EVİME HOŞ GELDİNİZ

SİZİNLE GERÇEK HAYATIMI PAYLAŞMAK İÇİN SEÇTİĞİM BU SANAL EVİME HOŞ GELDİNİZ...
YAŞADIKLARIM, YAŞAMAK İSTEDİKLERİM, DÜŞÜNDÜKLERİM GÖRDÜKLERİM DİNLEDİKLERİM GEZDİKLERİM NE VARSA KENDİM İÇİN YAZIP SİZLERLE PAYLAŞIYORUM.

Powered By Blogger

9 Ocak 2008

geçen gün bir söz duydum
hani derler ya acayip tuttum aynen öyle, acayip tuttum daha duyduğum dakika beni o kadar çok yerimden yakaladı, o kadar çok şey anlattı ki...

HERKES CENNETE GİTMEK İSTER
AMA KİMSE ÖLMEK İSTEMEZ....

hayata baktığım belkide eleştirel pencerelerden birini kısaca anlatmış...

8 Ocak 2008

dün yeni bir hafta başladı ama ben buraya ancak bu gün gelebildim. geldiğim gibi de önce sizlere gittim. angelin buluşmasını lale ablanın yemek tariflerini ev hayatını zehranın adıyaman gezisini yeni acılan ayyachat.blogspot daki yeni kahveyi, ve harika bir tatilden dönen sibeli resmen bir solukda okudum geldim. kiminizle duygulandım. kiminizle coştum...
dün gece bir kez daha görümcen sayesinde kudurmuş ve geceyi yanlız geçirmişken (kocacış annesinde kaldı bu gün bir programına vaktinde yetişebilmek için!) bana çok iyi geldiniz hepiniz.
şimdi bende neler yaptımı yazıp işlere döneyim...
cuma akşamı doğru üst kata teyzeye çıkıldı, bandız hanım orada bize katıldı. bir sür taklit parfüm getirmiş onlar koklandı sıkıldı, kim neyi beğeniyorsa bu benim dedi... bize inildi. bizde yemek ortasında baldız hanıma kuzenine gitme programı yapıldı ayarlandı, pek istenmesede öbür blogdaki işyerinden arkadaşına gönderildi. bizde kocacışla baş başa kalmış gibi yaptık.. gibi çünkü ben pijama sabahlık moduna geçtim. kocacışta uzun oturup şekerleme yapma moduna geçtiki. bir an içim geçmiş iken aniden bir uynadım sanki yıllardır uyumuşum gibi, seyredeceklerimde bitmiş tv de. ben mutfağa gittim. son yaptıım kabak tatlısı bitiyordu.
bu arada ben bir değişik yapıyormuşumkabağı. kardeşim ve eşi bayılıyor ki bizim gelin hanımın hastalığı turşu acı, tuzlu şeylerdir ama bu tatlıya oda bayılıyor. nasıl yapıyordun diyenlere. pazara gidiyorum hazırlanmış kabaklardan bir paketi gözüme kestiriyorum, alıp eve geliyorum büyük dilim varsa hepsini denkliyorum üzerine karanfil batırıyorum üstlererine şeker döküyorum (bizim damak tadımıza 1 kg kabağa 1/2 kg şeker tam gibi geliyor ama size kalmış yine) bir parçada kabuk tarçın atıyorum aralarına ve ateşe koyuyorum su salıp kaynamaya başladıkdan 5-10 dk sonra zaten püre alma vakiyetine gelmiş oluyor kapatıyorum altını. am abu sırada kabak kendi su salmış oluyor ve kendi şurubunu oluşturuyor. ancak annemin yıllardır yaptığında hiç şurup kalmaz, ve öyle püre vaviyetinde değil daha ağdalı, daha sert olurdu. annemde benim bunu nasıl yaptığımı soruyor. inanın bilmiyorum aynen böyle yapıyorum. neyse bunu yapmıştım. hemen de bitirmiştik. ancak şurubu kalmış ben uyanadığımda. ben öyel bir şeyler atamam, sadece kabak suyu ve şekerden oluimuş şurubu ise hiç atamam:))))
uyku mahmuru haldeyken o şuruba biraz su biraz şeker ekledim içerisinede zencefil koydum. kaynatmaya başladım bir tepsiyede aralıklı olarak tuzsuz etimekleri dizdim. ocaktaki şurup kaynar kaynamaz etimeklere döktüm. üzerine sıcak çikolata vardı içemek için aldığım ancak içimini sevmediğim onu az sütle daha kıvamlı yaptım. onu etimelerein orta çukuruna kaşıkla döktüm. dışarısı - derecelerdeyken soğutmak çok kolay oldu mutfak balkonunda:)))))))
döndüm hazır muhallebi kaynatmaya tembel iş idemeyin gece yarısından sonra baklava açacak halimde yoktu demi ama:)))))))))
onuda döktüm etimeklerin üstüne en üstünede kabakdan kalmış parçaları ezip püre yapoptım onuda nokta süsler gibi serpiştirdim. tatlımı hazır ettim cuma gece yarısından sonra...
sabaha karşı bir vakit de yattım. sabah 9 gibi kalktım. kocacış bir şeyler hazırlamıştı yedik kahve içtik o tv keyfi ve şekerleme yaparken ben evi üstünden üstünde toparladım. salon kapısına elektrik süpürgeyi ve viledayı bırakıp duşa girdim. ben çıktığımda salonuda kocacış yapmıştı. yapmıştı çünkü bana yaptırmamıştı keyif yaptığı için, dolayısıylada keyfi birtince kendi yapmak zorunda kaldı ama bende yokken acayip uydurmuş bu sefer:))))
sonra birlikde çıktık. ben annemlere uğradım annemle market züccaciye vs... derken dolandık. dudaklarım çatlamış o kadar soğuk döndük geldik. annemde bir çorba ve kahve içtik babanemlede birlikde. sonra kocacışla eve döndük ki, o sırada kardeşim aradı işten çok geç çıkacakmış ama bize yeöeğe gelecekmiş. ok dedik. ama henüz akşam olmamıştı teyzemle bir kahve, ben bir şeyler hazırladım. pirinç i ısladım. tavukları soya, bali yoğurt salça, kırmızı biber sosuna batırdım gündüz aldığım sitridye kültür mantarını yıkadım hazırladım. sofrayı kabaca hazırladım veeee tv nin karşınında film seyretmeye uzandım üzerime bir battaniye ile uyuyakalmışım. sonradan kalkıp kocanım tamamladığı sofraya yemekleri yaptım. hep birlikde yedik, bu sefer yılbaşı gecesinden de uzun epey uzun sohpet ettik, müzik dinledik... sonra onlar baldız hanım olmadığından onun evine çıktılar. kahvaltıya geldiklerinde pişmandılar ama olsun:))) donmuşlar bir üst kat ama en son kat olduğundan yada nedne bilmiyorum çok soğuktu diyorlar. ben kullanmadığım odaları kapatıp klima ile ciddi bir sıcaklık sağlıyabiliyorum. zaten ev hiç bir şey yanmadan 20 C yi bulabiliyor. yani ben eve gittiğimde o sıcaklıkda buluyorum evi dışarısı 0C iken de ciddi bir şey klimada kocaman olunca ki salonaun hak ettiğinin iki katı kadar ben i,dare ediyorum anlayacağınız bu kadar yazdım. kombi hala girişte durmakda... takılamadı... ev sahibinin abonelik borcundan dolayı hala proje çıkmıyormuş. bu gün hem kirayı ödeyeceğim hem bunuda konuşurum sanırım. proje sorunu hal olur ise de sanırım bu kış kombi işi zor. dün birde servis arıyor biz takmaya gelelim diye. ee ben şohpeni çıkaramam diyorum neyle yıkanacağım adam bana ne demezmi telefonda..............
allah... tutmayoın beniş olmuşum iş yerimin yemekhanesinde adamla telefon ile görüşürken...
neys eo kısmı hızlı sardım...
pazar sabahı kahvaltı, derken dışarı çıkalım dedik, kardeşim kendine yenir bir ev bakıyor ona biraz bakındık. bir kaçını gezdik ve haliyle avuç içi kadar günlerde akşam oldu bile...
kalan yemeklerde bir şeyler varken bize harhalde bir ay yetecek kadar yeşil mercimek pişirdim... yemedik ama hazır oldui hatta haşladığımın yarısınıda dondurdum. bakalım olacakmı çünkü bunuda ilk kez deniyorum... bu akşam vaktim olursa ve hala bozulmadılarsa kereviz ve pırasayıda pişiriri dolaba atarım. hazır yemek varken yemek pişirmek insanı germöiyor. belki bu gecede kocacış yok. sanırım bu gün planı yetişmez, yetişmezsede gelmem geç vakit annemde kalırım demişti...

aa saat kaç olmuş...
bu günde işim çok öptüm siz...

4 Ocak 2008

off ya zaman nasıl aktı
yeni yıl için iyi dileklerden sonra yeni yılın 4. gününe geldik bile...
zaten bu hafta sevdiğim cüce haftalardan oldu bir ileri iki geri misali. ancak şimdi tatilsiz bir döneme girdik bakalım nasıl idare edeceğiz. bayramdı, bayramdı, yılbaşıydı derkene bitti gitti yenisine kadar. şimdi durmadan git gel...
neyse bu gün cuma ik gün daha bunu düşünmemek gerek.
tatil yok diye işe gelmeyecekde değiliz pazartesi ee o zaman boşuna konuşma desenize bana.
yeni yılın ilk günleri aynı eski yılın günleri gibi geçiyor işten çık eve git, yarım saat 1 saat teyzeme çıkıyorum. bu günlerde bu aralara evde olduğu için baldız hanımda sığmaya çalışıyor olmadı o benim eve döndüğüm zamanlarada taşıyor. akşam bitki çayına denk geldi, oda öksürdüğünden bizimle birlikde bitki çayını içti evine çıktı. canı sıkkındı gerçi. o eşinden boşanmaya çabalıyor, otuzundan sonra iş hayatıyla uğraşırken hastalıkla mücade etmeye çabalıyor...
bu günlerde ckardeşime üzülüyorum ama yürümesini öğreniyormuş gibi elinden tutmamaya çabalıyor. düşe kalka öğrenecek diyorum da, bazende ya öğrenemezse, yada tam düşerse korkuları yaşıyorum. düşe kalka yürümeyide zor öğrendi, şimid kazık yememeyi öğrenebilirmi emin değilim.
kocacış dün cenazede idi, annesi ile birlikde gittiler. annesinin teyzenin kızı yada torunu olabilir tanımadığım için bilmiyorum. önceki gün istanbuldan dönerken geçirdikleri trafik kazasında hayatını kaybetti. oraya gittiler. bnen işte idim diyecemde sanki olmasam gidecekmişim gibi.
dün babanem telefon etti kızım kayınvalideni ara başsağlığı dile, belki hatırlar bu dünyada ölüm var diyerek dedi. ben ne yaptım peki aramadım. neden mi 72 yaşında kadın, annesini, babasını, ilk doğurduğu bebeğini, eşini kaybetmiş ve hala dünyada ölüm olduğunu hatırlamıyorsa şu minik evladından küçük bendenizmi hatırlatacağım dedim. aramadım...
annemler bu hafta pek uğramadılar bana, geçen hafta sonu ucundan kıyısından evi topladım, biraz temizledim falan ama ütü işi kaldı belkiyor gerçi ha gayret desem bir gecede bitecek ama gece gece ütü yapmak pek bir keyifsiz iş ama ya... kimbilir belki bu hafta yaparım diyeceğim ama hayır yapmayacağım. yarın biraz erken kalkmak niyetindeyim. sabah evi toplarım. anneme inerim. şehirde biraz gezinirim. kim bilir aklıma gelir başka yerede uğrarım. ancak her akşam eve karanlıkda girdiğimden akşam üzeri eve gelmek ve güneş varsa ki şimdi var yarında olursa onu batırırken yeni başladığım kitabımı okumak biraz müzik dinlemek istiyorum.
ha güneş erken batıyor ya, belki yemeğe kadar o sırada ütü yapabilirim. o olabilir.
asıl sorun kombi şirketi, projeler basit bir nedenden dolayı onaydan dönmüş ama bize haber veren yok. şimdi o sorun düzeltilecekde, onaya gidecek gelecek ben abone olacağım kombi takılacak ve gaz verilecek. bu durumda bu kış bitecek. bende alın kombinizi münasip... hani oturak yapın kendinize dedim bir bakıma, bak şimdi bile konuya sinirim bozuldu. ne gıcık bir şeydir ya sitede kombi satacaz diye kendileri yırttılar şimdide işlerini takip etmekde zorlanıyorlar. dün sabahTa bu konuşmadan önce eve gelmişler gelmişler. biz kombinizi monte etmeye geldik diyerek. kocacışda tam cenaze için evden çıkacağından müsait olmadığını randevu almalarını bizim evd edurma şansımız olmadığını vs... söylemiş bizim planımızda annemler gelip bekleyeceklerdi. ama o projeden habersiz demiş, annemi çağıracak da vakti olmadığından zamanında çıkması gerektiğinden başından savmış ama günü uzatıyoruz diye üzülmüş. akşam olanlardan habersiz bana anlatıyor, geçmiş olsun dedim. bizim kombinin takılacağı yerde şimdi annemin eski tüplü şohpeni var geçici onu takmıştık banyo yapmak için. o sökülecek kombi takılacak. ve eğer dün kocacış müsait olsaydıda kombiyi taktıraydı biz belkide aylarca sıcak su yüzü göremeyecektik yıkanmak için düşünsenize... gerçekden geçmiş olsun bize.
hani zaten klima ile ısınmaya çalışıyor, iki kişiyizi diyerek gereksi zodaları kapatıyoruz falan da birde olaki sıcak suyumuzdanda olsaydık...
allah korumuş dün bizi yoksa donacaktık bu kış...

31 Aralık 2007




SEVDİKLERİNİZLE, SEVİLDİKLERİNİZLE GÖNLÜNÜZCE...
SAĞLIK, MUTLULUK, HUZUR DOLU BİR YIL OLSUN. SİZİN KENDİNİZ İÇİN DİLEKLERİNİZ BENİMDE SİZLER İÇİN DİLEKLERİM OLSUN 2008 İÇİN
SEVGİLERİMLE

28 Aralık 2007

bu gün cuma

benim ise uyku gözümden akıyor...

çarşamba akşamı kocacış tam ben yatarken şekerlemesinden çıktı bir iki sohpet derken geç yattım.

dün gecekardeşimin eşinin doğum günü idi, oraya gittik.

ee işten çık eve git, yemek ye, çık şehre in, orada otur, anneleri ve bizim komşu baldız hanımı al, annemleri eve bırak annemin çıktığı pazardan pazarlıkları al arabaya bin eve git, baldız hanımla gece yarısı kahvesi iç, hazırlan yat ve sabah kalk buraya gel. bunlar beni bozar. ben günlerce köşesinden neredeyse kalkmamış. bayramı pijamaları ile aynı koltukda geçirmiş biri olarak işe dönmek zaten ağır geldi bir de üstüne iki gece üstü üstüne uykusuzluk ha birde gezmeler bunlar benim gibi kadını bozar:)))))))))))))

neyse annem çok güzel güzelden ziyade çok hafif bir pasta yapmış yaladık yuttuk.

ancak buruk bir doğum günü geçirdik öyle pek eğlenmedik. baldız hanım biliyorsunuz MS hastası çarşamba günü gelen bir atakla iyice kötüleşti. aslında herkes de biraz onun sıkıntısı, üzüntüsü ve gönül yorgunluğu vardı. şimdilik yürüyor ama kötü yürüyor. neyse bu konuyu hızla geçmiş olayım...

ben derinden hırlayarak öksürmeye devam ediyorum...

tekrar dr a gidemedim. her gün vizite için müdürün odasına girip bir sürü plan program ve işle dışarı çıkıyorum..

yılbaşını yatakda geçirmesem bari...

demi ama

BU ARADA HERKESLERE İY HAFTA SONLARI, GÖNLÜNÜZCE GEÇİRİN, KEYİFLE GEÇİRİN, YENİ BİR YILDAN ÖNCEKİ ESKİ YILIN SON HAFTA OSNUNDA SİZİ BEKLİYOR BEKLİYOR OLSUN...

26 Aralık 2007

lalenin bahçesi beni sobelemiş, bunca zaman sesim çıkmadan haber vermeden gitmiş biri olarak dönünce bari hemencecik gönül alayımi yapmam gerekenleri yerine getireyim dedim. sağlık bu ne zaman nerede, nasıl yakalanacağımız hiç belli olmuyor. bir bayram günü gribe yakanmak dışındada daha acı sürprizleri oluyor. o nedenle bu günün işini yarına bırakmadım.

hemen yapamadım ama gelir gelmez yapmış olayım...

bu arada gördüğüm angel, ebrucuk, zehra, denizyıldızı sobelenmemiş bende sizi sobeledim



Yemek olsam : nedendir bilmem ama sanırım pilav olurdum. hemde herçeşinden pilav. içli pilav, domateli pilav, ciğerli, nohutlu.......


Muzik aleti olsam flüt olurdum... en çok onun sesini sakinleştirici buluyorum. bir alternatifte kudüm olabilir.


Araba olsam 4 çeker bir arazi aracı olurdum. çekmeye alışmışım sanırım, kendimi bir anda ona benzettim.


Aylardan Eylül, olurdum. yazın havası, sonbaharın renklerini içinde barındırdığından. ama yazın upuzun günlerindede içim kalırdı:)))


Ayakkabi olsam bu aralar kırmızı tabanlı, yüksek topuklu bir terlik, yada dekolte bir ayakkabı olmak isterim. ama şu aralar cat çizmeden öteye geçemem


Kiyafet olsam ipekli, kadife... pijama sabahlık!
ben bu gün işe geldim...
bayram yazısı yazamadım çünkü bayramı bir fark edemedim.
ama yined eöncelikle herkesin geçmişde olsa bayramını kutlamak isterim.
en çokda üşenmeden bana uğrayan ve bayramımı ( benim gibi değil zamanında) kutlayan herkese kocaman öpücükler gönderiyorum buradan.
ben size son yazımı yazdım çıktım gittim ve işe dönmedim.

iki hafta önce, önce beynim döndü, sonra sinir sistemim boşaldı ve ben 3 gün izin kullandım.

o daha yetmedi derken nezle oldum.
nezle faranjite faranjit girbe grip de artık her neye çevirdi ise onu henüz öğrenemedim yattım kaldım.
aslında yattım kaldım mecazi çünkü yatamıyordum vardığım son noktada yastıklara dayalı oturarak uyudum bir kaç gece çarpıntı ve nefes darlığı ne zormuş. bunu sürekli yaşayanlara allah kolaylık versin dedim durdum. sigara içmeye devam edersem böyle bir yaşlılığın ( ki yaşlanabilirsem) beni beklediği düşündüm.
az önce angel78 ilede aynı görüşleri paylaştığımızı fark ettik.
ama dönecek halde olmasamda, işe döndüm ay başı geliyor personel maaş ödemesi var öncelikle. sonra bekleyen işleri saymıyorum.
aslında itiraf ediyorum evde ADSL bağlandı. amma
kombi kapı girişimde kolili hali ile bizi ısıtmıyor.
kablosuz modemi kocacış oğluşuna götürmüştü, kablolu modem ise arka odada orada klima yok, ve bayramda hava çok soğuktu, ayrıcada ben hasta idim... beni affedin yani...

ayrıcada bayramda hasta ve evde tek başınaydım. anladım ki evler insanlarla ısınıyor. bir başınıza evde n eyakarsanız yakın bir ısıtmanız mümkün değilmiş:))))

11 Aralık 2007

değişiklik yaptım günlerden salı ve ben yine yazıyorum
hehe:)))))))))
neşeliyim sanmayın
ama vakit olunca bir ceee eee yapıp bir iki kim ne yapmış bakmadan edimiyorum.
sakin bir akşam geçirdim.
hava lodas ya benim yüzüm uyuştu zaten.
akşam birde üşümeme başlayınca kocacış çok korktu çok. benm tarihimde üşümediğim zaman öyle nadir ki anlatılamaz ben temmuz da çorap giyenlerdenim. yada temmuz antalyada çıtım çıkmaz desem gerekli detay olurmu bilmem. yandığım yada off dediğim gün sayısı 3 ü geçmez sanırım. e hal böyleyken kocacışa akşam kapat şu klimayı terliyecem deyince aklı çıktı:))))
ateşime bakıldı, yanıma sokulundu konuşuldu:)))))))))))
demek aykırı davranmakda iyi fikirmiş hiç düşünmemiştim:)))))))))))))
işler aynı işler cuma size iyi haftalar diyemem büyük ihtimalle, şimdiden çok yoğun olmayı planlıyorumda tabiiki hiç de belli olmaz:))))))))))
bu akşam binbir gece var seyridilecek o
iki haftadır seyrettiğim filmler var size yazmak istediğim ama önce sizi bir gezeyim vakit kalırsa yazarım?
hadi herkese kolay gelsin...

10 Aralık 2007

yine pazartesi
:(((((
nasıl geçti hafta sonu anlamadım...
anlamakda istemedim...
son zamanlarda oldukça agresif, değişik bir ruh halindeyim.
kimsede bu halime alışamadı sanırım.
biraz kırıcı, yıpratıcı olabiliyorum
bunu artık kendimin kırılacak yıpranacak yeri kalmadığı bu konuda kendimde bıçak kemiğe dayandığı için yapıyorum sanırım.
aslında iyide yapıyorum. alttan aldıkça herkes tepene çıkıyor derler ya aynen öyle oldu
herkes yardım istiyor ama akıl istemiyor
herkes anlayış isteyor ama vermiyor
herkes saygı bekliyor ama göstermiyor
yada sadece kendine göre bir miktar yada kendine göre yerlerde
herkes her istediği olsun istiyor
benim isteklerimde onlarınkiyle çakışmıyorsa olmasında bir mahsur yok modundalar.
bende son zamanlarda bunlara ciddi bir isyan gösteriyorum ve hatlar karışıyor..
kavgalar kızgınlıklar ölçüsüzlükler yaşanıyor ne yazıkki
ve sonuçmu
tamamı neredeyse migrene gitmiş bir pazar günü, ve ardındaki yorgunluk...
havalar soğudu canım hiç bir şey yapmak istemiyor zaten
ama o sinirle cumartesi ortalığı yakıp yıkıp anneme uğradım.
geçen hafta annem bende olduğundan cumaretsi pek işim yoktu cumartesi sabahının tamamı ADSl bağlantısının kurulması için çıkan aksiliğe gitti.ardından gelen küçük kıyametle evden çıktım
anneme uğradım
oradan onunla hafif bir çarşı tutu yaptık,insan içine çıkayım bir şeyler göreyim dedim.
malumşehir dışında oturup izole bir yerde çalışınca, ihtiyaçdan oluyordur dedim. aslında hiçde farkında değildim ya, ama öyledir öyledir diyerek çıktım.
çorapçıya uğradık. ay ne çeşitler çıkmış içimden hepsini almak geldi
daha öncede yazmıştım şöyle janjanlı, kokoş şeylere gidiyor son zamanlarda gözüm.
ama yapmadım ihtiyacımı aldım.
diğerleri için aha şu kız etekmi görüyorki artık alsın onları daha evdekileri kullanmadın dedim kendi kendime. aslında o arada annemde beğendi hafifi bir gaz verdi alayım diyerek. hatta ben hediye alayım dedi. ona da sonrada aynı şeyleri dedim. evde ki pembe üzerine gül deseni olan çoraplarımı daha bir kere giymedim. oysaki siyah kısa pantolonum altına almıştım üzerinede pembe giymek için. ha birde ben hep çizme giyerimki pantolonla ne işim olacak.
ay uzattımda uzattım, alt tarafı çorap baktım ama inanın giyisiden çok çeşit var sandım bir an
sonra bu japon pazarı, tahtakale yada milyoncu gibi isimleri olan yerlerden birine girdim.
pencereye yeni yıl ışığı aldım ama salona taktığımda tv seyrederken rahatsız etti, bu gece mutfağa almaya karar verdim. belki banyoyada alırım 1,5 ytl ne komik geldi:))))
mutfağa askı aldım ama daha bir şey asamadan attı kendini dün gece. sanırım aşırı parlak fayanslardan banyodada yapışkanlı bir şey durmaz halde... illaki matkapla delinecek ne gıcık bir şey. kiralık evde bir yere zarar vermek istemiyorum ama elden ne gelir. başka neler alsım bilemiyorum i,şte ıvır zıvır. sanırım bende tüm kadınlar gibi bir anda alışveriş canavarı olup çıktım ve ufacık şeylerde olsa almak eylemi benide mi ne rahatlat nedir. şeytan prada giyer gibi. benide kurtulmaya çalıştığım kadınlık güdüleri esir mi aldı nedir????
eve geldim kardeşi,m ve eşi bize geldi
kocacış alkollü yemek yapmaya girdiki zaten yemeğimiz vardı...
ve yemeğin orta yerinde wok tava mutfağın yerinde...
ona bir şey demedim kazadır diyerek amma velakin dökülenlerin üstüne basa basa banyoya gitmeye kalkması ile bir kopmuşum ki allahhhhhh...
ne kardeşimin ne eşinin orada olduğunu unuttum....
kıyamet koptu... saygısızlık bu başka şey değil diyerek.
ama ısrarla döktüğümiçin bağrılıyor ban atiriplerinde takılı kaldı
o gerginlikle yemek yendi
kardeşşim sızdı ardından kocacış sızdı
biz ben, kardeşimin eşi ve (ablası) baldız hanım bayan dedikodusuna başladık mutfakda bitki çayı eşliğinde
sabah kalvaltısı bizim standartlarımıza göre çok geç kardeşimin standartlarında yapıldı ve kahve faslı bitmeden çokdan benim başım tutmuştu.
pijamalarım fdün hiç çıkmadı üstümden bir yatakdan kalktım diğerine yattım resmen.
gece hafifilediğinde bir duş alabildim. gece yarısı gibi yattım ve tabiiki onca ağrı kesici sonucu yine uyuyabildim...
ancak hala sersem gibiyim.
aslında bu ağrılar sitres kadar düzenli olarak barametrik olarak geliyor. hava yağmura dönünce benim ağrılar iyice artıyor. ben kışı olmayan ülkelere göçmeliyim:))))))))
dilerim hafta sonuna rağmen iyi bir hafta geçer...
ve hepinizeee iyi haftalar diliyorum...

5 Aralık 2007

yani başım önümde ayak uçlarıma baka baka
alt dudağımı sarkıtıp
parmaklarımla oynayarak geldim buraya
kafamı kaldırıp bakamıyorum bile, ne deseniz susmaya hazırım.
cuma dedim olmadı, pazartesi dedim olmadı, tekrar cuma bir sonraki pazartesi yine yine olmadı ve geldik çarşambaya
aslında hafta sonu nefes alıyorum. ama ondada hala telefonum bağlanmadı.
evdeyken benden size hala pek hayır yok sanırım.
neyse gelelim neler yaptığıma
işleri geçeyim bunların artık yaza kadar dur durak bileceği yok inandım.
sonracığıma
evde mi orada hala üşüyorum, bu nedenle ağır kanlı, ağır kanlı işler yapabiliyorum.
ama yine orada hayat idare eder durumda.
artık kocacış gecenin bir vakitlerinden önce yemek yemeği öğreniyor.
normal saatte yemek yiyince geceleri meyve yemeğe, tv karşısında keyif yapıp yayılmaya haliyle biraz toparlanmaya vakit kalıyor.
ama yinede sanırım çok yorgunum ki hep uykum var. gerçi bunda evimizin ultra loş ışıklandırmasınında faydası mutlaka vardır ama:))))))))))))
geçen cuma akşamı sanırım çok uzun yıllar sonra yada belkide ilk kez doğumundan henüz 1 saat geçmiş bebek sevmeye gittik. sevmeye dedim yalan aslında bakamadık bile. biz anneye gitmiş olduk bebek öyle yumuk yumuk tuki:)))))))))) anne gayet sağlıklıydı. erkek bebek olduğundan masmavi bir oda hazırlamış hastane. süsülü çıkulatamızı yedik fazla kalmadan kuzenimin evine gittik. aslında tam bir sürpriz oldu denebilir. onlarada o gün dolap takılmış ev kalkmış gidiyor birde biz gittik tam olsu ve gece yarılarından sonraya kadar epey güldük sohpet ettik resmen hepimize terapi oldu. iş evdeki dağınıklı gören olmadı resmen. sohpet hoş olunc aunutuldu ee cumartesi eve gelip beredeyse sabaha karşı yatılınca cumartesi sabahı kavramı yok oldu. kalkıp kahvaltı yapıp yayıla yayıla temizlik yaptım denebilir. sonra teyzem kahveye geldi ve yemekden sonra bizim malum gece yarısı kuşları geldiler. önce baldız hanıma bir merhaba demişler. orası epey kalabalıkmış. sonra bizim tenha hatta boş sayılabilecek evimize indiler. gerçi kardeşimin eşi bir kaç kere indi bindi ablasına bakmaya ama kardeşim eline bir kadeh rakı, yanına peynir, haydari, elma gibi dolapda dişine uyan ne bulduysa koyduğu tabağı aldı bir yere bir çöreklendi orada uyudu bile:)))))))))))))))
anlaycağınız bu hafta sonu bol bol sabahladım ve pazartesi uykusuz bir halde haftaya başladım.
ama çok takmadım. nasılsa çok yoruluyorum bari gönlümce bir hafta sonu geçirmiştim. ama pazar günü çıktığımız pazar hariç, o pazara bir daha çıkmama kararı aldık...
şimdi benim durum kısaca bu diyerek esas ben sizi gezmeye gideyim.
kim ne yapmış, ne alemde falan...
meraktayım, özlemdeyim yani....

29 Kasım 2007

VARAN-1 : BİTTİ

evet arkadaşlar biz neredeyse koca işletmeyi toptan ihaleye çıkardık
sigortalanma ihalesi, bağımsız denetim ihalesi, yedek parça ihalesi, bakım ihalesi derkene derkene birinciyi bitirdik ikinciyi yarıladık.
hani diyeceksiniz eskisi gibi buradamısın inanın bilmiyorum.
aslında sabah iş yerime kocacış uğradı, aslında yüzünede pek bakamadım ama türk telekom grevi bittimiş gibi bir şey mi dedi ne, bana mı öyle geldi, gerçi ardından da eve uğrayacakmısın dedi:)))))) yani eve telefon ADSL falan da bağlansa bize yani sizlere ve bana pek faydası olmazdı bu aralar. kocacışla birbirimizi birimiz uyur diğeri uyanık denk gelince görür olduk.
hehe :))))))
pek komik
büyükşehirde yaşayan önemli kariyer sahipleri gibi olduk:))))))))
aslında eve gidesimde yok donmuyorummmmmmm
evin içi belki çok soğuk değil ama
kapı girişinde kombi bize bakmakda her giriş çıkışımızda
ancak siteye gelen doğal gaz hala dağıtılamadı.
ay ne salak bir yönetimdir merkezi sistemi kurulmuş kaloriferi doğalgaza şak şak çeviremedi komb sistemi çiin kendi yırttı da onuda beceremedi bu soğukda klima ile idare et olduk.
eve gidince duş, iki lokma ve yatak durumundayım. banyodan çıkınca nemli kafa ile soğuk evde uyudukça sormayın halimi sırtım kazık gibi baş ağrısı sinizüt ağrısı sanki yoktuda...
bu gece karşeşimin doğum günü
nispeten sakin bir günün ardındna vaktinde çıkıp eve gitmek duşa alıp iki lokma atıştırıp onlara gitme niyetindeyim...
aslında hiç bir şey alamadımi, hiç bir organizasyon ayapamadım. anne ile babanade oraya gelecekler gelirken pasta ve bir tuzlu işini annem hal edecek. ben oraya vardığımda açık dükkanda bulamam ki şimdi koca adama ayak üstü oyuncak alınamayacağına göre, çiçekğide hiç takmaz ay ne yapmak lazım bilemedim.
şimdi şımarırı kuru kuru yaş günümü olur der kapıdan her girene
en iyisi evden bir şişe şarapla ıslak günü yapmaya mı gitsek:)))))))
ay bakarmısınız bunca işe rağmen hala gıcık ve soğuk espirilerime devam edebiliyorum...
karamsar tabloyu şimdilik geçelim. iş yerinde iş yapabilen halimle devam edelim. eve gelsin ADSL ben size bir bunalım yazıda yazarım:))))))))))))))))
ay bu arada bir bilen varsa allah rızası için yardım etsin. bunca sıkışıklıkda
ben koş koş yaparken
br anda saçlarım deli gibi yağlanır oldular hemde ne deli gibi ama. akşam yatarken yaptığım banyodan sonra ertesi gün akşamı çıkarmıyor saçlarım. bunun ilk oladuğu hafta gittim röfle yaptırdım ( onu biliyorsunuz) ama boşuna öğleden sonra, helede ihale dosyalarıiçin gelecekler varsa jöle vask neyin varsa işte uçlarına sür sanki ıslakmış gibi şekil ver, ama boşuna ha diyeyim. ama sadece kendimi kandırıyorummmm derkene acil bir telefonla yazımız kesiliyor. yarın SSK malum ve beyannamerde bir sorun olabilir
herkesi öptüm byyyyyyye

26 Kasım 2007

gelmedim gelmedimmm
sadece bir göz kırpıp bir laf atıp gideceğim.
işler beklediğimden sandığımdan da yoğun gidiyor. eklenen sürprizlerle eve zor gidiyorum.
şimdi iki iş arasında öğle vakti geldi. ikinciye geçmeden yemeğe gideyim dedim. yemeğe çıkmadan da, çıkmak dediğimde 20 mötedeki yemekhane neyse işte oraya gitmeden selam diyeyim dedim.
iyimiyim bilmiyorum, hiç bir şey bilmiyorum robot gibi takıldım işlerim peşine...
size zaman vermiyorum söz vermiştim geçen hafta yerine getiremedim ya, o nedenle ilk fırsatta burada sizinleyim
hepinizi özledimmm
öptüm
herkese iyi haftalar...

19 Kasım 2007

herkeslere iyi haftalar

burayı sizleri ihmal etmiş değilim ancak açtığım yazfa yorum yazamadan akşama kadar açık klabiliyor bu aralar malum yılbaşına şunun surasın 40 gün kaldı ve bizim şirketin ihaleleri ardı ardına şartnameler, listeler, ön hazılıklar, ihale dosyaları, almaya gelenler teslime gelenler, teklif değerlendirmeler vee her zamanki rutin işler. normalden yarım saat geç çıkarsam şanslıyım dediğim günler yaşamaya başladım. birde hala ve hala sekreterimiz yok.
personel ilgi bekliyor ay sonu bordro bekliyor derkeneeeeee
ben size uğrasam iz bırakamaz, yada yazı ekleymez gibi oldum biliyorum
orta karar bir haftadan sonra
ben size hafta sonumu yarın anlatsam olurmu söz erkenden, gelir gelmez yazıvereyim.
ama şimdi işleri toparlasam.
çok unutur atlar oldum...
kısaca dağıldım....

16 Kasım 2007


Zaman geçiyor..
Hayat akıyor..
Mesafe ayırıyor..
Aşk büyüyor..
Sonra azalıyor..
Kalpler kırılıyor..
Kocalar evde bir yerde duruyor..
Veya evlilikler mahkemede son buluyor..
Sevgililer değişip duruyor..
Erkekler arayacaklarını söyleyip, aramıyor..
İşler geliyor ve gidiyor..
Ebeveynler ölüp gidiyor..
Komşular değişiyor..
Ama kız arkadaşlar hep oradalar...
Siz onları bırakmadığınız sürece..
Geçen yıllar ve arada kaç km. mesafe olduğu hiç önemli değil..
Bir kız arkadaş, hiçbir zaman ona ihtiyaç duyduğumuzdan daha uzak değil..
Hayatınız içinde, öyle ya da böyle, yakın ya da uzak..
Tüm Kız Arkadaşlara Sevgiyle...


bu sabah mail kutumu ( Hernasılsa) erkenden açtım.
eski çok eski taaa ilk üniversite mezuniyetimden bir arkadaşdan bu gelmişti. bir an düşündüm onu çok mu ihmail ettim diye. evet ettim hemde uzun yıllar ettim. bizi tanıştıran ortak arkadaşımızı yıllar önce bir trafik kazasında kaybettikten sonra birbirimizi ihmal ettik. kaybettiğimizi birbirimize hatırlattığımız için ama ne zaman görüşsek aradan hiç zaman geçmemiş gibi gelir bize...
ben de bu günkü yazıma bununla başlamak istedim...

HEPİNİZE GÖNLÜNÜZCE BİR HAFTA SONU DİLİYORUM.

12 Kasım 2007

HAFTA BAŞI
BİR PAZARTESİ DAHA

YOK YOK KASVETLİ YAZMAYACAĞIM BU SEFER, SAĞLIK OLSUNDA VARSIN PAZARTESİ OLSUN:))))))))))))

YORUMLARI OKUDUM HEPİNİZE TEK TEK DÖNECEĞİM AMA ÖNCE HAFTA SONUNU BİLDİREYİM...

ben evimi su bastı su aldı nem derken, memleketi sular aldı, gerçi cumartesi de bir kaç noktadan içeri sızmaya teşebbüs ettiler ama, ben daha ne sızıntılar, akıntılar gördüm, siz nesinzi ki dedim:))))))) ve kuaföre gittim. artık iyice sarışınım. meğer saçlarım uzamış omuzlarımın altına inmişmiş, boyadan röfleden sonra, bir kesim. şimdi model diyeceksiniz biz ona ihtiyaca uygun dedik. hani seda sayanlari victoria beckam arası bir şeyler gibi desem... parfümeriye gidildi, acil ihtiyaçlar alınırken 50M mesafede yağmura yakanıldı, ama hala su önemsenmemeye devam ediliyor:) akşam eve gelindi, yemeğe gelecek olan kardeşim ve eşi 23:30 a kadar beklenildi, ve
na na nanammmmmm
tok geldiler
kimse parçalanmadı, bir şey denilmedi ama intikamım acı olacak denildi, yemek için geldiler 1 saat durup baldız hanıma çıktılar.
sabah simit gevrek almaya giden kocacış kardeşimi çağırdı, birlikde gittiler bende kahvaltıyı hazırladım ama kurmadım. haklıydımda, yukarı çıkan kardeşim hemen indi sen onlardan bizimkileri ver dedi çıktı...
bende başladım:
kötüyüm ben kötüyüm, hasta eder...
şarkısını söylemeye
biz bir güzel kahvaltımızı yaptık, kahvemizi içtik. tam dışarı çıkıyorduk ki ev sahibim aradı, buluştuk evin kombisini aldık. bize dönüp birer kahve içtik. onlarda evlerinin döşenmiş halini gördüler. onların ardından çıktık. ama bizim çıktığımız saat maçlara yarım saat kalaydı, lig tv kartını alıp gelen kardeşim baldız hanımdaydı, ve baldız hanımda o kartı takacak decoder yok, bende var, bende çıkınca!!!
maçları seyretmek için evlerine dönmek zorunda kaldılar:))))))))))))))
siz kahvaltıda bana tepki gösterirmisiniz????
ben de sizi takmam
anneme gittik
misss ler gibi patlıcanlı börek yedik, kahve içtik
market yaptık eve geldik...
ne kadar kötü bir görümce olduğumu konuştuk:)))))))))))))))))))
erken uyumak niyetinde olsamda gerçekleşemedi miskinliğimden:))
tv seyredemedim. bizimki servside, idareten verilenide benim gözler görmez, çok parlıyor titreşiyor falan... idareten göz ucu ile bakındım ama, o kadar...

şimdide vakit buldukça sizleri gezeyim bakalım sizlerde neler var yok

8 Kasım 2007

SON DURUM

hepinize teşekkürler, beni merak eden, benim adıma üzülen, beni düşünen hepinize....
bende son dk. durumu bildiriyorum.

mutfakdaki akıntı durdu..
duvarlar hızla kurumakta, yağmura rağmen
alçıpan iyi bir malzeme normal duvara göre 10 kat hızlı kuruduğunu bile söyleyebilirim.
banyoda 30 saatlik yasak kalktı o süre boyunca kuru olan banyo, dün benim koşa koşa duşa girmemle yine sulak arazi durumuna döndü. bataklık değil ama henüz.
neden?
kocacış eve gelemiyor onun gibi 100 kg mı aşkın bir adamın 12 saat ıslanmadan durabilmesi beklenemez demi ama
annem ve babanem bendeler.
her akşam erkenden yemek yiyoruz.
dizi başına geçiyoruz geç vakte kadar dizi seyrediyoruz, ben uyuklarken onlar diziler bitti diye sohpet etmek istiyor:(((((((((
kocacış sulak arazilerden gitti.
izmir e annesinin evinde...
geri döner herhalde...
tv hala yapılamadı
görevimiz tehlikeyi seyrederken özendi herhalde kendini imha edemiyor o hırsla kapatıyor kendini
tekrar açılıyor ama
bu gün servise yolculuğu var sanırım enerji beslemesinde bir sorun var.
besleme kelimesi bana hep kemalettin tuğcu romanlarını anlatıyor. burada durum o kadar duygusalmı ki dedim.
değildir dedi iş yerindeki arkadaşlar:))))))) bu seferki cidden teknik bir konu imiş:)))))))))
evde geçici tv var bu gece:))))))))))
bu tv bu eve yakışmadı intihar ediyor bile olabilir. o kocaman manzaralı solanların tv si nede olsa:))))))))))))))
bu basit evde daral geldi, bunalıma girdimiki bizimki ve dr a gitmiş mi oldu şimdi:)))))))))))
bu sabah işe geç gelmek istedim, ama iş yerim beni acilen aldırdı.
iş yerimdeki tüm odaların anahtarını bilgisayara bakım yapan çocuk server odasında unutup kapıyı kilitlemiş. hepimiz kolidorda zaman geçirdik
çok neşeli oldu,
sabah gayri ciddi iş toplantısı yapıldı bir süre, hemde ayak üstü:)))))))))))))))))))))
bu akşam ne dizi var ki???????

7 Kasım 2007

yok yok bir bebeğim olacak ve adı SU olacak bakın kesin demişti dersiniz, en azından adlarından biri olmalı. çünkü ben evlendim evleneli çok sulu, sulak bir evliliğim oldu.

resmen öyle ama

akşam kocacış yoktu, annemler bendeydi (nedenini birazdan anlatacağım zaten. ) baldız hanımda indi ve bir kez daha aynı şeyleri ardı ardına check edince şaka gibi olduk. hani birine anlatsan inanmaz denilecek kadar.

hastalığımı bir anda geçtim. hala boğazım ağrıyor, buralardada havalar soğudu kışlık vari hırkalar çıktı falanda. ama evimi su bastı. üstelik evet bir kez daha...

şimdi siz bana haklı olarak inanmazsınız. ama insanın bir şey kaderine yazılmışsa kaçamıyor işte.

annemlerde bundan dolayı bendeler. dün sabah geldiler tesisatçı beklemeye:)))

gülüyorum artık, çünkü alıştım.

dün sabah mutfağım ortasında damlayan sularla evden çıkmıştım:)))

evet üst katın kombisi durumu abartmış benim mutfağın bir köşesi, tavanı duvarların bir kısmı sırılsıklam oldu, yetmedi birde onlarca yerden damlamaya başladı.

hafta sonu sözde silikonları sorunlu banyamo bakıldı, yapıldı. ama dün sabah için kocacışla ve ben de duşa girince banyo eşiğe kadar su doldu:))))

evet girişte mutfak damlıyor, banyo taşıyor arkada çamaşırlıklarda çamaşır kuruyor ev nemden nefes alınmaz haldeydi. hastalığımı unuttum. adrenalin en iyi ilaçmış. hani kanınız damlamıyor aklmıyor derler ya aynen doğru. dün akşama kadar hissizleşmiştim.

demek bundan sonra hastalanınca acil adrenalin pompalıyacak şeyler hayatıma katılacak.

:)))))))))))))))

5 Kasım 2007

yine bir pazartesi
yine işin başındayız
ancak öncelikle bu light bir pazartesi ve geç olduğüundan da kısa bir pazartesi...
müdürüm bu hafta izinli, ve ben rahatsızlığım nedeni ile işe yeni geldim bu gün kısa ve çabucak geçecek diye bekliyorum.
cuma akşamı uyumadan önce içmiş olduğum kas gevşetici ve ağrı kesiciler toplamı 5 i bulmuştu. koltukda uyuyakalmışım tv karşısında uyandığımda saat 03:50 idi...
ilaçlardan içim kıyılmış. bir iki lokma atıştırdım gibi yaptım gittim yattım. sabah kalkınca sersem gibiydim. evle ilgilenmedim bile kuaförüm beni salladı, elinde cumartesi ve pazar 2 şer düğün gurubu varmış sen gelme seninle ilgilenemem dedi. satılsım yani son dakikada. bizde evle hiç ilgilenmeden kocacışla çıktık. o bir karabasına gitti bende iş yerinden bir mühendis bir arkadaşın annesine uğradım. oradan kocacışla pazara gittik. pazardan markete teyzeme uğradık onuda aldık eve geldikç zaten hava kararmak üzereydi. ben olan yemeklerle yanına salata ekleri ile bir şeyler hazırladım. ve pazardan aldığımzı tekirleri koyduk. küçük parmağım kadar olanlarına bayılırım ben cips niyetine diyerek. pazardada bulunca ben hop atladım. kardeşimle eşinide çağırdık. baldız hanım zaten çağrılması kolay sonradan bize baldız hanımın erkek kardeşine eklendi. rakı balık ve sohpete eşlik etti, onlarada zeki müren cd si aşlik etti. vatanı kurtardık. ekonomiyi çözdük. biraz dedikodu yaptık. gece yarısını çokdan geçtik. kardeşim ve eşi bizde akldı. baldız hanım ve kardeşi yukarı çıktı.
pazar sabahı, kardeşim iş nöbeti için erkende 1-1,5 saat kadar gitti. geldiğinde elinde sıcak ekmek ve taban simidi vardı taban simidi, nohutlu undan yapılan bir başka çeşit simit, daha açık renk daha geniş ve yassı bir simit ( ay bak ben bildiğimden hiç düşünemedim fotoğrafını çekmeyi, şimdi geldi aklıma bir paşka pazara fotoğraflanmalılar:)))))))))) bizde çayı demlemiştik sohra kuruyorduk. balkona kuramadık bu hafta. güneş beynimizi pişirecek sandık o kadar güneşli ve sıcakdı. kalvaltımız yaprk onlar yukarı çıktı ben duşa girdim. toparlandım. kır kahvesine gittik. doğa ile iç içe ve su sesi ile birer kahve içiyorduk ki, biz oturduk, kahveler geldi biz yeşilliklere bakıp akan derenin sesini dinledik. ne zamandır ilk kez bu derede su sesi var diyordur. o sırada treking den inen bir grup da yan masalara otuyordu ki yağmur başladı. alel acale kahvemizi bitirdik hesabı ödedik arabaya bindik. yağmur başlamıştı. oradan annemlere uğradık ki annemlerde otururken enim konum yağmur başlamıştı hava karardı erkenden, ve ben orada birden üşümeye balşladım ve gittik çede ciddi ciddi üşüdüm. yemeğe kalmadan kalktık eve geldik ben bir yattım ki o yatış akşam yemeğini falan kocacış hazırladı, topladı. ben sonradan bir ara kalkıp sadece bulaşıkları toplamaya gittim ki onu kocacış beceremiyor:))) ama keşke bıraksaydımda yerlerinde dursaydılar. pazar sabahdan beri kombi taktıran üst komşumdan bize su damlamaya başlamış. hemde öyle az buz değil. duvar tavan sırılsıklam olmuş da damlamaya bile başlamış. o sırada kocacışda yukarı çıkmıştı baldız hanım anneleri gelmiş bir merhaba demeye. bende üst komşuma çıktım ay komşum dediğime bakmayın dün gece ilk kez gördüm. oda eşi yok yanlızmış ne yapacağını bilmiyor. geldim yattım. kocacış ben uyumadan gelmişti ama kalkmadım. aslında çok sinirlenmedimde, evlendiğimden beri üçüncü evimdeyim ve hepsindede bir şekilde ben su problemi yaşıyorum. be seferki yatak odam değil nasılsa dedim. yere kimse kaymasın diye bir havlu attım, yattım. zaten keyfim yok.
bu günde sabah 09:30 da yatakdan kalkabildim. kocacış saat 10:00 da beni işe bırakmıştı. 2 saat geç kaldım ama,
dedim ya bu gün kısa ve light bir pazartesi olacak iyice hastanamaz isem.
cuma akşamı kendi bilgisayarımıda bakıma göndemiştim. şimdi sekreterlikteyim. bu haftanın işlerinin çoğunu geçen haftadan müdür gideceği için bitirmiştim...
hastayım ama yinede iyi bir hafta ümit ediyorum ben
hepinizede güzel bir hafta ama illaki sağlıklı bir hafta diliyorum...

ay ay!! nihayet dün akşam "şeytan marka giyer" i seyrettim. ne zamandır istiyordum. seyretmemekle belki bir şey kaybetmemişim ama ben öyle uzanmış haldeyken hoş vakti geçirdim.

2 Kasım 2007

apartman

lale abla bana sizin apartman kadınlar kahvesi gibi olmuş deyince aklıma geldi

kadınlar kahvesi ne ki dedim..

şimdi apatmana ilk teyzem taşındı, ardından ben, en çok o orada diyerek o bloğu seçtik zaten. sonrada ben oradayım diye baldız hanım.

benim kaşı dairemin üstü baldız hanım. onun yan tarafıda teyzem. yani bizi toplasan büyükçe bir villanın içinde yaşıyor gibiyiz:)))))))

ama şimdi baldız hanımda köpekler evet birde yavru var olduğu için ben gitmiyorum. ha ne değişiyor pek değişen yok sadece ben baldız hanıma gitmemiş oluyorum. o bana geliyor...

amma işten çıkıp eve varınca. dolapdan yemekler çıkıyor yada pişecekler ocağa konuyor. hop teyzeme baldız hanım o sırada çalışıyor oluyor. ben ve teyzem her akşam bir kahve ve bir sigara ile iki laflıyoruz. ardından ben iniyorum kalanı kocacış tamamlamış oluyor, biz sofraya oturuyoruz. sofradan sonra duş, tv derken bizim yemek üstü kahve keyfimize baldız hanım kocası ile yetişiyor. onlarla iki lafla bunlar standardımız.

bunlar dışında

kocacış kafasına esince baldız hanıma çıkıyordu ama şimdilerde azaldı. teyzemn kocacı yoksa bize iniyorlar falanda var. birde hafta sonu varki

onlar brunch, kahvaltı, sabah kahvesi gece yarısı hatta gece yarısı üstü sohpetleri olarak çeşitlenmekde

aramızda hafta sonları sabahlıkla dolaşanlarımız var ki; bu en çok ben oluyorum.

baldız hanım pek bir kokoştur. teyzemle baldız hanım aynı iş yerinde zaten:)))) onlar yerel bir tv de. teyzem sahibi olur birazcık. baldız hanım haber spikeri onlar biraz dikkat ederler. bendeniz basit çalışan ve şöhretle tanışmamış olarak :)))))))))) gayet rahatım tahmin ettiğiniz gibi.

bizim apartmanda durumlar böyle...
aslında bizde sohpet hareretli, konu bol ve çeşitli
ama şimdi oturup size anlatsım valla bayılırsınız, hatlarınız karışır kıyamam ben size...
belki arada usul usul sizide alırım sohpetin içine ne dersiniz?
:))))
şükür
yani hafta bitti ben ancak blogla ilgilenebildim.
blog gezintilerimi en kısasından anca gerçekleştirebildim.
son zamanlarda blogda aynı özel hayatım gibi oldu, özel hayatımda da hiç bir yere yetişememe sorunu yaşarken bu blogumada taşındı...
gitmem gereken hasta ziyaretleri var, kuaförüm var ( gerçi bu konuda o suçlu aslında 29 ekim günü bütün gün bana zaman ayıramadı, beni aceleye getirmek istemiyor. izmir dekinin böyle derdi yoktu o hep acele modunda yapardı da bu birazda arkadaşlıkla ilgili rahat bir zamanda yapmak istiyor ney-se...) ev sahibi metazori denk getirdi kombi işini şöyle bir görüştük sonuca bağlayamışda olsak konuştuk hatta bir marka ile birlikde görüştük. ama işler beni bekliyor hala banyomda duş teknesi yıkanınca banyonun içine akıyor ve ben sinirleniyorum, temilzik ciddi sorun oluyor. ve benim için en önemli konu hijyendir. temziliğe çok takık değilimdir önceden de bahsettim ya, ev dağınık olsun, hatta biraz tozlanmış bile olabilir ama banyo ve mutfak her daim ve her daim istisnasız hijyenik olacak kuralıma şimdi bu banyo ile sahip çıkmak zor. ama halledeceğim. azimliyimmmm de-sem ...
bu gün haftanın son günü zaten kısa boylyudu bu hafta -1 ile baladık ya. gerçi ben açığı terslikler ve yoğunlukla kapattım sayılır ama olsun. bu gün bitince önümüzde iki gün bizim tatil........

ben geçen hafta sonu evde neredeyse yanlızdım hatta yazlız kalmak için mücadele verdim. cuma akşamı 10 dk kardeşi m uğradı, yukarı bakdız hanıma çıktı sanırım orada kaldılar. ben yanlız kaldım. cumartesi sabah kalktım. kahvaltımı yaptım. üst kattan teyzem uğradı, sabah kahvesi faslını yaptık. misafirlere yetişim dedi gitti. o gitti tam ortalığı toplayayım dedim ki, kardeşimin eşi indi aşağıya naber kahveye geldim diye kaptı iki nescafe mutfakda hüplettik iki lafladık. sonra oda yardım etti evi tastamam 20 dk da hallettik. tabii cam falan sikmedik. banyo mutfak ben cuma akşamından tamamlamıştım yaaa:))) ben daha üstümü değiştiririken bizim misafirler geldi. onlar evimi dolandı. oturduk ardından teyzem, kardeşimin eşi, en sonda baldız hanım indi. annenene dede akşam üzeri gitti anne babane kaldı. sonra önce baldız hanımi sonra teyzem, en son kardeşimin eşi ay biz ona soli diyoruz bundan sonra burada da öyle diyeyeim yazmakdan yorumdum kardeşimin eşi diye. çünk ablası üst kata taşınalı beri birimize geldiğinde bizim evler,i ayn ev gibi kullanıyor. birazdan daha iyi anlayacaksınız. onalr çıktı annemler bira zoturdu tam gidiyorlardı asansörde kardeşimle karşılaştılar geri geldiler oturduk sonra kardeşim onları bindirdi. soli indi aşağı yukarıda misafir gelmiş, kaçmış bana annemlerin gitmesine şaşırdı. dışarıda oyalanan kardeşim. oda soli nin kardeşini görmüş onunla laflamış geldi. bir süre sonra onlar da çıktı yukarı. benyine yanlız tv karşısında pijama ayçekirdeği bir nescafe modunda uyuklayana kadar keyif yaptım. pazar günü kendi kendime kahvaltı yaptım tv başındaydımkerdeşim indi sana bu kadar huzur yeter çekil diyerek.ç maçlar başlamış yukarıda kartı takacak dekoder olmadığından bana inmiş. yani tamamen duygusal:))))))))) beni özlemiş falan değil. sonra soli indi, maça kadar kahve içip birazcık lafladık. çayı koyduk baldız hanımın eşide indi. soli anneleri geldi yukarı çıktı bende ütü yaptım. aslında onlar maç seyretmese hiç mi hiç niyetim yoktuda. maç seyretmeye ütü yapmayı seçtim. artık seyretmiyorum maçları. maçı bitiren evine yol aldı kardeşimde 29 ekim bayram olmasına rağmen çalışacağındna evlerine döndüler. ben yine pijama, tv çıt çıt( kendileri ay çekirdeğinin biizm evdeki kısatmasıdır) ve kahve moduna girip kanepe yaptım. ama pazartesi şehre inmek zorunda kaldım. anneme uğradım kocacış beni orada buldu oda gelince oturmamız uzadı eve ancak akşam üzeri geldik zatende artık günler kısacık olmuş tu:(((((((((((((((((

şimdi böyle geçen bir hafta sonundan sonra bu hafta sonu kuaför, temizlik ve gezmek bu günden doğru dürüst koordine edilecek ki zaman yetsin. nasıl olacak daha da doğru olabilcek mi ancak pazartesi bilebileceğiz. hafta sonu başka sürprizler getirirmi ki bilinmez. getireceksede lütfen iyi ve güzel şeyler olsun olmamı:)))))))))

ay bu arada bu akşam sevgili dürüm var demi? geçen hafta ardı ardına iki bölümünü seyrettim bayıldım. çok güldüm becerebilirsem devam edeceğim izlemeye :))))))))

sizlere gönlünüzce ve hatta güzel sürprizleri içinde saklı bir hafta sonu diliyorum... sevdiklerinizle, sevildiklerinizle....

kendinize iyi bakın. görüşünceye kadar kalın sağlıcakla...