EVİME HOŞ GELDİNİZ

SİZİNLE GERÇEK HAYATIMI PAYLAŞMAK İÇİN SEÇTİĞİM BU SANAL EVİME HOŞ GELDİNİZ...
YAŞADIKLARIM, YAŞAMAK İSTEDİKLERİM, DÜŞÜNDÜKLERİM GÖRDÜKLERİM DİNLEDİKLERİM GEZDİKLERİM NE VARSA KENDİM İÇİN YAZIP SİZLERLE PAYLAŞIYORUM.

Powered By Blogger
sağlık ve beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık ve beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2009

KABUS GİBİYDİ

DÜN ÖĞRETMENLER GÜNÜYDÜ AMA DİP KOMŞUM EMEKLİ ÖĞRETMEN TEYZEMİ VE KARDEŞİMİN EŞİNİ BİLE DOĞRU DÜRÜST KUTLAYAMADIM. DÜN KABUS GİBİ GEÇTİ.
SABAH KALKIP KAHVALTIMI YAPTIM. BİR SÜREİDR PEK UĞRAMAYAN UYKU HALİ İLE UYUKLADIM SONRASINDA. UYANDIĞIMDA DA KEYİFSİZDİM, KALKIP ÖĞLE YEMEĞİ HAZIRLAMAYI DÜŞÜNÜRKEN ANNEM TEL İLE ARADI BİRAZ LAFLADIM, KALKTIM MAKİNEYE ÇAMAŞIR ATTIM. DÖNDÜM OTURDUMKİ BİRDEN HİPOGLİSEMİ İLE TİTREMEYE VE SOĞUK TER DÖKMEYE BAŞLADIM. BUNU YAŞAMAYA BAŞLADIĞIM İLK GÜNLERDEN BERİ HİÇ BU KADAR KÖTÜ OLMAMIŞTI VE HİÇ BİR ZAMAN BU KADAR HIZLI SİNYAL VERMEDEN OLMAMIŞTI. TAM BİR KABUS GİBİYDİ. DİBİMDEKİ MUTFAĞA ULAŞIP MASADAN ÇİKOLATA YEMEM BANE ASIR GİBİ GELDİ. BİRAZ HURMA YEDİM HEMEN YEMEKLERDEN BİR ŞEY HAZIRLADIM SALONA GELDİMKİ HER YERİM SIRILSIKLAMDI VE BENİM ÜSTÜMÜ DEĞİŞTİRECEK HALİM YOKTU, SON KALAN GÜCÜMÜ YEMEK YEMEYE AYIRDIM. TOPLAM 15 dk FALAN SÜRMÜŞTÜR AMA SONRASINDA ELİMDEKİ ŞIMARIK TEPSİYİ ORADA BIRAKIP UZANDIM VE O ARADA BAYILMADIĞIM İÇİN MEMNUN BAŞKA BİR ŞEYDEN ŞİKAYET ETMEZ HALDE. BİR KAÇ SAAT SONRA KENDİME GLEİR GİBİ OLDUM, O TER BENİ BİTİRMİŞ. BOYNUM SIRTIM HER YERİMDE AĞRI, BAŞIM TUTTU, SIRTIM TUTTU, EN KÖTÜSÜ KASIKLARIMDA KASILMA BAŞLADI. İSTEMEYE İSTEMEYE ZOR DURUM İÇİN VERİLEN AĞRI KESİCİMİ İÇTİM AMA GEÇ KALMIŞTIM. MEYVE YEDİM. TEYZÖMEN ARADI ONA GEÇEYİM DEDİM AMA 10dk DURAMADIM DÖNDÜM. UZANDIM. KORKUDAN AĞLAMAYA BAŞLADIM, ÖZELLİKLE YAŞADIĞIM BAYGINLIK SONRASI GELEN KASILMALARDAN ÇOK KORKTUM. KOCACIŞ DR U ARADI, YEMEK KONUSUNDA HASSAS OLMAMI, CİDDİ BİR ŞEY OLDUĞUNU SANMADIĞINI SÖYLEDİĞİNDE BİRAZ RAHATLADIM. AKŞAM YEMEĞİNDE BİRDE BULANTI EŞLİK EDİNCE TEKRAR SORUN YAŞAMAMAK İÇİN ZOR YEDİM HER ŞEYİ KOCACIŞA BIRAKTIM UZANDIM. GECE YARISINDAN ÖNCE TER İÇİNDE UYANDIM VE BRİ PARÇA RAHATLAMIŞTIM.
BU SABAH TA TAÖM OLARAK DEĞİLSEDE BİRAZ TOPARLAMIŞ ANCAK DAHA NEZLE UYANDIM. KAHVALTI SONRASI EVİ TOPLADIM. KOMBİYİ ÇOK YÜKSEKTE ÇALIŞTIRDIM EVİ ISITTIM. VE DUŞA GİRDİM. KAFAMDA HALA BRİ SERSEMLİK OLSADA DÜNE GÖRE ÇOK ŞÜKÜR DİYORUM AMA, HALA İŞTAHSIZIM EVDEKİ YEMEKLER KAÇ GÜNDÜR BİTMEDİ HEP AYNI, DR SÜREKLİ AZAR AZAR YİYECEKSİN DEDİĞİ İÇİN SANKİ İNADINA CANIM BİR ŞEY İSTEMİYOR. BENDE KAHVALTI SONRASI MEYCE, ŞİMDİDE SÜT-EKMEK YAPTIM (LOKMALIK EKMEKLERİN ÜSTÜNE ŞEKER YADA BAL ÜSTÜNEDE SICAK SÜT DÖKÜP YAPILAN BİR TÜR MAMA:))))))))) HALA CANIM YEMEK OLARAK BİR ŞEY İSTEMİYOR.
AMA DÜN UZANDIĞIM SIRADA HARİKA BİR FİLM SEYRETTİM GOLDMAX DE, ANNEM UĞRUNA. GEÇEN GECE YANA YIKILA SEYRETTİĞİM FİLMDEN SONRA BU TESADÜFEN HATTA HİÇ ARAMADAN DENK GELMESİ BİR ŞANS BENİM ÇOK HOŞUMA GİTTİ...
ŞİMDİ ÖNÜMDE YİNE MEYVEM VAR, SONRASINDA BİRAZ UZANIP DİNLENMEK NİYETİNDEYİM. MAKİNEDEKİ ÇAMAŞIRLARI ASAR ASMAZ AMA. HA DÜNKÜ ÇAMAŞIRLAR DEĞİL BU GÜN YENİLERİNİ YIKAMIŞTIM:)))))))))))

19 Ağustos 2009

UZMAN



AYLARDIR SÜREN BEN BU İŞ BİLİYORUM KENDİ BAŞIMA HAL EDERİM HALLERİM, BU GÜN İTİBARİ İLE İFLAS ETTİ.

TÜM BİLDİKLERİM VE UYGULADIKLARIM BOŞUNA GİDİYOR DİYEREK BU SABAH İTİBARİ İLE BİR UZMANA GİTTİM.

SON 1,5 YILDIR NE YAPARSAM YAPAYIM YA KİLO VEREMİYORUM YADA ALIYORUM.

BİLDİĞİM ŞEYLERİ SİZLERLE PAYLAŞMIŞTIM AMA GÜN İÇİNDEKİ KİLO HAREKETİM O KADAR ABES 5 kg KADAR OLUNCA, OLAMAZ ARTIK BİR ŞEY VAR DEDİM.

VE BU GÜN TUTTUM UZMANIN YOLUNU, SABAH HASTANEDE ALDIM SOLUĞU YARIN TAHLİLLERİMİ VERİP ÖYLE GÖRÜŞECEĞİZ UZMANLA GERÇİ BENİM GÖRÜŞMEK İSTEDİĞİM UZMAN AY SONUNA KADAR İZİNDEYMİŞ AMA OLSUN.
OLMAZ YANİ BÖYLE NEREYE KADAR GİDERİM BENİ KORKUTTU. HEM SONRA NE KADAR AZ VERMEK GEREKSE O KADAR İYİ DEĞİLMİ. O NEDENLE DURUM VAHİMLEŞMEDEN ÖNLEM ALMALI DEDİM.

YARIN GÖRÜŞME SONUÇLARINI SİZE YAZMAYA ÇALIŞIRIM.

SONRA, HEMEN ÜNİVERSİTENİN YOLU TUTMAYI PLANLIYORUM.
BİR ÇOK KİŞİDEN, BİR ÇOK PROF ADI ALDIM AMA, HEPSİ EGE ÜNİVERSİTESİNDEN DOLAYASIYLA 9 EYLÜL HEMEN ELENDİ HEM EGE KENDİ ÜNİVERSİTEM, SANIRIM O NEDENLE ORAYA DAHA SICAK BAKIYORUM. ORADA KENDİMİ ÇOK HASTANE ORTAMINDA HİSSETMİYORUM GİBİ. AMA DR İSMİ BİR KESİNLEŞSE HEMEN YOLLARA DÖKÜLECEM BU KONUDADA HA BU KONU NE DİYE YAZMADIM BİLE, "BEBEK" ONUNLA İLGİLİ İLERİ TETKİKLER YAPILACAK.

HEPSİ İYİ HOŞDA RAMAZAN KAPIDA, PİDELERİ ŞİMDİDEN ÇIKMAYA BAŞLADI, GÜLLAÇLAR MARKETLERDE YERİNİ ALDI, BEN NASIL YAPACAM BU İŞİ, TAMAM KAÇ AYDIR EVDE KEK, KURABİYE, TATLI YAPILMIYOR DOLAYISIYLADA YENMİYOR AMA:((( DİLE KOLAY RAMAZAN BU BUTUN GUN AKLIM HEP YEMEKLERDE OLMAYACAKMI YANİ... :((

TATİL DÖNÜŞÜ MANİKURSUZ PEDİKURSUZ HALLERİME ÇARE BULMAYA ÇALIŞIYORUM. PEDİKURU GELİR GELMEZ HAL ETTİM AMA MANIKUR HALA BEKLEMEDE DAHA NE KADAR DAYANIR BİLMEM..

BU GUN YANIK TENİME BAYAZ VE KREM GİYDİM, HATTA BİRDE TAKTIM TAKIŞTIRDIM FİLAN KENDİMİ İYİ HİSSETTİM BİRAZCIK:)
SONRA AKLIMA GEÇEN BİR BİR FİLMDE BİR ADAMIN HANİ BÖYLE EL DİKİMİ TAKIM ELBİSE GİYEN BİR ADAMIN KREM TAKIM İÇİNE BEYAZ GÖNLEK GİYMEK GİBİ BİR HATA... DİYE BAŞLAYAN CMLESİ AKLIMA GELDİ AMA YİNEDE BEYAZ VE KREM BİR ARADA BENİM İÇİN HATA DEĞİL, EVET BEN HOŞLANIYORUM BİLE...
AYRICADA ŞU İŞE BAKINKİ BİZDE EL DİKİMİ BURUN KIVIRMA SEBEBİ İKEN ABD DE AYRICALIK HEMDE BÜYÜK BİR AYRICALIK.

BU YAZ BİR SÜRÜ YAZ ELBİSESİ DİKTİM. KUZENİM BÜTÜN TATAİL BOYUNCA İYİ TAMAM AANLADIK SADECE KENDİ KOLLEKSİYONU GİYERİM DİYORSUN DEMEK ZORUNDA KALDI. EVET TÜM TATAİL BOYUNCA KENDİ KREASYONUMU SERGİLEDİM. İTİRAF EDİYORUM KOMİK HATALARDA YAPMIŞIM EPEYDİR DİKMEYİNCE...

BAHSETTİĞİM BEKLEYEN ÜTÜLER DAĞ GİBİ OLDULAR HER GÜN MAKİNA YIKIYOR AMA NEYAZIKKİ TIKANMIŞ BUHAR FISLATMAYAN ÜTÜM BİR İŞE YARAMIYOR. YENİ TAŞINMIŞ BİİR OLARAK YEDEK ÜTÜMÜ BULAMADIĞIM GİBİ, BULUNCA DA O NE HALDE OLACAK HATIRLAMIYORUM...

29 Mayıs 2008

SÖĞÜŞ VE İZMİR...




İZMİRLİ ARKADAŞLARDAN ÖZÜR DİLERİM AMA LALE ABLA SORDU.
O İZMİRLİ DEĞİL AMA BÜYÜK KIZI İZMİRDE OKUYUNCA İZMİR HAKKINDA ÇOK ŞEYİ ÖĞRENMİŞ. DUYMUŞ, GELİP GİTTİĞİNDE GÖRMÜŞ.
EE HALİYLE BEYOĞLU KADAR OLMASADA BİLDİKLERİ OLUPTA, SÖĞÜŞÜ BİLMEYİNCE...
SÖĞÜŞ HAŞLANMIŞ KELLEDEN YAPILIYOR. DİL, BEYİN, YANAK GİBİ KELLE KISIMLARI, YEŞİLLİK, DOMETES, SOĞAN KOMBİNASYONLARINI KİMYON VE ACI MİKTARINI İSTEDİĞİN GİBİ AYARLADIĞIN, DÜRÜM EKMEĞİNE SARILMIŞ, YADA ALTINA DÜRÜM KONMUŞ ŞEKİLDE TABAKDA SERVİS EDİLEN ( K İ BÖYLE BİR ŞEY İŞİN ÖZÜNDE YOKTU:))))) BİR TÜR FAST FOOD YİYECEK.
BİZLER BUNU İLK KEMERALTINDA ARABALARDA GEZİNEN SATICILARDA YEMEĞE ALIŞTIK. ARDINDAN TURŞUCUDA TURŞU SUYU İÇECEKSİN, ÖZSÜTTE YADA BOLULU HASAN USTADA TAVUK GÖĞSÜ, KEŞKÜL, VS... YİYECEKSİN. YANİ BU SANKİ KEMERALTINA İNME RİTÜELİ GİBİYDİ BENİM ÖĞRECİLİK YILLARIMDA SİNEMAYA MI GİDECEKSİN SAATİNE GÖRE GİRİŞTE YADA ÇIKIŞTA, ALIŞVERİŞMİ YAPACAKSIN O SIRADA BUNLAR MUTLAKA YERİNE GETİRİLİRDİ...
ŞİMDİ BENİM YEDİĞİM YER; SİBEL İNDE HEMEN TAHMİN ETTİĞİ KIBRIS ŞEHİTLİĞİNDE ÖZSÜTTEN GİRİNCE DÖNERCİLER SOKAĞI GİBİ GÖRÜNEN YERDE, HANİ İZMİR DE YİNE AZ YER BİLENLER İÇİN ALSANCAK ALTINKAPI DÖNERCİSİNİN SIRASINDAYDI.
GAYET TEMİZ VE LEZZETLİ GÖRÜNÜYORDU
AMA ACIKİ O SOKAK SATICILARININ TADINI BULAMADIM İŞTE...
Kİ BEN ÖYLE SOKAK SATICILARINDAN BİR TEK ŞEY YEMEDEN BÜYÜMÜŞ BİRİYİM DİYE DEEP NOTE DÜŞEYİM. 18 YAŞIMA PAMUK HELVA YEMEDEN GELDİM DİYE DAHA ÖNCEDE YAZMIŞTIM. ELMA ŞEKERİNİ ANNEM EVDE KENDİSİ YAPARDI. HER ŞEY 5 YAŞINDA SARILIK GEÇİRMEM YÜZÜNDEN OLDU. KARDEŞİMDE BENİMLE BİRLİKDE DOĞUŞTAN DIŞARIDA ABUR CUBUR TÜKETME YASAĞI İLE YAŞADI. AMA NEYSEKİ O YAPTIĞI İŞ GEREĞİ, BEN OKUL GEREĞİ KURTULDUKDA BU LEZZETLERİ TATMA İMKANI BULDUK.
AMA YİNE İLGİNÇTİR Kİ KARDEŞİM NEREDEYSE HER İLE VE PEK ÇOK KASABAYA GİTTİ, GÜNEY DOĞUDA ASKERLİK YAPTI. VE HER ŞEHİRDE BİLDİĞİ SOKAK SATICISI VARİ BİR LEZZET KEŞFETMİŞLİĞİ VARDIR DA BİZ HALA AMAN ANNEM DUYMASIN DERİZ
:))))))))))

16 Nisan 2008

GAZETEDE OKUDUĞUM BİR YAZI ZATEN KAFAMDA OLAN KORKULARIMI TETİKLEDİ
geçen gün gazetede okuduğum bir yazı zaten bilinç altımda olan korkularımı tetikledi sanırım.
bir süredir, yok daha doğrusu hamilelik planları hamilelik ile başayan sürede özellikle doğal beslenme takıntısı başladı bizde karı koca. bunun ilk adımlarını evlendikden kısa bir süre sonra atmış olmakla birlikde, bizi rahatsız edecek düzeye varmamıştı. evde alışverişde dikkat ederdik ama o kadar... fakat bir süre sonra bunun ne kadar zor olduğunu anlamaya başadım. doğal, ne kadar doğal, nasıl bilecem, nereden bilecem. kime ne kadar inanacam. sağlıklı kelimesi nedir? ilk önce zeytin yağı ile başladı bu konu, evimize önce başka yağ sokmamaya karar verdik, sonra biraz biraz tereyeğ girdi. önce tereyağ gerçekmiydi, ne kadar sağlıklı şartlarda yapılmıştı. hangi marka nekadar güvenilirdi bunları araştırdık. sonra bitki çaylarını poşetler yerine bitkinin kendisi olarak almaya başladık ki içtiğimizin ne olduğundan emin olalım. çünkü kuşburnundan yaptığım hiç bir çayın, sallama poşet çaylardaki kadar hatta yakını kadar bile kırmızı olmadığını görünce şaşırdık. ama yinede kuş burnunu, kuş burnu olarak almaya devam ettik. adaçayını demeti ile, ıhlamuru dahada abarttık kendimiz topladık ( bu konuda imkan vardı) kekiği öyle denk geldi annem topladı. papatya çayı içinde yine kedi köpek gezmeyen yerlerden toplamaya çalıştık. kırmızı biberi kurutup toz biber yaptık. ama peyniri hep aldık. yoğurdu mayalamayı düşünmüş olsak da süt konusundan hiç emin olamadık. yine geçen gün sürekli takip etmediğim bir blogdada yazıyordu süt açılmış olarak dolapda ne kadar dururlarsa dursunlar nasıl oluyorda hala sağlam kalıyor ve %100 doğal olabiliyor birde üstelik diye. bende hemen düşündüm kaç kere dolapda bu bozulmuştur diye atmaya kalkıştığım ama aslında bozulmamış sütle karşılaşıyordum? o kadar sık ki. ancak sütü açıkdan almayı düşününce hayvandan endişe ettik ne kadar sağlıklı ve kontrolü yapılmış olabilir diyerek. işte basitçe ve iyi niyetlerle başlamış düşüncelerimiz. hamilelikde dr mun da bazı konulara dikkatimizi çekmesi ile büyümeye başladı. tümyeşillikler sirkeli tuzlu suda bekletilmeden tarafımca tüketilmez olduğundan sorgulamalarda başladı. bunlarda sağlıklımı. nerede yetişiyor neyle sulanıyor sorusu zaten çıldırtıcı soru. çünkü kullandığımız deterjanlarla yer altı sularını öyle hale getirdik ki yakında onlarla sulanan ve yetiştirilenleri yer isek metal zehirlemesine maruz kalabiliriz. neden mi çünkü ben ve bir çok kadın gereğinden çok fazla ve yüksek doz da deterjan tüketmekteyiz. her ne kadar su ısıtıcım için kullandığım limonkabuklarım ile bir mucize yaşasamda geri kalan kısımda hiç de masum değilim. bulaşık deterjanı için makine dışında evde frosh bulunduruyorum ama makine için ne yapabililirm. bu blogu kanada da yaşanlardan okuyan yok sanırım, orada bir süre kalan kuzenim onların bulaşık durulamadığından bahsetti bana. deterjanlı bölmeye bulaşıkları sokup yıkayıp sonra kuruluyorlarmış durulama diye birşey yok, ve deterjanın sağlıksız olmadığına inanıyorlarmış. bana kal geldi. deterjanlarına bu kadar mı güvenebiliyorlar sağlıklı olduğuna dair, yoksa umursamaz mı davranıyorlar kavrayamadım. ancak haleliğim sırasında kullanmak için krem, göbeğime sürülecek gibi yağları yurtdışından istememin bir tek nedeni var. oda orada gerçekden doğal yazıyorsa doğal olması gerektiği idi. oysaki bu bitkisel yağların pek çoğu ülkemizde var değilmi. aslında aktarlarımızda yağlar yönündende çok zenginler ama ben herhangi bir yağ olmadıklarına inanamadığımdan yani pamuk yağına yada en ucuz yağ hangisi ise, esanslarından koyup , bilmem ne yağı diye satmadıklarından emin olamadım aldığım yağın gerçekden bahsi geçen bitkiden çıkarılmış olduğuna inancım kalmamıştı sanırım. vee geçen gün okuduğum haber hepsinin üzerine tüy dikti, bozulmuş tavuk etlerinin çamaşır suyu ile beyazlatılması, beyaz peynir beyaz ve parlak olsun diye kireç konması. toz kırmızı biber yerine kiremit tozu yememiz, tereyağıniçinde margarin ve patates olması bana yinede diğerlerine göre sanki masum geldi... bozulmuş sucukların nasıl değerlendirildiği, yada şarküterinin dönerin yapımımdan kullanılanlar, peynir çeşitlerinin maruz kaldığı diğer uygulamalar... en kötüsü de bunların sadec eucuz kenarda hani merdiven altında yapılanlar da gördüğümüz markalar için değil. bilinen ürünleri bildik yerlerde yüksek fiyatlarda satılanlar için olduğunuda okudukça ne yapacağımızı iyice şaşırdık. kaç gündür, ne zaman annemle konuşsam, babanemle konuşsam, kocacışla yada teyzemle sürekli istemesemde bu konuyu açıp endişelerimi anlatıyorum ve biz şimdi ne yapacağız diyorum. tamam kırmızı biberi çözdük. tamam sucuk ve şarküteri zaten neredeyse evimize hiç girmiyor. yoğurdu mayaladım. ekmeği evde yaptım ama yoğurt yapmak için, süte, ekmek yapmak una, toz biber için normal bibere ihtiyacım var benim... süte yada una nasıl güveneceğim demeye başladım. şekerin nasıl yapıldığını hiç gördünüz mü, kardeşim yakınen görmüş abla sakın görme sen bir daha yemezsin diyor peki yemeyip ne yapacağım...
bence resmen dipsiz bir kuyu gibi bir şey bu, hani bu yazı hep eklense güncellense bitmez. her yerinden yeni bir eklenti, soru yada yanıtı çıkabilecek gibi. sanki konu konuyu doğuruyor. bölünerek çoğalıyor endişeler. o kadar ki organik tarım çıktı ya. ülkemizde ki organik üründe organikmi acaba. ee hani bozulmayan sütlere yasal olarak %100 denmesi uygun görülen bir ülkenin ürünü olarak endişelerim devam etmekde... ilerisi için planlarım var elbette ütopik olasalarda onları sizinle başka bir yazımda paylaşırım ama. ya şimdi... nedense yıkayabildiklerimde rahatım gibi sanki onlar başka türlü etkilere maruz kalmamışlar gibi... daha sünni gübre fazlalığı yada aşırı zirai ilaç kullanımına gelmedim bile farkındaysanız. aşırı ilaç kullanımı yada hastalık bir başka ülkenin ithalatında çıkınca o ülkenin neyaptığını biliyormusunuz. o ürünün yetiştiği bölgeyi karantinaya alıyorlarmış. bizde karantinayı bırakın birileri sürekli bunu anlamsızca destekliyor. farkındaysanız kimse bilinçli uzmanlar kullanımını desteklemiyor sürekli kimyasal tüketimi destekleniyor. çünkü bu ürünleri üretip sadece bizim gibi ülkelere satanlar, aslında sonrada bunların kullanıldığı ürünleri ülkesine almayanlar. bunları satabilmek için kimleri ne şekilde zengin ediyorlar düşündünüzmü hiç? alman markası hormon kullanan kumluca domatesleri sonra almanya kapılarından geri dönmedi mi. peki yaptğımız tarımsal üretime denk gerekli hormon miktarı belli, yetkililer buna kota neden koymuyor daha gümrük kapılarında. konmuyor çünkü bu ürünü üretenler birilerini yeter derecede memnun edebiliyorlar.
ilaç piyasasında aynı şeyler yaşanmıyormu? yine hamilelik döneminde dr da bir başka hasta ile karşılaştım hamilelikde neredeyse mutlaka karşılaşılan idrar yolları enfeksiyonu yaşıyordu. dr hamilelikde güvenle kullanabilceği bir ilaç yazmış ama bulamıyorlarmış. neden mi? çünkü ilaç sadece 2-YTL olduğundan hiç bir yerde yok. ama onlarca yada yüzlerce YTL değerindeki ilaçlar peynir ekmek gibi. peki hamilelikde kullanılacak güvende bir ilacı ben neden hayatımın diğer dönemlerindede kullanmıyorum. yani elbette bazı hastalıkları ciddiyetini önemini küçümsemiyorum. ama o kadar ciddi olmayan enfeksiyonlarda, rahatsızlıklarda neden başka hatta gereksiz derece yüksek doz da ilaçları sadece pahallı diye aldırılıyorum. yani niye hamile olmayan biride hamilelikde kullanılan ilacı içmiyor. bana ateş düşürücü ve ağrı kesici olarak veridiği ilaç vardı doktorun ben mümkün olduğunca onu kullanmaya çalışyorum mesela...
düşündükçe zorlanıyorum, düşündükçe düşüncelerim dallanıp budaklanıyor, dağılıyor, sorularım artıyor, sorunlarım artıyor. ama çözümler yerinde sayıyor. yada her bir çözüm yanında pek çok soru ile geliyor. sağlıklı yaşamak artık imkansızlaşıyor gibi geliyor bana.
ben mi karamsarım yoksa tablo gerçektende bu durumda mı?