EVİME HOŞ GELDİNİZ

SİZİNLE GERÇEK HAYATIMI PAYLAŞMAK İÇİN SEÇTİĞİM BU SANAL EVİME HOŞ GELDİNİZ...
YAŞADIKLARIM, YAŞAMAK İSTEDİKLERİM, DÜŞÜNDÜKLERİM GÖRDÜKLERİM DİNLEDİKLERİM GEZDİKLERİM NE VARSA KENDİM İÇİN YAZIP SİZLERLE PAYLAŞIYORUM.

Powered By Blogger

29 Kasım 2013

KISA BİR GİRİŞ

buraya uğramayı her gün planlıyorum.... ve bla bla...

neler mi yaptım
oğlum 43 aylık bir canavar oldu, bir tek lale ablanın takip ettiği bir sürü doğum günleri düzenledik, yedik içtik, gezdik tozduk, oyunlar oynadık, dostluklar kurduk, bazılarını bitirdik yani bir sürü yolculuğa çıktık. ama oğlumun en büyük yolculuğu büyümekse, benimkisi ise yeniden çocuk olmak oldu. oğlum bana unuttuğum çocukluğu öğretiyor...

geçen gün ona kızdım, kafamı çevirdim, bana geldi, o gelince yine kafamı çevirdim, bana uzanmaya çalıştı minicik elleri arasında yüzümü tutmaya çalıştı öptü öptü... yanaklarımı, gözlerimi, saçlarımı, omuzlarımı ve benden özür diledi, -özür dilerim, ne olur bana kızma anne, lütfen... kavga yok tamam mı? tamam mı? dedi bana... oğlumu büyütürken bir sürü yanlış yaptım ama sanırım bir şeyleri de doğru yapmışım. oğlum hayatımda baba verilmiş en büyük hediye. dolayısıyla da bu büyük hediye yaşamımda bir sürü şey değiştirdi. düzen manyağı o kadının evi şimdi hiç düzenlenmiyor. her gece yatmadan banyodan mutfağa her yeri denetleyen kadın oğluşunun yatağında uyuya kalıyor bazen sofrayı toplamadan. bomboş salonumuz şimdi oyuncakçı dükkanı gibi. her işini yoluna koyup evden çıkan kadın şimdi oğlunun arkadaşlarına yetişmek için evden makine çamaşırları asmadan bırakıp çıkıyor. asla çocuk için kavga etmem derken kocaman bir kavga ettim beni tanıyan herkesi  şaşırtarak. ha bunlara bakınca kendimi haklı görüyorum yinede çünkü bunları hayatımın en değerli varlığı için yaptım, yapıyorum. ha yazacak çooook detay var onlara dönebilirim belki, kim bilir?

bu arada kendimi de kaybetmişim, saçım başım... her şey... şehirden uzak bir sitede oturmak kendimi çok rahatlatmışım. bir gün oğlumla fotoğrafıma baktım ve büyüyünce anne sen yaptın diyecek diye düşündüm şimdilerde kendimi biraz topladım. oğlumun doğumu ile şimdiki zaman fotoğraflarımın arasında 10 yıl olduğuna yemin ederdiniz inanın. tabii başka sıkıntılarda oldu hayatımda, her şeye yetişmeye çok çalıştım bir süre, her şey tam olsun diye. o mükemmeliyetçi kadın huzursuz sıkıntılı bir dönemde geçirdi... ve yetmediği, yetişemediği yetersiz olduğu hisleri ile boğuştu... ve kaybetti...

şimdilerde daha keyifli, daha hoş ve eğlenceli oldu...

28 Mayıs 2013

yaşasın
başarmışım
kimbilir belki gelirim

ben oğlumu burada ilk dişlerini çıkarırken bırakmışım
şimdi mi?
 hiç sormayın hoplayıp zıplayan kocaman bir yakışıklı
hele bir annem diye koşup sarılışı var ki........ işte o ....
başka neler mi oldu?
neler olmadı ki?

özlemişim buraları da...
yazamıyorum
yazdığımı yayınlıyamıyorum
nedne bilmiyorum

17 Mart 2011

güldüm

dün gece bir güldüm ki sormayın,

ben bir vakit bulupta bu blog sorununu öğrenemediydimde en çok oğluşumun sayfasına üzülürüm dediydim. o zamanlar çok emin geldiydide buralara değil onun sayfasına yazdıydım pek çok ilkleri oradan kayıp gidecek diye yanıyordum yedekleme yapılıyormuş ama nasıl?

bu arada ben sayfama girdim, sayfaları gezdim. sonra dün gece girilmez oldu. aha dedim yassak geldi ancaksonra öğrendim ki, iki gün önce yasak kalkmış. yani ben yasak süresince girmiş kalkınca giremez olmuşum. ancak kulağıma küpe oldu oğlumun sayfası artık güvenli bir yer benim için acilen oradaki bilgileri acilen defterine geçirmeli.
taaa nerelerden geldi o defteri hediye diyede ben bir fırsat bulamadım yazmaya, şimdi görev oldu yazılacak ne olur ne olmaz sanal dünya burası nede olsa. ha buarada bu sayfamada üzülüürmüydüm üzülmemmi hiç? neleri paylaştım ben bu sayfada, hayatımla ilgili neler yazdım. ne dönüm noktaları, ne taşınmalar, ne dedikodular, ne hastalıklar, neler neler... en önemlisi ben oğlumu bu sayfada bekledim, benimle birlikte burada bekleyeneler oldu, paylaştım...
neyse işte yasak kalkınca giremediğim sayfama güldüm, bu gün se bunları yazıyorum. bu arada nelermi yaptım şartlarıma göre yayılmaca yaptım. annemler bizdeydi yemekleri o yaptı, sabahları oğluşu 1-2 saat baktı ben son 11 aydır nadir sabah uykularından uyudum. ha bu arada öğle öğlenlere kadar uyudum sanılmasın. yemekler bol zeytin yağlı modundaydı malum onlar yokken biz daha pratik son dakika yemekleri yapıyoruz; dondurulmuş köfteler, bol tavuk hatta hazır pişmişlere bile rağbet ettik. dolayısıyla imdilerde tencere yemekleri... bu gün kabak vardı, dün bakla vardı, önceki gün kereviz, ondan önce pırasa, arada bakliyat falan... bu lükslerim dışında 7/24 görevim devam ediyor hala 7/24 anneyim. oğlum öğle akşam yat, sabah kalk olmadı hala kalkıyor kimi gece az, kimi gece neredeyse geceyi memede geçiriyor ama kalkıyor. oğlum memeye çok düşkün canı istedikçe emiyor. acıkınca, kakası gelince, korkunca, düşünce emiyor emmediği memeyide elliyor, hatta eliyle sağıyor:)))))) dolayısıylada bana çok düşkün ama bu başkalarını sevmesini engellemiyor. istisnalar dışında insanlara gidiyor, gülüyor güldürüyor. kendi şakalaırnı yapıyor. emekliyor, elinde bir oyuncakla emeklerse iyi, çıngırakla emeklerse aşağıdaki komşulara acıyorum. prensipleri var, ama fazla kaprisi yok yavrum...
ayyy neyse güldüm derken nerelere geldim bak. varsa yoksa oğlum aklım 7/24 görevimden uzaklaşamıyor işte...

1 Mart 2011

lale ablaya

haha
lale abla bak oğlum bu günlerde hayatına başka kadınlar alayım demesin acayip kıskanırım. o popoları ben ısıracam,o yanakları ben öpecem, o iki minik dişi ile beni ısırırsa ben kahkaha atacam ona göre.
sonrasını bilmiyorum:))) ama bu yorum bana ikinci geliyor yeni doğum yaptığımdada bir arkadaşım sakın ha böyle kayınvalide olayım deme, olacak gibi görünüyorsun, bak bizde kızlar var dediydi:)))
kimbilir de ben kayınvalide olana kadar cadılık yapacak halim deyim kalmaz diyorum ben ama???
çok sessiz bir görümce olduydum, öncelikle kardeşimin huzuru ve mutluluğu için. susmam, dayanmam diyeceğim nelere susuyor, sabrediyorum amma velakin ilerisi allah kerim:))))))))))

ben listenle ilgili şaka yaptım, hiç düşünmedim :)))

24 Şubat 2011

günler geçiyor/ sıkılan okumasın yine oğlum r

günler geçiyor ama ben farkında bile değilim.

her gün aynı gibi gelsede aslında farklı

ev hanımlığı kısmında hep diyorum ya acemiyim, yani onlar günlerini nasıl hareketlendirir bilmem benim için çok dar alanım. yok yağmur var çıkamam, yok uyku saati uymadı. mesela yarın arkadaşımda gün var ben dahil değilim ama davet ettiler. ancak evi bizimkine göre oldukça serin zaten hiç güneş görmüyor, salonu çok büyük benim oğlan emekliyor. emeklerken ayaklara gidiyor en çok. şimdi bu beni gerermi? gerer. yani insnaların aakları ile oynamasına izin vermem. yerler soğuk emeklese endişelenirim. gerçi kız 500tl doğal gaz parası ödüyor ayda ama bird eklima çalıştırıyor ev sınmıyor. alla ev kars a değil:))) neyse yani yarın gitmeyi düşünmüyorum. zaten havalar yağmurlu...

evde yemekler yapılıyor, pazartesi teyzemin eşi acil anjiyo oldu, salı onlara bir iki kap yemek yaptım. öğleden sonra muflin yaptım yağsız yaptım yinede fena değildi. esas yeni bir tarif var denenecek olursa yazarım.






hala temizlik iş sorun oğlum bu elekrikli süpürgeden nefret ediyor hani az buçuk olsa neyse katılarak ağlıyor benim korkak askerim.

bu aralar hyatımda en çok eleştiriyor hayatımı çocuğun kapladığı üzerine başka şey konuşmadığım ve normal yaşamadığım üzerine. farkındayım buradada öyle laf dönüp dolansada yine bebeğe geliyor. bana yapılan eleştirile rbazen ağır gelsede dönüp bakıyorum ne konuşabilirim. 7/24 onunlayım. onunla olunca başka şeyele ilgilenme şansım yok. başka bir yaşantım olmayınca ne konuşayım. kimseyi görmüyorum, okuduğum gıdımla konuşsam ne olur ki bana bunu diyenlerden yinede fazla okuyorum ancak onların seyrettiği o programları seyretmiyorum ki oğlum olmasada seyretmem oda ayrı. ee ben şimdi hangi konu hakkınd akoşaım. evde oğlum dışında yemek temizlik var. film seyretsem anca o uyurken o da bir film süresi kadar uyumuyor çoğu zaman. ada benim vaktim olmuyor.

bahar gelse bir şeyler değişirmi? bilmem

ama ben o büyürken hayatımın sadece o olmasından çok memnunum, ben onu o kadar beledim ki, o kadar istedimki... her gün büyüyor elbett arın çantasını alıp seyehate gitmeyecek ama oda kendi özgürlüğünün peşinde daha şimdiden emeklemeyi becerdi kendi başına babasının anına gitmenin yada banyoya kendi başına gidiyor o kaar seviniyorki. yarın yürüyecek e benim hayatımda bir sürü zaman boşalacak a istiyormuyum elbette büyümesini istiyorum ama bana zaman kalması için değil :)

kitabımın 1/3 ü bitti ancak:(( kötü ama şartlarıma göre ehhh

ben yine yatmaya gidiyorum. oğlum gece kaç kere uyanacka bakalım. uyanacak yanıma alıp emzireceğim o ve ben öylece uyuya kalacağız:)))))))

10 Şubat 2011

günler...

havalar bahar gibi derken bu gün dışaır çıktık. çıktık çıkmasına ama bu durum beni gerdi. şehre inerken oğlum terledi, ininc eüşüyecek diye gerildim. soğukta üşürmü diye gerilmiyorum ama terleyince böyle ısıstan güneşe rağmen aslında serin olunca geriliyorum. yalancı güneş, bizi aldatma.. hem inc egiydirdim oğlumu kahverengi onu ayıcık ibi gösteren montunugiydirmeyip oldukça ince bir şeyler giysede, otomobil koltuğu terleiyor işte...
onun dışında mutfak hiç boş durmuyor. benim yemek demelerim sanki başarıya ulaşmış gibi, şimdi oğlumun denemeleri mutfağımda. sanki kimya deneyi. azıcık çorbalar, yemekler... herkes her ne kadar tatsız tuzsuz yiyor bu çocuk deselerde tadınca şok oluyorlar. evet şeker tuz yok ama buharda pişen, ve harika karışımalr sayesinde bence oğlum bizden bile lezzetli şeyler yiyor daha önemlisi yediklerinin gerçek tadını alıyor. gurme olabilir. dayısı çok duygusal şair mair gibi bir şey olacak? diyor. bende yokk sehpalara öyel vuruyor ki görmeyin ünlü piyanistler gibi bride ayaklarıyla ritim tutuyor, doğduğundan beri klasik müzik ve radyo 3 dinliyorum demiyorum bile. o piyanist olacak diyorum. anneannesi ona beyaz yakışıyor o dr olacak bakın görün diyor:)))))))) neyse ben nelermi yapıyorum. kocacışıma ve gece yarısı kurt gibi acıkmış bana atıştırmalık hamur işi yapıyorum. öncelikle çikolatalı ve kakaolu browny fix. başka kurabiyeler, irmik helvası, un helvası ama ağır geldi beni şişirdi ona ara verdim. zeytin yağlılara kocacışın oğluşuna süt için yaptıkları var ki... kısaca mutfağımın kokusu bitmez oldu. sucuklar, balıklar, pastırmalar, tavuklar, yumurtalar... her gece pilav yada makarna... ben bu yıl yediğimi 40 yıldır yememişimdir. her şey süt için. oğlum bu günlerde yine yemek yemiyor masaya gelince daha istemiyor, önlük taktırmıyor dahada önemlisi yemiyor ve çok aç bile olsa durmadan mem, meme diye sızlanıyor. su ve papatya çayı içiyor onların arasında neyi kakıtır yedirebilirsem canımı sıkıyor oğlum böyle değildi. dilerim geçicidir...
ev işi hala sorun... ya kemiklerim birbirine giriyor, kan ter içinde kalıyorum o ağlamadan bitsin diye yada yapmıyorum ki buda kötü çünkü ne yaparsam yapayım eve sanki toz yağıyor. ev 1 saat temiz kalmıyor gibi geliyor bana... her gün temizlik yetmez bu eve günde 2-3 kere yapak gerekki o zamanda tahmin edersiniz başka iş olmaz... şehrin dışında yaşamanın sonucu mu bu ki?
kitabım daha bitmedi, hemende bitmez...
seyredecek film bulamıyorum keyfime göre, ama çocuklar duymasın benim için haftada 2 gün oluyor da o başladığında ben oğlumu uyutuyor oluyorum. sonrasındada yemek işi var. artık mutfakta yiyoruz 1 yılı aşkın süredir. mutfağa tv almayı kocacışa söylüyordum ki pişman oldum zaten bir masada iki laf ediyoruz diye kocacış bir başladı .... :))
ancak hala diş buğdayı yapmadım...

4 Şubat 2011

diş iznindeydim

yine yokum, çok işim var çok... daha doğrusu işimiz var.
oğlumla nezle olduk gibi olduk, hani eskiden olsa nezle bile demiyeceğim kadar hafif ancak söz konusu oğlum olunca iş ciddi. hani bununla bitse iyi bizim evde tazecik 2 diş var:)))
kış dolayısıyle kapalıyız. soğukta gezecek keyifli bir yer yok, ev gezmelerini virüs dolayısıyla askıya aldık. oğlumun bu günlerinde, okumalar, seyretmelerde askıya alındı. ev toplandıysa, yemek yapıldıysa işler bitmiştir. geri kalan tüm zaman oğlumun. hani pek öyle eziyet etmedi ama bendende ayrılmadı. yanağını yanağıma, elime, koluma dayadı, bacağımda yattı durdu. tebessümü eksik olmada neşesi tamda olmadı.
şimdi diş buğdayı yapacaz oğluma...

28 Ocak 2011

evet lale abla klasiklerden okuyorum. ben bir kaç kitapta bir araya koymaya çalışıyorum. güncellerde keyifli tabikide. buna gıcık oldum. korsan almadım o hologramı falanda var ama içinde baskı hataları var. aynı paragrafın altında tekrarı olan yerleri çıktı

20 Ocak 2011

pazar

bu gün oğluşumla çıktık. hafta sonu yağış geliyormuş çıkamayız diye bu gün çıktık. yağmurda araba kullanmaı beceremediğimi ayrıcada oğluşun arabasını komple kapatmak zorunda kaldığım bu nedenlede oğluş terlediği için yapışlı havalarda mecbur olmadıkça pek çıkmıyoruz. gerçi her ne kadar kötü hava yoktur insnaın azırlık olduğu hava vardır feksefesini benimsesemde işe gelin görün teknik şartlar tam olmuyor. ha bana arabayla çık diyorlar. ee yani oğlanı aabaya koy, dolaş gel espirisi ne bu bunun, çocuk hava almadıktan sonra sadece evde yatağında değil, arabada koltuğunda uyumuş olacak:)))
neyse biz bu gün pazar çıktık, annem sinir olsada:) o bebeği bana bırak sen çık dedi ama, ben pek bırakmıyorum biliyorsunuz sizde, şöyle bakıyorumda yaşını doldurmasına çeyrek kala sadece toplam 3,5 saat ayrı kalmışız oda ilk günlerdeki mecburiyetlerden. pazar keyifli geçmedi, sanırım bri daha çıkmam. oğluş kocaman oldu, arabasının üzerinde yinede araba koltuğu konulmuş şekilde geziyor, ee oğluşun ağırlığına arabanınkini, üstünede aldıklarımı ekleyin. bana daha pratik geldiği için evin ( park, trafik sorunu yok ilk önce) otobüs dolmuş kullanıyorum. onca ağırlığı bindirirken bu gün beli sakatlayacaktim. zaten bir bacak kalcadan hafif hafif uyuşma emareleri göstermeye başladı. pazarın kuru kısmı kalabalık ve tozluydu. zaten bu sene en çok sevdiğim alışveirş bebek için olan. hoş çok acemiyim. hamileliğimde bebek alışverişi ile uzun süre ilgilenmedim biliyorsunuz. malum bilmem kaçıncı hamilelik olunca asıl olan sürmesi idi. pek çok şeyi kaçırmışım bebekler için neler varmış neler ben görmemiş bilmemişim. duygu ihticanım olmayanlarada bak canım, gün geliyor gerkeiyor var olduklarını bil, hem ne nerede satılıyoruda bil:)) ( duygu mother&care de %50+25 indirim var. ileir aylar için alınacak klasikler var uğramışındır ama olsun) burada kanz var oradada 750 indirim var aslında bu gün pazara uğramasaydım alt komşumun kızı için alışveriş yapacaktım ordan. bebeği 40 günlük fıtık ameliyatı oldu onlar çıkamıyor. indiirmdede pek bir şey kalmıyor beğendiğinin bedeni falani rica etti. hem kız bebeğe alışveriş deneyim yaşayacaktım ama gözüm yemedi. fakat uzatmamak gerek alınacak bulmak zor sonra.
haaa geçen hafta sonu nihayet kitap aldık kocacışla, bir kaç güncel kitaptan sonra kırmızı ve siyahı aldık başladım ama bu günlerim iyice uykusuz geçiyor bir kaç sayfanın sonunda bayılacak gibi olup sızıyorum. gündüz oğlum uyurken uyuyamıyorum onun maması, çamaşırı, ütüsü, ... gece artık ne kadar olursa, hep derim bölünmüş uyku benim için az uyumaktanda kötü diye ama, hala kalkıyor oğlum. benim bebekliğime hiç benzememiş bu konuda. nerdeyse saat başı emiyor, uyku sersemi tam doyuramıyor karnını emerken uyuyor o nednele hemen yine uyanıyor bu durumda ben uykusuz her gece:))))) ha sakın yanlış anlaşılmasın asla şikayetçi değilim. ben bu işe bilşerek girdim. kocacışla birbirimizi unuttuk, kendime eskisi gibi bakamıyorum falan ama asla şikayetçi değiliz. değiliz çünkü biz bu bebeği çok istedik çok daha kötü günler geçirdik ona ulaşmadan. kocacışın bebekleri olmuş olsada dr da o kötü haberleri aldığımız günler konuşulmasada hafızalarımızda daha, o nedenle biz bunları tebessümle karşılıyoruz. onun o gülüşü, hele hele o kahkası, hata şimdilerde başlayan çığlıkları herşeye değer :)))))
hafta sonu abimiz gelecek, şimdi babaannesinin yanında küçük abimizle birlikte. o gelmeden yemek yapmalı ( hoş o pek bir şey yemiyor ama olsun) yapıp dolaba, hatta biraz dondurucuya atmalı. o dondurucudaki yemekler hep kurtarıcım oluyor. ( duygu sen ikram hazırla misafirlerin için dondurucuya, vaktim olursa kendinede yemek) evi toplamalı vee yarın oğluşumun banyo günü. istisnasız her gün duş alıyor ancak cuma günleri bol köpüklü banyo günü dr umuz haftada 1 gün şampuan veriyor.
hadi hemen yine yatmaya gidiyorum.

17 Ocak 2011

blog arkadaşlarıma

ilknur blog un bulunamıyor ne oldu, okursan bir birdiriver merakayım.
ha birazdanda mail atacam sana ona göre bir yerden ses ver. msn dede hiç yoksun bak...
lale ablayı çook kaçırmışım fırsat bulsamda o tadı damakta kalan yazılarını kaçırdığım maceralarını okusam
duygu hep aklımda, onda kendimi tekrar ediyorum gibi oldum. alışverişlerimi, doğum sancımı yaşadım şimdi sayfasında. ona öyle çok yazmak istiyorumki. sonra müdahale etmemek adına vazgeçiyorum nede olsa herkes kendi doğrultusunda yaşasın diyorum. mesela sancın gelince başın kalabalık olmasın diyecem vaz geçiyorum. belki onun için zor olmaz demi ama

oğlum iyileşti.
saçlarım kesildi, eve geldim kcoacış dahada kısa kestirseymişin dedi. ama tekrar gidemem oradaki saç kurutma makineleri oğluşumu çok üzüyor korkuyor oğluşum. ayrıcada artık bensiz olamıyor. kış gelip çok başbaşa kalınca bana çok düştü.
yazacak çok ama zaman yok
uyku uyku...

6 Ocak 2011

yeni yeni




yeni bir yıla girdik bizim evde her gün yeni bir şey oluyor oğluş sayesinde. her gün yeni bir şey katıyor dağırcağına, ama hala nezle hala diliyorum alerjik olmasın nezle olsunda gelsin geçsin diye... salonun büyük bir kısmı ona tahsis edildi. el halısı kaldırıldı o şimdi hem oynuyor hemde emekleme antremanı yapıyor. yani oğlum antremandayken ben de bunları yazıktırıyorum:)))



bu sabah kocacışa bozuldum. oğluş doğduğunda bana şöyle dokunmatik ekranlı falan bir telefon almıştı. bu sabah kalktım baktım ki benim telefon gidiyor. daha iyisini beğenmişmiş bana ne ben onu istiyorum daha iyisini değil demedim bile çünkü böyle bir şeye kalkışırken bana sormadı bile.

sabah iştimalarımız gittikçe erkenleşiyor da, asılsorun gece nöbetleri onlar belirsiz...

uykusuz günlerdeyim hiç olmadığı kadar.

yinede her şey normal gibi yaşımaya çabalıyorum. en büyük sorunum hala elektrik süpürgesi kullanımı. yemek zaman zaman sorun olabiliyor da o çok önemli değil bir şekilde hal oluyor. hala kitap alamadım. çevremde nezle grip salgını nedeni ile pek evden çıkmıyorum. planladığım bu değildi her durumda dışarı çıkacakım sözde ben ama gelin görünki her şey plana uymadı. oğluşumun nezle kaptığını düşündüğüm bebek 15 gündür iğneye giidyor düşmeyen ateş nedeni ile olunca gözüm korktu.

oğluşum tam bir luli hastası oldu. bizede onun oyuncağını aramak düştü. kırık yumurtadan bezi olan üçgen suratlı o civciv çıkınca her şey yoluna giriyor oyuncağınıda sever dedik. her dışarı çıktığımda arıyorum hala bulamadım. bir yandanda sanki müziğine hayran mı acaba diye düşünüyorum. çünkü arkası dönükken bile fark edip ağzı açılıyor, eller çırpılıyor sonrada eller ağza gidiyor. hala çılgın gibi kaşınıyorlar ama gelen giden yok.

misafir tempomda ciddi bir düşüş var. benim de gezmelerime engel olan hastalık kadar birde bebeklere davranışlar. gittiğim yerde eliyle dişini kontrol eden, küçük çocuğuna oğluşu vermeye kalkan hatta yediklerimizden tattırmaya kalkan. insnalara şaşıyorum. kimsenin bebeğini değil çocuğunu bile izin almadan elimi sürmeyen benim için bunlar hayret verici. korkarım bir gün o ikramlardan çiğneyip veren çıkacak diye. insanlar ne düşünüyor bilmiyorum. tamam çok evhamla bebek büyütmemek kararındayım da bu kadarı... yani en azından bana sorabilirler demi ama. ki benim korkularım arasın enfeksiyon kadar alerjide var o nedenle her tattırdığımda korku ile takip ediyorum...

birde bir bilen varsa lütfen söylesin her çocukta böyle tutarsızlık olurmu? günü gününe tutmuyor. kimi gün yemeklerini yiyor uykusunu uyuyor kimi gün ağzı su için bile açmayıp uyumamak için resmen direniyor ve gece uykusuda en çok 1 saat deliksiz oluyor. saat başı uyanıyor. lütfen fikri olan yazsın her fikre açığım.

26 Aralık 2010

YILLAR


öncelikle gelirim gelemem herkese şimdiden İYİ YILLAR.

ben ilk kez giden yılı sevdim dediğim bir yılı ardımda bırakıyorum. hani okullar okudum, evlen falan ama ben en çok bu yılı sevdim bunu unutmayacağım sanırım. ve hekese böyle yıllar diliyorum.

mesela bu yıl evimizin ilk yılbaşı ağacı alındı, oğluş için. onun yanan sönen ışıklarını sevdi.

ancak bu gün nezleli neşesi kaçtı.


bunun dışında

mükemmelliyetçilik hiç bu kadar zor olmamıştı benim için.

ancak bu günlerde hem yapmak zor ki bunu hızla geçtim. elimden gelmeyenlerin yarattığı streslede başa çıkmam gerekiyor. buda sık sık baş ağrısına sebeb oluyor.


aklımdan çıkmadınız. hatta sık sık bir fırsat bulup şunuda yazayım diyorumda yazmış gibi oluyorum galiba ki, yazmıyorum. şimdide sanki hepsini yazmışımda yazacak bir şey kalmamış gibi oldum.


kitaplarım bitti, hala yenilerini alamadım.


havalar inanılmaz düzelince biraz çıktım.


annemler 10 gündür bendeydi, ev çok hareketliydi


oğluşuma salonun yarısını oyun parkı olarak tahsis ettik, oyun parkı almadım alan küçük geldi bana, bende yorganlarla, örtü ve yastıklarla kocaman bir köşe yaptım hemde kalorifer peteğinin dibine, her ne kadar o soğuklarda iyi olsada şimdi bunun bir önemi yok.


sık sık hamur iş yaptım ve kilo aldım. alına kilolar dizlerime rahatsızlık olarak yansıdı.

27 Kasım 2010

fırsat bulmuşken, belki yine aynı şeyler ama... hayatım tekrarlardan ibaret

bu gün temizlendik. ancak kocacış ay çekirdeği çıtlatıyor şimdi:))))))
oğluş 2 haftalık krizden sonra ve özellikle son 1 haftadır mücadelemden sonra ilk kez yine 21:30 d auyudu. ha uyanık kalması bizi rahatsız mı ediyor? aslaaaa... ancak erken uyuması kendi için gerekli diyerek kendimi yırtıyorum. en kötüsüde uyumak için bir süre TV seyrediyor olması. hiç seyrettirmemeyi planlamıştım oysaki daha bir kaç öncesine kadar!!! komik daha ne kadar çok doğrumu yıkarım daha bakalım???
yemekler yapıldı, oğluşla oynandı, hatta harika bir hava var diye ekmek almaya bile çıkarıldı. komşuya uğrandı, pazartesi günü oda kızına kavuşacak.
hala aynı kçtaplayım ama yarıyı geçtim. evet nazlı ile kitap zevklerimiz iyi çakışmış lale abla:))) ancakkk bu kitapları kocacış seçmiş ben nasılsa okuyamam diye onun seçtiklerini elime alıyorum vee okuyorum:)))
ancak hala internette gezemiyorum, o konuyu daha yoluna koyamadık. gün içinde oğluşla olmuyor eğer görürse oda ekran başına geçmek istiyor, o uyuduğunda ki bu günlerde dedim ya sorunlu o sırada ben yemek yiyorum, yemek yapıyorum, biraz ütü yapıyorum vs... akşam olunca yatağa kendimi atıyorum uzanmışken de hadi kitap diyorum. en kötüsü ise hala temzilikte elektrik süpürgesi sorunsalı:((

24 Kasım 2010

ayıp etmişim

ay ne ayıp etmişim, ben oğlum döndü demiş gitmişim
geçen zamanda oğlum döndü, oturdu hatta ayakta durma çabalarında, hoppala şeklinde zıplamaya bile çabalıyor.
bu sürede internet sorunu yaşadık, yeni bir bağlantıya geçtik, onun kablosuzu yokmuş, eskisine geri döndük falan, bu arada derede yine girmişim yazılarım yarım kalmış yayınlamamışım falan..
bu arada merak ettim sizleri, lale abla neler pişirdi taşırdı, nereleri gezdi, evinde neler oldu,vs...
duygu nun hamileliği nasıl gidiyor aklımda hep...
ilknur bir türlü gelmemişti diyordum ki gelmiş yorum yazmış, onun kızları merak ediyorum...
ha ben mi, bende artık pişiriyorum, hatta ben gerçekten bol bol taşıyorum birazda yakıyorum:))) ama genelde beceriyorum, hani ev hanımı olmadan anne olunca bu yaşta eee hani normal:))) daha düne kadar temizliğe ütüye yardımcım varken şimdi hepsi bende birde oğlum. aslında öncelikle oğlum varda yanında işler var. gittikçe daha rahat davranıyorum ben rahat davrandıkça işler daha yoluna giriyor. eski titizliğimi bırakmaya çalışsamda zaman zaman eski hallerimin geldiğide oluyor. yeni ve basit tatlı, kek tarifleri deniyorum da bu gün yıllarıdr yaptığım ilmik helvasını birazcık yaktım:)))
oğlumun bu kadar hızlı büyüyeceğini hiç düşünmemişim eğer düşünseydim geçen zamanda elimden bırakmazmışım dediğim an, artık her şey önemini yitirdi artık. zamanımı enerjimi ona veriyorum kalanlarla idare edior herşey ve herkes... hani bana verilen hep sakın kucağa alıştırma sen zorlanırsın, şunu yapma bunu yapma dediler. ben öncelikle duygu ya ve okuyan üm hamilelere diyorum. onu mümkün olduğunca yanınızda tutun, herşeyi boşverin, herkesi boşverin onunla yanak yanağa olun çünkü o kadar kısa zamanda kafasını diğer yana çevirip başka şeyle ilgilenmeyi öğreniyormuş ki, inanılmaz. seyrettirmesemde tv yi görüyor, gelen sese, ışığa, oyuncağına dönüyor. kendi kendine yat yuvarlan yapıyor veee bunlar giderek artacak biliyorum. bu oğlumun her nekadar büyümesi olması nedeni ile beni sevindiriyor olsada, diğer yandan onunla geçirdiğim zaman azalıyor, azalacak.
ancak tüm zamanların en bakımsız halini almışım, benim klasik kış geliyor modumda bunda etkili. hava birazcık serinlese benimkanım donar, canım bir şe yapmak istemez. kuaför zul gelir, hatta evde banyoya girmek bile keyif vermez gibi olurum bir süre. hani ilkbahar yorgunluğu bende sonbahar depresyonu gibi yaşanıyor sanırım. saç boyamıyorum zaten. gerçi allahtan bayram geldide hani birazcık elime yüzüme bakılır oldum:))
bu arada gecede bir sayfada olsada kitap okuyorum. koloni bitti hani nasıl dı diyen olurmu bilmem ama bana göre başınd aiyi gitsede, sonu hani tvde seyretmediğim türden bir bir hal aldı... şimdi melekler ve şeytanlara başladım. neden mi? ev de elimin altında ilk onu buldum şimdilik ortalara doğru geliyorum iyi gidiyor. hala kitap alamadım. dışarı çıkma, alışveirş konusunda oğluşumla sık sık sorun yaşamaya başladık. ek gıdalara geçişimiz bazı sorunlar çıkardı ee hadi onu başka yazıda yazayım...
şimdilik kaçtım

2 Ekim 2010

dön

bu akşam oğluşum ilk kez kendi başına döndü.
aslında dönebiliyordu da dönmüyordu. hiç oralı değildi konu ile onun derdi oturmak bakınmak hatta ayağa kalkmaktı ancak bu gece uykusunda dönmüş, sonrada korkmuş ağladı, ee çocuk uyanınca dönence dönmeye alışık çarşaf değil:))) bu dönme işine en çok babası sevindi havalara uçtu onuda o halde yatakta o buldu zaten uçarak geldi bana haber verdi. bense zaten dönebildiğini bilmenin rahatlığındaydım. atmadan önce ayaklarımdaydı hani şu sallar pozisyona benze bir pozisyonumuz var. başı dizlerimde ayakarı karnımda sallanmadan yatıyor bazen ben ayaklarımı havaya kaldırıp indiriyorum hem karın kaslarım için hareket etmiş oluyorum, hemde oğluşa oyun oluyor, o kadar yoksa sallanmak yok. neyse bu gecede o haldeyken hep yan dönmeye uğraşmıştı hatta ...
bu gece dünkü yemekler yendi. domatesli peynirli makarna, patlıcan yemeği, brokoli, semizotu salatası ( bu sürekli oluyor süt için), börülce salatası vs... elimde ki kitap "koloni" okunuyor, favorilerim arasına girmez benim pek tarzım değil belki ama sardı benim şartlarımda yarıya gelmek başarı kaç günde olursa olsun:)))
dün gezmdeydim annemlerin akraba günündeydim. bu günde annemde misafir vardı oraya gittik teyzemle.
tv la aram hamilelik gibi değil ama arada bir şeyler seyrediyorum işte. dizilerden arka sokaklar kocaıcşın favorisi benim imkanım olursa papatyam ve çocukalr duymasından ötesi bana uymadı. heleki öyle bir geçer zamanki hiç bana göre değil, oradkai ağlayan o küçük çocuğa geçen gün gözüm takıldı da ayyy o ne, onu oynayan çocuğun psikolojisi bozulmuştur kesin,seyretmeye gerek görmedim.

yarın için plan yapmadım, sanrım temzilik günü yarın ama bakalım...

27 Eylül 2010

evden, gezmeden, mutfaktan falan...

hehe
biri iki yıl önceki bir sobe yazıma yorum bırakmış, facebook adresi soruyor?
yorum bıraktığı yazıya bir gittim ooo kaç kişiymişiz o zaman oldum... bir sürü yorum yazılmış yazıma, oysa şimdi sen ben bird ebizim oğlan oldu... olsun sağlık olsun gidip reyting arayacak günlerim geçmişte kaldı cümlesi buraya yakışacak ama ben o günlerdede hiçç reyting peşinde olamamaıştımhani bilen bilir... geçen gün aslıya msn den yazdım yani aşk olsun diye. hani insna bri tebrik eder dedim ama onada yanıt gelmedi. sibelle en son bana geldiğinde görüştük bir daha...
neyse bu kadar nostalji yeter.
dün zor bir gündü bizim için, malum ben kırsalda oturduğumdan dün çıkan lodosla, sanki kumsalda lodos oldu bizim ev, karşıdaki koca inşatın vee tabi kalan aazinin kumu bizim eve:(( ben yetiş kapat derken doldu, sonrasında içerisi çok sıcak oldu, klima fazla geldi, oğlumla kuru kuru, kırmızı burnumuzla mutsuzduk... sonrasında biraz yavaşlayınca kendimizi 5M migrosa attık ancak oranın kalabalık, gürültüsünü oğlum sevmedi, o açık havanın ferahlığını seviyor. bu gün de akşam üzeri site içinde çıktık markete sıkıldı, dışarı çıkınca gülümsedi de, hani önümüz kış alışveriş merkezlerini sevmeye başlasa çok iyi olur:))) dün markette sıkılınca memme, memme dedi. çıktık emzirecem hehe hehe diye gülmeye başlamazmı, ay resmen ağzım açık kala kaldım. şimdiki çocuklar harika veee hayret bir şey....
şimdi oturdum damla sakızlı lokum eşiliğinde yazıyorum. bu gün dünkü tozun dumanın temziliğini yaptım ama esas cumartesi annem gelmişti ve derin bir temizlik yapmıştık hani onun üstüne pek keyifli olmadı ama olsun aslınd aeve her gün elektrik süğpürgesi tutmam gerekte. en zoru o, onu tutarken oğluşumu duyamıyorum. vee sanırım sesindende hoşlanmıyor en azındna çoğu zaman o nedenle o uyurken hiç kalkışmıyorum. uyanıkken izin vermiyor. bu konuda taktiği olan varsa lütfen söylesin. sineklikleri sildim, yerleri paspasladım, toz aldım derken gezmekten vaz geçtim saat 14:00 de oğlum uyuyunca hadi uynasın komşuy agiderim dedim ama onada gidilecek zamanı geçirdi uyunması. aman o uyusunda... sonra dediğim gibi dışarı çıktık teyzemle. yemekte yapmadım dün akşam için yemeğim vardı ancak alışveirşte kocacış menüyü balığa çeviriverince hop bu akşama kaldılar. bana barbunya kocacışa kurufasülye ( ben yemem kurufasülye) pilav, közlenmiş patlıcan yemeği daha önce yazmıştım adını bilmiyorum diye, tarhana çorbası, briazcıkta karnıyarık, üzüm hoşafı, salata eee ben çocuklu kadınım daha ne olsun ama demi?:))) lütfen destekleyin beni.
bu arada ay ben bu yazıyı bitirip hemen gidip bir bu pratik kazandiplerindne bir tane yapayım.
bu gün gidemediğim komşuya giderkende bir kek yapsammı ki? o hamile aslınd abu gidiş için bebek bezi hazırladım hatta bir kısmını pembe kurdele ile süsledim:)) onun kızı olacak. neyse onuda o zaman düşünürüm bakalım fırsatım olacakmı? vee neli kek yapmalıki????
yarın bu gün gidemediğim arkadaşıma gitme planım var. öğleden önce çıkmayı planlıyorum da nasip tabii... ben hemen gidip hem kazan dibi yapayım, hemde oğluşuma yoğurt mayalıyayım. cumartesi ilk tattırmıştım ama ara vermiştim hadi yarın yine deneyeyim:))) yakında ben bununda makinesini alırım. dayısı mama makinesi aldıydı nasılsa:)) benherşei makine ile yapıyorum sanırım. bu nedneleme benim küçük ev aletlerim hızla bozulmakta, ha öyle çakma falan değiller, resmen hepsi marka da hızla bozuluyorlar...

20 Eylül 2010

erkeklere acıyorum

oğlumun hayatımıza girişinin haberini almamızın yıldönümüydü (yaptığımızın yıldönümünüde kutladık kocacışla ama onu buraya yazmadım ayşe a r mandan farkım olsun diye) geçen yıl bu zamanlar onu kaybetme korkusunu yaşıyorduk ve aradan 1 yıl geçti.tombul tombul 1 yıl, dip boyasını geçtim saç boyasız bir yıl. en kocaman göbeklihallerim, hatta sırt yanlarımda sarkmalar başladı galiba... ama takıyormuyum hayır, hatta buna en dikkat eden kişi kocacış bile hiç takmıyor çünkü hayatımızdaki o minicik şey herşeye değiyor. ama bu yıl en çok erkeklere acıdım bunca şeye rağmen. acıdım çünkü ilk olarak karnında oynayan o canlıyı hissedemedikleri içindi, şimdide emziremedikleri için acıyorum. gerçekten acıyorum. gecenin bir yarısı normalde duymadığım bir sese uykumun en tatlı yerinde uyanıyorum evet ama o ses o minicik şeye ait, derdini normalde söyleyemeyen ama anlatan o sese. sonra derdini söyleyemesede açlığı ile geceliği çekebilecek kadar oldu oğlum onun altından emeceğini biliyor ve memesini alıyor cuk cuk... işte o an herşeye değiyor yok böyle bir şey, yok böyle bir zevk işte o zaman orada yatan kocacışa acıyorum o oğlunu seviyor, oynuyor, yıkıyor... ancak benim o an yaşadığım zevki yaşayamıyor...

12 Eylül 2010

yatağım halka açıldığında, saçlarım

not: oğluşum arkaSI KEL DEĞİL:))ben kestim hatıra olarak
yatağım halka açıldı, saçsız kalabilirim...


evde yeni yeni sesler var, en planlı plansızlığım, en dağınık hallerime hayranım,




en sevmediğim şey birilerinin yatak odasına girmekti, hele hele evli bir çiftin yatak odası, yatağına oturmak en sinir olduğum şeylerdi, bakın yatmanın adını bile anladım. bu durumda kendi yatağımada böyle davrandım. evlendiğimde ilginçlikler vardı evimde kaldığım ilk gece kocacış yoktu biz evi yerleştiriyorduk, eşim yok diye yerde küçücük bir minderde yattım. yani batıl inanç değil, totem değil ama inanılmaz dika ettiğim bir şeydi.ee bu gün oğlum o yatakta yerini aldı, hemde ne almak. koskocam yatakta o gelince biz düşmeden önce duruyoruz iki kenarda o kalan yerde:))))))) buna denecek bir şey yok. bu arada yatak wc yerine kllanılıyor gibi oğluşum. mesela banyodan çıkınca, yada faz emince kusuyor, hatta hatalı bebek bezi sayesinde kaka bile oldu:)))))) bunlar bize hoş tebessüm ettirmekle birlikte oğluşum hayatımıza girmesi, yatağının yatak odamıza girmesi ile cümle alem atak odama girdi çıktee hadi buda tamamda bi,rde oğluşumla birlikte yatağıma uzanmalar, yatmalar çıktı. annem oğluş nefes alsa odamıza dalıyor, oğluşu bana getiriyor, yatakta oturuyor, oğluşu seviyor. babanem ben onu utırken benim yataka yatıyor, uyumasını bekliyor,onunla oynuyor. en tak odamdayken her gelen ir bakıyorum yan yatıp dirseğine dayanıp konuşuyor:)))))) beni düşünmek istermisiniz????

yakında kel kalacağım bence kesinde, hani o saçları bi,r ,ht,yacı olana verebilsem. oğlum dik duruyor, oturma eğzersizleri yapıyor, dönmeyi düşünmüyor ama:))) kucağıma gelir gelmez, o yatarken ben ona eğilince kısaca her fırsatta saçlarımı yakalıyor. hatta kucağımdayken tutup asılı kalıyor:)))))) her seferinde saçlarımı kurtarmak yetmiyor, birde elindeki saçları temzilemek gerek. hal böyle olunca evin her yeri saçım çıldırtıcı bir şey... temizlik yapınca artık süpürgede tozdan çok saç var. ama oğlum bundan vazgeçecek gibi görünmüyor, benimse geleceğimde kellik görülüyor:)))))))

hayatımda plan yapamamanın planını yapar oldum. yarın saat 12 de evden çıkabilirmiyim? bilmiyorum. yada öğleden sonra dışarı çıkalım mı? oğlum ne derse, veee bunu hangi saatte derse. bu bana göremi? hayır. bu gece yemekten sonra ütü yapabilirmiyim diye konuşurken. ben nasip bilmem diyorum. gerçektende mesela bu gece oğluşumum içi bulandı kustu. ve yatması gereken saatte yatamadı, saat 22:00 de hala uyumamıştı. o saatten sonra yemek yedim veee tabiiki ütü yapılamdı. şimdi yatma planındayım. nednese oğlum artık geceleri kalkıyor, hele dün gece 1,5 saatte bir uynadı, oysa bukadar sık kalkmıyordu.

evimin en dağınık halleri. hani düzenli biriydim ama kendimi çok germezdim. gece yatarken sehpayı hep kocaıcş toplardı ben bırakır yatardım ama dolaplarımı, çekmecelerimi deli gibi düzenlerim, hani kiralarda gzdikçe bu imkanım azaldı. düzenleyecek dolap çekmece olmadığından:))) şimdi mi? asla olmaz dediklerim oluyor. mesela bebek bezleri için banyoda arı bir çöp kovası var ama banyo doluyken eşiğinde bir kirli bebek bezi görebilirsiniz, salonda bebek sepeti, içinde oyuncaklar, oğluşu koltuğa aldığımda kullandığım çarşafı, üstünü değiştirdiklerim yatağının ayak ucunda asılı, yada yere düşmüş olabiliyor, benim yatağımda alt değiştirme minderi yanında mendil kutusunu bırakmış olabilirim, ilaçlar masada, benim terlikler bir yerde, dılarıdan gelince çıkarılmış giyisiler bir yerde, kuruduğu halde toplanmamış çamaşırlık, ütülenecekler bekliyor.... ha bu böylemi kalıyor hayır, mesela saba ben kahvaltı ettikten sonra oğluş uyursa hemencecik her şey yerli yerine giriyor ama siz kapıyı o saatten önce çalarsanız?:) yada bayramda ve sonrasında gezdiğim gibi her gün evden çıkarsam bir kısmı süreklilik kazanmış gibi olabilir. bayramda her gün sabah sıra ile duş alıp hazırlandık çıktık. gece geldik oğlanı uyuttuk yemek yedik ve sızdık. pazartesi deli gibi tezmilik yaptım evi topladım, ütü yapmadım ama dünle bu günde gezince yayılmacı politika hızla evimize girdi... işin ilginci her akşam sehpayı toplamadan yapmayan kocam, onun işi çekmece dolap değildir. onun iş görüntüyü toplamaktır ki, neyse o bu durumdan o kadar mutluki inanılma zkeyif alıyor bu dağınıklıktan çünkü evde bebek kokusu var bayılıyorum, vee bu dağınıklıkta ona ait gittikçede artacak yaşasın, oğlum geldi evimize, yerleşti, yaşıyor veee bunlarda bunun izi diyor:))))

oğlum kahkalar atıyor, siren sesleri çıkarıyor, gülüyor.

dr larının deyişiyle çok mutlu bir bebek. elbetteki bir yeri ağrıyınca ağlıyor, acıkınca, yada... ancak o sorun giderilir giderilmez gülebiliyor bebek masumluğu ile. iki gecedir saat 8 gibi kusuyor. ondan önce içi bulanırken mızıklanıyor, kusuyor, ve sıkıntısı bitince gülücükler dağıtıyor.... onun bu masumluğuna hem aşığım, hemde içim eriyor...


hala saçlarımı boyamadım. ama evden makyajlı çıkıyorum. kendime basit bir kaç giyecek aldım. artık parfümümü kullanıyorum. ama terlik yada ayakkabılar bu sene sorunlu oysaki hamileikte hiç sorun olmamıştı. kilolarımı epey verdim ama hala göbeğim eski haline dönmedi ama iyimserim umut vaad ediyor. ameliyat izimde oldukça ümit vaat eidyor sanırım dr umun dediği gibi seneye hiç belliolmayacak gibi ama benim en sevdiğim izim o.... hatta üztüne oğlumun doğum gününü yazan bir dövme düşündüm???? yada ilk ismini yazdıran bir dövme istiyorum bir yerime ama öyle her an görünebiliecek bir yerime değil:))))) vee oğlumun ilk ismi kocacışın tek ismi:))))) bir taşla iki kuş!!!!

bir sinirle face e üye oldum. uzun hikaye...

ev işlerini yetiştiriyorum ama bir yerime motor takılmış gibi:))))))))))))))


3 Eylül 2010

inanılmaz ama bu gün yine dışarılardaydık.
arka arkaya bizi bozmasın derken, dayısının yanına uğradığımızda oğluşum önce huysuzlandı, sonr ağlamaklı oldu, oradaki tecrübeli anneler bu çok sıcaklamış ( oda ne demekse) deyince soluğu sağlık ocağında aldım, ateşini ölçtürdüm, dr a dinlettim falan sonra orada emzirdim bri ara sakinledi eve geldim. ondan önce yengemle buluştuk oda oğluşuma bayramlık aldı. ay bunca bayramlığı bayramda giymeye bayram yetmeyecek gibi:)))

bayramlık alışverişi sürprizdi asıl digi-türk ün dekoderini iadeye gittim. doğum yaptığım saatlerd earayan görevliye kızmış ertesi günkü ile delirmiştim ve iptal ettirdim o iş yapmakta o telaştan ve sıcaklardan sonra bu güne kaldı. digidigi ile 11 yıllık beraberliğimiz oğlumun ilk saatinde bitti:) çokda önemli değil şu aralar tv ye ayırdığım zaman önceden planlanamıyor zaten.
oğluşum iki gecedir beden ayrılamıyor, dün gece aşıdan dedik, bu gece sebebsiz yarın akşama ya nasip.
ilknurcum ilk kahkahsı geldi, evet harika bir şey, çıldırdım:)))))))) hemde banyoda geldi. banyo yaparken kahkaha atıyor katılacak diye korkuyoruz:)) sesini duyunca bile nasıl hareketleniyor, heyecanlanıyor ve gülmeye başlıyor görme gitsin:))))

son durum bitti ben çamaşırları asmaya gidiyorum, hayatı yoluna koyuyorum derken gece yarılarından sonra iş yaptıpımıda yazmışmıydım:))
olsun gündüz oğlumla oynarım, onun yüzündeki gülüş herşeye değer