EVİME HOŞ GELDİNİZ

SİZİNLE GERÇEK HAYATIMI PAYLAŞMAK İÇİN SEÇTİĞİM BU SANAL EVİME HOŞ GELDİNİZ...
YAŞADIKLARIM, YAŞAMAK İSTEDİKLERİM, DÜŞÜNDÜKLERİM GÖRDÜKLERİM DİNLEDİKLERİM GEZDİKLERİM NE VARSA KENDİM İÇİN YAZIP SİZLERLE PAYLAŞIYORUM.

Powered By Blogger

7 Şubat 2008

selam

çarfşamba günü merahaba deyip dinlenmeye çekildim.



direk olaya gireyim.



ben tahlil sonucumu gördüğümden beri kahvaltısızlığı hayatımdan çıkardım. her sabah 2 adet greyfurt ve 2 adet portakal sıkılıyor, ekmekden daha büyük bir dilim peynir ve 2 kocaman kaşık bal olmazsa olmazlarımdan. olursa da yumurta reçel, zeytin gibi zenginleştirilmiş çeşitleride var.

ilk kez çarşamba günü kahvaltısız aç karnına evden çıktım. doğru tepecik ssk kadın ve doğum hastanesine, burayla ilk tanışmam oldu dr um orada çalışır ama hiç gitmemiştim. bir ön tur attık döndük geldik girdiğimiz kapıya ki, girişte dediklerin yerin binanın kafeteryalar ile arasındaki daracık bir boşlukdan geçilen yan tarafında kabinlerde giriş işlemlerinin yapıldığını öğrendik. geldimiz noktaya vardığımızda bu sefer yan tarafdan sıra alıp aynı keşmekeşe girdik. dr um bir üst kat ta daha sakin bir yerdeymişki allahdan bir nefes aldık yoksa o poliklinlerde bekleyen hamileleri gördükçe bakmadım. sanki onlar hamile değilmiş gibi düşünmeye çalıştım. yoksa dayanılacak gibi değil gerçekden. her adımda zaten kocacış hadi gidip dışarı yaptıralım bu tahlilleri deyiip durdu. ama durumum hamilelik olunca eskisi gibi tutturmadan sakin sakin dedi. sanırım bir yerde bende pes ederim ve bırakırım diye bekledi. dr bulduğumuzda onda sıra yoktu. tahlil isteklerimizi yaptı tekrar o keşmekeşe aşağıya indik ve kan verme sırasına girdik bir döndüm baktım ki kocacışın teri çoktan paltosuna varmış ve ter burnundan boynunda damlalar halinde inmekde ama o hala sakin görünmekde.
neyse sırada çok fazla beklemedim bile denebilir o kalabalığa göre. içeride kayıt alan hemşire yeterince sinirliydi. arkamdaki hemen gelmedi diye bir çıkış yapayım dedi ama, bana denk geldi. insanlar insan gibi sıra ile davranmaya çalışıyor işte dedim. arkamı döndüm 6 kişi kafasını eğmiş kim kolunu uzatırsa kanını alıyor. mezbaha düzeni gibi inanılmaz kim boşalırsa onun önüne çöküyorsun. öyle özel hastanedeki gibi deri tv koltuğu gibi koltuklar siz girince kapanan kapı yada pencereler falan yok tabii. neyse kanı verdik yan tarafa idrar vermek için wc ye gitmek gerekki asıl rezalet orası imiş. kapıya kadar dolu ve ilerlemiyor. kiminin sancısı var, kimim kanaması var, kiminin dikişi var derken. o sırada kapı aralığından sabah bu işi evde hazırlayacak olan bana izin vermediği kocacışa bir bakış baktım girdim sıraya. bir süre sonra tek mi tuvalet var deyince biri yok dedi başkada var ama onlar klozetli giremiyoruz. neeee dedim. ben girerim. hop en arkadan uçtum girdim. hepsi ben oturdum sandı, hatta bir tane ay baksam nasıl kullanacaksın demezmi?!!! siz şimdi ben şaka yaptım durumu abartayım diye sandınız ama hanımefendi gayet ciddi bir talepde bulunmuştu. umumi wc kullanmaya çok erken yaşta alışmış biri olarak çeşitli stillerimiz var tabii:)))))))))))))

onuda verdik. yukarı dr çıktık ki rapor verecekti. sonra yıl içerisinde 40 gün sınırı var yılında başı ilerleyen zamanlarda çok ihtiyacım oluru düşündüm bu keçmekeşde ve vaz geçtim.
oysa kocacışı burada tutmaya aslında rapor için ikna etmiştim vede birde yarın öbürgün acil bir durum olursa nereye gideceğimizi nasıl bir yol izleyeceğimizi daha iyi ve rahat günlerimizde öğrenelim diye tutturmuştum. oda razı olmuştu. ama neyseki rapor almama mantığımıda haklı buldu. ve amaca vardığımız gösterir bir yanıt verdi. nasılsa öğrendik acil bir şey olursa ben gelir yazdırırım senin gelmene gerek kalmaz:)))))))))
ama iş başı saatini öğleden sonraki son saate aldırdım. bu arada tahlillerimden ikisinin birinin zaten ssk tarafından karşılanmadığını, diğerininden SSK nın tahlil limitini doldurduğumdan 15 gün sonraya kaldığını öğrendik. evet hamilede olsanız 15 günde içerisinde yaptırabilceğiniz bir limit var tahliller için. şimdi burada durumu birden fazla yöne ok çıkarıp yazmak istiyorum hani karalama yazarken yapılır ya öyle..

birincisi kocacış bu duruma bunca keşmekeşden sonra nasıl baktı

ben bunca yıl sosyal güvenlik diye buna mı dedim

sağlıklı hamilelik ile sağlıklı bebek ve sağlıklı gelecek nesil sanırım böyle sağlanıyor.


öncelikle kocacış limiti bir türlü anlamadı, eski bir eczacının oğlu kocacış, yıllarca sağlık sektörü ile iç içeymiş, babası dolayısı ile bakışı bizden de farklı. o sürekli bunun bir kan alma limiti olduğunu sandı biz ona ücret limiti desek de, ne yani hani bir tahlil varki işte limit üstü ama önemli diyor ve soruyor ama görevli ona o zaman yaptıramam desede o yok şaka diyor... yine kalanı şimdi biz dışarıda yaptırsak tehlikelimiye geliyor. kulakları duyuyor ama beyni inanmak istemiyor buna. dr güler, sekreter hanım güler ben gülerim ama o anlamamakta, ısrarlı anlamak istemiyor, öyle olduğunu bilmeyi bile reddediyor anlayacağınız. orada işimiz bitince doğru alsancağa gittik. dr un tavsiye ettiği bir labratuvara gittik. kocacış inanmasada burada da kan aldılar yani alınmasıda mahsur yoktu:))))))))))))) biz sadece bunca yıldır sosyal güvence dediğimiz şeyin bizim sağlığımız için bize koyduğu ücret limitini doldurmuştuk hemde neylemi hemen sayayım. açlık şeker ve kan sayımı ve tokmoplazmozis tahlili ile. ha evet birde idrarda enfeksiyon bakılıyor bunları yaptırdığımız için diğerleri pardon diğerlerinden de biri 15 gün sonra. ama orada kan verip ama işe dönmedim. kocacışın biraz işi vardı. o onları halletmeye gitti çokda erkendi. bende dolanmaya başladım. dr da az önce sıkıntılarım için bol yürüyüş vermişti. bende verdim kendimi yollara. gerçi hastanede açlık kalabalık fenalaşmıştım. ama yanımda getirdiğim kahvaltımı yaptım, yanımada yarım lt sabah sıktığım greyfurt ve portakal suyunu aldım yanıma, başladım yürümeye. kıbrısşehitliğine geldiğimde sibel seni andım. fal bakılan kafenin ilanları dağıtılıyordu. ama sensin orası olmazdı....
teyzemi aradım, eski bir arkadaşımı aradım. bunlar çalışmayanlar malum hafta içi herkes işinde gücünde ama ikiside müsait değildi. ama biz ne yaptık yılmadık. yürümeye devam ettik 2,5 alsancak turundan sonra ayaklarım tutmaz oldu karnım acıktı. son olarak kuru kayısı ve ve kuru üzüm stoklarımda bitince oturdum bir yere, kocacış geldi aldı.
ama ben bunca yıl. gitmesemde hep sosyal güvenliğimin olduğunu bilmek istedim. evet özel klinikler hastaneler işimi gördü diyebilirim genel olarak. zaten çok ciddi bir hastalığımda olmamıştı benim maddi gücümü aşacak yada beni zorda bırakacak. daha önce SSK ile ilgili bir kaç deneyimim olmasına rağmen asıl babanemde onkolojide benzer sorunlar yaşamıştık aslında ama onun kurumların birleşmesinden önce olduğunu düşünmüştüm. şimdi ise özellikle hamileliğin farklı bir önemi olmalı bence. bir kişinin sağlığı değil söz konusu olan. o nedenle bence yapılabilen her türlü tarama yapılmalı diye düşünüyorum. ancak sonradan öğrendim ki taramalara rağmen sonucu olumsuz olsada allahın işine karışılmaz diyerek bu tarama sonuçlarının genelde değerlendirilmediğini oldu. bir ara gündeme gelen, çıkması hala mümkün bir başka yasada amino sentez yapıldığında alınan sonuç negatifsede hamileliğin sonlandırılması imkanı kaldırılmak isteniyormuş bu hükümet tarafından. eğer salatlık varsa anne doğuracak ama devlet bakacak. bir an için dr um söylediğinde şaka demi dedim. yok değil dedi. ciddi çalışmalar var bu konuda. o zaman kadın doğumcularıda kaldıracaklar. yani neyi neden tarayasın ki. öğrenince sadece üzüleceksen değil mi... eski kara günlere dönelim. hamilemiyim hamileyim. tamam doğuma kadar keyfini sür git. alalaha emanet. tövbe tövbe haşaaa... elbette ki alalaha emanet ama imkanlarımı kullanmamamakda allaha karşı değilmi. bilmiyorum anlamıyorum. bu konuşmalardan sonra bir kez daha korktum. geleceğimizden korktum. ben üzerime düşen imkanlarımla gerekli testleri yaparım. yediğime, içtiğime dikkat ederim. hareketlerimi yeni yaşam tarzıma göre daha dikkatli kurgularım ve evet ben yapacabileceğimi yaptım allahım der, allaha emanet ederim. ama bu yapılmak istenenlere inanamıyorum. sanırım onların hiç sakat bir yakınları yok. hani beddua etmem ama onlara edesim geliyor.
halamın gelini hamileliğinin 36 haftasında bir sorun yaşadı. ve oğlu yıllarca süren beyin ameliyatları zinciri geçirdi. şu an altı yaşını bitirdi ancak o kadar gergin ve neredeyse hiç çocukluk yaşamadıki annesi okula göndermiyor odasında oyuncakları ile oynasın diye. ama en çok işyerimde şöferlik yapan bir abimiz var onun oğlu bedene ve zihnen %100 özürlü. gitsinlerde bir o anne ile bana ile konuşsunlar hayatları ne kadar zor neler hissediyorlar. seviyorlarmı elbette seviyorlar. devlete verirlermi asla vermezler. ama çocuklarının gerçekden bir şey hissedip hissetmediğini bilmediklerinden onun acı çekip çekmediğini bilmediklerinden hep huzursuzlar hep merakdalar ve en çokda hep üzüntü içerisindeler. o bizim canımız diyorlar biz her şeyi yaparız diyorlar ama ya acı çekebiliyor o zaman çok acı çekiyor o biliyoruz diyorlar.kendilerinden geçmişler, nöbetleşe uyku, karı koca ortak yaptıkları tek şey çocuklarına bakmak. ama çocuk her hastalandığında onun ne kadar acı çektiğini düşünüyorlar.

evet bu gariplikler bu endişeler ve bu traji komik durumlarla bir gün geçirdim...
bu şartlar altında alsancakda onca indirime rağmen kendime bir şeylerde alamadım:)))))
güzel şeyler vardı... baktım...

bu yazıyı aslında ben size dün yazmıştım.
ama yayınlamadan çıkmışım. çok dalgınım bu günlerde
dolayısıyla pekde hafta sonu yazısı sayılmaz da
ben günün anlam ve önemine uygun bir yazı yazmaya çalışırım...

6 Şubat 2008

az önce dr dan döndüm...
şeker gibiyim ama ne kadar tatlıyımı birde kanımda baktılar
sonra ne kadar sağlamım, yeni inaşaatlara demir çıkmaz ama bana yetermi diye baktılar...
ama en çok
kedi köpekle ne kadar haşırneşir olmuşum
çiğ et yemişmiyim
vee kızamıkçık geçirmişmiyim
bu gün bunlara bakılması için tüplerce kan verdim:)))))
sonuçalr bu gün akşam, yarın ve en son cuma öğleden sonra çıkacak.
toplamak kocacışa kaldı...
bunca yıl çalışırken, hep bu günleri de düşünmüştüm
yani öncelikle emeklilik ama en çokda bu dönemdeki sağlık desteği için
yaşanmış olumsuz ( şimdi söz etmeyelim) örnek nedeni ile sosyal güvenlik için çalıştım ihtiyacım yokkende. bu gün onlardan faydalanmak üzere daldımmm
iyisi kötüsü ile sizi bunları bir başka yazıda yazarım.
ancak bu gün dr un önerisi ile yürüyüşe başladım.
yorgunum
ve sanırım beni kanımı alarak kansız bıraktılar:))))))))))
şimdi eve gideyim, biraz dinleneyim
dönünce size detayları anlatırım
vede
sonuçları gelince...
şimdi bir aksilik olmaması için dua ediyorum
veee pembe düşünüyorum:))))))))))
hepinize sevgiler...

5 Şubat 2008

ÇOK KÜSTAHLIK EDECEĞİM BELKİ AMA BİR ÖNCEKİ YAZIMA GELEN YORUMLAR BENİ ÇOK MUTLU ETMEKLE BİRLİKTE HİÇ ŞAŞIRTMADI!!!!!!

BURADA SİZLERLE KURDUĞUM BU DOSTLUKDAN O KADAR EMİNMİŞİM Kİ BUNLARA HİÇ ŞAŞIRMADIM. HATTA DÜN ASLI YADA YAZDIM, HATTA NEREDEYSE BEKLİYORDUM BİLE DİYEREK:)))))))))))))))))
SAĞOLUN... :)
İÇTENLİĞİNİZE GERÇEKDEN İNANIYORUM. BENDE HEPİNİZİ ÇOK ÇOK ÖPÜYORUM O KADAR GÜZEL DUYGULAR BESLEYEBİLDİĞİNİZ İÇİNDE AYRICA ÖPÜYORUM... HEPİNİZ BENİM ADIMA YADA KENDİNİZMİŞ GİBİ SEVİNEBİLDİĞİNİZİ İNANIN İKİ SATIRDA BİLE OLSA BANA HİSSETTİRDİNİZ.

LALE ABLA EVET BENİM YAPAMADIĞIMI O BANA HEMENCECİK YAPTI:)))))))))
PEMBE GÖZLÜK

EVET ASLICIM FOSFORLU PEMBE OLDUM, AMA BEN HALA AĞLAMIYORUM SENİN İÇİN!!!!

EVET GÜLÇİNCİM ALLAH ELİMİZE HAYIRLISI İLE ALMAYI NASİP ETSİN.

DENİZCİM SENİ BİLE DİLE GETİRDİ YAZDIRDI...

İLKNURCUM ALLAHIN TÜM KADINLARA VERDİĞİ VERDİĞİ EN BÜYÜK HEDİYEYİ YAŞAMAYA BAŞLADIM HAYIRLISI İLE...

ASLINDA ÇOĞUNLUĞUNUZ BUNLARI DAHA ÖNCE BİR YADA DAHA FAZLA YAŞADIĞINIZDAN NE OLDUĞUNU İYİ BİLİYORSUNUZ. BİZİM GİBİ BİLMEYEN YADA YENİ ÖĞRENENLER İÇİN, ŞİMDİLİK SADECE BİLMEK ANLAMI TAŞIYOR.
BİLİYORUM ORDA, AMA SADECE OKADAR...
HENÜZ BİR ŞEYLER HİSSEDEBİLECEĞİM KADAR BÜYÜMEDİ.
ANCAK DÜŞÜNDÜKÇE DUYGULANABİLİYORUM...
SONRA BİR AKSİLİK OLMASIN GELLİYOR AKLIMA HEMEN...
DR LAR ÖNCE AKLIMIZI ALIYOR. ASLINDA DR A GİDENE KADAR DAHA RAHATTIM.
DR LA BİRLİKDE RİSKLERDE BAŞLADI...
NEREDEYSE BENİ DOĞUMDAN ÇOK KAYBETMEYE ALIŞTIRIYORMUŞ GİBİ GELDİ BİR AN... ORALARI FAZLA DİNLEMEDİM BENDE... BEN SECRET GİBİ, YADA HER ZAMANKİ KENDİ İNANCIM GİBİ ALLAHIN İNSANIN GÖNLÜNE GÖRE VEREBİLECEĞİNE İNANIYORUM. VE İNANMAYA DEVAM ETMEK İSTİYORUM YOKSA ALLAH İZİN VERİRDE SAĞLIKLA DOĞUMA GİRERSEM İLK AYLARINI YAŞAYAMADIĞIM BİR HAMİLELİĞİM OLMUŞ OLACAK OYSA BEN HİÇ BİR ANINI KAÇIRMAK İSTEMİYORUM. HER ANINI DOYASIYA YAŞAMAK DAHA DOĞRUSU İÇİME SİNDİREREK HİSSETMEK İSTİYORUM...
YARIN İLK TARAMASI VAR BENDE GEÇRİDİĞİM HASTALIKLARDAN İZLER ARANACAK. KEDİ KÖPEK MİKROBU ARANACAK... SONRA KAN SAYIMIM VE ŞEKERİM BAKILACAK.
SABAHDAN HASTANEDEYİM...
AYNI GÜN SONUÇLARI ALINABİLİYORMU HİÇ BİLMİYORUM.

İÇİMDE BİR CANLI OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜKÇE ASLINDA HALA HAYAL GİBİ GELİYOR BANA. O AN İLK KEZ AYAKLARIMIN YERE BASMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM.
YADA KENDİ KENDİMİ KANDIRIYORMUŞUM GİBİ GELİYOR...
GERÇEK OLAMAYACAK KADAR GÜZEL ÇÜNKÜ...

4 Şubat 2008

10 GÜNDÜR HAYATIMI BİR BAŞKA YAŞIYORUM ARTIK...



BENDEN 10 GÜNDÜR HABER BEKLEYEN ASLIYA DA YAZAMADIM

YAZAMADIM YAZMADIM... ???

ÇÜNKÜ ÖYLE ESTİ!!!

ÇÜNKÜ BUNDAN SONRA BİR SÜRE ESTİĞİ GİBİ YAŞAYACAĞIM...

ÖYLEDE YAŞAMAM GEREKLİ, ÖYLEDE YAŞAMALIYIM ZATEN... ???

GİTMEDİM SAYFAYI BOŞATTIĞIM İÇİN SADECE BİLGİYDİ

DİNLEMEYE ÇEKİLMİŞDE SAYILMAM...

BURADAN ÇIKARDIĞIM YAZDIKLARIMDAN UZAK KALMAM GEREKİYOR BENİ BEKLEYEN HAYATTA



ÇÜNKÜ BEN HAYATIMI ARTIK İKİ KİŞİLİK YAŞAYACAĞIM...



BUNU DR UN EKRANINDA GÖRENE KADAR BEKLEDİM KİMSELERE SÖYLEMEDİM..

AKSİLİKLERDEN BIKMIŞTIM...

TAHLİLLER BELİRTİLER BANA YETMEDİ...





AMA GEÇTİĞİMİZ HAFTA SONUNDA BEN ONUN KALP ATIŞLARINI (5+6)GÖRDÜM...

ONUNLA TANIŞTIK...



BEN TANIŞTIĞIMIZDA BOL BOL GÜLDÜMMM

KOCACIŞIN GÖZLERİ DOLDU...

ŞU AN 7+2 YİZ BİZ

ARTIK BİZ DİYE BİR SÖYLEM GELİŞTİRDİM. KOCACIŞDA BAYILDI BUNA...

BEN YOK ARTIK BİZ VARIZ...

BENİM İÇİMDE ŞU AN VARLIĞINI HİSSEDEMESEMDE MİNİCİK BİR CANLI VAR. ORADA YAŞAMAYA SARILMAYA ÇALIŞAN KALBİ ATAN, BENİM VAR OLABİLİCEN BİR CANLI...



ÇOK HEYECANLI, BİRAZ ENDİŞELİ, BİRAZ...

EN ÇOKDA YEPYENİ BİR HAYAT BENİ BEKLİYOR ASLINDA DÜŞÜNÜNCE KISACIK BİR SÜRE, AMA KISALIĞINA GÖRE ÇOK ÖNEMLİ BİR SÜRE...

İNŞALLAH BAŞLAYAN TAHLİLLER YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜRMEYE DEVAM EDER...

BU HAFTA İLK TARAMA TESTLERİMİZ BAŞLIYOR. İNŞALLAH SONUÇLAR HEP OLUMLU OLUR...

BEN GÜLEN BİR HAMİLEYİM ŞİMDİLİK ...

ANCAK BENİ GERECEK ŞEYLERDE DİREK SON NOKTAYA VARIYORUM.



EV VİTAMİN BARA DÖNDÜ, KOCACIŞ ÖĞRENDİĞİ GÜNÜN SABAHI BENİ KAPTI DOĞRU PAZARA HER TÜRLÜ MEYVE, SEBZE DOLDURULDU, ORADAN MARKETE AMMA ORGANİK ÜRÜNLER BÖLÜMÜNE:))))))))

EVDE MUTFAK ÇOK KOMİK

HER KASEDE BİR SÜRÜ MEYVE VAR... BİR KOCA KASADE GREYFURT MESELA HER SABAH SIKILMAK İÇİN, YANINDA PORTAKALLAR.. YANINDA YEŞİL ELMA, YANINDA MUZ, NAR HATTA VE HATTA HİNDİSTANCEVİZİ VE ARADIĞIM ( YAZMIŞTIM YA SİZE )İÇİN AVAKADO NE OLUR OLMAZ BELKİ ARADIĞIMDADA HAMİLEYİMDİR NEME LAZIM DİYEREK :)))))))))

ŞU AN TEK SORUNUMUZ VAR, BUNCA SEBZE VE MEYVEYE RAĞMEN GAZ, VE KABIZLIK... DUYDUĞUM DOĞAL OLAN HER ŞEYİ DENİYORUM. HALA DOĞRU DÜRÜST BİR ÇÖZÜM BULAMADIM...



NEYSE İŞTE SORUNLARI UNUTUYORUM HEMENCECİK

ARTIK BU SAYFA PEMBE GİTSİN İSTİYORUM O NEDENLE HAYATIMIN ÖNCEKİ DÖNEMİNİ YAŞAMIMDADA BU SAYFADADA ŞİMDİLİK DONDURDUM...

HATIRLADIĞIMDA BENİ GEREBİLCEK ŞEYLERDEN UZAK DURUYORUM...

HABERLERİ SEYRETMİYORUM

GAZETELERİN EKLERİNİ OKUYORUM

FİLMLERİ YUMUŞAK SEÇİYORUM...

MÜZİKLER ONA KEZA...

YENİ HAYATIMIN BU HALİNDENDE MEMNUNUM. ALLAH BİR AKSİLİK VERMESİN VE SONUNA KADAR HAYIRLI GİTSİN DİLİYORUM....

30 Ocak 2008

GİTMEDİM

24 Ocak 2008

BURAYA TAŞINDIK TAŞINALI AVAKADO ARIYORDUM...


PAZAR GÜNÜ BULDUM TAM ALACAĞIM


AMAN ALLAHIM BU SEFERDE AVAKADOYU NEDEN ARADIĞIMI UNUTMUŞUM KENDİMİ ARAMA VE BULAMAMAYA O KADAR ALIŞTIRMIŞIM Kİ, BEN ONUNLA NE YEMEK YAPACAKTIM. NEYİ AVAKADOLU SEVERDİM UNUTTUM.


KOMİK GELDİ MANAVIN ÖNÜNDE GÜLMEYE BAŞLADIM . MANAV BANA BAKTI ANLAMSIZ ANLAMSIZ, HİÇ BİR ŞEY DEMEDİM YÜRÜDÜM GİTTİM...


AMA HALA BEN NE VEYA NEYİ YAPMAK İÇİN AVAKADO ARIYORDUM BULAMADIM. ALSA İDİM KESİN PİLAV YAPARDIM AMA HATIRLAMAYINCA SANIRIM KENDİME KIZDIM VE ALMADIM:))))



HANİ BEN KABAKLARIMI ALMIŞ DA TATLI YAPMIŞTIM YA, ONUN BU SEFERKİNDE ŞURUBU KALDI, HANİ BAHARATLI ŞEKERLİ VE SUYU KABAK SUYU OLANINDAN İNANMAYACAKSINIZ ATMAYA KIYAMADIM NASILDA MİS GİBİ, KATKISIZ İÇİNDE BOZULABİLECEK BİR ŞEYLER YOK DİYEREK. DOLDURDUM. DOLABA KALDIRDIM. ÖNCEKİ AKŞAM TAM YEMEĞE OTURACAZ KOCACIŞ NASILSA EV DE O GECE:))) OYALANIYOR BİR TÜRLÜ SOFRAYA OTURAMIYOR, EE BEN DE BEKLEMEKDEN SIKILMIŞ BIKMIŞIM HER GECE OYALANACAK BİR ŞEYLER BULUYOR. ZAMANLAMASI ÇOK KÖTÜ. BENDE KALKTIM O ŞURUPLA İLMİK HELVASI YAPTIM... NORMALDE ŞEKERLE YAPARIM ASLINDA O NEDENLE BUNUN AYARINI TUTTURMAK ÇOK ZOR OLDU. TAMDA ÇEKMEDEN KAPATTIM. ŞİMDİ İLGİNÇ AMA LEZZETİ HARİKA BİR TATLIMIZ VAR EVİMİZDE. KALDIYMI Kİ:))))))))))))))))))

HEPİNİZE BÖYLE ARADIKLARINIZI DULDUĞUNUZ ( AMA ARAMA NEDENİNİZİ UNUTMADA:)))))))))) LEZZETLİ TATLI ŞEYLER YAŞADIĞINIZ,YAŞATTIĞINIZ HATİKA BİR HAFTA SONU DİLİYORUM... GÖNÜLLERİMİZCE OLSUN.....
kim ne derse desin



huylu huyundan vazgeçmiyor, vazgeçemiyor...



bende değişmeye, değiştirmeye de uğraşsam olmuyor olamıyor...




öncelikle şu uyum takıntım keisnlikle biliçsiz oluyor... ben fark ettim bunu hiççç düşünmüyorum. ya psikolojim gereği o gün bir takım renklere takıyorum. yada aldığım eğitim gereği, renkleri istemsiz biri birine uyumlu seçmeye devam eidyorum. ama zerre kadar buna dikkat ettiğim yok dikkat edecek halim de yok zaten...





önceki akşam evde yanlızdım bir kez daha tv karşısına pijamalarımla geçtim. onları resimdeki gibi siyah ve leoparlısından seçmişim. tv karşısında kaykılmak için için yanıma yastık aldım hani kayif yapıyorum ya... onunda renkleri siyah üzerine deoparın renklerinden ama geo metrik... sonra döndüm yatağa yatmaya orası krem rengi ama nevresimde krem rengi üzerine bu renklerde piti kareli kenarları var... ben bunları ancak görünce fark ettim o saate kadar hiççç farkında değilmişim yapmışım ama düşünmeden yapmışım:)))))))




sonra pazar günü kocacış yokken baldız hanımın genel isteği ile kullanmaya başlamış olduğum yatak örtüsünün gözüme ne kadar ilginç geldiğini.




o örtüyü ben kendim yapmıştım yıllar önce.




evet kendim tasarladım kendim yaptım. ama aradan geçen zaman ve evimin tarzı sonucunu evlendiğimden beri kullanmadım. bir kere çok cicili bicili geldi benim evimin tarzına. sonra yaşam şeklim gereği neredeyse hiççç yatak örtüsü kullanamadım. ben kocacış yatakdayken evden çıktığımdan ve heryeri her şeyi havalandırma hastalşığımız olduğundan yatak yarı açık bırakılacak şekilde toplanıyor kocacış tarafındna ve oda çıkıyor geldiğimdede örtü örtmek çok komik geliyor bana... ama nedense tüm yatak fotoğraflarımı aslı'ya ithaf etmeme karşılık. bu yatak örtüsünü belki önceki pamuk dolgulu basma olanı gösteremeden kaldırdığım için, o tekrar piyasaya çıkana kadar lale ablaya için gösteriyorum:))))





hafta sonunu parçacıda geçirdim ya, oradan aldığım tafta üzerine kadife yollu parça için annem koltuk da kullan deyince baldız hanım ve gelin hanım denedim.. sonra çok güldüm... evimin havasına çokkk uydu diyerek:))))) resmen bir kich oldu ev.. belki kumaş çok güzel ve şık ama evin tarzı hiiiç öyle değil ki ben aslında minimalist bir evde tek bir antika parçadan falanda hoşlanırım. bu nedenle evimde ki o aşırı sade mobilyaların baş köşesinde kayınvalidemin babaannesinin evlenirken gelinliğinde kullandığı gümüş kemeri durur... ama bu seferki örtü resmen fazla ve komik olmakla birlikde 2 yılı aşkın süredir beyaz koltukların tepesinde oturmakdan yılmış bir kadın olarak koyu renk örtü şimdilik işime geldiği için ortada duruyor. ama korkmayın komik de olsa ben sizi o komediden mahrum bırakırmıyım sandınız



hayır :)))))



işte komik kısım karşınız da....



23 Ocak 2008

aslında buraya düşünemediklerimi bile yazabilmek için yazmaya başlamıştım sanki.
ama olmuyor insnaın kendine bile söylemedikleri oluyormuş aslında...
yani gizlim saklım yok sizden ama insan bir an geliyor yüksek sesle bile söylemek istemiyor. hatta düşünmek bile istemiyor...
bir önceki yazıma gelen yorumlar çok ilgincime gitti.
ben yazımda hiç bahsetmeidğim halde aslı ve lale abla kayınvalidemden bahsetmiş...
aslı ruh eşiyiz diye yazarken ben şaştım kaldım. ay dedim ruh eşiyizde birde siz benim içimimi okudunuz... dün akşamdan beri kayınvalidem ve görümceni paralamak istiyorum...
ancak bu konuları düşünmemeye çalışıyorum, konuşmamaya yazmamaya çalışıyorum ki, kendi kendimi dahada doldurup dahada sinirlenip geri dönülmez çıngınlıklar yapmayayaım diyerek. ve öylesine nefret ediyorum ki onlardan; o kadar nefret etmekten, düşündüklerimden kendi kendime rahatsız oluyorum. bu kadar ileriye gidebilmemek kendime yakışmıyormuş gibi geliyor...
durmadan bir planlar içerisinde görümcem. şimdide gözünü kayınvalidem ölmeden mirasını bölmeye takmış ki bu konuda önüne paravan olarak abisini almış. o bir oyunlarda kocacış orada kalarak karşı oyunlarda, kayınvalidem hesap kitap peşinde ama şimdi yapılana akşam içerledim mi sinirlendim mi, utandım mı, üzüldüm mü bilmiyorum. kayınvalideme mirasından alıp oğlunun şimdiki çocuklarına yapmaya karar vermiş ve yapmış....
beni, benden olacak çocukları nereye koyduysa...
ben beni zaten onlardan ayırdım çoktan hatta hiç karışmadım ki ayrılayım. hep ayrıydım.
amma doğmamaış çocuğun hakkından almayı düşünebilmek planlamak buna kılıflar hazırlamak
biri bunlara benim yerime isim bulsun ki bende aklıma gelenlerden dolayı kendimi kınamayayımi utanmamayım. yada utanayım....

ben bunları yaşarkern sadece ruh eşi olduğumuzu düşünen aslı aklında beynimi okuduğunuda göstermiş oldu... (o aslında başka şeyden bahsediyordu ama sanırım onun yanıtı yarına kaldı)
ve kayınvalidemden nefret etme hakkım olduğunu, bundan dolayı kötü olmakla kendimi boşuan suçladığımı bana en çok düşündüren kiş alale abla aynı gün aynı konuda yorumlar bırakmışlar bana
sizleri ve hepiniz çok seviyorum
çok teşekkürler...

21 Ocak 2008

bu yazı ortasından pazartesi ve salı geçen yazı oldu



aslında birazcık sizi dinledim birazcık istediğimi yaptım

ama çokça ne denk geldiyse kabul ettim. isteğimi yapmaya direnme gerginliğini yaşamamaya çalıştım...

cuma akşamı eve gittim veee iş yapma isteğim bitmiş gibi geldi oturdum dizi seyrettim bir bölüm bones un üzerine kalk kızım dedim şimdi yayılacaksın yarın gün ışığında evi bir göreceksin dışarı falan çıkamayıp yumulacaksın işe bari bu geceden bitir rahatlayalım biraz dediğim gibi çekmece dolap düzelttim. sonra düzelttiğim odaları temizledim... ben kapı girişine gelmiştim ve birazcık banyo detayı kalmıştıki baldız hanım geldi bir sürü haberle havalara uçarak... aslında benim baldız hanım yerel şöhretler arasında demiştim ya, şimdi ise şimdi ulusal kanallarla ilgili planlarında harika gelişmeler olmuş onun haberini vermeye gelmiş. ben o yorgunlukla şöyle bir dinledim. sonra o tel görüşmeleri için eve çıktı ben işi toparlayıp bir duş aldım bir iki lokma yedim bir kez daha indi birer kahve içtik detayları dinledim ve bu sefer anladım.

cumartesi sabah güneşliydi kalkıp kahvaltımı yaptım son kalan bir iki işi hellettim yani çamaşırı serdim balkonu yıkadım gibi ki bu sırada kardeşimin eşi aradı... hadi bana uğra birlikde gezelim diye. olur dedim ama benim önce biraz işim var sana sonra uğrarım dedim ve evden çıktım.

annemle sokakada duluşup parçacıya gittik. sizlerin oralarda varmı bilmiyorum ama hani böyle bozuk dökük gibi duran yığınla çeşit çeşit kumaşların kilo ile satıldığı bir yer. eskiden annemler gider tezmilik bezi gibi şeyler için alışveril yaparlardı. ama ben yastık için kumaş bakmaya girdim ki ne göreyim. koca koca özürsüz parçalar hemde tafta parçalar:) oradan bolca parça aldım.. doğru kardeşimin evine bir kahve içip kendimizi yollara attık. çarşı dolandık. sonra acıktık. lavaş içi kaşarlı yedim. ben bunu ilk kez yedim. birde onun bildiği acayip ucuz bir yerde yedik ben fiyatları görünce şok, şok, şok durumlarındaydım. kardeşime uğradık 100m ötede evleri olan kardeşim bu gece bizde kalırız derken ablasına gelmeye kararlı olduğu anlaşılın eşi, beni kendi evime davet etmiş oldu ancak önce anneme uğradık. tok karınla bir kahve içtik ki bu arada kardeşimde işten çıktı yola koyuldu hep birlikde ablalarının apartmanına:)))))))))) (sanki apartman bizim)

ancak malum tok açın halinden anlamaz ya, kardeşim aç ama biz tok olarak laylaylom modlarındayız. yol boyunca bizi bir fırçaladı, biz evden içeri girer girmez ışınlanmış gibi mutfağa bende koca yokki, yemek de yok. yemek için eve dönmeyi planlamadığımdan olanı da dün gece yediğimden sabahtan yemek yapmadan çıktım. bir parça taze fasulyeden gayrısı boş bir dolap:)))))))))

hemencecik sosis tava, pilav, hazırlandı yanına taze fasulye salata yoğurt falan derken sofra kuruldu, baldız hanım geldi. yemekler yendi. benim kocacış giderken laptopuda almış ADSL var ama takılacak bilgisayar yok. baldız hanıma çıktı onlar iki kız kardeş internetteki işlerini hal etmeye... kardeşim koltukda uyuyakaldı zaten benim koltuk biri yatarken yatak haline geldiğinden üzerini örttük. ben pijama faslına geçip tv karşısında film keyfi yapayım dedim. ancak kocacışın yokluğu boyunca tv bana kaldı dedikçe seyredecek hiç bir şey yoktu:)))
gece yarısından sonra kardeşimin eşi, bir süre sonra baldız hanım yeni haberlerle geldi. sizler artık pek yakında baldız hanımı görebileceksiniz. artis oluyor. dizilerde oynayacakmış. bir ajansa ve bir yapım şirketine kabul edilmiş. onun haberleri ile sabahladık.

sabah, elektrik kesintisi, karmaşası ile uyandım.
bunu tek başına anlatsam daha iyi sanırım.
o sırada ben sabahlıkla aşağıdayken annem ve babanem bana kahvaltıya geldi
5 kişi kahvaltımızı yaptık. çocuklar baldız hanıma çıktı. bizde annemle kalan ev işine ucundan ucundan girdik. örtüleri yıkadık. onlarla perdeleri yıkadık taktık. bizim yatak koskocaman onu çekirdik döndürdük temizledik. gibi değişik bir temizlik moduna girdik.
akşam için yemek yaptık. oturduk kahve içtik. yemekden sonra bizim kızlar evlerinin yolunu tuttular bende bir süre oturup yattım...

17 Ocak 2008

BUGÜN CUMAA

SEVİNÇLİYİM AMA SEVİNECEK HALDE DEĞİLİM

AŞIRI YORGUNLUK VE UYKUSUZLUK ÇEKMEKTEYİM

BEN BU HALDE, İŞLER YOĞUN... HAL BÖYLE OLUNCA GÖZLERİM AÇILMADAN DEVAM... HAFTA SONUNDAN BERİ BİRDE ŞİŞMEYE BAŞLADIM Kİ SORMAYIN SANKİ ÇOK SICAK EVDE UYUYORUM :)))))) OYSAKİ KOMBİ İŞİ HALA HAL OLMADI. BİRDE ŞU HASTALIK BAYRAM BERİ BENDEN RESMEN AYRILMADI...

HAFTA SONU PLANLARI YİNE HAVADA ASILI KALDI.
BU HAFTA SONU EVİ KENDİME TAHSİS ETTİM.
BU AKŞAM EVE GİDİP TEMİZLİK VE DÜZEN NİYETİNDEYİM.
MAKİNEYE ÇAMAŞIRLAR, BULAŞIK MAKİNESİ BOŞALTILACAK, HAFTALARDIRGELEN GİDENLERDEN KENDİ DÜZENİME SOKAMADIĞIM DOLAP, YATAK YORGAN VAR ONLAR FALAN BİR TEZMİLİK HAVASINA GİREYİM DİYORUM...

YARIN BURALARDA BİR KAKARA-KİKİRİ MUHABBETİ İSTEMEKTEYİM. AMA BU KİMLERLE OLUR AKLIMA KESMEDİ. YARIN AKŞAM İÇİN BELKİ KÜÇÜK HALAMLA OLURUM DEDİM AMA BAKALIM DENK GELİRSE TABİİ, BELKİ KÜÇÜK ORTANCA VE BEN OLURUZ. BAK O İŞ İŞTE BİRAZ KAKARA KİKİRİ, BİRAZ GÖZ YAŞI OLABİLİYOR. HANGİ TELDEN ESECEĞİNE BAĞLI BİZE:)))))))))))))))))
PAZAR DÜŞÜNMEDİM:)))))))))))
TÜM FİKİRLERE AÇIĞIM.

15 Ocak 2008

BENİM CEHALETİMİ MAZUR GÖRÜN Kİ BİR ŞEYİ ANLAMIYORUM.
BEN SANIRIM BURAYA YAZMADIKİ MANTIĞI DA KAÇIRDIM.
BEN BİR YERDE EKSİK YADA YANLIŞ YAPIYORUM.

BU ÖZELLEŞEN BLOG LAR NEDİR BİRİ BANA SÖYLESİN.
TAMAM ANLADIM SADECE ÜYE OLANLAR GİREBİLİYOR. YANİ EN AZINDAN O KADARINI ANLADIM.

AMA NEDEN
YANİ ONLARDA HERKESE AÇIK BAŞLAMIŞLARDI BU İŞE
SONRA NE OLDUDA BU İHTİYAÇ DUYACAK DURUMA GELDİLER VE NASIL OLDU NİYE OLDU VE OLUYOR...

BEN BURAYA ASIL KENDİM İÇİN YAZMAYA BAŞLAMIŞTIM. YAZDIĞIMIDA BENİ HİÇ TANIMAYANLARLA o zaman hiç tanımayanlar tabii şimdi epeyyy tanışır oldukPAYLAŞMA İSTEĞİMLE... belkide sizleri bulmak paylaşmak tanışmak içindi her şeyyy....

BENİ GÖRMEYEN, BİLMEYEN ÖN YARGILARDAN UZAK YAZDIKLARIMDA YAKALADIKLARIYLA BENİ TANIYACAKLARA VE HER DAİM AÇIP OKUYABİLECEĞİM HİÇ KAYBOLMAYACAK BİR GÜNLÜK GİBİ DÜŞÜNMÜŞTÜM.

GEÇEN HAFTA ABD DE YAŞAYAN HAYATINI VE RESİMLERİNİ BURADA PAYLAŞAN VE TESADÜF ESERİ DE BULDUĞU BİR BAŞKA BLOGDA HERŞEYİNİN ÇALINDIĞINI İSİMLERİN DEĞİŞTİRİLEREK BİR BAŞKASININ HAYATI OLARAK KENDİ HAYATININ YAYINLANDIĞINI ÖĞRENEN BİR BLOGCUNUN YAZILARINI OKUMUŞTUM . ONU ANLAMIŞTIM BİRAZCIK Kİ YİNE ÖZELLEŞTİRMEYECEĞİNİ YAZIYORDU. ANCAK TAKİP ETTİKLERİM ARASINDA NEREDEYSE HİÇ RESİM VERMEDİĞİ TANINACAK BİLGİLER VERMEDİĞİ HALDE ÖZELLEŞEN BLOGLARI ANLAMIYORUM.

ANLAYANLAR BENİM GİBİ ANLAMAYANLARA BİR ZAHMET ANLATABİLİRMİ

14 Ocak 2008

hafta sonu hem beklediğimden iyi hemde kötü geçti...
bu ülke ve bu millet her ne çekiyorsa hep boğazlardan çekiyor, yada çekilemiyor, yada çekiştiriliyor. bizim evimizde boğaz üzerine kurulu demiştim size. aşki mantık evliliği değil resmen boğaz evliliği hani birde boğaza karşı otursak:))))))))))




cumartesi kimsecikler beni kahvaltıya çağırmadı...

hatta cumartesi ye program yaptıklarım, yapma ihtimalim olan herkes meşgüldü...

bu nedenle kocacışa kızdım.

beni bırakıp oda gitti. teyzeme çıktım sabah kahvesine aydın a konsere gidiyorum dedi birazdan dedi. onunla sabah kahvesinden sonrası yok anladım. baldız hanımla dışarıda kahvaltı için cuma gece yarısından sonra bize uğradığında sözleşmiştik ama önce uyanamadı, sonra uyandı eşi gelmiş çıkmazmış... e mubarek bir gece önce desene demi benide o saatlere kadar tutma... yok olmaz:((( ben hadi çık işlerini hallet bari dedim ki, önce kuaförüme kaş için uğpradım hafta içi uğpraşırken bozmuşum ama iyikide bozmuşum bu sefer hiç olmadığı kadar iyi oldu resmen, tam kuaföre girdim ki izmirde buluşulacak çocukluk arkadaşım var oda akşamdan programım çok yoğun senin planını boşuna bozmayayım demişti bende kocacış inerken inmedem alsancak ve kemeraltına ki, tam o anda ne olur oralardayım de müsait oldum demez mi üzgünüm dedim bu soğukda cesaret edemedim kimse ile plan yapamadan dolaşmaya diyerek...

annem evde yoktu uzak bir akrabamıza gideceklerdi, bende onların yanına çaya gittim çıkışta. dönmeme yakın kardeşim aradı, pazar günü müdürlerine gideceklermiş ki şimdi anlatacağıma inanamyacaksınız. sen eve gitmeden bir hediye alıp gidermisin dedi. çünkü müdürleride benim 4 kat altımda oturuyor diyecem siz çüüşşş deyip kal geldi diyeceksiniz. hani her kapı sanki bizden gibi olduk demi ama o kadar değil. bu nedenle ikindi çayını erken kesip hediyelik bakmaya çıktım. ama annem bırakırmı beni? bırakmaz. ev sahiblerinin gencide bırakmaz, annesi ve babanem kaldı biz çıktık. kardeşim göütrsün diyerek koca bir servis tabağı aldık. bende kendime salata tabağı aldım...

eve döndüğümde gergindim, bu gerginlik kocacışla aramızada sıçradı, aniden saman alevi gibi alev aldı, gerginlik gerilim gerilim sinir..... devam etti. yemekden sonra kardeşim geldi ve 2-3 dk içerisinde baldız hanıma kaçtı. sonra benim bozuk sinirlere iyi gelir diyerek. onuda aldım araba ile gezdik dertleştik... eve döndüm bir iki CSI dizisi seyrettim ve uyudum. pazar sabahı her yerim şişmiş çok komik bir halde uyandım belimi doğrultamıyorum. ayaklarımın altı şiş, gözler düz çizgi olmuş çin çin:))))) ama kocacış bir gece öncenin özrü gibi, hem tost hem krep hazırlamış. onları yedik, kahvemizi hatta kahvelerimizi içtik. dışarı çıkacaktık ki geceyi baldız hanımda geçiren sabah kahvaltıya alt kata inen, sonra bize çıkan kardeşim geldi. yapılan görüşmeler sonucu pazar akşamı yemeğe kalmaya karar verdiler cumartesi akşamı yerine:)))))))))))) alternatif yemek olarak:))))
ama pratik olsun diye kömürde kızartılmış hazır piliç, biraz kokoreç alıp geldik:))))
yanına bir gün önce aldığım salata tabağında salata hazırladım:)))







pilav tavuğun yanına allahın emri idide
birde çorba yapmak gerekti...
tavuk suyuna şehriye derken şehriyemin kalmadığını fark ettim ama bu beni durdurmadıi elimde az kalan erişteleri tereyapında kavurdum. önceden yaptığım tavukdan kalan kemik ve birkaç parça etini haşladım, kavurduğum erişteye ekledim. aslında böyel bir çorba varmı hiç bilmiyorum. ama ben yaptım oldu vede yendide....
hazır yemekleri almaya çıktığımda pazara çıkmadığım için manavdan balkabağı aldım ayıklatıp.
eve gelince farl ettimki pekde güzel dilimlememişler ve temizlememişler
onlarla uğraşmak zorunda kaldım.

bu seferki diğerleri gibi püre kıvamında olmayıp bilinen hali ile kabak tatlısı oldui daha önce anlattığım gibi iki kilo bakağa 1 kg şeker koyadum ama altını söndürmeden 1-2 çorba kaşığı sür ilave ettim. kaymaklı gibi oldu. kabak lezzetliymiş allahdan çünkü bu sefer fazla yapmıştım. malum bana bunca yemek kaplarla taşındı. şimdi bu kapları iade etmek gerek, bomboş iç içe konupda verilmez değilmi. bu akşam teyzeme çıkarken bir kabına o adsız çorbadan bir tabağa bu tatlıdan koymayı planlamaktayım.
başka kabı kaldımı sopnra kontrol ederim:)))))))))
dün akaşam yemek iyi geçti ve erken dağılında herkes bu gün işe gideceği için çocuklar gitmeden kocacış koltukda şekerleme yapmaya başlamıştı bile kimse ona dokunmadan bakdız hanıma gitti. bende duşa girdim ve koşa koşa çıkıp mr. brokks u izlemeye döndüm. sonuna doğru yatak odama geçtim yatakda yatarken son reklamlarıydı sanırım o kadar uzun sürmüş ki uyumuşum:))) aslında en güzel yerinde uyumuşum denebilirde ya neyse:))) kocacış geldi beni uyandırır gibi oldu ve durmadan iyimisin diyordu. ben yarı dalgın sanırım yanıt vermedim de saat sabah altıda zorla ayılabildim ki baş ağrısında duramıyorum. zaten ağrı yüzünden uyandım. gittim bir ağrı kesici içtimki o tam etki ederken. benim uyanma saatim geldi. birde kanter içindemiyim. kalkmadım. veeee 1 saat sonra iş yerimden araç geldi beni aldı:))))))))))))))))
ee o kadar yakın oturmanında nimetleri oluyor işte:))))
sabah epey bir sersem gibiydim ama şimdi toparlandım...
ay ne yazdım ne yazmak...
aradada bir sürü detayı atladım aslındada sizlerin nasıl geçti hafta sonu bakmalıyım hiç birinize uğrayamadım bu gün bilgisayarlarda yeni program güncellemeleri vardı bu gün... o nedenle epey bir kullanamayınca yetiştirmem gereken çok şey oldu... amma en çok beni sevindiren bilgisayarımı evimden ulaşılabiliri hale getirdiler bu gün. sadece açık bırakıp çıkmam yeterli olacak birde evdeki notebook ma bir erişim programı yükleyecekler yarın onu getirir isem. benim için harika bir şey oldu... bazı konularda strese son. eve iş götürme alışkanlığım pek olmadığındna götürürkende hep bir şeyleri unuturum ve bir halta yaramaz...

ay ben size bakmaya gidiyorum....

11 Ocak 2008

SÜRPRİZZZZ GELMEYECEM DEDİM AMA ELDİMMMMM ay ay anlatmazsam çatlardım....
ben size dün anlattım ya, oturdum yemek yaptım diye. sonrada biz onları pek yiyemedik olanlar özellikle ödüllü yeşil mercimeği bitirdiydik. şehriye çorbası yeşil mercimek ve pilavla biten menüden bir tencere pırasa, bir tencere kereviz kalmıştı, çorbadanda vardı malum ik kişilik ve bir seferlik çorba hatta çorbacık yapmak zor oluyor:)))))))))
neyse sadete geleyim. dğün annem bendeydi ya onlar aç kalmazlar yemeklede uğraşmazlar demiştim. ancak annemde gelirken mercimek çorbası ve bir tencere nohut getirmiş. görücünce yaşasın dedik hafta sonuna kadar yemek derdimiz yok. derken kapı çalındı teyzem.. kahveye geldi sandık o elinde benim ona verdiğim yeşil mercimek ve tatlı kaplarını doldurmuş getiriyor. birince sulu kötfe, diğerince taze bakla..
aa aaa derken ben şoklar bitti diyerek kalan işleri yapmaya yatak odasına gittim ki teyzemin gelini teyzeme gelmiş gelirken eli boş gelmemiş, mantı getirmiş banada ( size daha önce bahsettim mi ben aşure yaptım diyerek. hemde zamanı gelmeden sanırım bayram için yapmış olsum:))))))) aşure kabında indirmiş mantıda:))))))))
düşünebildinizmi biz evde iki kişiyiz ve menuyu düşünebilen varmı.
son olarak bir kısmını yarı donduran bölüme aldım buz dolabımda, kalanlarla da sofra kurarken size bir kaç resim çektim.
salatayı basitçe ben yapmıştım.
sonra oturdum ve oturduğum yerden size nedeN şehrin dışında ve küçücük bir evde hatta sorunlu bir evde oturduğumu bir kez daha anlatmak ve bir gecemi sizlerle paylaşmak, sizlere açmak, sizleri buyur etmek için fotoğrafladım.
sonra onunla kalmadı, beni de fotoğrafladı kocacış:)))
o koltukda yarı yatan yarı oturan tv keyfi yapan bendenizim efendim :)))) görünmiyor demiiii
bu fotoğrafları blogumla ilk tanıştığında buna benzer fotoğraf ve yazılar bulan lale ablaya ithaf etmek istedim ki aklıma onun örgü ördüğü geldi ve hemen daha önce ördüğüm ama benim için ilginç bir deneyim olan, kaban gibi hırkamı fotoğraflamak geldi aklıma. Onun için kalktım fotoğrafladım....
şimdi bunun sakın şişle örüldüğünü düşünmeyin bu uzun şiş gibi kocaman tığla bir sırası şiş örgüsü benzeri sonraki sırası tığ gibi örülerek enine örüldü çok kalın olduğunda yanlarda dikiş onu kalınlaştırır diyerek. sonra dar geldi bana bu sefer şişle örülen parça on tarafa şal yaka olarak iki katlı eklendi çoban ilikleir ve tahta düğmeler kondu...
oldukça kalın bir yünden yapılıncada sormayın... taşıması bile sorunlu ama acayippp ısıtan bi hırka oldu... yaklaşık 1 kg yün harcadı yanlız... tabiiki o kadar kalını seçilmeseydi diyeceğim ama örülüş tekniği gereği bir şekilde iki katlıymış gibi kalın oluyor. ve yandaki resimdeki görmeye çalıştığınız gibide bir dokusu oluyor... her gören örüldüğüne inanamıyor:))))))))))
ay birde bu gün sözde yazaman demiştim:)))))))))))))))))
yarın için hala bir plan yapmadım. sadece temzilik yapılmayacak bitmiş, ütü yapılmayacak bitmiş, veee yemek yapılmayacak dolapda yer yok zaten, bunların bile içerisinden çok olanların yarısını dondurabilirim bu akşam yoksa bunca şey bozulacak. ve sofra için hazırladıkça sizin için kalanlarıda resimlemeye çalışırım:)))))))))))))))))
görüşünceye kadar şimdilik benden hoşçakalın.......

10 Ocak 2008


yarın cuma yazabilirmiyim bilmiyorum bu hafta içerisinde bilgisayarıma hem bakımyapılması hemde yeni güncellemelerin tamamlanması gerekiyor en son gün yarın olabilir. bu günde gelmediklerine göre yarın gelmelerini bekliyorum,i gelmeliler yoksa benim işler yetişmeyecek yine nefes almadan belki çıkışta işte kalarak tamamlanacağından istemiyorum...


bu gün annem bana uğrayacak. sabah bulaşık makinesini çıkarken çalıştırdım. o biterken çamaşırı çalıştırmaya kurdum çıktım. annemde birazdan gider, gerçi önce teyzeme bir kahveye çıkar sabah kahvesi hatat birer kahve falı bakarken kendilerine gülerler, sonra bana iner koltuklar çekilecek ben her ne kadar evi derli toplu tutsamda büyük eşyaları sık sık çekemediğimden ve büyüklerde ciddi ciddi büyük olduklarında arkaların biriken toz bu nezle grip sonrası beni çok rahatsız etmeye başladı. o nedenle toparlanırken daha kötü olmayayım diye işin başşına annem geldi ve evim bu gün beklenen hijyenine kavuşuyor. ve bana önbür güne pek iş kalmıyor.


kalmıyor çünkü dün akşam eve gittiğimde bir hız mutfağa girdim oysa her eve girdiğimde bir kaç dk teyzeme çıkardım. dün akaşam direk mutfağa girdim kocacışta gelmiş. aslında evde yemeğim vardı ama o yemeğide pazartesi akşamından beri yediğimden yarısını önceki gün teyzeme verdim 1 hafta aynı yemeği yiyemeceğim diyerek. kocacış gelecek ama o da bir gece yesin onun sayasinde her gece yenir mi, yenmez demi. bende buzdolabımdaki kerevizi portakallı, pırasayı salçasız ( siz nasıl pişirirsiniz bilmiyorum önceden blogcuda yayınlanmış resimleri vardı, olmazsa burayada tekrar ekliyeyim mi ki? )pişirirken pirinci ısladım ve şehriye çorbası salçalı pişti. pırasa ile kerevize mutfak saatini ayarlıyayıp kocacışa bıraktım ben teyzeme çıktım akşam kahvesi için ve o sırada evlendiğimden beri ne kadar değiştiğimi düşündüm. evlendiğimde koca cumartesi, 3-4 tane yemekle geçiyordu. şimdi iki taneninde yanında çorba sadece 35 dk mı aldı:)))))) alkışlar kendini geliştiren benim için dedim merdivenleri çıkarken.


teyzeme çıktım kapıda beni önceki gün onada gönderdiğim yeşil mercimeğin tarifini isteyerek karşıladı. ay hem güldüm hem onure oldum. merdivendeki hallerim içinde haklıymışım bende gelişmeler var dedim içimden. basit bir yeşil mercimek tarifi istenir mi valla istenirmiş. özellikle oğlu çok beğenmiş hatta sonra ben çıkarken telefonda hala varsa geleyim yoksa gelmiyeyim yemeğe diye espiri yapıyordu.


sonra baldız hanım uğradı bize, bir kaç gündür yoktu. teyzesinin kızına gitmişti çok zor günler geçiriyor. hastalığının dışında özel hayatında çoook köklü bir değişim geçirmekde ve bir haylide zorlu yıpratıcı geçirmekde. moral toplamış iyi halde gördüm. markete diye çıktı ama sonra uğramadı... bana bir parfüm hediye almış sanırım adı lolita, yanılmıyorsam sabah sıkıp işyerime geldiğimde herkes captan black kokuyor burası dedi ama, gün boyu öyle mi kalır emin değilim. akşam gelince çantama attığımdan iş yerinde yeni çıkarıp sıkmıştım. yeni haline yapılan yorumlar gün boyumu onu daha sonra öğreneceksiniz yada ben öğrenirsem sizde bildiririm.


ben yine şimdiden herkese gönlünce bir hafta sonu diliyorum.


cumartesi için bir plan yapmadım daha. anneme uğrayıp yine bir dolansak mı ki, iş yerimde kendime özel bardak ve fincan almak istiyorum benimkiler bir süre sizlere ömür olduklaırndan. yada, eve misafir davet etsem ama kocacışda evde olabilirse, zorlanırım. onu toplayıp sokağa atmak diye bir şey olmadığından...


aslında biri bize kahvaltıya çağırsa ya:)))))))))))))))


en iyisi evden bir kahve içip çıkmak olurdu aslında sabah sabah


sonra gelir öğlen gibi tv karşısına yayır kitap okur yada film seyrederdim:))))))))))))


yada izmire gidip arkadaşlarımla buluşsam bir alsancak turu yapsam...


yada...


ne bileyim daha yarın cuma düşünürüm nasılsa...


hepinizede yarın görüşemez isek gönlünce aklın geçtiğince bir hafta sonu diliyorum...

9 Ocak 2008

geçen gün bir söz duydum
hani derler ya acayip tuttum aynen öyle, acayip tuttum daha duyduğum dakika beni o kadar çok yerimden yakaladı, o kadar çok şey anlattı ki...

HERKES CENNETE GİTMEK İSTER
AMA KİMSE ÖLMEK İSTEMEZ....

hayata baktığım belkide eleştirel pencerelerden birini kısaca anlatmış...

8 Ocak 2008

dün yeni bir hafta başladı ama ben buraya ancak bu gün gelebildim. geldiğim gibi de önce sizlere gittim. angelin buluşmasını lale ablanın yemek tariflerini ev hayatını zehranın adıyaman gezisini yeni acılan ayyachat.blogspot daki yeni kahveyi, ve harika bir tatilden dönen sibeli resmen bir solukda okudum geldim. kiminizle duygulandım. kiminizle coştum...
dün gece bir kez daha görümcen sayesinde kudurmuş ve geceyi yanlız geçirmişken (kocacış annesinde kaldı bu gün bir programına vaktinde yetişebilmek için!) bana çok iyi geldiniz hepiniz.
şimdi bende neler yaptımı yazıp işlere döneyim...
cuma akşamı doğru üst kata teyzeye çıkıldı, bandız hanım orada bize katıldı. bir sür taklit parfüm getirmiş onlar koklandı sıkıldı, kim neyi beğeniyorsa bu benim dedi... bize inildi. bizde yemek ortasında baldız hanıma kuzenine gitme programı yapıldı ayarlandı, pek istenmesede öbür blogdaki işyerinden arkadaşına gönderildi. bizde kocacışla baş başa kalmış gibi yaptık.. gibi çünkü ben pijama sabahlık moduna geçtim. kocacışta uzun oturup şekerleme yapma moduna geçtiki. bir an içim geçmiş iken aniden bir uynadım sanki yıllardır uyumuşum gibi, seyredeceklerimde bitmiş tv de. ben mutfağa gittim. son yaptıım kabak tatlısı bitiyordu.
bu arada ben bir değişik yapıyormuşumkabağı. kardeşim ve eşi bayılıyor ki bizim gelin hanımın hastalığı turşu acı, tuzlu şeylerdir ama bu tatlıya oda bayılıyor. nasıl yapıyordun diyenlere. pazara gidiyorum hazırlanmış kabaklardan bir paketi gözüme kestiriyorum, alıp eve geliyorum büyük dilim varsa hepsini denkliyorum üzerine karanfil batırıyorum üstlererine şeker döküyorum (bizim damak tadımıza 1 kg kabağa 1/2 kg şeker tam gibi geliyor ama size kalmış yine) bir parçada kabuk tarçın atıyorum aralarına ve ateşe koyuyorum su salıp kaynamaya başladıkdan 5-10 dk sonra zaten püre alma vakiyetine gelmiş oluyor kapatıyorum altını. am abu sırada kabak kendi su salmış oluyor ve kendi şurubunu oluşturuyor. ancak annemin yıllardır yaptığında hiç şurup kalmaz, ve öyle püre vaviyetinde değil daha ağdalı, daha sert olurdu. annemde benim bunu nasıl yaptığımı soruyor. inanın bilmiyorum aynen böyle yapıyorum. neyse bunu yapmıştım. hemen de bitirmiştik. ancak şurubu kalmış ben uyanadığımda. ben öyel bir şeyler atamam, sadece kabak suyu ve şekerden oluimuş şurubu ise hiç atamam:))))
uyku mahmuru haldeyken o şuruba biraz su biraz şeker ekledim içerisinede zencefil koydum. kaynatmaya başladım bir tepsiyede aralıklı olarak tuzsuz etimekleri dizdim. ocaktaki şurup kaynar kaynamaz etimeklere döktüm. üzerine sıcak çikolata vardı içemek için aldığım ancak içimini sevmediğim onu az sütle daha kıvamlı yaptım. onu etimelerein orta çukuruna kaşıkla döktüm. dışarısı - derecelerdeyken soğutmak çok kolay oldu mutfak balkonunda:)))))))
döndüm hazır muhallebi kaynatmaya tembel iş idemeyin gece yarısından sonra baklava açacak halimde yoktu demi ama:)))))))))
onuda döktüm etimeklerin üstüne en üstünede kabakdan kalmış parçaları ezip püre yapoptım onuda nokta süsler gibi serpiştirdim. tatlımı hazır ettim cuma gece yarısından sonra...
sabaha karşı bir vakit de yattım. sabah 9 gibi kalktım. kocacış bir şeyler hazırlamıştı yedik kahve içtik o tv keyfi ve şekerleme yaparken ben evi üstünden üstünde toparladım. salon kapısına elektrik süpürgeyi ve viledayı bırakıp duşa girdim. ben çıktığımda salonuda kocacış yapmıştı. yapmıştı çünkü bana yaptırmamıştı keyif yaptığı için, dolayısıylada keyfi birtince kendi yapmak zorunda kaldı ama bende yokken acayip uydurmuş bu sefer:))))
sonra birlikde çıktık. ben annemlere uğradım annemle market züccaciye vs... derken dolandık. dudaklarım çatlamış o kadar soğuk döndük geldik. annemde bir çorba ve kahve içtik babanemlede birlikde. sonra kocacışla eve döndük ki, o sırada kardeşim aradı işten çok geç çıkacakmış ama bize yeöeğe gelecekmiş. ok dedik. ama henüz akşam olmamıştı teyzemle bir kahve, ben bir şeyler hazırladım. pirinç i ısladım. tavukları soya, bali yoğurt salça, kırmızı biber sosuna batırdım gündüz aldığım sitridye kültür mantarını yıkadım hazırladım. sofrayı kabaca hazırladım veeee tv nin karşınında film seyretmeye uzandım üzerime bir battaniye ile uyuyakalmışım. sonradan kalkıp kocanım tamamladığı sofraya yemekleri yaptım. hep birlikde yedik, bu sefer yılbaşı gecesinden de uzun epey uzun sohpet ettik, müzik dinledik... sonra onlar baldız hanım olmadığından onun evine çıktılar. kahvaltıya geldiklerinde pişmandılar ama olsun:))) donmuşlar bir üst kat ama en son kat olduğundan yada nedne bilmiyorum çok soğuktu diyorlar. ben kullanmadığım odaları kapatıp klima ile ciddi bir sıcaklık sağlıyabiliyorum. zaten ev hiç bir şey yanmadan 20 C yi bulabiliyor. yani ben eve gittiğimde o sıcaklıkda buluyorum evi dışarısı 0C iken de ciddi bir şey klimada kocaman olunca ki salonaun hak ettiğinin iki katı kadar ben i,dare ediyorum anlayacağınız bu kadar yazdım. kombi hala girişte durmakda... takılamadı... ev sahibinin abonelik borcundan dolayı hala proje çıkmıyormuş. bu gün hem kirayı ödeyeceğim hem bunuda konuşurum sanırım. proje sorunu hal olur ise de sanırım bu kış kombi işi zor. dün birde servis arıyor biz takmaya gelelim diye. ee ben şohpeni çıkaramam diyorum neyle yıkanacağım adam bana ne demezmi telefonda..............
allah... tutmayoın beniş olmuşum iş yerimin yemekhanesinde adamla telefon ile görüşürken...
neys eo kısmı hızlı sardım...
pazar sabahı kahvaltı, derken dışarı çıkalım dedik, kardeşim kendine yenir bir ev bakıyor ona biraz bakındık. bir kaçını gezdik ve haliyle avuç içi kadar günlerde akşam oldu bile...
kalan yemeklerde bir şeyler varken bize harhalde bir ay yetecek kadar yeşil mercimek pişirdim... yemedik ama hazır oldui hatta haşladığımın yarısınıda dondurdum. bakalım olacakmı çünkü bunuda ilk kez deniyorum... bu akşam vaktim olursa ve hala bozulmadılarsa kereviz ve pırasayıda pişiriri dolaba atarım. hazır yemek varken yemek pişirmek insanı germöiyor. belki bu gecede kocacış yok. sanırım bu gün planı yetişmez, yetişmezsede gelmem geç vakit annemde kalırım demişti...

aa saat kaç olmuş...
bu günde işim çok öptüm siz...

4 Ocak 2008

off ya zaman nasıl aktı
yeni yıl için iyi dileklerden sonra yeni yılın 4. gününe geldik bile...
zaten bu hafta sevdiğim cüce haftalardan oldu bir ileri iki geri misali. ancak şimdi tatilsiz bir döneme girdik bakalım nasıl idare edeceğiz. bayramdı, bayramdı, yılbaşıydı derkene bitti gitti yenisine kadar. şimdi durmadan git gel...
neyse bu gün cuma ik gün daha bunu düşünmemek gerek.
tatil yok diye işe gelmeyecekde değiliz pazartesi ee o zaman boşuna konuşma desenize bana.
yeni yılın ilk günleri aynı eski yılın günleri gibi geçiyor işten çık eve git, yarım saat 1 saat teyzeme çıkıyorum. bu günlerde bu aralara evde olduğu için baldız hanımda sığmaya çalışıyor olmadı o benim eve döndüğüm zamanlarada taşıyor. akşam bitki çayına denk geldi, oda öksürdüğünden bizimle birlikde bitki çayını içti evine çıktı. canı sıkkındı gerçi. o eşinden boşanmaya çabalıyor, otuzundan sonra iş hayatıyla uğraşırken hastalıkla mücade etmeye çabalıyor...
bu günlerde ckardeşime üzülüyorum ama yürümesini öğreniyormuş gibi elinden tutmamaya çabalıyor. düşe kalka öğrenecek diyorum da, bazende ya öğrenemezse, yada tam düşerse korkuları yaşıyorum. düşe kalka yürümeyide zor öğrendi, şimid kazık yememeyi öğrenebilirmi emin değilim.
kocacış dün cenazede idi, annesi ile birlikde gittiler. annesinin teyzenin kızı yada torunu olabilir tanımadığım için bilmiyorum. önceki gün istanbuldan dönerken geçirdikleri trafik kazasında hayatını kaybetti. oraya gittiler. bnen işte idim diyecemde sanki olmasam gidecekmişim gibi.
dün babanem telefon etti kızım kayınvalideni ara başsağlığı dile, belki hatırlar bu dünyada ölüm var diyerek dedi. ben ne yaptım peki aramadım. neden mi 72 yaşında kadın, annesini, babasını, ilk doğurduğu bebeğini, eşini kaybetmiş ve hala dünyada ölüm olduğunu hatırlamıyorsa şu minik evladından küçük bendenizmi hatırlatacağım dedim. aramadım...
annemler bu hafta pek uğramadılar bana, geçen hafta sonu ucundan kıyısından evi topladım, biraz temizledim falan ama ütü işi kaldı belkiyor gerçi ha gayret desem bir gecede bitecek ama gece gece ütü yapmak pek bir keyifsiz iş ama ya... kimbilir belki bu hafta yaparım diyeceğim ama hayır yapmayacağım. yarın biraz erken kalkmak niyetindeyim. sabah evi toplarım. anneme inerim. şehirde biraz gezinirim. kim bilir aklıma gelir başka yerede uğrarım. ancak her akşam eve karanlıkda girdiğimden akşam üzeri eve gelmek ve güneş varsa ki şimdi var yarında olursa onu batırırken yeni başladığım kitabımı okumak biraz müzik dinlemek istiyorum.
ha güneş erken batıyor ya, belki yemeğe kadar o sırada ütü yapabilirim. o olabilir.
asıl sorun kombi şirketi, projeler basit bir nedenden dolayı onaydan dönmüş ama bize haber veren yok. şimdi o sorun düzeltilecekde, onaya gidecek gelecek ben abone olacağım kombi takılacak ve gaz verilecek. bu durumda bu kış bitecek. bende alın kombinizi münasip... hani oturak yapın kendinize dedim bir bakıma, bak şimdi bile konuya sinirim bozuldu. ne gıcık bir şeydir ya sitede kombi satacaz diye kendileri yırttılar şimdide işlerini takip etmekde zorlanıyorlar. dün sabahTa bu konuşmadan önce eve gelmişler gelmişler. biz kombinizi monte etmeye geldik diyerek. kocacışda tam cenaze için evden çıkacağından müsait olmadığını randevu almalarını bizim evd edurma şansımız olmadığını vs... söylemiş bizim planımızda annemler gelip bekleyeceklerdi. ama o projeden habersiz demiş, annemi çağıracak da vakti olmadığından zamanında çıkması gerektiğinden başından savmış ama günü uzatıyoruz diye üzülmüş. akşam olanlardan habersiz bana anlatıyor, geçmiş olsun dedim. bizim kombinin takılacağı yerde şimdi annemin eski tüplü şohpeni var geçici onu takmıştık banyo yapmak için. o sökülecek kombi takılacak. ve eğer dün kocacış müsait olsaydıda kombiyi taktıraydı biz belkide aylarca sıcak su yüzü göremeyecektik yıkanmak için düşünsenize... gerçekden geçmiş olsun bize.
hani zaten klima ile ısınmaya çalışıyor, iki kişiyizi diyerek gereksi zodaları kapatıyoruz falan da birde olaki sıcak suyumuzdanda olsaydık...
allah korumuş dün bizi yoksa donacaktık bu kış...

31 Aralık 2007




SEVDİKLERİNİZLE, SEVİLDİKLERİNİZLE GÖNLÜNÜZCE...
SAĞLIK, MUTLULUK, HUZUR DOLU BİR YIL OLSUN. SİZİN KENDİNİZ İÇİN DİLEKLERİNİZ BENİMDE SİZLER İÇİN DİLEKLERİM OLSUN 2008 İÇİN
SEVGİLERİMLE

28 Aralık 2007

bu gün cuma

benim ise uyku gözümden akıyor...

çarşamba akşamı kocacış tam ben yatarken şekerlemesinden çıktı bir iki sohpet derken geç yattım.

dün gecekardeşimin eşinin doğum günü idi, oraya gittik.

ee işten çık eve git, yemek ye, çık şehre in, orada otur, anneleri ve bizim komşu baldız hanımı al, annemleri eve bırak annemin çıktığı pazardan pazarlıkları al arabaya bin eve git, baldız hanımla gece yarısı kahvesi iç, hazırlan yat ve sabah kalk buraya gel. bunlar beni bozar. ben günlerce köşesinden neredeyse kalkmamış. bayramı pijamaları ile aynı koltukda geçirmiş biri olarak işe dönmek zaten ağır geldi bir de üstüne iki gece üstü üstüne uykusuzluk ha birde gezmeler bunlar benim gibi kadını bozar:)))))))))))))

neyse annem çok güzel güzelden ziyade çok hafif bir pasta yapmış yaladık yuttuk.

ancak buruk bir doğum günü geçirdik öyle pek eğlenmedik. baldız hanım biliyorsunuz MS hastası çarşamba günü gelen bir atakla iyice kötüleşti. aslında herkes de biraz onun sıkıntısı, üzüntüsü ve gönül yorgunluğu vardı. şimdilik yürüyor ama kötü yürüyor. neyse bu konuyu hızla geçmiş olayım...

ben derinden hırlayarak öksürmeye devam ediyorum...

tekrar dr a gidemedim. her gün vizite için müdürün odasına girip bir sürü plan program ve işle dışarı çıkıyorum..

yılbaşını yatakda geçirmesem bari...

demi ama

BU ARADA HERKESLERE İY HAFTA SONLARI, GÖNLÜNÜZCE GEÇİRİN, KEYİFLE GEÇİRİN, YENİ BİR YILDAN ÖNCEKİ ESKİ YILIN SON HAFTA OSNUNDA SİZİ BEKLİYOR BEKLİYOR OLSUN...

26 Aralık 2007

lalenin bahçesi beni sobelemiş, bunca zaman sesim çıkmadan haber vermeden gitmiş biri olarak dönünce bari hemencecik gönül alayımi yapmam gerekenleri yerine getireyim dedim. sağlık bu ne zaman nerede, nasıl yakalanacağımız hiç belli olmuyor. bir bayram günü gribe yakanmak dışındada daha acı sürprizleri oluyor. o nedenle bu günün işini yarına bırakmadım.

hemen yapamadım ama gelir gelmez yapmış olayım...

bu arada gördüğüm angel, ebrucuk, zehra, denizyıldızı sobelenmemiş bende sizi sobeledim



Yemek olsam : nedendir bilmem ama sanırım pilav olurdum. hemde herçeşinden pilav. içli pilav, domateli pilav, ciğerli, nohutlu.......


Muzik aleti olsam flüt olurdum... en çok onun sesini sakinleştirici buluyorum. bir alternatifte kudüm olabilir.


Araba olsam 4 çeker bir arazi aracı olurdum. çekmeye alışmışım sanırım, kendimi bir anda ona benzettim.


Aylardan Eylül, olurdum. yazın havası, sonbaharın renklerini içinde barındırdığından. ama yazın upuzun günlerindede içim kalırdı:)))


Ayakkabi olsam bu aralar kırmızı tabanlı, yüksek topuklu bir terlik, yada dekolte bir ayakkabı olmak isterim. ama şu aralar cat çizmeden öteye geçemem


Kiyafet olsam ipekli, kadife... pijama sabahlık!
ben bu gün işe geldim...
bayram yazısı yazamadım çünkü bayramı bir fark edemedim.
ama yined eöncelikle herkesin geçmişde olsa bayramını kutlamak isterim.
en çokda üşenmeden bana uğrayan ve bayramımı ( benim gibi değil zamanında) kutlayan herkese kocaman öpücükler gönderiyorum buradan.
ben size son yazımı yazdım çıktım gittim ve işe dönmedim.

iki hafta önce, önce beynim döndü, sonra sinir sistemim boşaldı ve ben 3 gün izin kullandım.

o daha yetmedi derken nezle oldum.
nezle faranjite faranjit girbe grip de artık her neye çevirdi ise onu henüz öğrenemedim yattım kaldım.
aslında yattım kaldım mecazi çünkü yatamıyordum vardığım son noktada yastıklara dayalı oturarak uyudum bir kaç gece çarpıntı ve nefes darlığı ne zormuş. bunu sürekli yaşayanlara allah kolaylık versin dedim durdum. sigara içmeye devam edersem böyle bir yaşlılığın ( ki yaşlanabilirsem) beni beklediği düşündüm.
az önce angel78 ilede aynı görüşleri paylaştığımızı fark ettik.
ama dönecek halde olmasamda, işe döndüm ay başı geliyor personel maaş ödemesi var öncelikle. sonra bekleyen işleri saymıyorum.
aslında itiraf ediyorum evde ADSL bağlandı. amma
kombi kapı girişimde kolili hali ile bizi ısıtmıyor.
kablosuz modemi kocacış oğluşuna götürmüştü, kablolu modem ise arka odada orada klima yok, ve bayramda hava çok soğuktu, ayrıcada ben hasta idim... beni affedin yani...

ayrıcada bayramda hasta ve evde tek başınaydım. anladım ki evler insanlarla ısınıyor. bir başınıza evde n eyakarsanız yakın bir ısıtmanız mümkün değilmiş:))))

11 Aralık 2007

değişiklik yaptım günlerden salı ve ben yine yazıyorum
hehe:)))))))))
neşeliyim sanmayın
ama vakit olunca bir ceee eee yapıp bir iki kim ne yapmış bakmadan edimiyorum.
sakin bir akşam geçirdim.
hava lodas ya benim yüzüm uyuştu zaten.
akşam birde üşümeme başlayınca kocacış çok korktu çok. benm tarihimde üşümediğim zaman öyle nadir ki anlatılamaz ben temmuz da çorap giyenlerdenim. yada temmuz antalyada çıtım çıkmaz desem gerekli detay olurmu bilmem. yandığım yada off dediğim gün sayısı 3 ü geçmez sanırım. e hal böyleyken kocacışa akşam kapat şu klimayı terliyecem deyince aklı çıktı:))))
ateşime bakıldı, yanıma sokulundu konuşuldu:)))))))))))
demek aykırı davranmakda iyi fikirmiş hiç düşünmemiştim:)))))))))))))
işler aynı işler cuma size iyi haftalar diyemem büyük ihtimalle, şimdiden çok yoğun olmayı planlıyorumda tabiiki hiç de belli olmaz:))))))))))
bu akşam binbir gece var seyridilecek o
iki haftadır seyrettiğim filmler var size yazmak istediğim ama önce sizi bir gezeyim vakit kalırsa yazarım?
hadi herkese kolay gelsin...

10 Aralık 2007

yine pazartesi
:(((((
nasıl geçti hafta sonu anlamadım...
anlamakda istemedim...
son zamanlarda oldukça agresif, değişik bir ruh halindeyim.
kimsede bu halime alışamadı sanırım.
biraz kırıcı, yıpratıcı olabiliyorum
bunu artık kendimin kırılacak yıpranacak yeri kalmadığı bu konuda kendimde bıçak kemiğe dayandığı için yapıyorum sanırım.
aslında iyide yapıyorum. alttan aldıkça herkes tepene çıkıyor derler ya aynen öyle oldu
herkes yardım istiyor ama akıl istemiyor
herkes anlayış isteyor ama vermiyor
herkes saygı bekliyor ama göstermiyor
yada sadece kendine göre bir miktar yada kendine göre yerlerde
herkes her istediği olsun istiyor
benim isteklerimde onlarınkiyle çakışmıyorsa olmasında bir mahsur yok modundalar.
bende son zamanlarda bunlara ciddi bir isyan gösteriyorum ve hatlar karışıyor..
kavgalar kızgınlıklar ölçüsüzlükler yaşanıyor ne yazıkki
ve sonuçmu
tamamı neredeyse migrene gitmiş bir pazar günü, ve ardındaki yorgunluk...
havalar soğudu canım hiç bir şey yapmak istemiyor zaten
ama o sinirle cumartesi ortalığı yakıp yıkıp anneme uğradım.
geçen hafta annem bende olduğundan cumaretsi pek işim yoktu cumartesi sabahının tamamı ADSl bağlantısının kurulması için çıkan aksiliğe gitti.ardından gelen küçük kıyametle evden çıktım
anneme uğradım
oradan onunla hafif bir çarşı tutu yaptık,insan içine çıkayım bir şeyler göreyim dedim.
malumşehir dışında oturup izole bir yerde çalışınca, ihtiyaçdan oluyordur dedim. aslında hiçde farkında değildim ya, ama öyledir öyledir diyerek çıktım.
çorapçıya uğradık. ay ne çeşitler çıkmış içimden hepsini almak geldi
daha öncede yazmıştım şöyle janjanlı, kokoş şeylere gidiyor son zamanlarda gözüm.
ama yapmadım ihtiyacımı aldım.
diğerleri için aha şu kız etekmi görüyorki artık alsın onları daha evdekileri kullanmadın dedim kendi kendime. aslında o arada annemde beğendi hafifi bir gaz verdi alayım diyerek. hatta ben hediye alayım dedi. ona da sonrada aynı şeyleri dedim. evde ki pembe üzerine gül deseni olan çoraplarımı daha bir kere giymedim. oysaki siyah kısa pantolonum altına almıştım üzerinede pembe giymek için. ha birde ben hep çizme giyerimki pantolonla ne işim olacak.
ay uzattımda uzattım, alt tarafı çorap baktım ama inanın giyisiden çok çeşit var sandım bir an
sonra bu japon pazarı, tahtakale yada milyoncu gibi isimleri olan yerlerden birine girdim.
pencereye yeni yıl ışığı aldım ama salona taktığımda tv seyrederken rahatsız etti, bu gece mutfağa almaya karar verdim. belki banyoyada alırım 1,5 ytl ne komik geldi:))))
mutfağa askı aldım ama daha bir şey asamadan attı kendini dün gece. sanırım aşırı parlak fayanslardan banyodada yapışkanlı bir şey durmaz halde... illaki matkapla delinecek ne gıcık bir şey. kiralık evde bir yere zarar vermek istemiyorum ama elden ne gelir. başka neler alsım bilemiyorum i,şte ıvır zıvır. sanırım bende tüm kadınlar gibi bir anda alışveriş canavarı olup çıktım ve ufacık şeylerde olsa almak eylemi benide mi ne rahatlat nedir. şeytan prada giyer gibi. benide kurtulmaya çalıştığım kadınlık güdüleri esir mi aldı nedir????
eve geldim kardeşi,m ve eşi bize geldi
kocacış alkollü yemek yapmaya girdiki zaten yemeğimiz vardı...
ve yemeğin orta yerinde wok tava mutfağın yerinde...
ona bir şey demedim kazadır diyerek amma velakin dökülenlerin üstüne basa basa banyoya gitmeye kalkması ile bir kopmuşum ki allahhhhhh...
ne kardeşimin ne eşinin orada olduğunu unuttum....
kıyamet koptu... saygısızlık bu başka şey değil diyerek.
ama ısrarla döktüğümiçin bağrılıyor ban atiriplerinde takılı kaldı
o gerginlikle yemek yendi
kardeşşim sızdı ardından kocacış sızdı
biz ben, kardeşimin eşi ve (ablası) baldız hanım bayan dedikodusuna başladık mutfakda bitki çayı eşliğinde
sabah kalvaltısı bizim standartlarımıza göre çok geç kardeşimin standartlarında yapıldı ve kahve faslı bitmeden çokdan benim başım tutmuştu.
pijamalarım fdün hiç çıkmadı üstümden bir yatakdan kalktım diğerine yattım resmen.
gece hafifilediğinde bir duş alabildim. gece yarısı gibi yattım ve tabiiki onca ağrı kesici sonucu yine uyuyabildim...
ancak hala sersem gibiyim.
aslında bu ağrılar sitres kadar düzenli olarak barametrik olarak geliyor. hava yağmura dönünce benim ağrılar iyice artıyor. ben kışı olmayan ülkelere göçmeliyim:))))))))
dilerim hafta sonuna rağmen iyi bir hafta geçer...
ve hepinizeee iyi haftalar diliyorum...

5 Aralık 2007

yani başım önümde ayak uçlarıma baka baka
alt dudağımı sarkıtıp
parmaklarımla oynayarak geldim buraya
kafamı kaldırıp bakamıyorum bile, ne deseniz susmaya hazırım.
cuma dedim olmadı, pazartesi dedim olmadı, tekrar cuma bir sonraki pazartesi yine yine olmadı ve geldik çarşambaya
aslında hafta sonu nefes alıyorum. ama ondada hala telefonum bağlanmadı.
evdeyken benden size hala pek hayır yok sanırım.
neyse gelelim neler yaptığıma
işleri geçeyim bunların artık yaza kadar dur durak bileceği yok inandım.
sonracığıma
evde mi orada hala üşüyorum, bu nedenle ağır kanlı, ağır kanlı işler yapabiliyorum.
ama yine orada hayat idare eder durumda.
artık kocacış gecenin bir vakitlerinden önce yemek yemeği öğreniyor.
normal saatte yemek yiyince geceleri meyve yemeğe, tv karşısında keyif yapıp yayılmaya haliyle biraz toparlanmaya vakit kalıyor.
ama yinede sanırım çok yorgunum ki hep uykum var. gerçi bunda evimizin ultra loş ışıklandırmasınında faydası mutlaka vardır ama:))))))))))))
geçen cuma akşamı sanırım çok uzun yıllar sonra yada belkide ilk kez doğumundan henüz 1 saat geçmiş bebek sevmeye gittik. sevmeye dedim yalan aslında bakamadık bile. biz anneye gitmiş olduk bebek öyle yumuk yumuk tuki:)))))))))) anne gayet sağlıklıydı. erkek bebek olduğundan masmavi bir oda hazırlamış hastane. süsülü çıkulatamızı yedik fazla kalmadan kuzenimin evine gittik. aslında tam bir sürpriz oldu denebilir. onlarada o gün dolap takılmış ev kalkmış gidiyor birde biz gittik tam olsu ve gece yarılarından sonraya kadar epey güldük sohpet ettik resmen hepimize terapi oldu. iş evdeki dağınıklı gören olmadı resmen. sohpet hoş olunc aunutuldu ee cumartesi eve gelip beredeyse sabaha karşı yatılınca cumartesi sabahı kavramı yok oldu. kalkıp kahvaltı yapıp yayıla yayıla temizlik yaptım denebilir. sonra teyzem kahveye geldi ve yemekden sonra bizim malum gece yarısı kuşları geldiler. önce baldız hanıma bir merhaba demişler. orası epey kalabalıkmış. sonra bizim tenha hatta boş sayılabilecek evimize indiler. gerçi kardeşimin eşi bir kaç kere indi bindi ablasına bakmaya ama kardeşim eline bir kadeh rakı, yanına peynir, haydari, elma gibi dolapda dişine uyan ne bulduysa koyduğu tabağı aldı bir yere bir çöreklendi orada uyudu bile:)))))))))))))))
anlaycağınız bu hafta sonu bol bol sabahladım ve pazartesi uykusuz bir halde haftaya başladım.
ama çok takmadım. nasılsa çok yoruluyorum bari gönlümce bir hafta sonu geçirmiştim. ama pazar günü çıktığımız pazar hariç, o pazara bir daha çıkmama kararı aldık...
şimdi benim durum kısaca bu diyerek esas ben sizi gezmeye gideyim.
kim ne yapmış, ne alemde falan...
meraktayım, özlemdeyim yani....

29 Kasım 2007

VARAN-1 : BİTTİ

evet arkadaşlar biz neredeyse koca işletmeyi toptan ihaleye çıkardık
sigortalanma ihalesi, bağımsız denetim ihalesi, yedek parça ihalesi, bakım ihalesi derkene derkene birinciyi bitirdik ikinciyi yarıladık.
hani diyeceksiniz eskisi gibi buradamısın inanın bilmiyorum.
aslında sabah iş yerime kocacış uğradı, aslında yüzünede pek bakamadım ama türk telekom grevi bittimiş gibi bir şey mi dedi ne, bana mı öyle geldi, gerçi ardından da eve uğrayacakmısın dedi:)))))) yani eve telefon ADSL falan da bağlansa bize yani sizlere ve bana pek faydası olmazdı bu aralar. kocacışla birbirimizi birimiz uyur diğeri uyanık denk gelince görür olduk.
hehe :))))))
pek komik
büyükşehirde yaşayan önemli kariyer sahipleri gibi olduk:))))))))
aslında eve gidesimde yok donmuyorummmmmmm
evin içi belki çok soğuk değil ama
kapı girişinde kombi bize bakmakda her giriş çıkışımızda
ancak siteye gelen doğal gaz hala dağıtılamadı.
ay ne salak bir yönetimdir merkezi sistemi kurulmuş kaloriferi doğalgaza şak şak çeviremedi komb sistemi çiin kendi yırttı da onuda beceremedi bu soğukda klima ile idare et olduk.
eve gidince duş, iki lokma ve yatak durumundayım. banyodan çıkınca nemli kafa ile soğuk evde uyudukça sormayın halimi sırtım kazık gibi baş ağrısı sinizüt ağrısı sanki yoktuda...
bu gece karşeşimin doğum günü
nispeten sakin bir günün ardındna vaktinde çıkıp eve gitmek duşa alıp iki lokma atıştırıp onlara gitme niyetindeyim...
aslında hiç bir şey alamadımi, hiç bir organizasyon ayapamadım. anne ile babanade oraya gelecekler gelirken pasta ve bir tuzlu işini annem hal edecek. ben oraya vardığımda açık dükkanda bulamam ki şimdi koca adama ayak üstü oyuncak alınamayacağına göre, çiçekğide hiç takmaz ay ne yapmak lazım bilemedim.
şimdi şımarırı kuru kuru yaş günümü olur der kapıdan her girene
en iyisi evden bir şişe şarapla ıslak günü yapmaya mı gitsek:)))))))
ay bakarmısınız bunca işe rağmen hala gıcık ve soğuk espirilerime devam edebiliyorum...
karamsar tabloyu şimdilik geçelim. iş yerinde iş yapabilen halimle devam edelim. eve gelsin ADSL ben size bir bunalım yazıda yazarım:))))))))))))))))
ay bu arada bir bilen varsa allah rızası için yardım etsin. bunca sıkışıklıkda
ben koş koş yaparken
br anda saçlarım deli gibi yağlanır oldular hemde ne deli gibi ama. akşam yatarken yaptığım banyodan sonra ertesi gün akşamı çıkarmıyor saçlarım. bunun ilk oladuğu hafta gittim röfle yaptırdım ( onu biliyorsunuz) ama boşuna öğleden sonra, helede ihale dosyalarıiçin gelecekler varsa jöle vask neyin varsa işte uçlarına sür sanki ıslakmış gibi şekil ver, ama boşuna ha diyeyim. ama sadece kendimi kandırıyorummmm derkene acil bir telefonla yazımız kesiliyor. yarın SSK malum ve beyannamerde bir sorun olabilir
herkesi öptüm byyyyyyye

26 Kasım 2007

gelmedim gelmedimmm
sadece bir göz kırpıp bir laf atıp gideceğim.
işler beklediğimden sandığımdan da yoğun gidiyor. eklenen sürprizlerle eve zor gidiyorum.
şimdi iki iş arasında öğle vakti geldi. ikinciye geçmeden yemeğe gideyim dedim. yemeğe çıkmadan da, çıkmak dediğimde 20 mötedeki yemekhane neyse işte oraya gitmeden selam diyeyim dedim.
iyimiyim bilmiyorum, hiç bir şey bilmiyorum robot gibi takıldım işlerim peşine...
size zaman vermiyorum söz vermiştim geçen hafta yerine getiremedim ya, o nedenle ilk fırsatta burada sizinleyim
hepinizi özledimmm
öptüm
herkese iyi haftalar...

19 Kasım 2007

herkeslere iyi haftalar

burayı sizleri ihmal etmiş değilim ancak açtığım yazfa yorum yazamadan akşama kadar açık klabiliyor bu aralar malum yılbaşına şunun surasın 40 gün kaldı ve bizim şirketin ihaleleri ardı ardına şartnameler, listeler, ön hazılıklar, ihale dosyaları, almaya gelenler teslime gelenler, teklif değerlendirmeler vee her zamanki rutin işler. normalden yarım saat geç çıkarsam şanslıyım dediğim günler yaşamaya başladım. birde hala ve hala sekreterimiz yok.
personel ilgi bekliyor ay sonu bordro bekliyor derkeneeeeee
ben size uğrasam iz bırakamaz, yada yazı ekleymez gibi oldum biliyorum
orta karar bir haftadan sonra
ben size hafta sonumu yarın anlatsam olurmu söz erkenden, gelir gelmez yazıvereyim.
ama şimdi işleri toparlasam.
çok unutur atlar oldum...
kısaca dağıldım....

16 Kasım 2007


Zaman geçiyor..
Hayat akıyor..
Mesafe ayırıyor..
Aşk büyüyor..
Sonra azalıyor..
Kalpler kırılıyor..
Kocalar evde bir yerde duruyor..
Veya evlilikler mahkemede son buluyor..
Sevgililer değişip duruyor..
Erkekler arayacaklarını söyleyip, aramıyor..
İşler geliyor ve gidiyor..
Ebeveynler ölüp gidiyor..
Komşular değişiyor..
Ama kız arkadaşlar hep oradalar...
Siz onları bırakmadığınız sürece..
Geçen yıllar ve arada kaç km. mesafe olduğu hiç önemli değil..
Bir kız arkadaş, hiçbir zaman ona ihtiyaç duyduğumuzdan daha uzak değil..
Hayatınız içinde, öyle ya da böyle, yakın ya da uzak..
Tüm Kız Arkadaşlara Sevgiyle...


bu sabah mail kutumu ( Hernasılsa) erkenden açtım.
eski çok eski taaa ilk üniversite mezuniyetimden bir arkadaşdan bu gelmişti. bir an düşündüm onu çok mu ihmail ettim diye. evet ettim hemde uzun yıllar ettim. bizi tanıştıran ortak arkadaşımızı yıllar önce bir trafik kazasında kaybettikten sonra birbirimizi ihmal ettik. kaybettiğimizi birbirimize hatırlattığımız için ama ne zaman görüşsek aradan hiç zaman geçmemiş gibi gelir bize...
ben de bu günkü yazıma bununla başlamak istedim...

HEPİNİZE GÖNLÜNÜZCE BİR HAFTA SONU DİLİYORUM.

12 Kasım 2007

HAFTA BAŞI
BİR PAZARTESİ DAHA

YOK YOK KASVETLİ YAZMAYACAĞIM BU SEFER, SAĞLIK OLSUNDA VARSIN PAZARTESİ OLSUN:))))))))))))

YORUMLARI OKUDUM HEPİNİZE TEK TEK DÖNECEĞİM AMA ÖNCE HAFTA SONUNU BİLDİREYİM...

ben evimi su bastı su aldı nem derken, memleketi sular aldı, gerçi cumartesi de bir kaç noktadan içeri sızmaya teşebbüs ettiler ama, ben daha ne sızıntılar, akıntılar gördüm, siz nesinzi ki dedim:))))))) ve kuaföre gittim. artık iyice sarışınım. meğer saçlarım uzamış omuzlarımın altına inmişmiş, boyadan röfleden sonra, bir kesim. şimdi model diyeceksiniz biz ona ihtiyaca uygun dedik. hani seda sayanlari victoria beckam arası bir şeyler gibi desem... parfümeriye gidildi, acil ihtiyaçlar alınırken 50M mesafede yağmura yakanıldı, ama hala su önemsenmemeye devam ediliyor:) akşam eve gelindi, yemeğe gelecek olan kardeşim ve eşi 23:30 a kadar beklenildi, ve
na na nanammmmmm
tok geldiler
kimse parçalanmadı, bir şey denilmedi ama intikamım acı olacak denildi, yemek için geldiler 1 saat durup baldız hanıma çıktılar.
sabah simit gevrek almaya giden kocacış kardeşimi çağırdı, birlikde gittiler bende kahvaltıyı hazırladım ama kurmadım. haklıydımda, yukarı çıkan kardeşim hemen indi sen onlardan bizimkileri ver dedi çıktı...
bende başladım:
kötüyüm ben kötüyüm, hasta eder...
şarkısını söylemeye
biz bir güzel kahvaltımızı yaptık, kahvemizi içtik. tam dışarı çıkıyorduk ki ev sahibim aradı, buluştuk evin kombisini aldık. bize dönüp birer kahve içtik. onlarda evlerinin döşenmiş halini gördüler. onların ardından çıktık. ama bizim çıktığımız saat maçlara yarım saat kalaydı, lig tv kartını alıp gelen kardeşim baldız hanımdaydı, ve baldız hanımda o kartı takacak decoder yok, bende var, bende çıkınca!!!
maçları seyretmek için evlerine dönmek zorunda kaldılar:))))))))))))))
siz kahvaltıda bana tepki gösterirmisiniz????
ben de sizi takmam
anneme gittik
misss ler gibi patlıcanlı börek yedik, kahve içtik
market yaptık eve geldik...
ne kadar kötü bir görümce olduğumu konuştuk:)))))))))))))))))))
erken uyumak niyetinde olsamda gerçekleşemedi miskinliğimden:))
tv seyredemedim. bizimki servside, idareten verilenide benim gözler görmez, çok parlıyor titreşiyor falan... idareten göz ucu ile bakındım ama, o kadar...

şimdide vakit buldukça sizleri gezeyim bakalım sizlerde neler var yok

8 Kasım 2007

SON DURUM

hepinize teşekkürler, beni merak eden, benim adıma üzülen, beni düşünen hepinize....
bende son dk. durumu bildiriyorum.

mutfakdaki akıntı durdu..
duvarlar hızla kurumakta, yağmura rağmen
alçıpan iyi bir malzeme normal duvara göre 10 kat hızlı kuruduğunu bile söyleyebilirim.
banyoda 30 saatlik yasak kalktı o süre boyunca kuru olan banyo, dün benim koşa koşa duşa girmemle yine sulak arazi durumuna döndü. bataklık değil ama henüz.
neden?
kocacış eve gelemiyor onun gibi 100 kg mı aşkın bir adamın 12 saat ıslanmadan durabilmesi beklenemez demi ama
annem ve babanem bendeler.
her akşam erkenden yemek yiyoruz.
dizi başına geçiyoruz geç vakte kadar dizi seyrediyoruz, ben uyuklarken onlar diziler bitti diye sohpet etmek istiyor:(((((((((
kocacış sulak arazilerden gitti.
izmir e annesinin evinde...
geri döner herhalde...
tv hala yapılamadı
görevimiz tehlikeyi seyrederken özendi herhalde kendini imha edemiyor o hırsla kapatıyor kendini
tekrar açılıyor ama
bu gün servise yolculuğu var sanırım enerji beslemesinde bir sorun var.
besleme kelimesi bana hep kemalettin tuğcu romanlarını anlatıyor. burada durum o kadar duygusalmı ki dedim.
değildir dedi iş yerindeki arkadaşlar:))))))) bu seferki cidden teknik bir konu imiş:)))))))))
evde geçici tv var bu gece:))))))))))
bu tv bu eve yakışmadı intihar ediyor bile olabilir. o kocaman manzaralı solanların tv si nede olsa:))))))))))))))
bu basit evde daral geldi, bunalıma girdimiki bizimki ve dr a gitmiş mi oldu şimdi:)))))))))))
bu sabah işe geç gelmek istedim, ama iş yerim beni acilen aldırdı.
iş yerimdeki tüm odaların anahtarını bilgisayara bakım yapan çocuk server odasında unutup kapıyı kilitlemiş. hepimiz kolidorda zaman geçirdik
çok neşeli oldu,
sabah gayri ciddi iş toplantısı yapıldı bir süre, hemde ayak üstü:)))))))))))))))))))))
bu akşam ne dizi var ki???????

7 Kasım 2007

yok yok bir bebeğim olacak ve adı SU olacak bakın kesin demişti dersiniz, en azından adlarından biri olmalı. çünkü ben evlendim evleneli çok sulu, sulak bir evliliğim oldu.

resmen öyle ama

akşam kocacış yoktu, annemler bendeydi (nedenini birazdan anlatacağım zaten. ) baldız hanımda indi ve bir kez daha aynı şeyleri ardı ardına check edince şaka gibi olduk. hani birine anlatsan inanmaz denilecek kadar.

hastalığımı bir anda geçtim. hala boğazım ağrıyor, buralardada havalar soğudu kışlık vari hırkalar çıktı falanda. ama evimi su bastı. üstelik evet bir kez daha...

şimdi siz bana haklı olarak inanmazsınız. ama insanın bir şey kaderine yazılmışsa kaçamıyor işte.

annemlerde bundan dolayı bendeler. dün sabah geldiler tesisatçı beklemeye:)))

gülüyorum artık, çünkü alıştım.

dün sabah mutfağım ortasında damlayan sularla evden çıkmıştım:)))

evet üst katın kombisi durumu abartmış benim mutfağın bir köşesi, tavanı duvarların bir kısmı sırılsıklam oldu, yetmedi birde onlarca yerden damlamaya başladı.

hafta sonu sözde silikonları sorunlu banyamo bakıldı, yapıldı. ama dün sabah için kocacışla ve ben de duşa girince banyo eşiğe kadar su doldu:))))

evet girişte mutfak damlıyor, banyo taşıyor arkada çamaşırlıklarda çamaşır kuruyor ev nemden nefes alınmaz haldeydi. hastalığımı unuttum. adrenalin en iyi ilaçmış. hani kanınız damlamıyor aklmıyor derler ya aynen doğru. dün akşama kadar hissizleşmiştim.

demek bundan sonra hastalanınca acil adrenalin pompalıyacak şeyler hayatıma katılacak.

:)))))))))))))))

5 Kasım 2007

yine bir pazartesi
yine işin başındayız
ancak öncelikle bu light bir pazartesi ve geç olduğüundan da kısa bir pazartesi...
müdürüm bu hafta izinli, ve ben rahatsızlığım nedeni ile işe yeni geldim bu gün kısa ve çabucak geçecek diye bekliyorum.
cuma akşamı uyumadan önce içmiş olduğum kas gevşetici ve ağrı kesiciler toplamı 5 i bulmuştu. koltukda uyuyakalmışım tv karşısında uyandığımda saat 03:50 idi...
ilaçlardan içim kıyılmış. bir iki lokma atıştırdım gibi yaptım gittim yattım. sabah kalkınca sersem gibiydim. evle ilgilenmedim bile kuaförüm beni salladı, elinde cumartesi ve pazar 2 şer düğün gurubu varmış sen gelme seninle ilgilenemem dedi. satılsım yani son dakikada. bizde evle hiç ilgilenmeden kocacışla çıktık. o bir karabasına gitti bende iş yerinden bir mühendis bir arkadaşın annesine uğradım. oradan kocacışla pazara gittik. pazardan markete teyzeme uğradık onuda aldık eve geldikç zaten hava kararmak üzereydi. ben olan yemeklerle yanına salata ekleri ile bir şeyler hazırladım. ve pazardan aldığımzı tekirleri koyduk. küçük parmağım kadar olanlarına bayılırım ben cips niyetine diyerek. pazardada bulunca ben hop atladım. kardeşimle eşinide çağırdık. baldız hanım zaten çağrılması kolay sonradan bize baldız hanımın erkek kardeşine eklendi. rakı balık ve sohpete eşlik etti, onlarada zeki müren cd si aşlik etti. vatanı kurtardık. ekonomiyi çözdük. biraz dedikodu yaptık. gece yarısını çokdan geçtik. kardeşim ve eşi bizde akldı. baldız hanım ve kardeşi yukarı çıktı.
pazar sabahı, kardeşim iş nöbeti için erkende 1-1,5 saat kadar gitti. geldiğinde elinde sıcak ekmek ve taban simidi vardı taban simidi, nohutlu undan yapılan bir başka çeşit simit, daha açık renk daha geniş ve yassı bir simit ( ay bak ben bildiğimden hiç düşünemedim fotoğrafını çekmeyi, şimdi geldi aklıma bir paşka pazara fotoğraflanmalılar:)))))))))) bizde çayı demlemiştik sohra kuruyorduk. balkona kuramadık bu hafta. güneş beynimizi pişirecek sandık o kadar güneşli ve sıcakdı. kalvaltımız yaprk onlar yukarı çıktı ben duşa girdim. toparlandım. kır kahvesine gittik. doğa ile iç içe ve su sesi ile birer kahve içiyorduk ki, biz oturduk, kahveler geldi biz yeşilliklere bakıp akan derenin sesini dinledik. ne zamandır ilk kez bu derede su sesi var diyordur. o sırada treking den inen bir grup da yan masalara otuyordu ki yağmur başladı. alel acale kahvemizi bitirdik hesabı ödedik arabaya bindik. yağmur başlamıştı. oradan annemlere uğradık ki annemlerde otururken enim konum yağmur başlamıştı hava karardı erkenden, ve ben orada birden üşümeye balşladım ve gittik çede ciddi ciddi üşüdüm. yemeğe kalmadan kalktık eve geldik ben bir yattım ki o yatış akşam yemeğini falan kocacış hazırladı, topladı. ben sonradan bir ara kalkıp sadece bulaşıkları toplamaya gittim ki onu kocacış beceremiyor:))) ama keşke bıraksaydımda yerlerinde dursaydılar. pazar sabahdan beri kombi taktıran üst komşumdan bize su damlamaya başlamış. hemde öyle az buz değil. duvar tavan sırılsıklam olmuş da damlamaya bile başlamış. o sırada kocacışda yukarı çıkmıştı baldız hanım anneleri gelmiş bir merhaba demeye. bende üst komşuma çıktım ay komşum dediğime bakmayın dün gece ilk kez gördüm. oda eşi yok yanlızmış ne yapacağını bilmiyor. geldim yattım. kocacış ben uyumadan gelmişti ama kalkmadım. aslında çok sinirlenmedimde, evlendiğimden beri üçüncü evimdeyim ve hepsindede bir şekilde ben su problemi yaşıyorum. be seferki yatak odam değil nasılsa dedim. yere kimse kaymasın diye bir havlu attım, yattım. zaten keyfim yok.
bu günde sabah 09:30 da yatakdan kalkabildim. kocacış saat 10:00 da beni işe bırakmıştı. 2 saat geç kaldım ama,
dedim ya bu gün kısa ve light bir pazartesi olacak iyice hastanamaz isem.
cuma akşamı kendi bilgisayarımıda bakıma göndemiştim. şimdi sekreterlikteyim. bu haftanın işlerinin çoğunu geçen haftadan müdür gideceği için bitirmiştim...
hastayım ama yinede iyi bir hafta ümit ediyorum ben
hepinizede güzel bir hafta ama illaki sağlıklı bir hafta diliyorum...

ay ay!! nihayet dün akşam "şeytan marka giyer" i seyrettim. ne zamandır istiyordum. seyretmemekle belki bir şey kaybetmemişim ama ben öyle uzanmış haldeyken hoş vakti geçirdim.

2 Kasım 2007

apartman

lale abla bana sizin apartman kadınlar kahvesi gibi olmuş deyince aklıma geldi

kadınlar kahvesi ne ki dedim..

şimdi apatmana ilk teyzem taşındı, ardından ben, en çok o orada diyerek o bloğu seçtik zaten. sonrada ben oradayım diye baldız hanım.

benim kaşı dairemin üstü baldız hanım. onun yan tarafıda teyzem. yani bizi toplasan büyükçe bir villanın içinde yaşıyor gibiyiz:)))))))

ama şimdi baldız hanımda köpekler evet birde yavru var olduğu için ben gitmiyorum. ha ne değişiyor pek değişen yok sadece ben baldız hanıma gitmemiş oluyorum. o bana geliyor...

amma işten çıkıp eve varınca. dolapdan yemekler çıkıyor yada pişecekler ocağa konuyor. hop teyzeme baldız hanım o sırada çalışıyor oluyor. ben ve teyzem her akşam bir kahve ve bir sigara ile iki laflıyoruz. ardından ben iniyorum kalanı kocacış tamamlamış oluyor, biz sofraya oturuyoruz. sofradan sonra duş, tv derken bizim yemek üstü kahve keyfimize baldız hanım kocası ile yetişiyor. onlarla iki lafla bunlar standardımız.

bunlar dışında

kocacış kafasına esince baldız hanıma çıkıyordu ama şimdilerde azaldı. teyzemn kocacı yoksa bize iniyorlar falanda var. birde hafta sonu varki

onlar brunch, kahvaltı, sabah kahvesi gece yarısı hatta gece yarısı üstü sohpetleri olarak çeşitlenmekde

aramızda hafta sonları sabahlıkla dolaşanlarımız var ki; bu en çok ben oluyorum.

baldız hanım pek bir kokoştur. teyzemle baldız hanım aynı iş yerinde zaten:)))) onlar yerel bir tv de. teyzem sahibi olur birazcık. baldız hanım haber spikeri onlar biraz dikkat ederler. bendeniz basit çalışan ve şöhretle tanışmamış olarak :)))))))))) gayet rahatım tahmin ettiğiniz gibi.

bizim apartmanda durumlar böyle...
aslında bizde sohpet hareretli, konu bol ve çeşitli
ama şimdi oturup size anlatsım valla bayılırsınız, hatlarınız karışır kıyamam ben size...
belki arada usul usul sizide alırım sohpetin içine ne dersiniz?
:))))