http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7546916.asp?yazarid=10&gid=61&sz=82600
bu sabah Ertuğrul ÖZKÖK' ü okudum.
pek çoğunuz okumuşsunuzdur da, hani olaki gözünden kaçan olursa diye buraya ekledim.
Artık okumadığımız kadar gazete okur, seyretmediğimiz dinlemediğimiz kadar tv seyreder olduk, kulaklarımızı diktik her habere, aslında bir bakıma gözümüzüde kararttık. kadını erkeği genci yaşlısı ne olacaksa olacak ama bu iş bitecek durumundayız gibi geliyor bana.
başından beri ABD nin burnu kanamadığı halde Irak'da, Kuveyt'te Afganistanda ne iş ivar diye düşünürdüm. dünya barışını misyon edinmiş gelmiş buraya barış sağlamaya onun sözde barış sağladığı sözde topraklardan benim mehmetçiğimim kanı akarken, ben kimi takıyorum, neden takıyorum. diye düşünüyordum.
akşam bir haber programında yüreğimiz yanıyor, sönmesi lazım ama beynimiz bunu nasıl söndürmeli diye bir soru vardı.
evet hükümetin soğuk kanlı olması gerekli, ama basiretsizlik gaflet delalet ve hatta hıyanet içinde olması da söz konusu olabilir mi ki?
Bu ateşler içimizi dağlarken ateşlerde yanmamak için belkide en çok ATA mızın gençliğe hitabesini okumalıyız. ne kadar ilginç değilmi içeride ve dışarıda düşmanları anlatırken dünü bu günü yarını anlatmış... başımzıdakileri daha onlar doğmadan tanımış...
Hello world!
11 ay önce
