım dedi. inşallah hiç bir şey çıkmayacak çünkü aksi durumda sütümüveremeyecem oğluma. oysa o anlar bizim için çok özel, inanılmaz özel... oğlumla göz geliyoruz, memeye sarılmaya çalışıyor, ona dokunuyor, emiyor sanki karnımdaymış gibi ama bir başka türlü bütün oluyoruz o anlarda. o sadece ikimize özel. kimseyle paylaşılamıyor. kimse benim yerime geçemiyor, o benim sesimi duyunca susuyor bekliyor, onu emzireceğimi biliyor ama benim ki dışında seslere değil sadec ebenimkine:))))) dedim ya bu iş bencilce bu durumda bana inanılmaz keyif veriyor. bana muhtaçlığı değl keyif veren, o yaşanan anların özelliği bana keyif veren. hiç bir aşkım bu kadar masun değildi, hiç biri bu kadar saf değildi, bu kadar yalın değildi... dedim ya bu başka türlü... anlatılamıyor...
altını alırken ayaklarını öpüyorum, yalıyorum. ellerinide, onu kokuyorum öpüyorum bundan nasış keyif alıyor, 22 günlük ama sevildiği anlıyor benim oğlum yani bu aşk karşılıklı:))))))
bunun dışında oğluşuma bir sürü misafir geldi. mersinden babamın kuznei hastaneye gelmişti. bu gün belçikadan benim kuzenim geldi, abd den kopcaşın arkadaşları geldi, gelemeyenleri hediyeler göndermiş. hepsi birbirindne güzel özel bizim için. gelenlerin hepsi de bizi mutlu etti, nasıl etmesin oğluşumum bize kaltıması sevincimize eşlik etmek için, onu görmek için kalkıp geldiler...
cuma günü bankadaki işler için oğluşumu evde bırakıp çıkmak zorunda kaldım 2 saat boyunc aözledim resmen:)) ama kötü yanı dönerken yağmura yakalandım arabaya binerken yoldaki birikintilerden sırıl sıklam oldum. ıslandığımı düşünmedim. oğluşumun sütümden bir şey olurmu diye aklım oynadı resmen:((( allaha çok şükür bir şey olmadı. ama beni dışarıda gören kayınvalidemin teyze kızı, beni azarlayamadı ama kocaıcşı azarladı. bu kız bu kadar erken çıkarılır mı? ayağında çorapsız gögsü açık bu ne , bizd eböyle şeyler olmuyor bilmiyormusun sen oğlum diye. ama sanırım kızım sana söylüyorum gelinim sen anla gibi oldu biraz?:))) olsun oda oğluşumu düşünerke söyleid ya inanırmısınız hoşuma bile gitti, kimseye demedim ama:))))))))))
bu arada gece oğluşa kalk, gündüzleri misafir, kişisel temzilik, ev işleri derken sizleri gezemiyorum hala.. aslında sizleride özledim kim neler yapıyor merak ediyorum. şu an annem bizimle ama 10 ile 15 günler arası yoktu. ev işleride eklenmişti işlerime, en zoruda dikişlerimle temizlik yapmaktı. annem nedne yoktu buraya yazdığım bu güzel şeylerin yanına yazmak istemeyeceğim tatsızlıkta şeyler... :(
oğluşum uyudu, benimde uyku gözümden akmakta
hadi sizlerde kalın sağlıcakla:)))