EVİME HOŞ GELDİNİZ

SİZİNLE GERÇEK HAYATIMI PAYLAŞMAK İÇİN SEÇTİĞİM BU SANAL EVİME HOŞ GELDİNİZ...
YAŞADIKLARIM, YAŞAMAK İSTEDİKLERİM, DÜŞÜNDÜKLERİM GÖRDÜKLERİM DİNLEDİKLERİM GEZDİKLERİM NE VARSA KENDİM İÇİN YAZIP SİZLERLE PAYLAŞIYORUM.

Powered By Blogger

14 Nisan 2008

YİNE BİR PAZARTESİ GELDİ BİLE...

bir kez daha yataktan sürünerek çıktığım bir pazartesi geldi çattı kapıya...

hani zaten oynayarak kalktığım bir pazartesi hiç olmadı sanırım son yıllardada işte:(
içlerinden kimileri daha zor kimileri daha kolay diyelim. bu gün orta derece alırdı zorlukda.
hani bunda benimde payımda yok değil zorlaştırmada...
ama istemeden oldu, gerçi olduğu sırada pek şikayetçi değildim ama:))))))))
nasıl sizi meraklandırdım demi hehe:)))))
işin aslı cumartesi akşamından pazar akşamına kadar uzanan sürede ama ben size yinede cumadan başlayacağım. çünkü cuma eve girdiğimde kocacış gelmişti:))) biliyorsunuz geçen hafta içini kocacışsız geçirmiştim cuma günü eve dönüşü olmuş oldu anlayacağınız. gerçi beni özlediği kadar belkide fazlasıyla evdeki aktivitelerinide özlemiş ama şimdi onları anlatmayayım size demi, hani bilgisayar başında kendinde geçtiğini falan...
zaten yemek konusu hazırdı, kocacış sofrayı kurmaya başlamış, tamamladık, bir iki lafladık o yine bilgisayarla kendini kaybetmeye başlamaya başladığında bende bir teyzeme çıktım. indiğimde yemek yedik, kahve içtik lafladık. no0rmal bir saatte uyuduk. şimdi siz bunu neden yazdı bu deli diyeceksiniz ama merak etmeyin az sonra öğreneceksiniz.
cumartesi geç kalktık bile denebilir. ancak bende bahar yorgunluğunun yanında birde hafta içinden uykusuzluk hali vardı. iyi geldi anlayacağınız. ve cumartesileri geç kalkınca bu kahvaltıyı es geçme alışkanlığı başlamıştı bizde erken kalkarsak hemen kahvaltı yapıyoruz ama geçse kocacış es geçmeye çalışıyor yada kaytarıyor gibi geliyor bana. benim buna bulduğum çözümde bu sıralar kocacışı sardı. evde buzdolabında mutlaka beyaz ekmek dışında bir şeyler olur dondurulmaya yakın ısıda bekletilen. bir kaç haftadırda mısır ekmeği vardı, ondan çıkarıp ekmek kızartıcıda kızartıp tereyağ sürüp yanına peynir ve tabakda kahvaltı. bu cumarteside kibarca bundan istedi hatta aksi halde bir şey yememekle tehdit etti :))))))

kahvaltı işi hızlı idi, evde iş yok denebilecek durumdaydı,

eee bizde haliyle kolaylıkla çıktık evden. ben kocacışı bir arkadaşına bıraktım. teyzemi aldım iş yerinden, ardından annem ve babanemi aldık, dışarıda bir yerlerde oturduk. cafe ile çay bahçesi arasında bir yer. biz gittiğimizde bomboştu. ben akşamdan teyzemin bana gönderdiği kurabiyelerden aldım yanıma ama tabiik herkese 1 tane:))) annemde biz ona gideriz diyerek keşkül yapmış onlardan almış. öğleden sonra bol sohpetli vee her açıdan sımsıcak bir gün oldu. ben güneşe karşı oturdum en dayanıklılarıyım diyerek ama, bana o sırada terlemek dışında bir şey olmamak birlikde yandan hafif güneş alan annem ve babanem kızarmışlar bile ki güneş çok kısa bir süre sonra pusun altına girdi... hani kıskandırmayyaım diye demedim ama biz burada resmen yazdan kalma gün yaşadık. arabaya girdiğimizde havanın 30C olduğunu gördük ve aslında şaşırmadıkda.

annemleri eve bıraktık, teyzem ve ben malum aynı çatı altındayız yola devam o sırada kocacış aradı, biz bu hafta pazar yapamadık(arkadaşı ile başlamıştı hani ya), hadi gelin dedi. yolumuzun üzerinden onuda alıp, bize göre çok kısa bir pazar yaptık. eve geldik. inanmayacaksınız ama yemek işi hala yolunda olduğundan ben biraz uyukladım. sonra hazırları hazır etmeye kalktım. yemek sonrası programı yaptım.

halama, daha doğrusu halalarımdan birine gitmeye karar verdik. kendisi ,eşi, oğlu hep birlikde çalışırlar. işleri gereğide geç dönerler yani bizim için gitmeye en uygun aile denebilir.



saat 10 gibi onlardan evdeyiz telefonu geldiğinde biz tüm erkenciliğimizle yemekden kalkmış kahvemizi içmiş ve hazırlanmaya yeni başlamıştık. ee o saatte gidipde kaçda dönüür tabiiki laf lafı açtı, eniştem ile kocacışa rakı muhabbeti başladı, gece yarısından sonrada halamın oğlu eşi ve dünya tatlısı kızları bir başka gezmeden döndü, ki dönme saatini bilmek için ideal bir fırsat değil mi ama yok olurmu hiç. bir önce uyumadan kızımızla ilgilendik. tabiiki uykusu geldi. neyseki evleri dip dibe olduğundan pijamasıile geldi ve babnesi ile yatmaya karar verdi. sonra ikinci bebeğini bekleyen anne ile sohpete daldık. ee eniştem, oğlu ve kocacış rakı sofrasında ülkeyi kurtarmaya kararlı olunca biz ancak sabaha karşı 02:00 den sonra ayrılabildik. hiç abartmıyorum herkesin gözünden uyku akıyordu:)))))))) ama kimse ayrılmakda istemiyordu herkes için neşeliydi ortam.

ben eve gelince uykum kaçtı deyip bir nescafe yaptım kendime:)))))))))

biraz tv karşına takıldım kocacış dünden gönüllü benden hevesli kaykıldı vee biz yatmak üzere yatağa giderken saatin salonda 03:50 yi gösterdiğini gördüm. uyuduğumda kaçtı bilemiyeceğim. gözlerim saatte uyunmadığından olabilir:)))))))))))))))

veee tabiiki pazar sabahı kalkmak çoook zor oldu veee 11:30 u bulduk bu iş bende hafif bir baş ağrısı ve akşamdan kalma gibilik, ki ben hiç alkol almıyorum artık, yaparken. kocacışda saatin bu kadar geç olması bile tek başına sinir yapıyor. gerçi o kadar sersem gibi kalktıki siniri ni bile yapmadı. hafif bir kahvaltıdan sonra uzun süre toplanamadık. sonra yumurta ve ekmek almayı bahane edip yakındaki market yerine uzaktakine gitmek içinde yanına arabaya benzin almayı bahane ettik çıktık bir dolandık geldik ben mutfağa girdim. aşağıda gördüğünüz gibi bir patlıcan yemeği yaptım. ne yazıkki en sağlıksız yemeklerimden biridir kendileri, üzülerek söylüyorum. patlıcanları hafif kızarttım. yine aynı tavada kuzu etlerini bir çevirdim. sonra patlıcanları dizdiğim fırınkabıma etleri, soğanları, yeşil biberleri, üzerine domates halkalarını dizip, salçalı baharatlı suyuda üzerine döktüm. alüminyum folye ile kaplayıp fırına verdim. yerken kocacış antep de yediği kebabın lezzetini hatırladı, benzetti bile demedim dikkatinizi çekerim. anteplilere saygılarımla.



ilk fotoğrafdada gördüğünüz gibi sadece patlıcan yapmadım. yanına sebze fırında yaptım. dondurulmuş brokolim, karnıbaharım vardı onlar çıkınca hiçde güzel omuyorlar salata için falan. bende çıkardım ve üzerine beşamel sos düktüm kabın kalan yerlerine minicik patateslerle doldurdum patlıcan yemeği ile irlikde fırına verdim onlarıda. onlar pişer iken ramazandan kalmış, açık olduğundan da dolayı endişe duyduğum güllacımı yaptım. biz nedense narsız seviyoruz, yemeğede kimse yok diye hiçç süslemedim. sevdiğimiz gibi yaptım.
istediklerimizi üzerine istediğimiz miktarda yerken serptik.
ve cumartesi pazara çıktığımız da egede yaşamanın güzelliklerini avantajlarını yaşamak için aldıklarımada sıra geldi. öncelikle elbette enginar aldım. enginarları ayıklamadım ama saplarını ayıklayıp, patatesle haşlayıp, çıkardıktan sonra sarmısaklı yoğurtlayıp hazırladığım salata, (sarmısak bu aralar pek yiyemediğimden tansiyonumu çok düşürüyor benim ben sarmısak tozu ile hazırladığım suda haşladım lezzet de pek bir fark olmadı) yanınada, radika (hindiba) haşladım. onuda sirke, limon ve sarısak kekik soslu sızma zeytin yağla hazır edince harika bir lezzet çıktı ortaya. diğer otlarımıda yaptıkça sizin için fotoğraflamaya çalışırım. ama neginar yapanlar,i alırken sakın sapını atmayın attıurmayın inanılmaz derecede harika bir salata diyebilirim. hani herkesin damak tadı elbette ama, bir deneyin bence bir şey kaybetmezsiniz.
veee kocacışla birlikde gnocchi yapmayıda başardık dün akşam.. sosunuda pek bir güzel yaptık
ama ee tabii öğlen kalk bunca yemeği ye, uyumak kolay olmuyor, uykumuz gelmedi o şişkinlikle evde dolandık ben bir duşa giriyorum derken. kocacışa bir haller oldu benimle yapışık yaşamaya başladı. korktum hastalandı sandım. beni değil duşa, su almaya mutfağa bile salmadı desem.
uyumasakda canı öyle istedi. zaten hava o kadar sıcaktı ki oda daha ne kadar dayanırdı bilmiyorum, ancak akşam pencere açık oturduk desem size yeterli anlatmış olurmuyum bilmem.
pencere açık oturduk ama hala balkonda yemek yemiyoruz farkındaysanız
oysa biliyorsunuz taşındığımız da kış gelene kadar hatta geldiğinde bile balkonda yemiştik ama balkonumuzun yeni sahipleri var, 2 çift kırlangıç yuva yapıyorlar ve resmen inşaat pisliği var balkonda sıva artıkları:))) bitti bitiyor yuvaları. balkonu şimdilik onlara tahsis ettikde dilerim çok uzun sürmez misafirlikleri, yavrularınıda alıp giderler.... bilenler bilir bunlar bizim ilk misafirlerimiz değil. ilk evimdede kerkenezlerle yaşadıklarımı anlatmıştım önceki blogda yenilemiyeyim şimdilik zaten pehlivan tefrikası gibi up uzun bir yazı oldu...
ben herkese iyi haftalar diliyorum:)))))

10 Nisan 2008

demiştim size kendim için kendi kendime yazıyorum diye

bu yazılınca bu günlüğü saklama derdi, istediğine okutmama derdi yok,

aslında herkes okuyor ama kimse okumuyor gibi ilginç bir durum.
istemediğim okumuyor yada okusa da bir şekilde okuduğunun kendi yada ben olduğumu bilmeden okuyor.
tavşan dağ gibi o kendini ben onu bilmeden:))))))))

işte bana yazmakta, burası olmasında en çok keyfi veren şeyler bunlardı.

aslında rahat biriyimdir. hani öyle sözünü tavrını pekde esirgeyen biri değilim aslında. hatta kocacışa göre ki "dobra sultan" der bana; ben dinler ve son cümle olması gereken cümle ile hatta hiç söylenmeyecek olanla hem açılış hem kapanış yaparım. yinede buna rağmen herkesle herşeyimi paylaşmak istemediğim için olacak ki yaşadıklarımı burada anlatmakdan hoşlandım hani istemeyen okumasın, bakmasın, beğenmesin hiç umursamadım. ben sadece yazdım. benim başıma gelmedi ama eleştirenleride hiç anlamadım. sen oku oku takip et sonrada bas yaygarayı vay efendim sen bunu nasıl dersin, nasıl yaparsın, yada nasıl yazarsın. kardeşim sana ne ben yazdım, sende okuma demi ama düz mantık olarak????
seni silah zoru ilemi okutuyorlar yok okuyunca puan mı topluyorsun yok eeeee???
ama yok onlarda kendi hasta ruhlarını burada törpülüyorlar anladığım kadarı ile benim nasıl burda yazmak için nedenlerim varsa onlarında bunları yazmaya sebebleri var mutlaka.

benim için blog dünyası bunlardan ibaretti uzun süredir.

ancak bu gün okuduğum yazıda olayın aslıda bunlarla sınırlı kalmadığını okumak bana ilginç geldi. sizde okumadıysanız hürriyetteki bu bloglar yazısına bir göz atın. kimlerin başına neler gelmiş bir okuyun derim.



http://www.hurriyet.com.tr/dunya/8663048.asp?gid=200&sz=14307

note: bu arada dünkü fotoğrafım için yorumyazan ve aslında tam anlamıyla bana iltifat etmiş olanlarınıza ki iltifatta olsalar hoşuma gitti teşekkür ederim. yüzümün neden eciş bücüş olduğunuda yukarıdaki yazı ile bir parça anlatmış oldum sanırım. gerçi ben bu yazıyı daha o yorumlar gelmeden yazmıştım ama nasılda denk geldi bağladım. benim fotoğrafımı koymamamdaki neden kendimi beğenip beğenmemek değil. bunu hiç düşünmedim. sadece benim ben olduğum bilinmesin istiyorum. çünkü bazen buraya konuşamadıklarımı konuşmak ismediklerimi yazıyorum belki dedikodu yapıyorum.
mesela düşünsenize benim görümcem hakkındaki düşüncelerimi, sizin yazdığınız yorumları görümcen öğreniyormuş:)))))))
aslında fenada olmaz galiba kısaca kıyamet kopar.... :))))))))))))
tamda dün akaşam onları rüyamda görmüşken... hayır olsun...

hepinize gönlünüzce bir hafta sonu diliyorum.
  • benim bu hafta planlarımda neler mi var... mesela ev temizliği, ütü yok:)))))))
  • yemek ki onunda ön hazırlığı yapılmış durumda :)))))
  • kuaför işi tamam, sizinde görüdüğünüz gibi, dip uç her türlü boya kesim tamam:))))))))
  • manikür ve güzellik salonuna belki uğrarım? ...
  • film seyrederim "sis" hala beni beklemekde...
  • teyzemle sabah kahvesi yapabilirim,
  • ama bu akşam kocacış varmı yok mu belli değil o nedenle kalan planları belli olunca duruma göre yapmayı düşündüm...

DÜN AKŞAM HİÇ YAPMADIĞIM ŞEYLER YAPTIM.

ASLINDA CÜMLE YANLIŞ OLDU DÜN AKŞAM YAPTIĞIM ŞEYLERİ HİÇ YAPMADIĞIM ZAMANDA YAPMIŞ OLDUM.

ŞÖYLEKİ BEN HAFTA İÇİ HİÇ YEMEK MACERASINA GİRMEM.

ZORLUK DERECELERİNİN KİME GÖRE OLDUĞUNU BİLMEDİĞİMDEN YANİ O 2 YA 4 YILDIZI KİM VERMİŞ NASIL DEĞERLENDİRMİŞ BİLMEDİĞİMDEN, ZAMANIMI HAFTA İÇİ İŞ DÖNÜŞÜ DİNLENEREK GEÇİRMEYİ SEVDİĞİMDEN ( OLDUM OLASI BÖYLEYDİM GALİBA) BELKİDE ÖĞRENCİLİKDEN SONRA BİR YEMİN ETMİŞTE OLABİLİRİM. EN ÇOKDA YEMEKDEN SONRA KAÇ TANE BULAŞIK ÇIKACAĞINI KESTİREMEDİĞİMDEN ONLARIDA ORADA BIRAKAMADIĞIMDAN DENEMEM İŞTE...

AMA AKŞAM KOCACIŞ YOK YA, SANIRIMKOCASIZLIK BAŞIMA VURDU DENEBİLİR SONUCUDA OKUYUNCA.TEYZEMDE YOK EVE GİRDİM TV NİN KARŞINA GEÇTİM BİRAZ KESTİREYİM KAÇ GÜNDÜR UYKU UYKU DİYE İNLEMELERİM KESİLSİN DEDİM.

AMA OLURMU 10 dk GEÇMEDİKİ BENİ DÜRTENLER KAZANDI GİRDİM MUTFAĞA GNOCCHİ YAPMAYA. CANIM HEM YAPMAK İSTİYOR HEMDE İSTEMİYOR...

PATATESLERİ PÜRE YAPMAKLA BAŞLAYACAĞIM YA, BEN HIZLISINDAN PÜR E YAPMAK İÇİN PATATESLERİ SOYAR DOĞRAR KAYNATIRIM AYNISINI YAPTIM.

PATATESLER KAYNADI PÜRE YAPILDI ILINMASI KAVRAMINDA ANLAŞILMADI ORASI SOĞUMASI OLACAKMIŞ. HEM DOĞRANIP KAYNATILMIŞ PATATES KULLANILMAYACAKMIŞ, HEMDE PATATESLER SOĞUMADAN YOĞURULMAYA BAŞLANMAYACAKMIŞ AMA BEN BAŞLADIM. GEREĞİNİN İKİ KATINDAN FAZLA UN KULLANMAK ZORUNDA KALDIM. UNU UZUN ŞERİTLER HALİNE GETİRMEKDE YİNEDE ZORLANDIM. KESTİKLERİME ÇATALARIMIN BOYU YETMEDİĞİNDNE ŞEKİL VEREMEDİM. BİTİRDİĞİMDE ÇOKDAN ÇOK ACIKMIŞTIM ZATEN EVDEDE YEMEĞİM VARDI NE HALT ETMEYE YAPMAYA KALKIŞMIŞTIM Kİ YEMEĞİMİ HAZIRLADIM BUNLARI YAPARKEN BİLDİĞİMİZ, YAPMAYI BİLDİĞİM KEREVİZİ PORTAKAL SUYUNDA PİŞİRMİŞTİM ZATEN. AMA ONADA DOKLUNMADIM BİLE, ÇORBAMI, KABAK GRATENİMİ VE TAZE BAKALAMI ISITIP YEMEYE BAŞLADIM BİLE... BU ARADA BİR KAÇ GNOCCHİYİ HAŞLADIM TABİİ VEEE REZALET HER BİRİ KLASİK HAMUR YUMAKLARI GİBİ OLMUŞLAR... UN HAMUR KOKUSUNDAN BAŞİKA UNTADINDNA BAŞKA HİÇ BİR ŞEY YOK TADINDA SANKİ UN VE SUYU KARMIŞIM Kİ O BİLE DAHA BAŞARILI SONUÇLAR ÇIKARIYOR BENCE. PATATESLER BÜTÜN KAYNATILACAK KESİN. PÜRE YAPILDIKDAN SONRA SOĞUTULACAK BU İKİ... VE BİLİNMESİ GEREKEN BUNLARI YAPARSANIZ BU İS ZOR DEĞİL AMA UZUN SÜRÜYOR BUDA ÜÇ...

SİZ SİZ OLUN BU HATALARI SAKIN YAPMAYIN, HA BİRDE BEN SANIRIM AŞIRIDA İRİ HAZIRLAMIŞIM NE KADAR ETKİLİ OLMUŞTUR TADINDA BİLİNMEZ AMA ESTETİKDEN ÇOK UZAK OLDUKLARI KESİN.AMA YİNEDE VAZGEÇMEDİM AZİMLİYİM ONLARI DÜN AKŞAM 200C FIRINDA 20 dk KADAR TEKRAR PİŞİRDİM. BU AKŞAM KAYNATMA SÜRESİNİDE DAHA UZUN TUTUP BİR KEZ DAHA DENEYECEĞİM FIRINLANMIŞ OLMASI ÇÖZÜM OLURSA SİZEDE BİLGİ VERİRİM.

ANLAYACAĞINIZ BİLDİĞİNİZ KEREVİZ :1
YENİ DENEDİĞİM GNOCCHİ :0
NOT: FIRINLANMIŞ OLARAKDA DENEDİM HALA BİLDİĞİNİZ HAMUR PARÇALARINI KAYNATMIŞİIMDA YİYORMUŞUM GİBİ GELDİKİ KLASİK TUZLU SUDAN DAHA LEZZETLİ BİR KARIŞIMDA DAHA UZUN SÜRE KAYNATTIM.
AMA YILMADIM EN KISA SÜRED DENEYECEĞİM.. TEKRARI YADA DAVAMI HER NEYSE VAR BUNUN:))))))))

9 Nisan 2008

ÖYLESİNE YAZMAYA BAŞLADIM

NE YAZACAĞIMI DÜŞLÜNMEDİM ASLINDA DÜŞÜNMEDİM AMA BLOGLARI GEZERKEN BİR SÜRÜ ŞEY GELDİ AKLIMA SÖYLEYECEK YAZACAK, AMA HER BİR BLOGDA AYRI DÜNYALARA DALDIĞIMDAN AKLIMDAKİLER HEP ARALARDA DÜŞÜRMÜŞ OLACAĞIMKİ NELERDİLER UNUTTUM BİLE.

İK GÜNDÜ RKOCACIŞ YOK. UYKUSUZLLUĞUMU HEP ONA BAĞLADIĞIM HALDE, O YOKKEND EUYKUSUZUM ASLINDA YORULMAMAK İÇİN HERŞEYİ YAPIYORUM DESEM YERİDİR. PAZARTESİ TEYZEMİ GÖRMEYE ANNEM GELDİĞİNDE İK GÖRÜŞME ARASINDA BANA İNMİŞ BENİME Vİ TOPLAMIŞ O ANDAN BERİDE KOCACIŞ EVE GİRMEDİĞİNDNE EVDE TEK BİR TOZ TANESİ YOK. DEMEKKİ HEPSİ O YAPIYORMUŞ DİYECEKMİSİNİZ ŞİMDİ, DEMEYİN YOK ÇÜÜNKÜ BENİMDE EVDE OLDUĞUM YOK. BELK İTOZ OLMUŞLTUR AKŞAM GİDİNCE AYDINLIK BİR KEZ DİKKATLİ BAKAYIM AMA EVD EİŞ YOK. DÜN TEYZEM BANA UĞRADI, NEDENSE O MUTFAKDA OTURMAKDAN ZEVK ALIYOR ORADA UZUN UZUN OTURDUK KOCACIŞDA GELEMEYECEK YA. O GİDİNCE BEN YİNE MUTFAKDA YİYECKELERİMİ HAZIRLADIM. MİKRODALGAYA KOYDUM ÜZERİMİ DEĞİŞTİRDİM GELDİM ISINMIŞ YEMEĞİMİ ŞIMARIK TEPSİME ALDIM VE TV NİN KARŞINA GEÇTİM. SAAT SANIRIM 20:20 Yİ, BULMUŞTU. YEDİM ARADA KENDİME KAHVE YAPTIM. VE YATMAYA HAZIRLANDIĞIMDA SAAT 23:40 DI, BİRAZ KİTAP OKUDUM VE SABAH YİNE DE YORGUN KALKTIM OYSA NE YAPTIM, HİÇ BİR ŞEY HER YERİ DÜZGÜNKULLANIPDA EVDEDE PEK OLMAYINCA SORUN KALMIYOR SANIRIM:)))


BÜYÜK İHTİMALLE BU GECEDE GELMEZ KOCACIŞ...

ASLINDA BU GÜNLERDE GNOCCHİ YAPMA NİYETLERİNDEYİM. KORKUYORMUYUM ASLA KORKMUYORUM PATATESİN HAMUR OLMAMASINDNA NE ÇIKARKİ TOPLAYAMAZSIM O SEFERKİ PATATES PÜRESİ OLUVERİRİ, YADA OLMASI ÜZERİNE SÜT DÖKER BİR YUMRTA KIRIP SÜRER FIRINA VERİRİM PASTA GÖRÜNTÜSÜNDE PÜRE OLUVERİR, ARTIKESKİSİ GİBİ GERGİN DEĞİLİM YEMEK KONULARINDA, OLMAZS ANE OLURKİ DEYİP DURUYORUM. ÖYLE OLMAZSA BÖYLE OLUR, BİR İSMİ OLMAZSADA KARIN DOYURUR MODUNDA RAHAT VE HIZLI YAPMAYA BAŞLADIKÇA DAHA BİR LEZZETLİ OLUYORLAR. SANKİ BEN ÖZENDİKÇE ONLARDA ŞIMARIK ÇOCUK BENDEN KAÇIYORLARMIŞ. GERÇİ HALA ÖYLE GİBİ AMA. GEÇENLERDE KABAK YAPTIM ANNEM BİN KERE ÖLÇÜLÜ TARİFİNİVERİYOR ONUN. ADINI DA BİLSEM SİZE BAHSETMİŞTİM AMA SANIRIM BLOGCUDAYDIM O ZAMAN:)))KABAKLAR KÜÇÜK KÜÇÜK DOĞRANIYOR YAĞ, UN YUMURTA TUZ ŞEKER VE KABARTMA TOZU EKLENİP FIRINLANIYOR. ANNEM HEP YAPAR VE KABAK SAYISINA GÖRE ÖLÇÜSÜ VARDIR. BEN Mİ ARTIK TEK ÖLÇÜM GÖZÜM. ÖLÇÜ İLE YAPARKEN ÇOK ZORLANIRDIM. HEM ZAMAN ALIRDI HEMDE NE BİLEYİM İŞTE ... ŞİMDİ DAHA PARATİK KISACA...
AMA HER TARİFTE GNOCCHİ İÇİN ZAHMETLİ DİYOR BAKALIM BU GÜNLERDE KESİN DENERİM. SİZDE BİLGİ VERİRİM OLURMU????

size yeni saçlarımı gösteren fotoğrafımı koymayı düşündüm.

*"kaldırdım artık kusura bakmayın. gören gördü görmeyenler için ne diyebilirmki ..."

kendimi yayınlamakdan nefret ederim. aslında bu başka bir yazı konusu, ama önce bir bakayım bukonu hakkında mutlaka yazmışımdır diyorum ama hiç de hatırlamıyorum... yinede ekledim ama beni tanımak mümkün olmasın diye kendimi bir şekillere soktum ki bakın:))))

saçlarımın pazar günü yaptırdığım röflesi, aslınd aben balyaj yaptırmay agitmiştim der-mişim gibi oldu ama gerçektende balyaj için gittim oradan böyle çıktım hoş öncesi de buydu zaten aa diyerek çığlıklar atmadım kuaförüme:))))

ama kesim dedim ya öylesine oldu gerçi burada modeli görünmüyor onun için bir başka fotoğraf eklemem grekecek çünkü arkası sonderece kısa ve katlı onlerinde eski kahküllerim görünen falan fönüde bozulmuş bunun ama neyse... idare edin ben güncelleyene kadar:))))

8 Nisan 2008

bir kaç hafta sonudur hafta sonlarım birbirine benzemeyemi başladı, ben daha aksiyon istiyorumda bana mı öyle geliyor diye düşünmeye başladım.
bu hafta sonuda aynı başladı sanırım. cuma kaşamı bildiğimiz hafta içleri gibi geçti sadece bu hafta perşembeden sızmıştım cuma dayanabildim tv seyrettim.
cumartesi ev temzi biraz yemek var attım kendimi yollara
aa durun durun cuma akşamı asıl kocacış gergindi arabayı servise götürmüş, tamkapıdan çıkarken araba kalmış orada öylece çalışmıyor, servis kapanıyor. oda çıkıp geldi çok gergindi çok...
cumartesi o çıkarken bende toparlandım hemen ardından çıktım anneme gittim ancak bu hafta çok oyalandım orada. çıkıp kuaföre gittiğimde randevumuda kaçırmıştım kalabalıktıda beklersem akşam yemeği kaçacak bende beklemedim. parfümeriye uğradım. bu hepsi bir arada fondöten pudra nemlendirici üçlüsünden aldım alex avien nin ik gündür kullanıyorum bana rengi biraz açık gibi geldi ama ısrarla herkesin vilt rengine uyumlu o diyorlar ama onu silince dün akşam kararmışım hissesine kapıldüım gibi sabahları sürüncede korkmuşum gibi geliyor. ama onu öyle bırakmamak için altın rengine en yakın terracotta allık da aldım. onu flormar aldım bakalım alerji yapacakmı. bu markaları pekkullanmazdım ama denemek için aldım. hem uzun uğraşlarla makyaj yapamaz oldum son zamanlarda evde bulunsun dedim. kremdi, deodoranttı kampanylar vardı bunlardan başka 1 alana 1 bedeva şeklinde onları kaçırmadım. çünkü bahar geldi 10 tane olsa kullanılacak deodorant. kocacışda artık ayrı almaz oldu, ben ne kullanıyorsam oda onu kullanıyor:))))))))))) yumuşadı sanmayında:)))))))) zaten bende pek kokulu şeyler kullanmadığımdan sanırım. benimkilerde sabunvari kokuları var la yok arası şeyler.
cumartesi akşamı alışveirşimi tamamladım eve döndüm. akşamda hzılısından bir şeyler hazırlaıdk yedikden sonra amcamlara ev gezmesine gittik. epeydir yapmıyorduk pek bir değişik geldi bize. yengem aslen denizli li, onun enişteside şaraphane kurmuş oradan şarap getirmişler onu konuştuk ve evlerde şarap yapımını devletin yasakladığını konuştuk. çokda güldük. denizlide iseniz evinzde şarap yapmaya kalktığınızda evinize baskın yapılabilir evde şarap ürettiğiniz için ceza alabilirsiniz... güldük ve acaba evde salça yada tarhana yapımıda yasaklanırmı diye konuştuk. veee tabiki tüm yasaklara rağmen evlerinde misafirlerine çay kahve ikram etmeye alışmış olan yöre halkının hala bu üretimi kendi için yaptığını ve çok az olsa eşe dosta dağıttığını konuşunca, konu bizim şarap sevdiğimizede uğradı tabiiki yengemle amcam normal heidye haklarını kullnamadıklarını ama bundan sonra bizim için kullanacaklarını söylediler ve yinede bize evde yapılmış olandan olmasada bir ikaç lt şarap verdiler. çal yöresi üzümlerinden...
ama ilginçde gelmedi değil. yıllar önce yengemle köylerinde gitmiştim. çokda değilsede küçük denecek yaştaydım hatırladıklarımın ilk sıorasını kavaklar alıyordu. evet kavaklar. sonra bir dere ve toprak her cm 2 ne kadar temizlenmiş işlenmişti. toprak olarak kalan, yada kalması gerekende işlenmiş tertemizdi. yıllar sonra ziraat fakültesine başladığımda sayısız sera fidanlık ve tabiiki arazi gezdim. bu sırada pek çok köy gördüm ama o şekilde toprağı severek işlemiş hiç bir yer görmedim desem yeridir. başka yerlerde işlenmiş arazinin çevresi yol kenarları yada atıl kalan bölümler hep mezberelik gibidir. arazisinde göre dikenli çalılı, yabani otlu el değmemiş gibi görünen yerlerdi.
bir kez daha denizliden geçersem gidesim geldi. hala öylemi göresim geldi. yengem halaa öyle dedi.
amcamlardan oldukça geç bir saatte eve döndük, pazar sabahı pazar gününe göre büyük bir değişiklik yaptım. kuaföre gittim. hamilielikte nerdeyse dokunmadığım yüzüne bakmadığım saçlarımı hale yola koydurmaya karar verdim vee yeniden sapsarışın oldum, epey uzamışlardı ama aslında hoşda bir uzama değildi kırıklarından kurtuldum sanırım. modeli her zamanki gibi olduysad aşimdilik pekde tutmadım ama kullanmadığım model kalmadı sanırım da ondan bu burun kıvırmalarım.
eve gelinde her zamanki kuaför sonrası sendromlarım yaşandı başım ağrıdı, boynum tutuk ki gibi kaldı üşümüşüm gibi oldum... eve gelmeden bir kez daha anneme uğramıştık annem işi bildiğindne bana çorba hazırlmaış. eve gelince onu hazır ettim, birde yemek için hazırlık yaptım eti marine ettim falan... ve salona tv karşına gidip vurdum kafayı uyudum uyandığımda her şey çokdan hazırdı. bana sadece yemek ve sonrasında sofrayı kaldırmak kaldı. vee uyuduğum içinde gece yarısından sonrasına kadar yapacak iş yada tvde seyredecek şeyt bulmak kaldı... geç yatıncada pazartesi tam bir sendrom oldu, uykusuz yoğun ve pazartesi.:((

3 Nisan 2008

dün bir önceki yazıma note ekledim ilknur için...
basitçe keten tohumu ve ısırgan tohumdan bahsettim. birde kullandığım hayıt tohumundan.

sonra düşündüm
son yıllarda doğallık, doğal beslenme ve alternatif tıp gibi alanlar rağbet görmeye başladıkça sanki aynı anda suistimalde ediliyor.
ben küçüktüm yada gençtim hatırlamıyorum hatırladığım çok zaman oldu, o hanım hala hayattamı bilmem. çok zayıf bir beslenme uzamanı çıkardı tv ye yeşil mercimeğin faydalarını saymakla bitiremez ne kadar çok yerde kullanıldığını yada kullanılabileceğini anlatırdı, sanki yeşil mercimek ilk kez keşfedilmiş gibi, herkes birbirine yeşil mercimekden bahsederdi hiç yememiş gibi sonra birden herkes yeşil mercimeği unuttu. neredeyse yıl boyunca girmediği ev olduğunu ben biliyorum. bana bakmayaın ondan öncede ne kadar yerdiysem şimdide o kadar yiyorum. eksiden beri kuru bakliyat bizim evimizde tüketilirdi şimdi benim evimdede tüketilmekde baban babadan bakkaliye işi yaradıda,
neyse
sonra birden bire hepatit b aniden ortaya çıktı herkesler aşı derdine düştü, herkes yakalanacakmış, ortalıkda salgın varmış gbi tahliller yapıldı, aşılar yapıldı durmadan kamyanyalar yapıldı şimdi sanki çiçek hastalığı gibi yeryüzünden silinmiş gibi oldu
sonra yeşil çay, bir an da mücizevi bir bitki gibi yayaılmaya başladı, ben ilk başlarda gerçekden öyle sandım. sonra öğrendimki bildiğimiz çayınişlenme şekli değişince adıda yeşil çay oluyormuş. güldüm kendime ama epey bir ithalini kullandım. ama oda pek çok şey gibi mücivezi anlatıldı sanki herkes sürekli ve sınırsız kullanabilirmiş gibi, hiç yan etkisi yokda sadece içtikçe açılıyor faydası artıyor gibi anlatıldı.
ama ne yazıkki her güzel şeyin bir sonu vardır mantığı ile öyle sınırsız fayda ne yazıkki hiç bir şeyde yok. her şey için bir karar var, ondan fazlasıi, faydalınında zarar getirmek. ve herşey herkese uygun değil..
bilenleriniz biliyor babanem kanser hastası, yaşına bağlı olarakda tansiyon ve kalbi saymama gerek varmı ? biz ona çayı kesiyoruz ee kadına ne verecez yaşil çay moda ya, yani o zamanlardan bahsediyoruz. kadın gece keyfini kaçırıyor falan ama bzi hala yaaa bak yeşil çay içimiştin birde içmeseydin ne olurdun gibi saçma saplantılı cümleler kuruyoruz. bir süre sonra ne zaman içse rahatsızlandığını fark ettik. yğksek tansiyonuolduğu halde ani olarak ve fazlaca idrara çıkmasını sağladığı için tansiyonunu fazla olmasada ani düşürüyor. ve bizim kadına gece verdiğimiz yeşil çay birde onun idrara çıkmasını sağlayarak gece uykularını bölüp onu uykusuz bıraktığı için bir daha tansiyonu oynuyormuş. neyseki biz kısa sürede bulduk ve gerektiği durumlar dışında heleki gece içimini çok çok ciddi sınırladık...
elbette bu bitkiler faydalı, hemde belkide bilinenden bile fazla ama bunun için ciddi araştırmalar gerektiği gibi sürekli ve aşırı miktarda kullanımına aman dikkat...
veee
yani kıssadan hisse herşey herkese her zaman her durumda faydalı olmuyor...
modalar sadece moda, siz kendi tarzınızı yaratın.

31 Mart 2008

ALLAH BETERİNDEN KORUSUN

SİZE YAZIYI YAZDIM YAYINLA DÜĞMESİNE BASTIM VE PLANLAMALARIM VE İŞLEİRMLE BAŞ BAŞA KALMIŞTIM Kİ TELEFON GELDİ TEYZEM HASTANEYE KALDIRILMIŞ... ÖNCE AMBULASIN ONU GÖTÜRDÜĞÜ HASTANEYİ ÖĞRENENE KADAR SADECE DUA ETTİK. ÖĞRENDİK HABER ALDIK DURUMU İYİ AM ANEYİ OLDUĞUNU ÖĞRENEMİYORUZ. FENALAŞMIŞ, İÇİ BULANMIŞ KENDİNİ KAYBETMEK ÜZEREYKEN AMBULASA ALMIŞLAR. AKLIMA İLK KALP KRİZİ GELDİ ALLAH KORUSUN. KARDEŞİMLE KONUŞTUM TEYZMEİN EŞİ İLE BİRLİKDE ÇALIŞIYOR ÇOCUKLARA HABER VERSİN DİYEREK KONUŞTUK ÇÜNKÜ EŞİ YILLAR ÖNCE CİDDİ BİR KRİZ GEÇİRMİŞTİ O GÜNDEN BERİ ONA DAVRANIŞLARIMIZ ÇOK ÖZEL.

NEYSE TOPARLANDI N EOLDUĞU ANLAŞILAMADI AMA ÇIKTI EVE GELDİ. BEN BENİM EVDE BİR ÇORBA YAPTIM BİRDE BİTKİ ÇATYI DOĞRU TEYZEME, ONA ZORLA YEDİRDİM, BİR İKİ LAFLADIM. AÇLIKDAN ÖLMEK ÜZEREYDİMKİ BEN AŞAĞI İNDİN BİRA ZKOCACIŞ ÇIKTI ZATEN UYUKLUYORDU BİZ EVE İNDİK.

CUMARTESİ SABAHI EVDE BİR KAHVE İÇTİM SOLUĞU YİN EONDA ALDIM. BİRAZ DAHA İYİ GÖRDÜM RAHATLADIM. EVİ SADECE TOPARLAR GİBİ YAPTIM BU CUMRTESİDE ANLAYACAĞINIZ DURUM VAHİMLEŞİYOR. AMA TİPİK BEN OLARAK MUTFAK VE BANYO HİJYENİ TAMAM!! :)

ÇIKTIM KOCACIŞ LA BİR PAZAR YAPTIK, ORDAN ANNEMLERİ ALDIM KOCACIŞI BİR İŞİ VARDI GÖRÜŞECEĞİ ORAYA BIRAKTIM ORADAN ÖZEL BİR KURU BAKLİYAT ALDIĞIM BİR YER VAR ORAYA GİTTİM. ALIŞVEİRŞTEN SONRA FIRINDAN EKMEĞİMİ ALDIM KOCACIŞI ALDIM. YOLDA PASTANEYE UĞRADIM TULUMBA TATLISI ALDIM. EVE BİR KISMINI ÇIKARDIK EVE VE BİZ DOĞRU TEYZEME, ORADA BABANEM ANNEM TEYZEMLE OTURDU ÖNCE BEN BİR ÇAY DEMLEDİM. TEYZEME BİR İKİ LOKMA HAZIRLADIM. ANNEMLER ÇAY İÇERKEN BİR YEMEK İŞNE GİRDİM. ONLARIN BENİM GİBİ PİRİNÇ SORUNU OLMAYINCA KOCA BİR TENZERE PİLAV YAPTIM. ANNEMDE ÇORBADA YARDIM ETTİ. EEE EVE AKŞAM ERKEK GELECEK VE HASTALIKDA OLSA EN AZINDNA BAŞLAIRNIN ÇARESİNE BAKABİLECEKLERİ BİR HALE GELSE DEDİK. SONRA O UYUKLAMAYA BAŞLAYINCA İNDİK AŞAĞIYA. BENDE KOCACIŞDA ARABADA KALANLARI GETİRMİŞ. ENGİNAR AYIKLA, BABANEM BAKLA AYIKLADI İK İKLOYU AŞKIN ALMIŞIM. BEN PANCAR TURŞUSU İÇİN PANCARLARI YIKAYIP, DOLABI YERLEŞTİRDİM ANNELE LAHANA TURŞUSU KURDUK. AKŞAM İÇİN YEMEK YAPTIK. SOFRA KURDUK YEMEK YEDİK. ANNEMLEİR BIRAKMAYA ÇIKTIK. ÇIKMIŞKENDE KARDEŞİME UĞRADIK EŞİ ÇOK ÖKSÜRÜYORDU. KEYFİ YOKTU FAZLA DURMADIK DÖNDÜK. EVE GELDİK ZÜERİMİDEĞİŞTİRDİM ATTIM KENDİMİ KOLTUĞA DEDİMKİ GÖRÜNTÜDE NE YAPTIM HİÇ BİR ŞEY NEREDEYSE AMA NE YORGUNLUK, ANNEMLE BABANEMDE YARDIM ETSE HER ŞEY BENDEN SORULDUĞUNDAN. AMA KURU ERZAKLAR HALA YERLEŞMEDİ BİLE... NEYSE NE OLDU YA BU KADAR DEDİM. OTURDUM TV KARŞISINI SAATLERİ İLERİ ALMA GELMEDEN ALDIM YATTIM. PAZAR SABAHI KOCACIŞ KALKMIŞ KAHVALTI HAZIR KALKTIM BEN. AMA AKŞAM ÜZERİNE KADAR YAT YUVARLAN YAPTIM HATTA SAAT KAÇ OLMUŞ HALA PİJAMALIYIM DEDİM. HAVADA SABAH GÜNEŞLİ BAHAR DURUMUNDAYDI, SONRA KIŞ OLDU GÜNEŞ GİTTİ HAVA SOĞUDU. ARDINDAN TOPARLANDIK MARKETE GİTTİK. GİTMİŞKEN BALIK ALDIK. FIRIN VARYA ARTIK BİZİMDE PAZAR GÜNÜ VE GECESİ BALIK GELENEĞİMİZ GERİ GELDİ...

SİZLER İÇİND EBU KEZ FOTOĞRAFLANDI....

BALIKLARIN KOCACIŞ YAPMIŞ OLSADA HER TÜRLÜ HAZIRLIK BENDEN GEÇİYORDA O TEPSİYE SIRALADIĞI İÇİN YAPAN OLMUŞ OLUYOR ÇOK KOMİK YA:)))))))))))

AMA SALAT BAŞTAN SONA BENİM. BENCE ÇOKDA FAYDALI KÖYLÜ PAZARINDAN ALDIĞIM MARUL, ROKA, TERE VE NANE İLE TAZE SOĞANDAN OLUŞAN YEŞİLLİKLEİRN İÇERİSİNE DOMATES VE ORTASINA PANCAR EKLENMİŞ OLARAK ÜZERİNE ELBETTE TUZ LİMON VE SOSLU SIZMA ZEYTİNYAĞINA EK OLARAK KETEN TOHUMU İLE ISIRGAN TOHUMU SERPTİM. YANİ ÇOK SAĞLIKLI BİR YEMEK OLDU

AMA BU SABAH BİYOLOJİK SAATİM YENİ SAAT DİLİMİNE HALA ALIŞAMADI.

İŞE ÇOK ZOR GELDİM...

HERKESE HARİKA BİR HAFTA GELİYORUM. BAHAR GERİ GİTMİŞ GİBİ OLSADA SİZİN BAHARIN HEP İÇİNİZDE SİZİNLE OLSUN:))))))))))
















deep note ilknur için:
keten tohumu evet aynı susam gibi bir yapıda sadece rengi daha koyu. ben onları hiç bir şey yapmıyorum salatada canım istedikçe serpeliyorum o kadar. ısırgan tohumu daha parlak ve koyulu açıklı ancak çok daha küçük onlarıda sadece salataya serpeliyorum.
çekilebilir belki değirmenimde var ama çekmeyi hiç denemedim. bu halini biz sevdik ama senin kızlar yermi bilmediğimden kahve değirmeninde öğütülerekde kullanılabilir. çok aromalı değil. aşırı bir lezzet yada koku için düşünürsen gerek yok. biz sadece faydası için tüketiyoruz. fotoğraflarda susam gibi duranlar keten tohumu diğerleri ısırgan tohumu
tohum demişken, ben kürtaj sonrası hormonal denge için kekeiş tohumuda denen, hayıt tohumu kallanmaya başladım. onunda tendürden tutun da çayına kadar her türlü kullanımı var ben sadece meyvelerini alıp kıtır kıtır yiyorum üzerinde bir miktar su içiyorum. faydasının geç başladığı söylensede ben hemen gördüm.

28 Mart 2008

NİHAYET CUMA...
pazartesi sabah yataktan çıkarken haftaya baktığımda bitmez bu hafta bitmez moduna giriyorum. hemen geri dönüp yorganın altına girsem ve cuma akşamına kadar çıkmasam oluyorum. ama yapmalıyımlar ağır basıyor çıkıyor işme gidiyorum vee cuma günü gelince yaşasın yupiii falan oluyorum... şimdi yine işte yaşasınnn yupiii durumlarındayım:))))
bu hafta nelermi yaptım
bir kere burada programın dataları yapıldı
datalar yapılınca işimi yapabildim. çifte kavrulmuş gibi yaptım ama olsun kontrol sistemide bir şeydir. kimbilir belkide bundan böyle hep öyle bile yapabilirim????
evde kocacış avutuldu
kocacışla tartışıldı
yemek yapıldı; bu hafta nasıl olduysa hafta içi bende mutfağa girdim. malum hafta içi kocacışındı ancak benim hamilelikde bizim düzen ve nöbet günleri karışmıştı:))))))))) cuma akşamı mutlaka benim yapmama nöbet diyordum ben:)))) ama o dönemle birlikde pek çok şeyle birlikde oda değişti. veee ben nöbetimide hala unutuyor yada laf aaramızda satıyorum. hafta sonu yemek yapma moduna hala giremedim. ama bulacam çözümünü:)))) (dilerim bulurum)
cumartesi pazarada çıkmamışız. zaten ıspanağı epey oldu annem bende değilse pazardan almıyorum hatırlayanlar bilir yıkayamadığım hatta piştikden sonra yıkadığım ıspanaklardan sonra marketten yıkanmış alıyorum ben. ama yıkanmış bile olsa bir kez daha yıkadığımdan hele bu hamilelik planlamasından ve tokmoplazmozisi ben geçirmediğimden aşılıda olmadığımdan sirkeli suda bekletiliyor tüm yeşiller bizde:))) kısaca bunları kuru bakliyatları kocacış yapamaz bilmez. anlatsam uzun sürerle ben geçen akşam mutfağa girdim. veee karşınızda ıspanak ve yeşil mercimek. biraz ayarsız yapmışım oda ayrı...
ıspanakları doğradıkdan sonra üzerine kaynar su döküp beklettim. o sırada rondodan geçmiş, soğan, sarmısak, havuş, kırmızı birer, patesesi kavurdum sıcak sudan çıkardığım ıspanaklarla kavurdum. şimdi içinden bir miktar alıp yumurtalıyorum.
ardından soğan havuç rondodan geçirildi soğuk suda yıkanmış bekletilmiş yeşil mercimekler kaynatılmış su ile düdüklüye atıldı
çok şey yapmışsın!!! :))) diyeceksiniz şimdi ama o gece için işten gelmiş bir kadın olarak nohutu ısıttım pilav yaptım salata yaptım sofra kurdum daha hatırlamadığım ama gelgit dön yaptıran ıvır zıvırları yatım mutfağı topladım, bulaşıkları yerleştirdim. yemekden sonra salona geldiğim utanmadanda yorulmuşum be dedim, inkar etmiyorum... uyku sorunum ile ilgili hala bir gelişme yok... uykusuzluğa bağışıklık mı kazandım nedir anlamadım?
bu hafta seyredecek doğru dürüst film bulamadım
paris te 2 günden pek umutluydum başladığında ama daha ortalarına gelmeden uyuklamışım, uyur uyanık halde pek önemsemedim. bu hafta pazar günü babil seyretmeyi planlıyordum ancak fragmanına ve yazılarına bakınca pekde beğenmeyeceğim hissine kapıldım. b uaralar kafama göre film bulmakda zorlanıyorum. stoklardanda sonkalan kitabımı okuyorum... gerçi bitmesine epey zaman var ama kendime yeni kitaplar seçmeliyim. kocacışlada pek uyuşmuyor okuduklarımız. onunkilerden okumadıklarım işime yaramaz yani, bakalım aklımda olan bir şeyler yok aslında...
yarın için hala plan yapmadım. bakalım gün neler getirecek aslın da arada bir yerde bir mucize olsa ev kendi kendini temizlesede yarınım bomboş benim olsa...
olmaz biliyorum ama olsun aklıma geldi
olabilcek en büyük mucize benim bu akşamdan pek işi halledipde yarını boşatmam olabilir.

aa aklıma geldi yarın öğlen kardeşimle yemek yiyeceğim...
sonrasında annemde kahve içerim.
eve dönerim...
bu kadar plan bile çok
hala yürüyüşlerde teyzeme katılamıyorum belimin ağrısından aslında ne iyi olurdu...
kek kalıplarımın çıkması gerek ama o iş de başlı başına bir iş... bu hafta başıma hiç açmasam tek başımayken onu annemle yapsam o andada yazlık kışlık yapsam diye planladım. ama milföylerden börek yapmama engelde değil bu burum:)))))
hepinize gönlünüzce bir hafta sonu diliyorummmm

24 Mart 2008


ELLER HAVAYA
ELLER ŞİFAYA

PEK ÇOĞUNUZUN BİLDİĞİ GİBİ DÜN YANİ GEÇTİĞİMİZ PAZAR GÜNÜ MANİSA DA MESİR ŞENLİKLERİ VARDI. MANİSA DA CUMHURİYET MİTİNGİNDE OLDUĞU GİBİ BİR KEZ DAHA YERİMİZİ ALDIK, İZLEDİK, SİZİN İÇİN FOTOĞRAFLADIK, BİRAZ VİDEO YA ÇEKTİK AMA ONU YAYINLAMAYI BAŞARAMADIK:((
İZLENİMLERİMİZİDE SİZE YAZMAYA KARAR VERİK... :)))


ÖNCE TABİKİ CUMA AKŞAMINDAN BAŞLAYALIM
TEYZEMDE KAHVE İÇİLDİ EVE GELİNDİ VEE UYKUSUZ HER GECE GİBİ ÖNCE AKŞAM VAKTİ YAKLAŞIK 5-7 dk UYUKLANDI VE SABAHLANDI. O HALDE ÖĞLENE DOĞRU KALKILDI VE ESKİ ÇOK ESKİ GÜNLERİME DÖNMEKDEN KORKULDU. ( ESKİDEN ÇOOOKK GEÇ YATAR ÇOK GEÇ KALKARDIM ) ÇÜNKÜ BİYOLOJİK SAATİM BUNA UYGUN, HEMDE ÇOK UYGUN (EYVAHHHH.....). ANCAK BU SEFER BELİ AĞRIDIĞI İÇİN KUVVETLİ İLAÇLAR İÇEN KOCACIŞTA BANA UYMUŞ... KALKILINCA KAHVALTI ZAMANI ÇOKDAN GEÇMİŞTİ BİZİM İÇİN AMA BEN GÜNE AÇ BAŞLAMAM KAHVALTIMSI BİR ŞEYLER ATIŞTIRILDI BİRAZ EV TOPLANMIŞ GİBİ YAPILDI. YALANDAN DELİLİK GİBİ:)))) HOP KENDİMİZİ ATTIK DIŞARI BEN ANNEMLERE UĞRADIM. ASLINDA SIKINTILI GÜNLER GEÇİRİYORUZ AMA BURADA BUNLARI ANMAK DEĞİL DÜŞÜNMEK BİLE İSTEMİYORUM. DÜŞÜNECEK GİBİ OLURSAM SÖZ BURADAYIM ZATEN. ANNEMLE OPTİĞE GİDİLDİ ONA YAKIN GÖZLÜĞÜ ALINDI İNANMAYACAKSINIZ AMA PEMBE:))))))))))))))
EVE DÖNÜLDÜÜÜÜÜ VE SÜRPRİZZZZ
ARTIK DAYANAMAYAN KOCACIŞ BENDEN HABERSİZ FIRIN ALMIŞ
ÖNCEDEN BAHSEDERDİM AMA EPEYDİR KESMİŞTİM BAHSETMEYİ BENİM FIRINIM YOKTU HEMDE 1 YIL OLMUŞ OLMAYALI. BENDE ŞİMDİ GEREK YOK DİYORDUM AMA MUTFAKDA BENDEN ÇOK VAKİT GEÇİREN KOCA, KENDİNE ALMAYA KARAR VERMİŞ OLACAKKİ BEN EVE GELDİĞİMDE FIRIN KOKUSUNU BİTİRSİN DİYE YANMAKTAYDI BİLE:)))) BASİT BİR FIRIN AMA FIRIN İŞTE. ŞİMDİ BANA BU EVE TAŞINDIĞIMDA KALDIRDIĞIM KEK, MUFLİN KALIPLARINI, FIRIN TEPSİLERİNİ, BİSKÜVİ APARATINI KALDIRILDIKLARI YERLERDEN BULUP ÇIKARMAK VE TABİİKİ YAPIP BUNLARI SİZLERLE PAYLAŞMAK DÜŞÜYOR...
NEYSE O GECE KARDEŞİM VE EŞİ YEMEĞE GELDİ DEMEK İSTERDİM AMA YEMEK SAATİNİ O KADAR GEÇİRMİŞLERDİ ONLAR İÇİN LÜGATA YENİ BİR KELİME BULMAK VE EKLEMEK GEREK:)))) ÇÜNKÜ BİZ YEMEK YEMEĞE OTURDUĞUMUZDA SAAT 22:55 Dİ...
HALİYLE SOHPETİ OLAN AMA PEK DE UZUN SÜRMEYEN BİR MASA OLDU BİR KEZ DAHA BİZİMKİSİ AMA ONUNDA ÇALIŞMA ŞARTLARI O KADAR KÖTÜKİ, ONUNLA VAKİT GEÇİREBİLMEK ADINA BİZDE SESİMİZİ HİÇ ÇIKARMIYORUZ.
PAZAR SABAHIDA ÇALIŞMASI VARDI BİZ DAHA UYURKEN O GİTTİ. BİZDE ONUN EŞİNİ ALIP VER ELİNİ MESİR DEDİK VE SEYRETTİĞİMİZ YERE GİREBİLMEK ADINA ERKENDEN DÜŞTÜK YOLLARA, ERKEN DİYORUM ÇÜNKÜ GİTTİĞİMİZ YER ÖĞLEYE DOĞRU GİRMEYE ÇALIŞILDIĞI YADA GİDİLDİĞİNDE ,GİRECEĞİNİZ GİBİ EZİLME TEHLİKESİ ATLATILAN BİR CADDE HALİNİ ALMIŞ OLUYOR. ORAYA ÇIKAN TÜM ANA YOLAR VE ONLARA ÇIKAN ARA YOLLARDA POLİS NOKTALARI VAR VE GÜVENLİK ÇEMBERİNE ALINMIŞ ALAN BİZDE BU YIL ERKEN DESEKDE GELDİĞİMİZDE KONTROL NOKTALARINDAN GİRERKEN ARAMA YAPILMAYA BAŞLANMIŞTI BİZ VARDIĞIMZDA. AMA KALABALIK PEK YOKTU. BİZ KAHVALTIMIZI YAPANA KADAR BİR HAYLİ ARTTI. AŞAĞIDA GÖRÜLECEĞİ ÜZERİ KORTEJİN GEÇECECİ YERLERDE RAHATLAMA SAĞLAMAK İÇİN İLK KEZ BU YIL GÜVENLİK ÇEKİLMİŞTİ. BENCE ÇOKDA İYİ OLMUŞ ÇÜNKÜ SANIRIM İKİNCİ GEÇEN AT ARABASININ ATIYDI, ÜRKTÜMÜ NE OLDUYSA SÜRÜCÜSÜNE ZOR ANLAR YAŞATTI:))) İLK ÖNCE MANİSA DA YAŞAMIŞ ŞEHZADELİK YAPMIŞ ŞEHZADELERİ TEMSİLEN GEÇTİLER. TABİKİ SATİH SULTAN MEHMET VE KANUNİ İLK SIRALARDA AMA BİR HAYLİ ŞEHZADE GELMİŞ GEÇMİŞ... ZATEN İLK KORTEJ ŞEHZADELER KENTİ MANİSA YAZISI İLE BAŞLADI...
ARDINDAN...




BU BEYAZ ARABADA HAFSA SULTANI TESİLEN GEÇTİLER


YABANCI MİSAFİRLERDE ŞEHZADELERİN ARDINDAN GEÇTİLER















ŞEHZADELER VE HAFSA SULTAN, MESİR YAPIMINDA KULLANILAN MALZEMELER İLE GEÇTİLER TÖREN YERİNE CAMİNİN ÖNÜNE VARDIKLARINDAN VE KORTEJ TAMAMLANIP GELDİĞİNDE 468 YIL ÖNCE MESİR YAPIMINI VE SAÇILMASINI BAŞLATAN SAHNEYİ TEMSİLİ BİR KEZ DAHA CANLANDIRDILAR YAŞATTILAR HER YIL OLDUĞU GİBİ...

ARDINDAN RUMELİDEN GELEN HALK DANSLARI EKİBİ VE ARDINDAN SİYASİLER...

VALİ BELEDİYE BAŞKANI SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ BAŞKANLARI GİBİ BİR EKİPDE GEÇİŞE BAŞLADI TÖREN KOMİTESİNİN HAZIRLAYIP ONLARA VERDİĞİ ANI GÜMÜŞ PARALARIN İÇİNDE OLDUĞU KESELERİ HALKA SAÇARAK İLERLEDİLER...ELBETTE MANİSA LI BİR KISMI İÇİN ÖVÜNME NEDENİ BİR KISMI İÇİNSE UTANÇ NEDENİ ESKİ MECLİS BAŞKANI BÜLENT ARINÇ VARDI. HANİ ŞU RESİMDE YEŞİLLİ GAZETECİ SORU SORUYOR GÖREBİLYORMUSUNUZ EMİN DEĞİLİM AMA???

GERÇİ GÖRMESENİZDE OLUR, BİR ŞEY KAYBEDEN OLMAZ NASILSA...

ONLARA ATILMASI İÇİN EVLERE DAĞITILMIŞ GÜLLERİ VE KARANFİLLERİ HALK ONLARDAN ÖNCE GEÇEN KORTEJE ATMIŞTI EN AZINDAN BİZİM BULUNDUĞUMUZ YERDEKİ AHALİ BİR KAÇ İSTİSNA DIŞINDA ÖYLE YAPTI. ANCAK TÖRENİ DÜZENLEYEN KOMİTENİN AYARLADIĞI, RESİMLERDEDE GÖRÜLEN MAKİNELERLER ATILAN KONFETİ YAĞMURU ALTINDA YÜRÜDÜLER....

ASLINDA DÜN AVUŞ İÇİ GİBİ MANİSA DAN BAŞBAKAN T.E. DE GEÇTİ. ŞEHİR FELÇ OLSADA ÖNEMLİ OLAN T.E. DEĞİLMİ AMA...

ZATEN NORMAL HALİNİN KAÇ KATI KADAR BİR KALABALIĞI AĞIRLAYAN KÜÇÜCÜK ŞEHİR ZORLANDI. SAYIN T.E. BU GEÇİŞTE PROTOKOL KORTEJİNDE YER ALAMADI. ŞEHİR STADINA HELİKOPTERİ İLE İNMEDEN TEPİMİZDE BİR TUR ATTI HEPİMİZDEN GÜZEL SEYRETTİ VE GİTTİ STADA İNDİ. SONRA KORTEJİN VARDIĞI CAMİNİN ÖNÜNDEKİ SON NOKTAYA GELDİ( O NOKTA BİZİM SEYRETTİĞİMİZ YERDEN TAM OLARAK GÖRÜLEMİYORDU) ONUN GELDİĞİNİN ANONS EDİLMESİ İLE DE HALKTAN BİR YUHLAMA YÜKSELDİKİ ŞAŞTIK. ŞEHZADELER ŞEHRİ TAŞRANIN KÜÇÜCÜK VE MUHAFAZAKARLIĞI İLE TANINAN ŞEHRİNDEN GELDİ BU SES DİYEREK... !!!

BENİM ŞENLİKLERDE EN MUTLU OLDUĞUM AN O AN OLDU...

EPEY UZUN SÜRDÜ MESİRİN ATILIŞI KAÇ TON ATILDI O TÜR BİLGİLERİ ALAMADAN AYRILDIK.



BİZ MARKETE GİTTİK ALIŞVERİŞ YAPIP EVİMİZE DÖNDÜK BENİM KEYFİMDE KAÇAR GİBİ OLMUŞTU. KOCACIŞ MARKETTEN (ASLINDA PEK YAPMAYIZ BUNU AMA, BİZİM TARZIMIZ BALIĞI AĞDAN ÇIKARKEN TEKNEDEN ALMAKTIR. AMA YENİ YAŞAM TARZIMIZDA ZOR BU BİRAZ, ARTIK EV KUŞU OLDUK YA ) BALIK ALIP YAPMAYA KARAR VERDİ. ONA BİRAZ HAZIRLIK YAPTIM... SOĞANLARI LİMONLARI, DOMATESİ BİBERLERİ DİLDİM. HAZIRLADIM SALATAYI YAPTIM. BALIKLARI YIKADIM AMA SONUÇTA YAPAN KOCACIŞ OLDU:))))

ASLINDA DERDİ FIRINI DENEMEKTİ ONUN AMA:))) MURADINA ERDİ. BEN BU KADAR LEZZETLİ YAPABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMEDİĞİMDEN FOTOĞRAFLAMADIM. YEMEĞE BAŞLADIĞIMDA DA LEZZETİNE DALDIM GİTTİM. AKLIMA FOTOĞRAF ÇEKMEK GELDİĞİNDE İSE... KEDİLER AĞLARDI TEPSİNİN HALİNE:))))) HARİKA OLMUŞTU...

SAYDIĞIM SEBZELERİ BALIKLARIN KENARINA DİZDİ ÜSTLERİ BİRAZ ZEYTİN YAĞ GEZDİRDİ, TUZ VE ÇÖREK OTU SERPTİ. EN SON BİRAZ UN VE SU EKLEDİ ÇOK AZ AMA

BALIK FIRINDA İLE BUĞULAMA ARASI BİR ŞEYLER ÇIKTI ORTAYA:))))

ÖZELLİKLE LİMON VE ÇÖREK OTUNU SAKIN ATLAMAYIN EVDE KOKUSAL OLARAK BENCE HAYAT KURTARIYORLAR.



ASLINDA BU GÜN ÇOK İŞİM OLMADI OYSA AŞIRI OLMASI GEREKİYORDU MALUM AY SONU KAPIYA GELDİ ANCAK CUMA GÜNÜ DELİRDİM. BORDO HAZIRLANAN PAKET PROGRAMIN DATALARI ALLAK BULLAK OLDU. ÇIKAN BORDROYU HATTA ÖDEMSİ YAPILMIŞ BORDRO OLUR ZATEN KENDİLERİ, KONTROL EDİLİRKEN BORDROLAR BİR YANDANDA MANUEL YAPILMIŞ OLDULAR. AMA PROGRAMI BU GÜN YAPMAYA GELECEKLERDİ GERÇİ HALA GELEN OLMADI. SANIRIM BU AY ELLE YAPMAK ZORUNDA KALABİLİRİM???


AĞLAYAYIM MI GÜLEYİM Mİ BİLEMEDİM AMA, YİNEDE SONRA HATA ARAMAKTANSA ELDE YAPMAK DAHA KOLAY....

BENİ BÖYLE BİR HAFTA BEKLEDİĞİNDEN

BEN SİZE UZUN HEMDE EPEY UZUNCA BİR YAZIYLA İÇİNDE GEZİ, YEMEK, MİSAFİR, SİYASET... KISACA NE ARARSANIZ OLAN BİR YAZI İLE İYİ HAFTALAR DİLEMİŞ OLAYIM MI İLK FIRSATA KADAR....

NOT:
BU NOT ÖNCELİKLE SİBEL İÇİN VE SİBEL GİBİ DÜŞÜNEBİLECEKLER İÇİN KONDU SAYESİNDE
SİBEL CİM BENDE SENİN GİBİ BEN KAÇIRMADIM HER YER ÇONLADI AMA ULUSALLAR NEDEN GURU DUYUYORUZ DENMİŞ GİBİ GÖSTERDİ DİYEREK MERAK ETTİM. BEN KULAKLARIMAMI TV YE İNANAYIM OLDUM. VEE BİR TV YÖNETİCİSİ OLAN TEYZEMLE KONUŞTUM NE YAZIKKİ TV LER BAŞBAKAN HAKKINDA BUYAYINI YAPAMIYORLARMIŞ, HANİ KİMİ ABARTILI DÖŞÜYORMUŞ KİMİDE HİÇ BAHSETMİYORMUŞ AMA ÖYLE İMİŞ O ZAMAN KANALTÜRK E BAKMADIĞIM İÇİN PİŞMAN OLDUM AMA İNAN YUHLADILAR ÖNCE ISLIK SONRA UZUN BİR YUHH GELDİ AY BİLMEM Mİ İÇİMİN YAĞLARI ERİDİ DİYECEM ŞİMDİ:)))) SEVGİ KARŞILANDIĞI YER SONRADAN YAPILAN KONUŞMASI VARDI. ŞENLİKLERDEN SONRA VE ORAYA KENDİ TEŞKİLATI KATILDI EVET ONUN İÇİN ÇEVREDEN GELENLER ONLAR ALKIŞLAMIŞ TABİİKİ. VEE EVET MANİSA SAĞ GÖRÜŞLÜ MUHAFAZAKARLIĞI İLE ÜNLÜ BİR YERİDR. İZMİRİN BURNUNUN DİBİNDE AMA İZMİRLE ALAKASIZ TİPİK BİR TAŞRA KENTİDİR. GÖRÜNÜMÜ VE DÜŞÜNCESİ İLE AMA DEDİM YA BENDE ŞAŞIRDIM DİYE VE BİZDE MANSİAD AOLDU İSE DİYERKE KONUŞTUK HEP...

19 Mart 2008













SENİ LEYLEKLER GETİRDİ....

BU YAZI ASLIYA İTHAF EDİLİYOR



BU RESMİ GÖRDÜNÜZ


VE


SİZ TAHMİN ETTİNİZ TABİİ Kİ...




İÇERİSİNDE YATAK FOTOĞRAFI OLAN HELEKİ ÜZERİNDE KIRMIZI NEVRESİM OLAN YATAKLI YAZI BAŞKA KİME GİDEBİLİR Kİ:))))))))))


ASLI YA DA DEDİM ZATEN İÇERİSİNDE YATAK VAR VE TABİİKİ BU YAZI SANA GELİYOR OLACAK VE ODA BU VE BUNDAN SONRA YAZILACAK OLAN YATAK, YATAK ODASI VB.. KONULU TÜM YAZILARI KENDİNE İTHAFEN ALDI:))))

EHH SÜRPRİZ TAZE NİŞANLI, MÜSTAKBEL GELİN OLAN ARKADAŞIMIMI KIRACAM BUNDAN SONRAKİLERDE ŞİMDİDEN ONA REZERVE VEE EĞER MODEL BULURSAM YATAK ODASINDA ÇIKARILMAK ÜZERE GİYİLEN GECELİK FOTOĞRAFLARIDA ONUN İÇİN. AMA ONLARI ASKIDA FOTOĞRAFLAMAK ZOR, ASLINDA ZOR DEĞİLDİ ÖYLE BİR ŞEYE BENZEMİYOR. EHH MODEL BULMAKDA KOLAY DEĞİL, BULUNSADA BLOG SANSÜRLENİR Mİ Kİ DİYE DE KORKUYORUM:))))) NEYSE GECELİKLERE ÇÖZÜM BULUNA KADAR GEÇELİM BURAYA

GEÇEN SEFER Kİ NEVRESİMLERİMİ BEĞENMEMİŞTİ ASLI:)))

BEMBEYAZ FALAN BULDU TAHMİN ETTİĞİM GİBİDE YATAK ÖRTÜSÜNÜ DE BEĞENMEDİ. YATAK ÖRTÜSÜ AYNI DURMAK ŞARTI İLE BU HAFTA NEVRESİMLERİ DEĞİŞTİRİRKEN, OPERASYON SONRASI YASAK DA BİTTİ YA BENİM, BENDE BUNU SEÇTİM:))) KIPKIRMIZI SATEN PAMUKLU YUMUŞACIK VEDEEE MİSSS GİBİ KOKULU NEVRESİMLERİMİ SERDİM. SERERKEN O SIRADA DAHA ERKEN OLDUĞUNDAN YANİ BEN HALA EV TOPLAMA, İŞLER GÜÇLER DERDİNDE OLDUĞUMDAN ERKEN YOKSA BEN BİLİYORUM ZAMANI OLMADIĞINI, AKLIMA ASLI GELEBİLDİİİ VE FOTOĞRAFLADIMMM

ANCAK SONRA ÜZERİNDE KOYU ALTIN RENGİ ASLINDA ÇOK KÜÇÜK DESENLERİNİ FARK ETTİM VEEEE BU NEVRESİM KİRLİ ETILACAK YIKANIP ÜTÜLENİP KALDIRILACAK DEDİM BİR SÜRE İÇİN. AMA SADECE KISA BİR SÜRE İÇİN

O DESENLERİ HAMİLELİK ÇALIŞMALARI YAPACAĞIM HAFTAYA KALDIRACAĞIM VEEE BEBEĞİME SENİ LEYLEKLER GETİRDİ DERİM DİYE DÜŞÜNDÜM.

BU GÜN ASLI İLE KONUŞURKEN ASLINDA BİR TATİL GEZİSİNDE Mİ KALSAM Kİ OLDUM....

ÇOK İSTEDİĞİMİZ PEK ÇOK NEDENDEN ÇOK İSTEDİĞİMİZ BİR GEZİMİZ VAR OLURSA ÇOK GÜZEL OLACAK OLAN. OLURSA OLDUĞUNDA PEK ÇOK ŞEY KAFAMDAN SİLİNMİŞ, RAHATLAMIŞ OLDUĞUM BİR GEZİ... OLURSA... KEŞKE OLSA, LÜTFEN OLSA DEDİĞİM...

KARAR VEREMEİDM BU KIRMIZI ALTIN RENGİ LEYLEKLERİ OLAN NEVRESİMDEMİ YOKSA BİR TATİL SIRASINDAMI Kİ DERKEN...

VEE SANIRIM O TATİLE BU NEVRESİMLERİ YATAĞIMA SERDİĞİM GECENİN SABAHINDA ÇIKIP, GEZİP GEZİP BU YATAĞA DÖNERSEM DE, ONCA GEZDİKDEN SONRA DAHA BİR RAHAT DERİM SENİ LEYLEKLER GETİRDİ DİYE, NE DERSİNİZ????

17 Mart 2008

BİR HAFTA SONU ÖYLESİNE İŞTE...

geçen hafta kayınvalidem ameliyat oldu,i epidural anestezi ile rahimini aldılar. kocacış gitti geldi.
benim dr kontrolumdan sonraki gün izmire gitti aslında cuma günüde annesi ile kalacaktı ama evde bir baktım ki sürpriz... kocacış evde cumartesi biraz dışarı çıktık. akşam dönünce benim sabah evi toplarken bıraktığım işler vardı onları halettim kocacış yemek yaptı .
(ama laf aramızda hani zeytinyağ tamamda sızma hemde doğal sızma mıdır nedir ondan artık pişmiş yemek de istemiyorum biri kocama söylesin çok ağır geliyor..)
yemkden sonra ben sabahladım. benim sabahlamam kocacışa keyif veren bir şey oldu. nasılmı benim uykum gelemdikçe salonda oturdum benim süre boyunca o koltukda şekerle şekerleme yaptı tv seyrettim sandı ama o sandı aslında seyretmedi. kısaca o en çok sevdiği şey yaptı, cumartesi gecesini tv karşısındaki koltukda geçirdi. aslında bu iş derinlemesine araştırmak gerek. bir inan nasıl olurda yatağına gidip uyumak yerine salonda koltukda uyumakdan zevk alır bunu keyif olur alglar hani akşam yemekden sonra bir süre anladım da böyle sabahlara kadar nedir bu anlamadım.
pazar sabahı kahvaltı sonrası duşunu aldı yine çıktı annesini görmeye gitti, pazar günü başınd ao duracakmış. kayınvalidemin yardımcısı pazra günü duramayacakmış, görümcemde cumartesi çok kalabalıkolur abi sen hiç gelme en iyisi sen pazar gel hem annemle vakit geçirmiş olusun hemde bize yardımcı olur. pek gelen olmaz demiş. oraya gitmek için evden çıktığında öğlen gibiydi. o sıradabir film seyrediyordum ham pazar sabahına göre hafif, tatlı şeyler diye bir film. anlatmaya değecek kadar özel değil ama o sırada çok iyi geldi. film bitince sıkılmaya başladım. gittim banyoyu duş kabinin camlarının (plastiğinin) kireçlerini ovayım dedim. kocacış evdeyken yaptırmıyor o işleri bana, onunla başaladım ki biraz biraz derken tam banyoda bir ıvırzıvırın tozu alınacak yere geldim ki yeri yıkayacam bu sefer aman o ne sular kesiliyor. toz alma kaldı yere suyu döktüm elimi yıkarken kesildi sular. aldım elime bir törpü tırnaklarımı törpüledm tv başında dizimax seyrettim sevdiğim bazı diziler hangi arada kaltı diye baktım mesela dirty sexi maney yeni başalamıştı artık yayınlanmıyor onu araştırdım derken prenses gelin diye bir fantastik bir film başladı ben de müziği açıp elimde kalan son okunmamaış romana başladım çok önce almışım nerede kaldıysa kalmış. bende ki laf 1 yılrdır ik kere taşınırsan kalır bir yerlerde yani... iraz kitap derken alalah tan biri site yöneticisini aramış daha doğrusu bulmuş ki depo devreye girdi bir koşu gidip yıkanayım bari dedim. ama hata etmişim herkesin suyu çektiği saat debi ayarı mı olmuyor neyse su bir ısnıyor bir soğuyor dengesiz akıyorda alal acele yıkandım çıktım. kendime yemeği bir tabağa alıp ısıttım ve şımarık tepsimde tv karşısında yedim bir yandanda rüyakızları syrettim benim çoduk yıllarımı hatıordım nedense işte. belki konu diko müzikleri olduğu için belkide 70 yıllardkai kıyafet ve majyajlarında her neydiyse işte. filmin sonuna doğru kardeşim geldi şaşırdım. baldız hanım onlardaymış. tatsız seyler yaşanmış onu eve getirmişler oda bana uğramış. bizde ik ikardeş başbaşa dertleştik ben sulu göz biraz sulu zırtlak ağladım gibimi ne olduysam sonra uykusu geldi çıktı ben biraz dolandım .sigarayı bırakmam gerekiyorken bir tane daha yaktım. sonra yatağına gittim biraz film aradım yatak odasında kendi anteni ile çekilebilen kanallar var. cine 5 de bir film açtım ama elimede kitap aldım. film neydi bilmiyorum bir kaç sayfa okudum ki uykum gelmiş nasıl olduysa..

14 Mart 2008

LALE ABLAYA İTHAF...

lale abla hep beyoğlu yazıları yazar, hep oralardadırda üstelik
geçen akşamlarda sanırım kanal iz deydi yada benzeri bir kanaldaydı istanbul üzerine belgesellerden birini izliyordum. gerçi yeraltı şehirleri istanbul u hala kaçırıyorum ama pek çok belgeselinide izledim istanbulun hakkında ne çok belgesel yapılıyor. hele daha önce izlediğim doğan apartmanı hem çok ilgimi çekti hemde bana yine bulunduğu yer itibari ile lale ablayı hatırlattı. dolayısı ile öyle bir hale geldimki ne zaman jenerikte bile beyoğlu geçse hemen lale abla diye bağırasım geliyor. aslında ruhunun yaşına bakınca ona her lale nin ablasını yazdığımda içim acıyor sanki haksızlık yapıyormuşum gibi geliyor, o ablalığı asla hak edecek yaşa gelmeyecek insanlardanmış gibi geliyor ama buradaki abla yaşına değil sadece yakınlık için. söylemek istedim.
neyse ben bunlar düşünürken aklıma benim beyoğlum geldi taşralı benim için beyoğlu nu...
ehh sıksık maceradan maceraya koşam lale abla söz konusu olunca bende maceralarımı düşünüyordum ki macera birazda istanbuldan kaynaklanıyor karar verdim. kısacık sürelerde istanbulda başıma gelenler buralarda hiçç gelmedi biliyormusunuz...

ben istanbul ile erken tanışmışım o kadar erkenki hatırlamıyorumdum bile...
annem hamileyken kanlıcada yoğurt yemiş, üsküdar da sandalla gezmiş falan...
sonra beni götürmüşler topkapıyı gezmişim, dolmabahçeyi gezmişim...
ardından uzun yıllar çok gezdim ama istanbula hiç gitmedim, üniversitede bir gün mersinli bir arkadaşım vardı artık görmediğim izlerimizi kaybettiğimiz ( kim bilir belki bu yazıyı okur kendini tanır ve birbirimizi buluruz, konu istanbul olunca beklerim yani:)))))))))) onunla okulda oturuyoruz izmir de hani duygusal yaşadığımzı hani sevgili vari tanıdıklarımız var aslında İstanbulda, sevgili denmez ama işte birileri var, onlar bizi çağırmıyor ama istanbul bizi çekiyor çağırıyor. ee öğrencilik malum maddi imkanlar... ne yapalım nasılyapalım da gidelim derken onun aklına askeri lojman geldi ama durum sorunlu. iki kız başımıza, yaş daha yeni 18 birde. o ailesine ne diyecek izmir deyim ama canım sıkıldı şöyle bir beyoğlu yapıp gelelim mi dedik diyecek yemedi. ben büyük halamı aradım evdemisin diye ( kendisi tek başına yaşardı o zaman ve çok gezerdi allah rahmet eylesin) gittik tren bileti aldık gidiş dönüş, elimizdeki para yettiğince kalırız dedik.
tranden bandırmada indik vapura yada feribota bindik hatırlamıyorum o zaman ne vardı, ver elini istanbul akaşam üzeri istanbula bilmediğimiz bir şehre indik ve çokda zorlanmadan göztepe ye halama vardık. ertesi sabah başladık istanbulu gezmeye önce göztepeden beyazıta gittik sahafları gezdik, soğukçeşme sokağa, dikili taşa gittik topkapı sarayını gezdik. kapalı çarşıya girdik.
ertesi gün kapalı çarşıdan başaladık, mısır çarşısı tahtakale oradan sirkeciye indik. köprüyü geçtik karaköye vardık galataya çıktık galatadan dolandık istiklal cadesine çıktık taksimden dolmabahçeye indik bitmiştik... ertesi gün dolma bahçeden başlamak üzere halamdan çıktık ki, kırmızı ışıklarda biz geçerken bekleyen araba bizim arkadaşın sevgili varimlisi:))))))))))
aldı bizi önce dolmabahçeye bıraktı orayı pek gezemeden aldı bizi bu sefer eğelence yerlerini gezdik o zaman vardı da hala varmı bilememde ilk bebek teki kalem bara gittik. sonra kavak, trabya derken hafta sonuda geldi ya, çekmece, kumburgaz gezdik işte...
döndük geldik
üniversite bitti ben işe girdim iş için istanbula gitmek nasip oldu
ee bu sefer tren bileti ile değil tabiiki, uçak bileti alındı hatta bir hata oldu 1. sınıfa olu biletimiz. halam arandı ama kalmak için değil görüşmek için, çünkü otelde kalınıyordu. iş için istanbulda otelden sonraki ilk durak ne tasadüftür ki yine beyazıt oldu, sonra gedikpaşa falan... yine geçerken sahafları görüm. yine otoparka giderken kapalıçarşıya girdim.
ama asıl mesele beyoğlunda başladı. ben yıllar önce beyoğlunu taksim galata arasından geçerek geçmiştim. ama tabiiki beyoğlu o kadar değil. biz patronumla bir yere gidecektik ki taksiden pera taraflarında indik, ara sokaklardan geçmeye başladıkki ben yanımdaki adam patronum olunca elinden kolundan tutamayınca hopp adamın sırtından gömleğinden tutmaya başladım. iki kız başımızla bey oğlu gezdim derken bu sokaklarda yanımda erkek olduğu halde ürktüm ben. oralar nereleriydi, neden ürktüm onu bile hatırlamıyorum. neyse varacağımız yere yakın sakinleşti ortalık, varıdığımız yerde oturduk işimizi hal ettik çıktık ve çiçek pasajının yanından beyoğlun a çıktık ben şükür dedim:)))) patron beni aldı çiçek pasajına girmişmiydin diye sordu evet yıllar önce dedim o zaman seni krizantem sokağa götüreyim dedi. sanırım balık pazarında mercana gittik kokoreç, midye tava yedik bira içtik. bu sefer yakından bir yerden taksiye binip otele döndük. aslında o sıralarda çok yerini gezmiş oldum istanbulun, iş için bizi misafir edenlerde akşamları gezdirdi, mesai sonu gideceğiniz yer otel olunca acele edip o trafiğe girmenize gerek olmadığından trafik hafifleyene kadar hep bir yerlere gittik, gezdik ama en çok o beyoğlunun arka sokaklarında endişelendim. çok sonra orada gittiğimiz yerdeki kişilerle karşılaşıp konuştuğumda, o günkü ürkütücülüğünün kalmadığını söylemişlerdi ama şimdiler nasıl lale abla???
geldi günlerden cumartesi öğleden sonra herkes boş, bende lale ablanın deyimiyle bir beyoğlu yapayım dedim hem alacaklarım var, ben yürürüm önümde arkamda bir adam yürür, ben vitrinde dururum o da durur döner, en sonunda yanımda yürürken hızlandı önüme geçti tam önümde dürdu ve döndü bana
-naber güzelim diyerek
-....
-sana diyorum be yavrum nasılsın, seni arayıp duruyorum sabah beri
-... beni... mi
-eeh tabii seni akşam öyle konuşmadık mı?
--akşam mı ?....
-ee uzattın ama ya,
-....? sen diyorsun manyakmısın nesin be?....
-ee akşam bunları demiyordun iyiydik ya
-iyimiydik nerde iyiyidik deli ya
-akşam Şensazda sahneye çıkarken böyle konuşmuyordun ama
-delimisin nesin git başımdan manyak...
..........
bu gün kalkmış sanırım ama o gün beni ordaki vakko kurtarmıştı. attım kendimi oraya. oradan bir başka mağazaya, oradan bir başka mağazaya diyerek slolom yapar gibi taksime vardım ve bir taksiye bindim şükür diyerek çünkü tüm bu süreler boyunca o adam her mağazanın önünde beni bekledi. her çıktığımda bana bir şensazda söylediklerimden alıntılar yaptı.. ben değildime hiççç inanmadı. adam agöre ben dün akşam ve ondan önceki her akşam şensazda sahne alıyordum ve epeyde işveli cilveli bir kadındım. şimdi neden böyel soğuk ve sert konuşuyordum ki anlamıyordu...

istanbula sonralarıda gittim ancak beyoğluna hiç inmedim.
beyoğlundan inen o merdivenleri karşıdan görmüştüm oturmak nasip olmadı. alışveriş için her seferinde alışveriş merkezleri pakladı beni...

ama artık bir lale ablam var istanbulda bir daha sefere denk gelirse beyoğlu ondan olsun mu?
ne dersin lale abla?????????

13 Mart 2008

KENDİ KONTROLUM İÇİN GİTTİM...

öncelikle merakta olanlara kısaca bilgi vereyim durum kontrol altında bir sorun yok...

evet kanama normal seyrindeymiş, olması gereken kadarmış, böyle sürmeside bozulmuş gebelik nedeni ile normalmiş... ultroson ile kontrolum yapıldı her şey normal.
geciktiğim ancak sonrada hamilelik nedeni ile veremediğim simir testimi verdim. sonucu çıkmadığı tabiiki daha...
ardından uzun uzun konuştuk, dr um konuşması bana iyi geliyor bir kez daha anladım, aslında anlaşılması zor konuşuyor, helede arkadaş oldukları kocacış la ikiside bir konuşmaya başlıyor konu mecrağından uzaklaştıkça uzaklaşıyor...
ama yinede uzun uzun konuştuk. gezilerden, teknolojiden, ara ara bebek ve hamilelikden...
önce 3 ay hamilelik yok dedi bana, sonra kıyamadı ne zaman istersen dedi:))))

NOT:
ÖZELLİKLER ÖNEMLİ :
SİBEL İN YORUMU ÜZERİNE BU NOTU EKLİYORUM.
söylenen pek çok şeye rağmen simir vermek gerçekden ve gerçekden çok kolay. ilk tanpom kullanmaya çalıştığımda daha çok canım yanmıştı. bunun tek kötü yanı normal muayene işlemi yapılıyor olması. benim dr um neredeyse hiç yapmıyor, herşeyi ultrasonda izliyor. bunda normal muayene masasına yatıyorsunuz ve tek hissetiniz zaten dr umda özür diledi aletlerin soğukluğu oluyor. simir için doku aldığı yerle ilgili hissettiğiniz en ufak bir şey yok. özleliklede rahat edebiliyorsanız hiç sorun yok. gerçekden söylüyorum. hani az bir acı varda ben hafifiletiyor falanda değilim. ve daha öncede pek çok defalar verdim ben simir için örnek hepsi için geçerli buyazdıklarım ve bu seferinde benim 15 gün önce operasyon geçirmiş olduğumuda unutmayın. önemli bir hastalığın bu şiekilde erken yakalanması durumunda kesin vede önemlisi diğer kanse rtürlerinin tedavisine göre basit sayılabilecek bir tedavisi olduğu düşünülürse ki; ben o hastalıkla yaşayanları yakınen biliyorum. babanem 80 yaşının üzerindeydi bu hastalıkla tanıştığımızda ve hastalık artık 2.evresine gelmişti. bu yöntemle yakalandığında çok basit tedavisi olan bir hastalıkla babanem çok uzun süre ve çok acılar çekerek boğuştu ve boğuşuyor da.. hani yaşanan zaten ağrı yokken ufak bir zaman ayırma ile önüne geçilebilecek şeyleri düşününce mukayesesi bile olmaz.
zaten virütik bir hastalık ve en çok sigara içenler ile ailesinde bu hikayesi iolanlar için özellikle ve özellikle daha sıkı takip gerektiriyor unutmayın ancak bence her kadının dr unun önereceği süreler içerisinde yaptırması kendisi için önemli
veee özel olarak yaptırılması bile çok büyük bir maddi yük de değil inanın.

10 Mart 2008

HAFTA SONUÇ GEÇTİ BİTTİ İÇİNDENDE BİR DÜNYA KADINLAR GÜNÜ GEÇTİ...

hafta sonum plana yarı uygun geçti...
ilk denemem ve denemlerim düşünülürse bence başarılı bir giriş oldu hayata:))))))))))
cuma kaşamı aslında artık bitmiş olması gerekirken bir kez daha kanama başladı. eve zor yetiştim rezil olmadan benim dr hala fransa bu akşam dönüyor onu aramadan ne yapabiliriz derken başımda tuttu ( ki şu ana kadar ilaçların etkisi dışında hiççç geçmedi oda ayrı bir konu) neyse eve girdim üst değiş hazır yemeklerle sofrayı hazırla derken kalanı kocacışa bıraktım yattım. kocacış uyandırmamış teyzem kapıyı çaldı ona uyandım. yarın buradayım proğramın hala uygulamadaysa birlikde gidelim dedi...
tamam dedim. kalktım yemek tv derken benim uyku yine kaçtı mutfağı gittim topladım.
geldim kocacış şekerleme yaparken tvde sayredecek bir şey aradım kewyfime göre bulamadım gittim buzdolabı topladım, döngel benim koltuk durumunda gittim geldim.. saat sabahın 4,5 oldu bende uyku yok. neyse o saatten sonra uyudum. sabah kalktık yürüyüşe ama benim kanama hala benim keyfim ikaçırmaya devame diyorken derken yürüyüşü bu nednele erken bıraktık ve plandaki tenisi erteledik. ancak eve dönünce mecburen bir ortalık toplayıp duş aldım. teyzemle gelinine sabah kahvesine öğlen gibi gidebildik. ordan teyzemle çıkıp biraz skain yürüyüp çarşıdan alacaklarımız alıp annemlere uğrayıp, oradan evimize döndük ki benim akşama yemeğe misafirim vardı. her şeye rağmen çok telaşlanmasamda bir şeyler hazırladım. ama dinlenmeye vaktim pek olmadı sakinlikle telaşsız yorulmadan hazırlayayım derken. ancak misafirler gelince ilk çocuklu misafirle ilgili acemiliğim ortaya çıktı. yemekden çok soğuk hazırlama alışkanlığı olan benim ve zamalanlamam çocuklar için çok uygunsuzmuş... ilk not alındı çocuklu misafire çocuk özel menüsü hazırlancak:))))))
gece yarısı geçene kadar masa maşı sohpeti sürdü. misafiri geçirdiğimizde benim sorun şiddetlenmeye başlamıştıki ben direk yatar pozisyon aldım.
dinlenme bahanesi de edilip kahvaltıya annemlerde buluştuk kardeşim, eşi ve biz...
annem döktürmüş tabiki brunch kahvaltı vari bir şeyler hazırlamış. bu sefer neyseki fazla abarmamış. kahvaltı güzeldi benim dışımdakiler için börek kahvaltıdanda öteydi. benim için lorlukurabiye ve süt son noktadaydı... veee annem nerelerden bulduysa gerçek doğal yumurtalar pişirmiş:)))))))))) oradan çıkınca bir kaç yere uğradık ben 1 jeans aldım. biraz süsülü falan. oradanda bahar tadında bir kahve içmeye açık havada oturduk. gözleme börek kokuları başlayınca kalkıp eve geldik. gelirken markete uğpradık ama hala başım ağrıyor. hemde çılgınca. ağrı kesicilerle tekrar birlikde yaşamaya başladık anlayacağınız...
ve bu telaş içerisinde cumartesi günü dünya kadınlar günü kutlandı tüm dünyada.
her yerde bir söylemler vardı...
kimse çiçekler mesajlar istemediği söylüyordu asıl güne anlamını yüklemek gerektiği söyleniyor. bu gün aslında kadınlara eşit şartların verilmesi eşitliğin sağlanması üzerinde durulması gereken bir gün olması gerekiyordu... bizim kadınımız haklarını pek söke söke almadı. hakkı ödenmez şeyler yaptı kabul ediyorum ama avrupada pek çok ülkeden önce kendisine hakları sunulunca şimdi kalkmış kapnama hakkının peşine düşmüş. tüm dünya eşit şartlar eşit ücret ve ve hak araken biizm kadınımız 2008 yılında bu günü kapanma hakkının peşinde koşarak eşitlik arayarak geçiriyor ne acı, kızların okula gönderilmiyor olmasına neden şaşıyoruz. bunların peşinde koşan eğitimli kadınlarımıza şaşamalı, eğitemediğimiz kadınlarımızın doğurduğu yetiştirdiği oğlanları kızlarını okula göndermiyor diyerek eğitilmeli elbette ama sözle eğittiğimiz türkiyenin ayrdınlık yüzü olmasını beklediğimiz çifte master yapmış kadınlarımız kapanmak bizim hakkımız hakkkımızı alırız diye yollara dökülmüş. ben kimseninkapanmasını karşı değilim aslında. isteyen istediği gibi giyinsin benim anneminde başında eşarbı var. ancak peşinde koştukları özgürlükleri bu değilki. ben bu ülkeden bir özgürlük istemeyecekleri noktaya gelmek için özgürlüklerini sonuna kadar kullanana bu kadınlara şaştım ki bu kadınların doğurduğu erkekler yarın neler olacaklar ki?????

hepimize aydınlık günler diliyorum...
geçte olsa bu karanlık görüşler altında tüm kadınların dünya kadınlar gününü kutluyorum...

6 Mart 2008

bir kez daha hepinize teşekkür etmek istiyorum. yorumlarınız destekleriniz çok içten ve samimi...
aslında oldukça hassas bir dönemdeyim demiştim. teselli edilmesi zor bir haldeyim. bende beni neyin teselli edebileceğini bilmiyorum. karanlıkta yol bulur gibi deneme yanılma ile bulmaya çalışıyorum beni neyin rahatlattığını...
aslında hep bu konuda konuşmak istiyorum saatlerce konuşmak mantıklı yada mantıksız fark etmez ama konuşmalıyım gibi bir istek yada ihtiyaç halindeyim. oysaki çevremdeki herkes bir an önce bu konuyu kapatmam konusunda fikirbirliği içerisinde...
bu konuyu çok uzattığımı ve uzattıkça üzüntümüm ve bu olayı atlatmamın zorlaştığını ve uzadığını düşünüyorlar. bende konuştukça tükettiğimi ancak da öyle kapatabileceğimi sanıyorum.
elbette böyle kalmayacağım. toparlanırım hatta toparlanmaya başladım bile.
fakat anlamıyorum bana nasıl olurda üzme kendini diye teselli edilebiliyorlar. bu gün yeni aldığınız bir eşyaya bir zarar geliyorda üzülüyorsunuz da, içinizde büyütmeye çalıştığınız bir canlı var ona bir zarar gelince üzülmemek bana pek insancada gelmiyor açıkçası. gelebilen varmı ki? normal insanlığını kaybetmemiş herhangi bir insanda üzülür gibi geliyor bana. evet hayırlısı böyleymiş. yüce rabbim böyle istedi. o istedi verdi, uygun görmedi aldı. bu acıyı yaşamam gerekliymiş belkide... bunları hiç sorgulamıyorum. ilahi takdiride sorgulamıyorum. yani tıbbi açıdan elbette ne neden oldu diyorum, tekrarlamama imkanımı kulllanmak için. ancak, isyanda değilim. amam insanca üzüntü yaşama hakkımda olduğunu düşünüyorum. dün kuzenimle yazışıyorduk, bürükselde yaşanla. oda bana yaşam tek bir çizgi değil yaşamı yaşam yapanda bunlar elbette insansın üzüleceksin ama yeri gelecek güleceksinde dediğinde. aklıma yıllar önce gittiğim bir psikiyatrımın söylediklerini getirdi. her şeyi yaşamalıyız. acı çekmeliyiz. engelliyemiyeceğimiz şeyler olacak onlara üzüleceğiz. kayıplarımızda acı çekeceğiz, yada sevinçlerimiz olacak mutlu olacağız ancak bunların sadece birinde saplanıp kalmak sağlıksız. bunlar saplantı yoksa bu duygular bizi insan yapıyor zaten. ancak üzüntünü yaşarken bir yerde takılıp kalırda atlayamazsan. gereğinden uzun süre diğer yaşamsal hayatsal duygularını bastırmaya çalışır da hatta onlara hakkın olmadığını düşünmeye başlarsan işte bu sağlıksız demişti.
ben şu an çekmem gereken, yada çekebileceğim kadar acı çektiğime inanıyorum. yaşamın bir yerinde tuttum onu devam ettirmeye şimdilik teker aksak da olsa başladım.
ha şimdilik buraya yazacak kadar öyle neşeli anlarda yaşamıyorum. yani yaşıyorda sizlerden saklıyor falanda değilim...
işten çıkıp eve gidiyorum şimdilik bir hayli halsizim kocacış yardıme diyor bana hala. teyzeme bir kahveye çıkıyorum belki, tv seyrediyorum müzik dinliyorum.
ama bazı şeyler varki onlarda hala kötü oluyorum. hamileliğimi öğrendiğim günden itibaren her sabah kocaman bir bardak greyfurt ve portakal suyu içerdim. ev hala bu meyvelerde dolu ama ben hamile olmadığım için içmiyorum, içemiyorum... sanki kendime ceza vermek istiyorum, sanki yüreğim kaldırmıyor bana hatırlatıyor hangisi bilmiyorum... işte hayat devam etsede arada böyle sağlıksız saplantılarımda var gizliden gizliye içten içe...
bunları aşmalı ve atlatmalıyım...
ama anladım ki bu hafta bunun için en azından bana göre erkenmiş...
belkide bu hafta sonu rutinden farklı bir şeyler yapmalıyım...
hamilelikden önce yaptıklarımdan yada hamileyken yaptıklarımdan farklı bir şeyler...
yeni uğraşlar
beni daha enerjik neşeli hareketli yapacak şeyler, sürekli bir pilatese başlama isteğim var. hani şöyle esnetse beni diyerek. hareket, hareket getiriyor o nedenle hazır baharda kapıdayken...
ama işimden ayrılma konusunda muazzam bir istekde duymakdayım oda başka bir konu...
yarın cuma fırsatım olur yada olmaz şimdiden herkese gönlünce bir hafta sonu diliyorum...
güzellikler ve mutluluklar yakanızı bırakmasın, huzurunuz hiççç eksik olmasın...

4 Mart 2008

dememe gerek varmı bilmiyorum ama kötüyüm hala...
dün işe başladım.
oysaki hiç istemedim başlamayı, çalışmayı işe gelmeyi...
canım bu günlerde hiç bir şey de yapmak istemiyor zaten.

hepinize destekleriniz için, samimi yorumlarınız, içten paylaşımlarınız için teşekkür ederim...
sağ olun hepinizin dediği gibi beni teselli edecek kelimeler yok ama kelimelerinizin gerisindeki içtenliğinizi hissedincede kelimlerin önemi kalmıyor sağ olun var olun...

ancak bu günlerde ben pek yazamıyorum. aklımda hep aynı olay var, yazacak yeni şeyler bulmakda zaman ayırmakda ne bileyim işte kendimi toparlamakda zorluk çekiyorum. elbette hep böyle kalmayacak ama bana biraz zaman tanırsanız sevinirim...

bir hafta kadar evdeydim ancak benim le birlikde annem ve babanemde kaldılar onları daha fazla üzmemek için pek sızlanmadım. normalmişim gibi bir tavır takındım haliylede zorlandım, bazı şeyleri içime attım bir kez daha...

kısaca geçtiğimiz on gün benim için dedim ya dememe gerek varmı ama zor geçti...
herkese tekrar tekrar teşekkürler...
hepinizi çok özledim...

28 Şubat 2008

üzgünüm
çokdahada üzgündüm
ne yazıkki buluşmamız gerçekleşmedi ben oradaydım, aslında oda oaradaydı ancak istenildiği gibi değil, o minicik şey içimde yaşamakdan ve bu dünyaya gelmek vaz geçmiş...
ikinci buluşmamızda orada duruyordu ama sadece duruyordu,,
benim içimde büyütmeye çalıştığım hatta büyüttüğümü sandığım sıralarda o çokdan vazgeçmişmiş...
kalbi durmuş, gelişim durmuş o orada öylece kalakalmış... ben ona korku ile baktım ama artık o bunu hissedemiyecekti...
yaşımdan dolayı en çok korktuğum, her geçen gün riskin artığını bilerek daha çok korktuğum şey başıma gelmişmiş meğer...
o yaşamdan vaz geçmiş olsada biz ondan öyle kolay vazgeçemedik...
perşembe akşamı evimizi size anlatmama gerek yok sanırım...
cuma da vazgeçemedik ondan...
ancak doktor vazgeçememe şansım olmadığını ve bir an önce müdahale etmesi gerektiğini söyledikçe... pazartesi akşamı yapılan müdahale ile ayrıldık... hastaneden geldiğimden beri yatıyorum... iyimiyim? sağlık açısından doktor bir sorun yok diyor...
benim yada bizim açımızdan....
........

hepiniz kalın sağlıcakla, sevdiklerinizle, gönlünüzce olsun her şey...

21 Şubat 2008

bu gün ikinci kontrolümüze gidiyoruz.
aslında pazartesi tansiyon hareketlendiğine erkene çekerek gitmeyi planlamıştık ancak doktorumuzda bu son hava muhalefetinde istanbulda mahsur kalmıştı:))))))
bu gün birazdan işten çıkarım, ama randevum akşam üzeri... o zamana kadar biraz teyzemle takılabilirim...
ama itiraf ediyorum bu ikinci karşılaşmamız için bu sabahtan beri, hatta belkide daha önceden heyecanlıydım:)))
bakalım ne kadar büyümüş,
ama en çok dua ettiğim bir aksilik çıkmasın lütfen...
size haberler ve gezmeler yarına kalıyor bu durumda...

19 Şubat 2008

BU GÜN İŞE GELDİM, DÜNDENKALAN İŞLERLE ÇOK YOĞUNDUM KİMSEYİ GEZEMEDEN GİDİYORUM. BENİ MERAK EDEN HEPİNİZE ÖNCELİKLE TEŞEKKÜRLER VEEE EN ÇOK SEVGİLERİMİ GÖNDERİYORUM.
DÜN NEZLE GRİPDEN ÇOK TANSİYONUM ÇOK DÜŞMÜŞ
9:4 OLMUŞ
EVE GİTTİM YATTIM DİNLENDİM...
AKŞAM BİRAZ BİRAZ GÖZÜMÜ AÇMAYA BAŞLADIM.
NEZLE HAFİF VAR AMA BENİ DEVİREN TANSİYONMUŞ BULUNDU.
DÜN EVE HEMENCECİK BİR TANSİYON ALETİ ALINDI.
ŞİMDİ SANBAH AKŞAM DURMADAN ÖLÇÜLECEK.
ŞİMDİ HER SABAH EVDEN ÇIKMADAN VE VE HER AKŞAM YATMADAN TANSİYON, ATEŞ VE KİLO ÖLÇÜMÜ VAR. ARADADA ATEŞ VE TANSİYON ÖLÇÜLÜYOR AMA ONLAR DURUMA VE İHTİYACA GÖRE DEĞİŞİYOR...
ŞİMDİLİK İYİYİM...
BİZE İYİ BAKMAYA ÇABALIYORUM AMA İŞTE HER ŞEY HER ZAMAN İSTEDİĞİM GİBİ OLMUYOR... ŞİMDİLİK BİZE KOCACIŞ BAKMAKDA...

18 Şubat 2008

bu gün pazaretsi iş eçok zor geldim
zor bir pazar geçirdim
cumartesi akşamı sanırım üşüttüm
pazar sabahı şiddi bir baş ağrısı, baş dönmesi ile uyandım
hazır kahvaltıyı biraz yiyebildim. doğru koltuğa gittiğimi haztırlıyorum gerisi yok. kocacış yapmış ne yapmışsa... uyudumuyandım durumlarındaydım bütün gün ensem tutulmuş, başım ağrıyor gözümde değil simler simden ipler uçuyor görmüyorum... hafif terliyorum tam terlemeden oda duruyor. kocacış meyce suları sıkıyor ama içim bulanıyor.
akşam üzeri biraz kek yiyebildim... uyumuşum...
tv de bir filmler başlıyor bir daha gözümü açtığımda bir başkasının başına denk geliyorum...
akşam yemeğini yine kocacış hazırlamış bensiz... sofraya zor oturdum.. kaltım doğru banyoya tüm yediklerim çıktı... yine yattım titiriyorum içerisi 25 C olmuş ben klimanın altında örtünmüş ama titriyorum dudağımda kocaman birde uçuk atmış... en kötüsü çok kötü değilim normal zamanda iki ağrı kesici, sırtıma bir pomat, boğaz spreyi burun spreyi biraz pastil bir duş falan toparlanıtım ama şimdilerde tek bir bir hap içmemeye niyetli olduğumdan süründükçe süründüm... dr a sormadık ama en son boynuma vick pomat sürdük biraz yumuşasın diyerek. içerisinde bir şey yok sadece mentol dedik ama dilerim gerçekden sorun olmuyordur. yine sabaha karşı karşı uyandım koltukda saat 3 olmuş. zorla kalkıp yatağa yattım. sabah zamanında uyanamadım işe geç kaldım. sonra kendimede kızdım keşke bu sabah gelmeseydim diyerek...
cumartesi günüm iyi geçmişti ama...
kendimi bir toparlayayım onuda o zaman anlatırım...

15 Şubat 2008

aslında aslının dediği gibi

gelmeden sayfamı boşatma nedenim, burayı bebiş için ayırmak gibi bir şey di...

ilk başta yeni bir sayfa açmayı düşündüm ona özel.

ancak bizde bir adet vardır. bebek anne karnında oynamadan, yani aslında erken başlıyor oynamaya ama annenin hissetmeye başladığı zaman gelmeden bebeğe bir şey alınmaz, bebek için bir şey yapılmaz.

bunun kötü bir nedeni yok, uğur meseleside değil. sadece daha erken zamanlarda bir terslik olması durumunda ailenin psikolij çöküntüsünü azatmak amaçlı.

sanırım benim dr umda aynı aileden:)))))))))))) şaka bir yana aslında sadece bilime inanan biri ama oda bazı şeyleri buna yakın yapıyor. mesela 1. 3 aylık dönem bitmeden hareketlerini video ya kaydetmiyor. pek hazırlık yaptırmıyor. olabilirli konuşuyor ki benim gibi olumsuz düşünen biri için aslında kötü bir durum. bu gidişimde bu konuyu da konuşmak istiyorum. ben işin olumsuzluklar kısmında takılı kalıyorum. ee hal böyle olunca bu aile bu dr ve ben birleşince onun için bir sayfa açmanında henüz çok erken olacağını düşündüm. ama haberini alır almaz hayatım gibi burayıda boşattım ve evet belki adını koymadım ama günlük gibi tutuyorum burayı...

ancak ne kadar günlük de olsa şu aralar ruh halim gün içerisinde bile o kadar hızlı değişebiliyor ki. hızına ben bile yetişemiyorum bir zavallı günlük nasıl yetişsin adı üstünde günlük dakikalık değil ki.

bu gün bir başka bebek bekleyen siteyi ziyarete gittim tesadüfen. sanırım 12 haftasını doldurmuş... bir tüp bebek sahibi anne. onun hasretini görünce ben utandım. sanki ben bebeğimi bu kadar istemedim gibi geldi okurken. çevremde de herşeylerini verecek, hayatı onun üzerine kuracak kuramayınca her şeyi yıkılacak kadar çocuk isteyen kadınlarla karşılaşmıştım. ama ben o kadar istemedim, bu nedenle cezalandırılacakmıyım gibi geldi bir an istemesede çocuk sahibi olan anneler hatta onlara işkence edenler var dedim kendi kendime, ve kendime getirdim kendimi... sonra bir an için korktum ben o anneler kadar sevemeyecekmiyim bebeğimi ki dedim. çünkü deliler gibi istemedim. hayat benim için durmadı. tamam sıkıntılı zor günler yaşadım ama. hayat bitmemişti...

sonra düşündüm...

aslında ben, yıllar varki hiç bir şeyi çok istemedim, hiç bir şey için ölmedim...

ölümü çok erken olmasa erken bir yaşta tanıdım. onu tanıdıkdan sonra hayattaki ihtiraslarım ciddi ciddi törpülenmeyi başladı hızla. sonra hiç bir şey için olmazsa olmaz diyemedim. çünkü babamı kaybetmiştim. yoktu ama herşey oluyordu işte... demek ki ben yaşadıkça olmazsa olmaz yoktu. bende böyel bir mantık davranış gelişmişti...

bunca yıl, bundanda çok şiyaket etmedim...

sevdim aşık oldum ama olmazsa olmaz demedim. ölürüm yoluna dedim.

onsuz yaşayamam demedim.

hatta ben

yaşarım dedim. ben varsam her şey var. herşeysiz herkessiz yaşayabilirim ben dedim.

ancak geldik bu güne

içimde bir canlı, zerreden oluştu...

ve ben bu düşüncelerimde rahatsız oluyorum...

neden olmadan önce onu daha çok istemedim, onun için delirmedim... ben ne biçim bir anne adayıyım oldummm

yani kendimi bir anda cani gibi de hissetmedim, o kadar değil ama...

şu an ki durumum yetmiyor bana...

sanırım bu günler zor günler...



dedim ya dakikam dakima tutmaz siz merak etmeyim ben birazdan pembe hallerime dönerim...

zaten aşırı dalgınım.

evde tek başına bırakılması tehlikeli sınıfına sokuldum. her şeyi unutuyorum. birazdan ne düşündüğümüde unuturum da:))))))))))



mesela ben pembe bir bir şeyler giymek istiyorum, ama neden her gün simsiyah giyinip çıkıyorum evden, yada en iyi ihtimalle biraz giri katıyorum...

oysa bembeyaz ve pembe istiyorum....



evdeki kırmızılarıda kaldırmak istiyorum pembe aksesuarlar almalıyım. pembe örtüler...

aslında evin dekorasyonuna hiç uymaz ama ben istedim oldu. nasılsa daha yapmadım:))))

ben birden düşündüm
pek yapmam ama bu döneme uygun bir şarkım olmalı, bu dönemi onunla geçireceğim. yıllar sonrada bir yerde karşıma çıkınca bana bu dönemimi hatırlatacak. ama en çok şimdiki ruh halime uyacak bir şarkı olmalı diyordum. ilk şarkıyı kocacış seçti. öyle ruh halimle falan alakalı değil. direk dinlenecekler listesinin en çok dinlenenler sıralamasından girdi hayatıma. her gece şehrazat dinliyorum nerdeyse. her ne kadar şophen tercih ederim desemde o dinletiyorda dinletiyor ileride şehrazat duyduğumda binbir geceyi değil direk hamileliğimi hatırlayacağım. çünkü binbir gece haftada bir gece , şehrazat bizim evde neredeyse hergece (artık).
ama demek istediğim bu değildi, elbette şehrazat gibi bir çok eser var dinlediğim gerek klasiklerden olsun, gerek güncel şeylerden...
ama geçen gece yarısı birden karşıma çıkan eski bir şarkı işte bu dedirtti bana. beni bu anlatıyor dinlerken de bana başka şeyler anlatıyor... o şarkıyı ilk kez dinlediğimdede beni yakamıştı ama hislerimin şimdi anladıklarımla hissettiklerimle alakası yoktu aslında. ardından klibini izlemiş ve o nednelede şaşırmıştım ben hiç böyle düşünmemeiştim diye bana bunu anlatmamıştı diyerek. o anki hisslerime uymamıştı klip. ama çokda güzeldi yinede etkilenmiştimde o şarkıdan ...
aradan epey zaman geçti şarkıyı hep sevdim ama başka şarkılar da hayatıma girdi.
ve evet işte bahsettim geçen akşam gece yarısından sonra MELEK...
candan erçen klibi melek ile rüyamın içinden çıkmış gibi karşımdaydı.
aslında gerçekden tv karşısında uyumuştum veee gözlerimi bu şarkıya aralamıştım...
o an beni anlatmak istediği anlamı ile, klibi ile tam o olarak işte o an yakaladı...

... zor günlerimde çıkageldin...
yüzümü güldürdün, başımı döndürdün, acımı dindirdin...
eğlendirdin, sakinleştirdin, ehlileştirdin...
gelemeseydin, yetişemeseydin, beni bulamasaydın, ne yapardım.....
...

bende içimde büyüttüğüm bebeğime günü geldiğinde sağ sağlim, sağlıkla hoşgeldin melek demek istiyorum. bu nedenle hamileliğim sağlıkla devam ettiği sürece bu klib bana hedefimi gösterecek, her içim bulandığında, uyukladığımda karnım sancıdığında gaz beni sıkıştırdığında bunların hedefini bana en iyi bu klibin hatırlatacağına karar verdim. dilerim öylede olur. o mutlu sona ikimizde sağlıkla ulaşırız... dualarım hep onun için... sizin iyi dileklerinizide hissediyorum sağ olun...


hem biliyormusunuz klipdeki beyazlığa ve içindeki pembeliğede pek bir bayılıyorum.....

14 Şubat 2008

ben bu yıl kırmızı gül yerine kırmızı şapkalı kız koymaya karar verdim sayfama sevgililer günü için, malum zaten durumum:)))

ben bu günü her türlü sevgiyi bilenlerin, sevmeyi bilenlerin, sevgiyi yaşayabilenlerin, yaşanmasına izin verenlerin günü olarak kutlamak istiyorum.

bir gün çokda önemli değil sevgide, elbette yılın 365 günü sevmek gerek

ama en çokda aşık olmasını bilenlere ithaf etsek bu günü sembolik olarak, içinde aşk taşıyan sevgi taşıyan o yürekler bir günde olsa sizi anmış olsak tanımasak bile...
bildiklerimizide bir kez daha düşünmüş olsak

bana soracaksanız bu gece özel ne var
hemen yanıt veriyorum bu kutlamadan başka hiç bir şey yok. ilk defa sevgililer günü üç kişi kutlayacağız. içimde taşıdığım bizim en büyük sevgililer günü hediyemiz gerçi biz onun varlığını her an kutluyoruz. onunla olmakdan o kadar mutluyuz ki... bizim için bu dönemin en özel şey zaten o:))))
başka bir kutlama yapmayacağız.çünkü bulantılar başladı, yorgunluk hali devam ediyor ve baş ağrıları henüz bitmedi...
bu şartlar altında biz üç kiş yemek yesek kesintisiz!!! (detaya girmiyorum akşam akşam ) yan yana uzansak kocacışın eli karnımda, içinde bulunduğumuz şartlarda yeterli olur mu????

eskiden çok romantiktim sanırım 14 şubat ta doğum yapmak isterdim....
şimdilerde bird eonu denk getirmeyi düşünememişim baksanıza:))))))))))

12 Şubat 2008

ben o cümleye bayıldım...
BEBİŞE İYİ BAK...:))))))


ben aslında zor kadınım...
öyle kapılıp gidemem her şeylere, hatta hiç bir şeye...
yenilikleri severim, ama öyle kendimi çokda değiştiririm sanmayın. saçımın rengini, makyajımı kıyafetimin tarzını değiştiririm de kendimi, içimi hislerimi öyle değiştiremem.. istesemde yapamam... yapılsada olmaz...
evlendim
evlenmeye bir şey dediğim yokda öyle hemencecik biz olamadım. karı koca olamadım..
farkındayım biraz kocacışı suçladım biraz şartları suçladım...
benimki garip bir evlilik oldu bize uygun , standartlara bile yaklaşmayan. dalgalandı ama devam etti yoluna...
o sırada bana sorsalardı ki birileri mutlaka sordu. eğer içten yanıt veridysem benimkocama çocuk doğrulmaz dmeişimdir. o istemiyor, o istemez, onun zaten var, o o heyecanı yaşamış tatmış, yaşamış, tüketmiş, bitirmiş falan derdim.. ve kesinde demişimdir zaten. hatta belkide kocacışa demişimdir...
hamile kaldığımı öğrendiğim sabah kocacışı aramadım. o gece o yoktu yine arayıp söylemedim. ertesi günde. o sanki heyecanımı elimden alacaktı. vereceği tepki beni incitecekti sandım.
ertesi günün akşamıda öylesine söyledim zaten. adam 10-15 dk idrak edemedi. ama şimdi benim tanıdığım bunca yıllık arkadaşım, uzun yıllardır sevgilim 2 yılı aşkın süredir kocam olan adamı meğer ben hiç tanımamışım. benim heyecanlanmaz benim sevinmez dediğim adam yarım saat içerisinde belkide benden hazla havaya girdi. şimdi bize siz nasılsınız diyor. her aradığında bebişide soruyor, ve giderken bebişe dikakat et, iyi bak diyor...
düşündüklerimden resmen utandım. haksızlık etmişim...
ikimiz arasında gizli bağ, çok derinlerde tıkılmış, sıkışmış kalmış...
şimdi benim bebişle kurduğum aslında reellikden uzaklaştırmaya çalıştığım pembe ve biraz ütopik dünyamda bizim aramıza gelen kocacış sanki yıllar öncesinden çıkıp gelmiş gibi...
yeni bir bebek bize yeni bir ilişki ve aslında hiç inanmadığım ama yaşadığım aile olma duygusunu bir anda kazandırdı.
bunlar denilince oncacık şeye bunca yükü yüklemeyin derdim ben eskiden.
aslında biz yüklemedikde.
ondan böyle bir şey beklemedik onu hayatımıza davet ederken...
ama o daha gelirken eli dolu geldi bize... şimdiden neşe getirdi, başka bir yaşam getirdi...
"herşey önce o" derken ki kocacışın gözlerinde gördüklerim beni nasılda mutlu etti...
eskiden benden başka bir şey için bunu dese ne hissederdim ki? ama şimdi mutlu oluyorum:)))

11 Şubat 2008

bu gün pazartesi yazısı yazıp hafta sonunu anlatacaktım ama akşam oldu bile.
sabah işe erken ama hızlı bir giriş yaptım.. sonra bir kaç aksilik
sıkılmamaya çalıştım ama çalışan annelerin hamileliği için bir formül varmıki dedim çünkü stres artık çokda farkına vardığımız bir şey değil. farkındasızlıkla yaşayıp gidiyoruz. ama sabah işe geldiğimde fark etmesemde bir şeyler yaşadığımı gördüm dudağımın iki kocaman uçuk benimle geldi işe...
aslında ben kendimi bir fanusa soktum sıkılmıyor düşünmüyorum desemde olmuyor galiba
ben nezle olmazken bu yıl olmamam gerek ya sürekli oluyorum sanki...
ben insanlarda sigara içilen yerlerden kaçtıkça onlar bana bana geliyor evime beni görmeye.
ben dinlemeyecem dedikçe. anlatılmynalar anlatılmaya açılmayanlar açılmaya başlıyor bana...
zaten bağırsaklarımdan dolayı 4 aylık kadar şiş bir karınla en kötüsüde şişkinliğin sıkıntısı ile geziyorum ortalıkda... haber seyretmiyorum, ama haberler bana zorla anlatılıyor...
ben kaçtıkça bazı şeyler üzerime geliyor... kimbilir belkide artık kaçmasam daha iyi olur. zaten sevmediğim bir şey yaptım. yapmam derdim ama, bu kadar erken bir hamileliği çevreme neden duyurdum ki...

neyse cuma akşamı eve gittim yattım kocacış geldi yemekleri ayarladı ben biraz yardım ettim. ama oyalanınca yemek saatini geçirdik, benim bulantı başladı. sonradan toparlandık. cumartesi kocacışla yatak keyfi yapalım dedik ama bizim karnımız açıktı pek kısa sürdü keyif. kocacış peynir miktarını ekmeğe tututurmak için bana ekmeği az ma peyniri ik duble olan bir tost hazırlarken ben ikimizede greyfurt, portakal suyu hazırladım be bal yumurta olayını hallettim. kahvaltıdan sonra ben hafta içi biraz batırdığımız evi toplamaya çalıştıkça kocacışla köşe kapmaca oynadık. benim yapmaya başladığım işi o elimden alıyor o işi elimden alınca ben başka işe koyuluyorum ve bu sefer onu almaya çalışırken en sonunda bize kızdı uslu durun çabuk tv karşısına oturun dedi:))))) bizde duşumuzu aldık tv karşısında oturduk battaniyemizde uyukladık. kovcacış biraz dışarı çıktı döndü bize arabayı getirdi.
cumartesi günü babanım ölüm günüydü 14 yıl bitti...
arabayı aldık annemle babanemi aldım, önce babamın senesi olduğu bir şeyler dağıtmayı düşündük ama yağmurda nerede ne dağıtılacak derken. babam çok severdi simit aldım, yine sevdiği tulumba tatlısı aldım ve bir kaç günce kaybettiğimiz annemin teyzesinin oğlu için başsağlığına gittik ve oraya götürdük. orada kısa durduk. annemi hastaneye götürdüm. dayım yatıyormuş ben görüşmediğimden girmedim. annem dönünce doğru mezarlığa gittik. onları kapıda arabada bıraktım. daha önce girdiklerinde fenalaştıkları için bu sefer ben yanlızın sizinle baş edemem siz burada durun dedim. yeni durumum dolayısı ile uslu uslu laf dinlediler. ben girdim. ama yağmur ve soğuk dolayısıyla pek durmadım döndüm. zaten hamileliğimi ööğrendiğimden beri gitmek istiyordum. gerçi isterken bu kadar kısasını planlamamıştım ama olsun... oradan döndük geldik annemde bizde biraz simit, peynir, çay, biraz börek ki bunlar abana yasak:))))))) üstüne elma portakal vardı ama ben normal elma yiyemiyorum küflü gibi geliyor kokusu bu nedenle sadece yeşil elma yiyorum ama portakalın hiç bir türüne hayır dmeiyorum:)))))))))) birde annem adet yerini bulsun diye kendilerine yaptığı kahveden banada yarım fincandan daha az kahve yaptı... o sırada kocacış geldi zaten pazara uğramış geldi.. evimize döndük...
bu sefer elime aldım yeşil çay demliğimi teyzeme çıktım. ne zamandır bu kadar rahat ve uzun sohpet etmiyorduk. uzun zuzun ve keyifli bir sohpet ettik. indiğimde öğrendim ki kardeşim ve eşi yemeğe geliyor. ama ben yorgunum doğru gittim uzandım. kocacış kalk yemek yapalım desede hiç banamısın demedim. o arada eşinin yukarıda baldız hanımda olduğunu hemde 3 gündür orada kaldığını öğrenince hiç kalkmaz oldum. bu akadarı ayıp ama dedim. hem inmiyor hemde tam yemek vakti inecek hazır sofraya hazır yemeklere, sinirlendim haliyle. gerçekdende 3 gündür hiç uğramadı iş yaptıtıtım mı sandıki. yaptırmazdım ama böyle gelmeside garibime gitti ama bir şey demedim.geldiler kadeşimle hafta içinden aslında biraz gergindik. yazmışmıydım ki size hatırlamıyorum. neyse tam yemeğin ortasında, kardeşimim kayınbiraderi aradı. gel beni al diye. ve kardeşim bizi sofrada bıraktı gitti onu almaya ben sofrayı topladım. bu sefer birde kayınbiraderi geldi. hepside sigara içiyormu. kocacış akşamları kendi odasında içiyor sonraları pek içmiyor ama herkes birden içince oluşan koku benim içimi kaldırdı. onlar daha kapıdan çıktılar ben banyoya içim dışıma... sonra uyumuş kalmışım koltukda. sabaha karşı bir uyandım zaten bunu bekleyen kocacışda öbür tarafta uyuyor:))))))))))
yatağımıza yattık ama sabah kardeşim ve eşi kahvaltıya gelmişler biz ne telefonu ne kapıyı duymamışız. inanamadım bir şey demedim. bzi kahvaltımızı yaptık. yine yayıldık. kocacışla benimle birlikde hamile modunda. hava soğuk diyerek oda dışarı çıkmaıd benide çıkarmadı. ben öğleden sonra kalktım evdeki tüm sebzeleri yemek haline getirdim. neler mi yaptım?
efendim...
zeytin yağlı yer elması( başka nasıl yapılır aslında zaten nasıl yapıldıuğını bilmiyordum yaptım:)
zyetin yağlı pırasa ve zeytin yağlı karnıbahar. salata için haşlanmış karnıbahar. vee kıymalı patates. hafta içi halsiz yorgun birazda iç bulantısı ile eve geldiğimden bir yerlere kıvrılıyorum aslında uyumuyorum ama dinleniyorum. bu nedenle kocacışın yapabilceğpi yemeklerde hep diyorum belli. bunları hazırladığımda normal bilmem mi belim kopuyordu. aslında böyel rahatsızlıklar yaşamak için hamileliğim daha çok küçükmüş. şimdilik hiç böyle şeyler olmamalıymış gibi geliyor ama... korkuyorum bir yandan....
zaten dr üç ay her şey olabilir hazırlıklı olacağız dedikçe bir garip oldum. test sonuçları var...
birde bunlarda bana garip geldikçe.
birazdan dr umu arayacağım. bakalım o ne diyecek...
şimdi eve gidiyorum
sofrayı yine kocacış kurar ama bu sefer yemekler hazır. bağırsak sorunu için her çeşitli lifli undan yapılmış esmer ekmeğimde hazır sanırım alman ekmeği idi:)))))))))
ama bu gün sabah kalvaltım, hamileliğimi bildirim zamandan beri yapılanların en hafifi idi. geç kalktım. öğle yemeğide iş yerinde kötü denk geldi. dışarı çıkmak içinde geç olmuştu.. akşam da yğklenemem. bu gün biraz hafifi geçti ve bu sayedede aslında gazlarımda ciddi bir azalma oldu sanırım gereğnden fazla yiyordum ben. oburlukdan gaz sancısımı çekiyordum ki?
:)))))))))
herkese iyi haftalar diyorum
oo saat 17:00 de geçti...

8 Şubat 2008

içimdeki canlı


ilk tanıştığımızda 2mm di, inanılma zgörünmez gibi, ona rağmen kalbinin attığını görebildik.


şu an 1cm i geçmiş olması gerekiyor normal gelişim sürecine göre dr gitmemize daha iki hafta var, iki hafta sonra tekrar görebileceğiz. ama şimdilik bildiğimiz kol ve bacakları tomurcuklanma olarak görülmeye başlandı. biz göremesekde...


bana hiç rahatsızlık vermiyor maşallah diyeyim.


bulantım neredeyse yok gibi iki sabahdır çok hafif var gibi ama sanırım o daha çok akşamdan aç yatmışım gibi bir şey. bu gün hafif bir baş dönmesi oldu... ama genelde sakin rahat sorunsuz geçiriyorum maşallah, allah sonuna kadar böyle nasip etsin inşallah. hiç kız kardeşi olmamış benim çocuğum en çok teyzeye sahip olacak demiş lale abla... çok hoşuma gitti bu:))))))


VEEEE TAM BURADA ASLI DAN GELEN HABERLE ASLI YA DÖNDÜM
VEE FLASH HABER
ANGEL VE ATEŞİN SESİNİN AŞKIII İLE YANKILANDI DÜNYAMMM
ASLIII VE ŞAİT YAZAR AŞKI İLE BİR ANDA ŞOK OLDUMMM
AMA NE Mİ DEDİM ASLI YA SANA AŞK YAKIŞIR DEDİMMMM
NE YALAN SÖYLİYEYEİM
NE ZAMAN NASIL GELİRSE GELSİN, BENCE AŞK GÜZEL ŞEY
MADEM YAKALADIN TUT TADINI ÇIKAR DEMİ AMA

AY BU YIL NE GÜZEL BAŞLADIIII
BANA BEBEK GETİRDİ
ASLIYA AŞK GETİRDİ
SİZLERE DE GÖNLÜNÜZDE HER NE GEÇİYORSA, SİZE YAKIŞACAK HAYATINIZI DOLDURACAK GÜZELLEŞTİRECEK ŞEYLER BİR DOLU DİLİYORUMMMM
MUTLU HABERLERLE GİRDİĞİMİZ BU HAFTA SONUDA MUTLU GEÇSİN.
GÖNLÜMÜZCEE

BU YAZIDA ORTASINDAN AŞK GEÇEN BİR YAZI OLDU BÖYLECEEE