oradan kocacışın arkadaşının görevli olduğu hastaneye gittik. daha doğrusu önce ben gittim kocacış park yeri sorunu nedeni ile kayınvalidemin evinin garajına arabayı bırakmaya gitti. gidiş o gidiş annecisini görmüş olmalı dedim işlemlere kendim başladım. yani o arabayı park edip gelene kadar ben işimi haletmiş oldum anlayacağınız. orada arkadaşları ile biraz lafladık, sonra ben hastanelerde fazla vakit geçirdiğimi ve alerjik nezlemin artık nezleye doğru ilerlemeye başladığını hatırladım kalktık. bu arada sabah iyi bir kahvaltı ettiğimden vede bunu geç yaptığımdan günü yine bir tostla geçirdim.
çıkışta epeydir arazılı olan ve arabanın arkasında seyahat eden eksi mikrodalgamızı servise bu sefer görütmeye kararlı davrandık. ama ilk olarak yerli malı kullanmamanın zorluklarını yaşadık. garantisi olmadığından özel servis olsun dedik bulamadık. o markayı satan bir yer aradık, oradan servis sorduk. herkez bize artık mikrodalgaların çok ucuz olduğu neden yaptırdığımızı sordu. çünkü bizimki oldukça büyük, ikincisi fırınlı ve pek çok özelliğide var dedik. sonrasında alabildiğimiz adrese ulaştık ve bıraktık araba hafifledi resmen:)))))
eve döndük.
hala hazırladaki yemekleri tüketiyoruz. bu gece kereviz ve ıspanak var. yanına tarhana çorbası ekleniyor. kocacış mutfakta yine, bir kaç çeşit salata çıkarıyordur. ama birinde kesin soğan var kokusu buraya kadar geldiğinden ondan yemeyeceğim kesinleşti:)))) o çıkınca ben çorbayı kaynatırım. ve açımmmm
son günlerde ben çok sık acıkır oldum. ilk kez dün gece uyandığımda ki gece uyanmakta benim için yeni bir şey ama dün akşamki gece yarısı aç uyanmak çok yeni, hatta ilk denebilir. insan sağlıklıysa gece neden uyanır anlamazdım, aç uyanmayı ise anlamam hiç mümkün değil. bakalım bu dün geceye özelmi? yoksa devamı gelecekmi? hehe ama şu ana acıktım, açım:)))))
dün gece bahsettiğim filmi seyrettim orjinal adı made of honor, o kadar çok versiyonu ve türevi alınmış bir senaryoki, ben pek çoğunu seyretmişim. ama bir kaç yerinde beni güldürdü en çok da film boyunca greys anatominin bir halini seyrediyorum sandım. iki erkek kahramandan oradan olunca:))
ama dün tvde en çok istanbuldaki sis ile ilgili bir habere güldüm. tv sipekeri istanbul havalimanı önünden sis le ilgili haber yapıyor, sis kalkmış. önce istanbul u etkisi altına alan sisten bahsetti ( ki bu arada istanbul a, ve istanbul lulara geçmiş olsun) sonra kalkmayan uçaklar yüzünden zor durumda kalan yolculardan ki sis için bir şey yapılabiliyormu başka ülkelerde bilmiyorum. çünkü bu uçakları zaten biz üretmiyoruz. ama japonyadan gelen turistler, reklamlarında kevin costner oynatan havayolu şirketimize bu durumu yakıştıramadıklarını, beklemediklerini demişler. çok güldüm. o yüzden güvenmişler hava yoluna gerçekten sanırım, inanamadım. ve aslında merakta ettim, başka ülkelerde siste kalkan uçaklarmı var yada sis dağıtan özel bir sistem mi? biz neden o sisitemi almıyoruz? :)))))))))) yada o oynayınca bir tür garanti belgesimi oluyor birileri için:)))) aslında mutlaka başka beklentiler yada o sırada yaşadıkları farklı sorunları olmuştur turistlerimizin ama inanın spiker hiç birinden bahsetmedi. o ünlüyü oynatan ve burada siste mahsur kaldıklarına engel olamayan hava yoluna sitem ettiler.
kitaplarıma el süremedim hala, utanıyorum inanın. ama hastane ve karar verme süreci...
el işi konusunda ne yapmak istediğime karar veremiyorum. küçükken ne zaman bir şey yapmak istesem annemler bana el bezi yap derdi. evet o zamanlar el bezi diye bir şey vardı. şimdi hafta sonu gittiğim gündede dahil hep ıslak mendil verilir oldu ve benim aslında sandığımda olması gereken ama sandığım olmadığı için çekmecelerimi işgal eden bir sürü elbezlerim var. derya baykalı seyrediyorum, onları şekil değiştirip bir şeyler yapmalıyımda ne diye bilemediğimden seyrediyorum belki ilham gelir diye.

